Topuklu ayakkabıları çıkarıp fırlatmak için dakika sayıyordum resmen. Sabahtan beri girdiğim 3. Toplantıydı bu. Ve bitmiştim artık. Herkes salondan çıkarken dosyalarımı toparladım. Ayaklarımın altı zonkluyordu resmen. Annemle babamın bana bıraktığı parayı alıp bütün hayatım boyunca gezmek ve yatmak gibi bir düşünce dürtmüyor değildi beni.
"Rüya hanım yarın sabah volkan holding'den görüşme yapmaya geleceklerdi. Akşam üstü de sizin 'OğKa' firmasıyla görüşmeniz var. Online ama o görüşme. Öğlen için huzur cafenin biten reklam taslaklarını kontrol etmek ister misiniz?"
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. 'Istemiyorum' demek istesemde sadece başımla onaylamakla yetindim ve topladığım dosyalarımla odanın çıkışına ilerledim. Emre ve Hülya odamda benim yerime çalışıyorlardı. Aşırı yoğun bir döneme girmiştik ve tek başıma hem toplantı hem diğer işleri idare edemez olmuştum. Bunun nedeni tabiki işe her gün gelmeyi bırakmış olmamdı. Her gün gelmeyi bırakmamın nedeni ise; şu saçma mafyalık işleri ve mafya flörtümdü. Mafya flörtü demişken de o dağ ayısı dün akşam cevap olarak sadece 'iyi' yazmıştı. Bende cevap vermedim konuşma o şekilde sonlandı. Daha da ben başlatmazdım o konuşmayı zaten. Odamın önüne geldiğimde elimdeki dosyalardan birini sekreterin masasına bıraktım. Ardından odamın kapısını açıp girdim. Arkamdan kapıyı yavaşça kapatırken bakışlarım masamda oturmakta olan arkadaşlarıma kaydı. İkisininde elinde birer dosya vardı. Benim gelmemle bakışları bana çevrilmişti.
"Sırada ne var?"diye sordu Emre alaylı bir şekilde gülümserken.
"Cenazem."dedim suratımı buruşturarak ve koltuğuna doğru ilerledim. Onlar da masamın hemen bitişiğinde, karşılıklı tekli koltuklarda oturuyorlardı.
"Gözlerim bozuldu..."
"Katılıyorum bu arada. Şaşı bakıyordum artık."diyerek güldü Hülya da.
"Çok teşekkür ediyorum tekrar size. Dünyanın işini bitirdiniz."diyerek tebessüm ettim.
"Lafımı olur lan.... Bir araba bütün yorgunluğumu alır."dedi Emre. Gözlerimi devirerek ona baktım.
"Benimkini de bir uçak..."dediğinde Hülya kaşlarımı havaya kaldırarak bakışlarımı ona çevirdim.
"Siz çok mütevazı değil misiniz ya?"diye sordum.
"Tanıdıksın yani, bokunu çıkarmaya gerek yok."dedi Emre ve güldü. Hülya da ona eşlik ederken telefonumun ekranını açıp baktım. Gerekli bir bildirim yoktu.
"Daha konuşmadınız mı?"diye sordu Hülya. Bakışlarımı ona çevirdim.
"Yazmadığına göre istemiyor."
"Kadın mafyaya trip atıyor."diyerek güldü Emre. Bakışlarımı ona çevirdim o da bana bakıyordu.
"Hiçbir şey yapmıyorum."dedim gayet ciddi bir şekilde.
"Adam kıskandı. Suç mu bu?"diye sordu Hülya sesini acınaklı bir tona getirerek. Suratımı ekşittim.
"Bu konuyla uğraşacak vaktim yok benim-"lafım kapımın açılmasıyla yarım kaldı. Bakışlarımı hızla kapıya doğru çevirirken görüş alanıma Kerim girdi.
"Hangi konuyla uğraşacak vakti yok benim sevgilimin? Hemen konuyu ortadan kaldırırım."
