* * * Bu da ne demekti? Anlamıyordum, beynim durmuştu sanki. "Doktor, ne diyorsun sen?" diye tepki verdim. Haris, araya girip, "Bebek mi?" diye sordu. Han kaskatı kesilmiş gibiydi. "Evet, bebeği kaybettik. Annenin durumu iyi, başınız sağ olsun," deyip gittiğinde, geride üç enkaz bırakmıştı. Üzüntü ve acı kelimeleri bizim durumumuzu anlatmaya yetmiyordu. Bu büyük bir yıkımdı ve biz hep beraber bu yıkımın altında kaldık. Ellerimi saçlarımın arasına geçirdim, ağzım açık, gözlerim kocaman açılmış halde dehşet içinde Han'a doğru baktım. Etrafımda döndüm, Haris'in gözleriyle karşılaştım. Biraz daha döndüm, bir sağa bir sola gitti ve adeta delirip kendime geldim. Duvara yaslanmış, bitik halde dursa da gözüme iblis gibi görünen Han'ın yakasına yapışırken buldum kendimi. Silkerek, "Senin yüzü

