bc

KALP SANCISI

book_age12+
593
TAKİP ET
5.4K
OKU
heir/heiress
serious
love at the first sight
assistant
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Kalp Sancısı

Güç, ihtişam ve acı dolu sırlarla örülü bir dünyanın kapısını aralayın…İstanbul’un en parlak iş adamlarından Deran Sayar , soğuk bakışlarının ardında kimsenin bilmediği derin bir geçmiş taşırken; Simay, kalbinin ritmini altüst eden bir fırtınanın tam ortasında kalır.

Bir anda başlayan yasak çekim, her ikisini de hem tutkuyla hem de tehlikeyle sınar.Görkemli ofislerin pırıltısı, lüks arabaların ışıltısı ve şehrin gece yarısı yankılanan sessizliği…

Hepsi, bir çift kalbin attığı o tek cümlede buluşur: “Sevgi mi, gurur mu?”Bir adamın gücünü, bir kadının direncini ve bir aşkın bedelini sorgulatan bu roman; sırların, pişmanlıkların ve gözü kara cesaretin romanı.

Kalp Sancısı’nı elinize aldığınızda, ilk satırdan son nefese kadar bırakmak istemeyeceksiniz.

Hazır olun; çünkü bu hikâye sadece okunmaz, yaşanır.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Bölüm
Deran Sayar sabahın ilk ışıklarıyla uyanmıştı. 1.90’lık boyu, geniş omuzları ve düzgün hatlı vücudu, yatağın kenarına oturduğunda odada bir anlığına sessiz bir etki bırakıyordu. Gözleri derin ve keskin bir çelik mavisine sahipti; bakışları, insanın ruhuna nüfuz eden bir dikkat ve disiplinle doluydu. Saçları koyu kestane rengi, her zaman özenle taranmış, parlak ve ağırbaşlı duruyordu. Onun için görünüm sadece bir detay değildi; bir imaj, bir duruştu. Sayar Plaza’nın gölgesinde geçen yaşamı, disiplinin ve kuralların üzerine kuruluydu. Her sabah 06:00’da uyanır, kendi spor salonunda saatlerce çalışır, vücudunu ve zihnini hazırlar; çünkü başarı onun için bir zorunluluktu, bir alışkanlıktan öteydi. Geniş pencerelerden süzülen şehir ışıkları, İstanbul’un modern siluetini aydınlatıyor, Deran’ın camdan baktığında kontrol hissiyle dolmasına sebep oluyordu. Şehrin karmaşası ve gürültüsü ona ulaşamazdı; o, her zaman bir adım öndeydi, her zaman hakimiyeti elinde tutardı. Deran’ın yaşamı sadece işten ibaret değildi, ama iş onun dünyasını şekillendiren temel unsurdu. Sayar Holding, Türkiye’nin en prestijli şirketlerinden biri olmuştu ve her köşesi onun kontrolü altındaydı. Yönetici odasındaki masası, titizlikle düzenlenmiş, her kalem, her dosya, her ajanda yerli yerindeydi. Çalışanlar onun gözünde sadece bir görev çizelgesinin parçasıydı; kimse Deran’ın disiplininden kaçamazdı. Onun dünyasında duygulara yer yoktu, yalnızca başarı, güç ve mükemmellik vardı. Ama Deran’ın soğuk ve disiplinli dünyasının ardında, kimsenin bilmediği bir boşluk da vardı. İnsanlar onun sert ve gösterişli tavırlarını sadece prestijle bağdaştırırken, o geçmişin gölgesini taşırdı, bazen gecenin en sessiz saatlerinde, şehrin ışıklarıyla yansıyan yalnızlığını hissederdi. Ne kadar gösterişli, ne kadar güçlü olursa olsun, Deran Sayar da bir insandı ve bir insan gibi kalbinin derinliklerinde kırılganlıklar, sessiz sancılar vardı. O sabah da diğerlerinden farksızdı. Camdan şehre bakarken, planlarını gözden geçiriyor, toplantıların, yatırımcı görüşmelerinin ve strateji sunumlarının zihninde birer birer sıralıyordu. Kendi dünyasında her şey kusursuzdu; disiplin, kontrol ve mükemmeliyet onun için bir yaşam biçimiydi. Ama o gün, planlanmamış bir karşılaşma, kırılganlığıyla ve sıcaklığıyla o mükemmel dünyaya adım atacak birinin varlığını gösterecekti. Deran Sayar için hayat, bir satranç tahtasıydı ve o her zaman kazanmayı bilen bir oyuncuydu. Ama bir satranç taşının oyunun kurallarını değiştireceğini, henüz bilmiyordu. Sayar Plaza’nın devasa cam kapılarından içeriye adımını atan Simay, ilk anda binanın ihtişamı karşısında hafif bir ürperti hissetti. Çalışanların telaşlı adımları, birbirinden parlak ışıklar ve modern mobilyalar arasında kaybolurken, heyecan ve endişe bir arada dans ediyordu. 