Kerim'in kurduğu cümle bittiğinde derin bir nefes alıp ayağa kalktım. Nerden çıktı bu? Benimle birlikte Emre ve Hülya da kalkmıştı. Onlar benden önce selamlaştılar Kerim'le. Bende masanın etrafından dolaşıp yanlarına geldim ve sarıldım Kerim'e.
"Nasılsın?"diye sordu Kerim sarılırken.
"Yorgunum canım. Sen nasılsın?"diye sordum ve sarılmayı bitirip bir adım geriledim.
"Ben çok iyiyim. Sevgilimi yemeğe çıkarmaya geldim."dediğinde yüzümde bir gülümseme oluşturarak uzanıp yanağına bir öpücük kondurdum. Kerim ise bakışlarımı Emre ve Hülya'ya çevirdi. "Ve tabiki sizi de. Hep beraber yemeğe gidiyoruz."dediğinde gülümseyerek bizimkilere baktım.
"Yok enişte sağol. Siz romantik romantik takılın."dedi Emre.
"Saçmalamayın. Rakı balık yapalım hep beraber. Bugün keyfim çok yerinde kaliteli sohbetler döndürürüz masada bak."
Kaliteli sohbet ne?
"Yok yok, biz cidden kaçalım. Yorgunuz zaten. Siz takılın sonra yine birlikte yaparız."dedi Hülya ve gülümsedi. Bende böyle kaçabilsem keşke...
"E öyle olsun bari."dedi Kerim ve bana çevirdi bakışlarını bende gülümseyerek ona baktım. "Direk geçer miyiz yoksa eve uğrar mısın?"diye sordu.
"Bilmiyorum canım, üstümü değiştirmem lazım. Çok ters bir yerdeyse ama gideceğimiz yer böyle de gelirim."dedim. Bir daha git gel yapmaya, onunla fazladan vakit geçirmeye gerek yoktu.
"Ben seni yol üstünde bir yere götürürüm."dediğinde kaşlarımı çattım.
"Ne için?"
"Üstüne bir şeyler alırız."
"Saçmalama canım. Ne gerek var. Böyle de gelir-"
"Soru mu sordum ben? Gider alırız, kafanda rahat olur kıyafet konusunda."dedi ve elini belime koyarak beni kendine çekti. Başım onun göğsüne gelirken bakışlarım bizimkilere kaydı. İkiside alttan alttan sırıtıyordu. Onlara tip tip bakmakla yetindim. "Hadi çıkalım."dediğinde Kerim ondan uzaklaşıp çantamı aldım masadan.
"Biz birazdan çıkarız."dedi Hülya. Onu başımla onaylayıp Kerim'in koluna girerek ordan çıktım.
"Kıyafete gerek yok bu arada-"
"Sen hâlâ konuşuyor musun?"diye sordu Kerim gülerek. Bende güldüm ve konuyu kapattım. Bir şekilde bana elbise alacaktı.
Şirketten çıkıp Kerim'in arabasına bindiğimizde Kerim arabayı çalıştırmadan önce telefonuyla birini aradı. Telefon arabaya bağlıydı. Arabanın ekranında ise isim değil bir numara vardı sadece. Kerim arabayı çalıştırırken çalan telefon açıldı.
"Efendim?"diye bir ses geldi karşıdan. Bir erkek sesiydi bu.
"Selamın aleyküm birader."dedi Kerim. kaşlarımı çatarak bakışlarımı ona çevirdim. İlk defa bu şekilde bir konuşma duymuştum ondan. Bu şekilde bir üslup
"Aleyküm selam kardeşim..." diyerek selamına karşılık verdi telefonun ucunda ki adam. Bakışlarım yola kaydı.
"Bugün benim mekana gelmiş birileri, bir tartışma çıkmış arazi hakkında. Bu telefonu vermişler patron arasın diye..."dedi Kerim. Mekana adam mı gelmiş? Kerim gayet hızlı ve net şekilde ara sebebini söylemişti.
