* * * Günler geçmişti. Han, evde bir gölge gibi dolaşıyor, neredeyse kimseyle konuşmuyordu. Demet ise kendini tamamen kapatmıştı. Hastaneden çıkalı birkaç gün olmuştu ama sanki o gün hastanede bırakmıştı bir parçasını. Sessizdi, konuşmuyor, yüzü ifadesiz bir haldeydı. Gözlerinin derinlerinde ise tarifsiz bir acı vardı. Ben de tam olarak ne yapacağımı bilemiyordum. Han’a bir kere daha yaklaşmaya çalışmıştım, Harin’in durumu gittikçe kötüleşiyordu ve acilen bir şeyler yapılmalıydı. Ama Han’ın duvarları o kadar kalındı ki ona ulaşmak neredeyse imkânsızdı. Son görüşmemizden sonra aramızda derin bir sessizlik oluşmuştu. Can... Kardeşim... O beni hep aradı, günde en az iki kez ama aramaları yanıtlamayıp onu ya cevapsız bıraktım, ya da "yazma, arama, sorma beni artık" diye mesajlar attım. Çün