23 yaşındaki genç kadın, elindeki portföyü sıkıca kavramış, gözlerini etrafa hızlıca gezdiriyordu. İlk iş günüydü; kariyerinin belki de en önemli adımı, şimdi tam önündeydi. Simay, Deran Sayar’ın ofisinin bulunduğu kata çıkarıldığında kalbi hızlı atmaya başladı. Kapının önünde durdu; büyük camdan ofis, şehrin manzarasını arkasına alıyor, içeriyi aydınlatan doğal ışıkla birlikte Deran’ın prestijini bir kez daha gözler önüne seriyordu. İçeriden gelen sessiz tıkırtılar ve düzenli kağıt sesi, Deran’ın soğukkanlı ve disiplinli çalışma temposunu anlatıyordu. “Hoş geldiniz, Simay Hanım,” dedi kapıda bekleyen sekreter, hafif gülümseyerek. “Deran Bey sizi bekliyor.” Simay derin bir nefes aldı ve ofisin içine adımını attı. Masanın başında, tüm dikkatini ekrana ve belgelerine vermiş olan bir adam vardı. Geniş omuzları, uzun boyu ve kararlı duruşu, o an Simay’ın aklını başından aldı. Koyu kestane saçları, gözlerinin çelik mavisiyle uyumlu, ağırbaşlı ve etkileyici bir siluet oluşturuyordu. Deran başını kaldırmadan, sadece göz ucuyla onu süzdü. Simay’ın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu; gözlerinin içine işleyen o bakış, ne bir gülümseme ne de bir öfke barındırıyordu, saf bir değerlendirme, bir test gibi. “Simay Hanım, hoş geldiniz. Lütfen bu koltuğa oturun,” dedi Deran, sesi derin ve kontrollü, ama bir o kadar da otoriterdi. Simay, masanın karşısındaki koltuğa doğru titreyen ellerle oturdu. İçinde bir heyecan fırtınası vardı; hem korkuyor hem de merak ediyordu. Deran dosyalarını hızlıca düzenlerken, Simay’nın sesini ilk kez duydu. “Ben… size… yardımcı olmak için buradayım.” Deran, başını hafifçe kaldırdı ve yüzünde nadiren gördüğü bir ifade belirdi, bir karışım merak ve ilgisizlik. “Biliyorum. Ama iş burada bir oyun değil, Simay Hanım. Her adımınız, her hareketiniz bir iz bırakır.” Simay, o anda iş dünyasının sert, acımasız ve mükemmeliyetçi yönünü ilk kez hissetti. Ama içinde beliren bir şey vardı; bir merak, bir çekim… Deran’ın soğuk ama güçlü duruşu, Simay’ın kalbinde ilk kıvılcımı ateşlemişti. Sayar Plaza’nın o devasa camları, şehrin gürültüsünü içeri almazken, Simay ve Deran arasında sessiz ama güçlü bir gerilim başlamıştı bile. Deran, masasının arkasındaki koltuğuna otururken Simay da karşısında dikkatle bekliyordu. Onun dünyasında boş sözler yoktu; her kelime planlı, her hareket ölçülmüştü. “Simay Hanım,” dedi Deran, sesi derin ve kararlı. “Öncelikle, burada iş sadece belgeleri taşıyıp kahve servisi yapmakla ilgili değil. Siz, benim sağ elim olacaksınız. Her toplantıyı, her yatırımcı görüşmesini, her kritik dosyayı benim için takip edeceksiniz.” Simay başını hafifçe salladı, not defterini açtı ve hazır bir şekilde yazmaya başladı. “İlk olarak, günlük ajandamı yönetmek zorundasınız. Benim toplantılarım, telefon görüşmelerim, seyahatlerim… Hepsi zamanında, eksiksiz ve kusursuz olmalı. Gecikme, hata ya da karışıklık, bana değil, size sorun yaratır. Anladınız mı?” “Anladım, Deran Bey,” dedi Simay, sesi titrek ama kararlıydı. Deran, masanın üzerinde duran yurt