"Evet. Doğrudur. O arazi benim yapacağım inşaat alanında ve alacağım orayı-"
"Alacağım derken birader. Bu emrivaki konuşmanın arkasında ki göt kim?"Kerim'in sesinin sertleşmesi ve konuşma üslubunun çirkinleşmesiyle şaşkın bakışlarımı ona çevirdim. Bu neydi şimdi? Hemen kabalaşması? Bu şekilde bir konuşma üslubunu ilk kez görüyordum onda.
"Göt ne demek lan! Ne biçim konuşuyorsun sen benimle?!"diye sordu karşıda ki ses de. O da sinirlenmiş ve ortalık alevlenmeye başlamıştı. Bakışlarım tekrar ön cama kaydı ve yola baktım tekrar. En iyiysi sadece yolu izlemekti.
"Öncelikle kimle nasıl konuşacağıma yalnızca ben karar veririm. İkinci olarak da arazi benim. Sen bırak orayı almayı oranın yanından bile geçemezsin-"
"Sana mı sorucam lan!"diye bağırdığında karşı taraf suratımı buruşturdum. Ne seviyesiz bir tartışmaydı bu böyle.
"Evet bana sorucaksın!"diye bağırdı birden Kerim. Bu bağrışı beklemediğimden irkilmiştim. Verdiğim tepkiyi farkında olan Kerim de bir elini bacağıma koyup hafifçe okşamıştı. Onu bu kadar sinirli hiç görmemiştim açıkçası. Kendisi oldukça mütevazi biriydi.
"Siktir git lan! Kimseye bir şey sormam ben! O arazinin tabusunu da rulo yapar götüne sokarım senin sen rahat ol!" Karşı tarafın kurduğu cümle oldukça ayıptı. Çok yanlış konuşuyorlardı...
"1 saat içinde o inşaatı ben senin götüne nasıl sokuyorum izle."dedi Kerim ve bacağımdaki elini çekip telefonu adamın suratına kapattı. Kerim'inde adamdan aşağı kalır bir yanı yoktu valla.
"Duyduğun şeyler için üzgünüm güzelim..."dedi Kerim bakışlarım ondayken o telefonda bir şeyler yapıyordu aynı zamanda Ara ara da yola bakıyordu. "Ama yemeği rahat yemem için yolda bu konuyu halletmem gerek."dedi ve bana kısa bir bakış atıp gülümsedi. Ardından telefondan başka birini aradı. Çalma sesi arabanın içinde yankılanırken bakışlarımı Kerim de tutuyordum. Her ne kadar bana gülümsesede sinirden çenesinin kas katı olduğu belliydi.
"Buyur patron." Karşı taraftan gelen erkek sesiyle bakışlarım arabanın ekranına kaydı. Ekranda 'Erol' yazıyordu.
"Erol, o Cenk Midir nedir her ne haltsa onun inşaatını başına yıkın, hemde hemen. İnşaatı götüne sokucam dedim. Mümkünse bu lafımı da hava da bırakma." Bakışlarım tekrar Kerim'e kayarken kaşlarımı çattım. Lafımı hava da bırakma mı? Adamın götüne nasıl inşaatı soksunlar?
"O iş bende abi. Yemek için mekanı da hazırlattım sen keyfine bak." Yine mekan kapattırmış olduğunu anlamış olmuştum.
"Sağol koçum."dedi Kerim ve telefonu kapattı. Ağzım açık kaşlarım çatık şekilde Kerim'e bakıyordum. O ise yola. "Bakma şöyle canım. Bu tarafımı sen görmek istemedin mi?"diye sorduğunda bana kısa bir bakış atıp elimi tuttu. Hiç birşey demeden yola doğru çevirdim bakışlarımı ve elimi tutan elini yavaşça sıkarak ona karşılık verdim. İnşaatı nasıl başlarına yıkacaklardı? Onaylanan belgelere el mi koyacaklardı? Yada onay almış planın onayını iptal mi edeceklerdi?
Ya da cidden inşaatı yıkıp beton parçalarından birini adamın götüne sokacaklardı?
Yok canım! Öyle saçma şey olur mu? Olmazdı dimi? Adam ölürdü yahu!
"Sesli düşün bakim, yanıtlıyım kafanı kurcalayan soruları." Kerim'in sakinleşmiş ve yumuşamış sesiyle ona doğru kısa bir bakış atıp tekrar yola doğru döndüm.
"İnşaatı nasıl adamın götüne sokucaklar?"diye sorduğumda Kerim bir kahkaha patlattı. Bende başımı tamamen ona doğru çevirerek bakışlarımı ona sabitledim. Bana doğru kısa bir bakış atıp yola doğru döndü. Gülmesini zar zor durdurmuştu.
"Masum sevgilimin aklına takılan şeye bakar mısınız ya!"dedi ve tekrar güldü. Ardından elimi tutan elini kaldırıp dudaklarına doğru götürüp öptü.
"Gülme, anlamadım. Gayet ciddiydiniz."dedim suratım asık kaşlarım çatık bir şekilde. Bi gerilmedim değildi yani. Bunlar kim bilir bana neler yapardı?
"Ciddiyim zaten. O benim götüne tabumu nasıl sokacaksa bende onun götüne inşaatı öyle sokarım."
"Kerim!"diye sitem ettim ciddi bir cevap beklediğimi belli ederek.
"Tamam, tamam."dedi ve kıkırdadı."Bütün parasını yatırmış olduğu planını bozacağım sadece...."
"Ama yazık değil mi? Bir dünya emek var onda-"
"Saçmalama güzelim ya! Bu tip adamlara yazık olmaz. Sen bana güven."dediğinde bana doğru çevirdi bakışlarını. Başımla onayladım onu ve tekrar yola doğru döndüm. O tip adamlardan biride oydu. Cidden Bu dünyayı hiç anlamıyordum. Mafya alemini. Büyük ihtimalle konuştuğu adam da arkası olan biriydi. Bu şehirde de baya arkalı insanlar varmış yani. Birbirlerini öldüre öldüre bitiremediler...
Araba durduğunda etrafa bakındım. 'Oysho' nun önünde durmuştuk. Sahte sevgilimizin paralarını yiyelim bari.
"Burası olur mu?"diye sordu Kerim mağazayı işaret ederek.
"Olur sevgilim."dedim ve kapıyı açıp arabadan indim. Çantamın içinden sadece telefonumu alıp arabanın kapısını kapattım. Kerim arabanın diğer tarafında beni bekliyordu. Telefonun ekranına kısa bir bakış attığımda saatin 5 olduğunu ve bizimkilerle olan gruptan mesajlar olduğunu gördüm. Ekranı kapatıp Kerim'in yanına ilerledim. Kolunu uzattığı için mecbur koluna girdim ve o şekilde mağazaya girdik. İçeri girer girmez 'hoşgeldiniz' diyerek bizi selamlayan çalışanlara gülümsedim. Bakışlarımı etrafta hızlı bir şekilde gezdirdim. Üzerimde kumaş pantolon ve askılı bluz vardı. Ceketimi iş yerinde bırakmıştım. Yemek içinde güzel bir elbise alabilirdim. Elbiselerim olduğu bölüme doğru ilerlerken Kerim'de benimle sürükleniyordu. Elbise bölümüne geldiğimizde Kerim'in kolundan çıkarak askıdaki elbiselere bakınmaya başladım. Uzun bir şey istemiyordum. Aynı zamanda uçma riski olan bir şey de istemiyordum. Çünkü rakı balık yapacağımız yer büyük ihtimalle daha önce gittiğiniz deniz kenarına sıfır ve açık olan yerdi. O gün kısa ve bol bir elbise giymiş, bu yüzden de bütün gece gelime şal bağlayıp dolaşmıştım. Bu düşünceyle olduğum yerde öylece durdum. Bu dediğim anı bir kaç ay öncesine dayanıyordu. O zamanlar da Kerim ile oldukça samimi ve mutluydum. Belime şalı o bağlamayı akıl etmişti. Çünkü benimle birlikte eteğimi o da tutup duruyordu yürürken. O zaman da kapattırmıştı. İş yerinde bütün gün çok yorulduğumdan hiç bir şey de yememiş ve oldukça aç gelmiştim yemeğe. O da oldukça açtı. Menü de ki her şeyden neredeyse yaptırtmıştık. Hepsinin tadına tek tek baktığımız o anlar ne kadar güzel ve masumdu aslında... Arkadaşlarım dışında birinin benimle bu kadar güzel ilgilenip bu kadar kibar davranması şok etmişti beni. Üstelik bana yürüdüğü hiç bir an da olmamıştı. Zaten o yüzden aşırı şaşırtmıştı bana karşı bir şeyler hissediyor olması. Onun hayatına giren bir kaç kadınla bile tanışmıştım zamanında...