dışı seyahat programını gösterdi. “İşlerimiz sadece Türkiye ile sınırlı değil. Yarın sabah Londra’ya uçuyorum. Siz de benimle geleceksiniz. Toplantı öncesi tüm belgeleri hazırlayacak, notları derleyecek ve gerekli tüm iletişimi sağlayacaksınız. Orada işin nasıl yürüdüğünü göreceksiniz; hızlı düşünmek, hızlı hareket etmek ve asla hata yapmamak zorundasınız.” Simay gözlerini büyüterek Deran’a baktı. Yurt dışı… onun için hem heyecan verici hem de korkutucu bir deneyimdi. Ama aynı zamanda kariyerinin ilk büyük adımıydı. “Ve bir şey daha,” dedi Deran, sesi biraz daha sertleşti. “Sadece belgeleri düzenlemek yetmez. Benimle çalışmak, gözlemlemek ve ihtiyaçları önceden fark etmek demektir. Toplantılarda kim ne söyledi, hangi yatırımcı neye dikkat ediyor, Her şeyi raporlayacaksınız. Soru sormaktan çekinmeyin, ama her zaman hazırlıklı olun. Burada hata lüksümüz yok.” Simay not aldı, Deran’ın her kelimesini hafızasına kazımaya çalıştı. Onun için bu bir sınav, bir test ve aynı zamanda hayatının fırsatıydı. Deran, masanın üzerinden dosyaları Simay’a doğru itti. “Bunlar, bugünkü iş akışınızın temelini oluşturacak. Her satırı öğrenin, her detayı aklınızda tutun. Yarın Londra’da sizi ciddi bir tempo bekliyor. Bu iş, sabır ve dikkat gerektiriyor, Simay Hanım. Sizi deneyeceğim… ama doğru yaptığınızda, bunu fark edeceğim.” Simay derin bir nefes aldı ve hafifçe başını eğdi. “Anladım, Deran Bey. Hazırım.” Deran, gözlerini kısa bir süre Simay’dan ayırmadan, sessizce başını salladı. O anda, Simay sadece bir asistan değil; Deran’ın yoğun, disiplinli ve gösterişli dünyasında, ona en yakın kişi olacak adaydı. Simay, Deran’ın verdiği dosyaları masasına götürürken elleri hâlâ hafifçe titriyordu. Ofisin modern ve soğuk havası, ona ilk anda baskı yapmıştı; cam duvarlar, metal masalar ve minimalist mobilyalar arasında adeta bir yabancı gibi hissediyordu. Her adımında kendi kendine, “Hata yapma, dikkatli ol, eksik bir şey bırakma” diye mırıldanıyordu. İlk görev, yatırımcı toplantısı için gerekli belgeleri düzenlemekti. Dosyaları açtı, sayfaları tek tek kontrol etti ve eksik bir şey olup olmadığını anlamak için birkaç kez baştan sona göz gezdirdi. Ancak küçük bir detay gözünden kaçmıştı: raporun arka sayfasındaki finansal tablo, renk kodlamasında hafif bir uyumsuzluk taşıyordu. Simay bunu fark etmemişti. Tam o anda Deran masanın üzerinden onu izliyordu. Geniş omuzları ve dik duruşu, odada bir anlığına adeta bir gölge gibi Simay’ın üzerine düşüyordu. Gözlerindeki çelik mavisi, eksik veya hatalı bir işin anında fark edileceğini söylüyordu. Simay farkında olmadan Deran’a baktı; göz göze geldiklerinde bir anlığına nefesi kesildi. Deran’ın bakışı, sert ama ölçülüydü, merak ve uyarıyı aynı anda taşıyordu. “Simay Hanım,” dedi Deran, sesi hafif ama net bir uyarı tonuyla. “Raporu tekrar kontrol edin. Küçük detaylar, büyük fark yaratır. Her zaman en iyisini beklerim.” Simay başını hafifçe eğdi. “Hemen, Deran Bey,” dedi ve hızla tabloyu düzeltmeye başladı. Kalbi hızla çarpıyor, elleri yine titriyordu; ama aynı zamanda içinde bir tür heyecan ve merak da belirmişti. Deran’ın gözü sürekli üstündeydi; Simay bunu hissediyor, her hareketini ölçüyordu. O gün Simay, bir yandan belgeleri düzeltirken, bir yandan da Deran’ın çalışma tarzını gözlemliyordu: nasıl not alıyor, kimle hangi tonla konuşuyor, hangi ayrıntılara dikkat ediyor… Deran’ın dünyası sadece disiplin ve güçten ibaret değildi; aynı zamanda titizlik ve strateji