Kolumda hissettiğim elle yerimden sıçradım ve bakışlarım kolumu tutan Kerim'e kaydı.
"İyi misin?"diye sordu Kerim kolumu yavaşça okşarken. Bakışlarımı gözlerine sabitledim.
"İyiyim hayatım. Dalmışım sadece."dedim ve gülümsedim.
"Emin misin?"diye sorduğun da başımla onayladım onu ve uzanıp yanağına bir öpücük kondurdum. Kerim gülümserken ben de ondan biraz uzaklaşıp bir kaç elbise aldım askılardan. Ardından kabin bölümüne ilerledim. Burda sıra olmaması beni mutlu ederken boş olanlardan birine girdim. Elimdekileri askıya astıktan sonra kapıyı kapatıp kabinde bulunan pufa oturdum. Elimdeki telefonun ekranını açtım ve mesajlara girdim.
"İdeal erkek Kerim'dir gerisi boştur."-Hülya.
"Ne alaka lan"-Batu
"Hülya'cım adam katil. Bir hatırlatayım dedim."-Melek.
"Ama biraz önce Rüya'yı yemeğe götürmek için almaya geldi"-Hülya
"Ardından da Rüya bir daha eve gidip kıyafet seçmekle uğraşmasın, uzun yol çekmesin, kıyafet bulamayıp kendini strese sokmasın diye de yemeğe giderken yol üzerinden kıyafet alırız dedi😂."-Hülya
"Yemin ediyorum bu bakış açısı beni kendine hayran bıraktı. Bende oradaydım hiç böyle şeyler düşünmedim"-Emre
"Umarım düzgün ve pahalı bir yere götürüyordur."-Melek.
"Bence adam benzinden tasarruf etmek istedi."-Batu.
"Kübra bu davranışı beğendi 😂"-Kübra
"Ya da bu kız 3 saatte evde hazırlanamaz diyip zamandan da tasarruf etmiş olabilir."-Emre
"Adam adam olsa kral hareket de işte🫣"-Melek
"Batu ve Emre boş yapmayın😂"-Hülya
"Erkek beyni böyle mi işliyor cidden?"-Kübra
"Asıl kadın kafası bu mu amına koyayım. Polyanacılar sizi 😂😂😂"-Batu
Dedikoducu arkadaşlarım benim. Hemen konuşmuşlar yani.
"Oysho'dayız şu an."yazıp yolladım. Ardından telefonu pufa bırakıp elbiseleri denemek için ayağa kalktım. Baran beyden de tık yoktu bu arada da neyse. Bakışlarımı elbiselere çevirdim. Siyah ve gece mavisi iki elbise vardı askıda. Birde kırmızı vardı ama onu niye aldığımı anlamadım bile. Gece mavisini güzel gözüküyordu. Onu deneyeceğim ilk. Askılı,parlak bir kumaşa sahip bu elbise vücudumu saracak gibi duruyordu. Boyu kısa durmuyordu ama birde giydikten sonra bakmak lazımdı. Üstümdekileri çıkartıp elbiseyi giyindim. Ardından kabindeki aynaya doğru döndüm. Dediğim gibi kısa değildi. Dizimin biraz üzerinde bitiyordu. Ayrıca elbisenin yan kısımlarında parlak işlemeler vardı. İdare ederdi bence. Telefonumdan gelen bildirim sesiyle puf da duran telefonumu aldım ve ekranını açtım. Gruptan gelmişti. Ben gruba girerken bir kaç mesaj daha düşmüştü.
"O ne random gibi"-Emre
"Ya Emre 🫣 bu yazdığını görmedim sayıyorum"-Melek
"😂"-Emre
"Rüya düzgün bir şey ol biz de giyeriz bir günnn"-Melek
Kendimi aynadan çekip gruba attım. Ardından arama bölümüne girip Rüzgarı aradım. Telefon çalarken kabinin kapısını aralayıp dışarıya baktım. Kerim buralarda mı diye. Ama yoktu. Kabinin kapısını tekrar kapatıp pufa oturdum.
"Efendim Rüya?"
"Ben Kerim'le yemeğe gidiyorum. İş yerinden almaya geldi beni de..."diye fısıldayarak açıklama yaptım hızlıca. O dinleme cihazını da çantama koymamıştım çıkarken.
"Tamam sen yemek yerine gittiğinde beni arayıp masaya telefonu ters koyarsın ya da boş bir sandalyeye. Bende şimdi bizimkilerin yanına geçerim. Dinleriz."dediğinde bakışlarımı aynada ki bana çevirdim.
"Hafta sonuyla ilgili konuşacağım."dedim. Bakışlarım yorgun yüzümde gezindi. Cidden uykusuz ve yorgundum aslında. Ve bu suratımdan da okunabiliyormuş.
"Süper. Yatmadan da bir konuşuruz istersen."
"Olur, zaten annemlerin odasına geleceğim bu akşam."dedim ve ayağa kalkıp üstümü düzelttim. Elbise üzerimde kalacaktı zaten.
"Tamam ama kendi arabanla gelme. Sitenin garajında beyaz bir araba var. Mercedes. Anahtarı Baran sana bırakacaktı. Onunla gelirsin. Kafamız daha rahat olur."
"Tamam. Bay bay."
Baran bana anahtar bırakmamıştı. Zaten ortalıkta da yoktu beğfendi.
"Bay bay."
Telefonu kapatıp mesajlara girdim ve Baran'la konuşmamızın üstüne tıkladım. En son bana yazdığı zaman girmişti wattsapa. Dün akşam. Koca bir gün telefonu hiç eline almamış mıydı bu adam?
"Araba anahtarı bırakıcakmışsın sanırım bana. Bu gece kullanacağım arabayı. Bir ara bırakırsan sevinirim."
Yazıp yolladığım mesaj biraz fazla mı resim olmuştu. Sevgilimdi ya hani? Neyse ya boşver. Çıkardıklarımı elime alıp kabinden çıktım ve kasaya doğru ilerledim. Elimde ki kıyafetlerimi bir poşete koymalarını rica ettikten sonra ayakkabı bakmak için dolandım. Ayağımda ki kahverengi topuklular hiç uygun değildi bu elbiseye. Siyah kalın topuklu bir ayakkabı buldum ve onu giydim ayağıma. Bu sırada yanıma gelen bedenle doğruldum.
"Çok yakışmış elbise..."
"Teşekkür ederim sevgilim."dedim gülümseyerek ve çıkardığım ayakkabıları elime alıp kasaya doğru yöneldim. Kerim'de benimle birlikte geliyordu. Ayakkabıları da bir torbaya koymalarını istedikten sonra üzerindeki elbisenin etiketini çıkarttılar. Bu sırada at kuyruğu olan saçımı üstten düzeltiyordum bende. Zaten bozulmamıştı. Kerim parayı öderken telefonumun bildirim sesiyle telefona çevirdim bakışlarımı. Baran'dan gelmişti mesaj. Mesaja tıklarken hızlanan kalp atışıma hiç bir anlam yükleyemedim.
"Salondaki masanın üstünde bırakmıştım"
Gelen cevap suratımın asılmasına neden olmuştu. Oysa ben bizzat gelip teslim edeceğini düşünmüştüm.
"Hadi gidelim sevgilim." Kerim'in sesiyle bakışlarımı telefondan çekip ona çevirdim bir elinde torbaları tutarken diğer elini tutmam için bana uzatmıştı. Hayaller ve hayatlar işte...