doluydu. Simay fark etti ki, Deran’ın bakışları sadece hataları yakalamak için değildi; bir anlamda, onun potansiyelini de test ediyordu. Bu sessiz, görünmez sınav, aralarındaki görünmez ipi daha da geriyor, ikisi arasında gizli bir enerji oluşturuyordu. O gün Simay, bir asistanın sadece belge taşıyan bir kişi olmadığını, dikkatle izleyen bir gözün, küçük bir hatayı bile büyük bir sorun haline getirebileceğini öğrenmişti. Ve aynı zamanda, ilk kez, Deran Sayar’ın gözlerinde, sertliğin ve disiplinin ardında saklı bir merak ve ilgi kıvılcımını da hissetmişti. Deran, ofisten çıkarken Simay peşinden geldi. Toplantı odasına girerken her adımı kesin, güçlü ve kararlıydı. Siyah takım elbisesi vücut hatlarını kusursuzca sarmış, geniş omuzları ve uzun boyu odada bir anda dikkatleri üzerine çekmişti. Deran’ın adımları, odadaki sessizliği bile etkileyebilecek bir ağırlığa sahipti. Simay, Deran’ın yanında yürürken kalbi neredeyse göğsünden fırlayacak gibiydi. Her adımda gözleri Deran’ın duruşunu, bakışlarını ve jestlerini izliyordu; bir yandan hayranlık, bir yandan korku hissediyordu. Toplantı odasının kapısından içeri girdiklerinde, yatırımcılar ve üst düzey yöneticiler çoktan yerlerini almıştı. Deran masanın başına geçti, arkasında Simay’yı konumlandırdı; onun amacı netti: Simay, Deran’ın hareketlerini gözlemleyecek, not alacak ve ihtiyaç duyduğu her şeyi hazır edecek. “Toplantıya başlıyoruz,” dedi Deran, sesi odada yankılandı. Her kelimesi kesin, güçlü ve etkileyiciydi. Masadaki tüm gözler ona kilitlendi; Simay, bu bakışları izlerken nefesini tutmuştu. Sunum başladı. Deran, detaylarıyla yatırımcılara projelerini anlattı; her cümle, her rakam, her grafik hesaplanmış, prova edilmişti. Onun konuşması sadece bilgi aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda karşısındakilere güven ve otorite yayıyordu. Simay, masanın köşesinde notlarını alırken, Deran’ın gözleri sürekli odadaki tepkileri tarıyordu. Küçük bir titreme, kısa bir tereddüt bile onun dikkatinden kaçmazdı. Simay, bir yandan belgeleri hızlıca uzatıyor, bir yandan da Deran’ın mimiklerini takip ederek hangi noktaların önemli olduğunu anlamaya çalışıyordu. Toplantının ortasında, Deran bir yatırımcının sorusuna cevap verirken kısa bir duraksama yaşadı. Simay hemen not defterini açıp ilgili veriyi bulmak için harekete geçti. Deran, göz ucuyla onu süzdü ve hafifçe başını salladı; sessiz bir onay, Simay için küçük ama etkileyici bir zafer olmuştu. Toplantı bittiğinde, yatırımcılar Deran’ın profesyonelliği ve karizması karşısında etkilenmişti. Simay ise hem büyülenmiş hem de kendi sınırlarını fark etmişti. Deran, odadan çıkarken kısa bir bakışla ona şunu söylemiş gibiydi. “Dikkatli ol, Simay. Burada hatalara yer yok.” Simay’nın kalbi bir kez daha hızlı çarptı; sadece bir asistan olarak değil, artık Deran’ın dünyasında gerçek bir rol üstlenmişti. Onun gözleri, sadece iş hayatını değil, Simay’ın potansiyelini de ölçüyordu. Ve Simay, bu oyunun hem kurallarını öğreniyor hem de içten içe çekimine kapılıyordu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
551.5K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.2K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.4K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
40.7K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.6K
bc

HÜKÜM

read
231.3K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
36.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook