16

2360 Kelimeler
İnsanın içindeki acıma duygusu bitince yerini hırs alıyormuş. Bunu yeni öğrenmiştim. Ayrıca o kendine acıma duygusu bitebiliyormuş. Bunu da yeni öğrenmiştim. Annemlerin ölüm şekline, ölümüne, ailesiz kalmama... o kadar üzülüyordum ki kendime. Nedense kendime ve annemlere acımak istemiyordum şu anda, onun yerine bize bunu yaşatanları hayatlarından bezdirmek istiyordum. Gül'ün o sinirden kudurmuş ve kendine zarar verdiği an anlamıştım bunu. Hoşuma gitmişti. Hemde çok... onun acı çekmesi bende yarayı kapatmıyordu ama en azından yaramın üzerine basılmış olan tuzlardan eksiltiyordu. Ve o tuzlardan tamamen kurtulma zamanı gelmişti. "Annen nasıldı?"diye sordum bakışlarımı arabayı çalıştırmakta olan Kerim'e çevirerek. Başını olumsuz anlamda salladı. "Anlamadım ya..."diyerek bana kısa bir bakış attı ve tekrar yola doğru döndü. Araba hareket etmeye başlamıştı. "Seni götürmemi istedi."diye eklediğinde yüzümde istemsizce bir sırıtmış oldu. O önüne baktığından buna görmüyordu. Zar zor gülümsememi somurtmaya çevirdim. "Annen beni neden sevmedi ki şimdi?"diye sordum yalandan sesimin modunu düşürerek. Kerim tekrar bana kısa bir bakış atıp yola geri döndü ve elini uzatıp elimin üzerine koydu. Şu an bu durum da beni o kadar rahatsız etmiyordu. Tam tersi bende elini tutarak karşılık verdim. Büyük oynama zamanı gelmişti. "Saçmalama. Sevdi. Sevicek. Sevmek zorunda."derken gayet ciddiydi. Tamam anne oğul arasını bozma zamanıydı. "Ya sevmezse?"diye sordum suratımı daha da asarak. Tekrar bana bir bakış attığında aşık suratıma karşılık kaşlarını çattı. "Tam da sana karşı olan duygularım gün yüzüne çıkmaya başlamıştı..."dediğimde Kerim şaşkın bakışlarını suratımda gezdirerek sırıttı. Onun beklediği an buydu işte. Haftalardır bunu söylememi bekliyordu. "Ne dedin sen?"diye sordu sırıtarak Kerim ve yola bakmaya devam etti. "Saçma sapan şeyler konuşma, asabımı bozma!"-diye çıkıştı kulağımdan bir ses. Tabiki bu cümleye sinirlenen Baran'dı bu. "Sus Baran, boş yapma yeri değil burası!"-diye uyardı Yalçın amca da onu. Saatlerdir bizi dinlemekten usanmamışlardı. "Ben ilk başta hiçbir şey hissetmediğimi sanıyordum..."derken Kerim'in elini daha çok okşamaya başladım. Şu an yaptığım bu temas bile ona aşırı fazla geliyordu. Adamın elimi tutmasına bile izin vermiyordum ki. "Ama artık yanında mutlu ve heyecanlı hissetmeye başladım." "Çok mutlu edicem seni."derken yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. "Götünü mutlu edersin anca..."-Baran "Lan sus."-Rüzgar "Annen sevmedi bence beni..."diye geveledim. Gözlerini devirerek bana baktı. "Bu kimin umrunda Allah aşkına! Kadın dünya genelinde ölü zaten."dedi ve Güldü Kerim. "Neden peki?"diye sordum. "Neden ölü?" "Güzelim bunu konuştuk ama, açıklayamayacağım bazı şeyler var."dediğinde elimi dudaklarına doğru götürüp bir öpücük kondurdu. Ardından kendi bacağına koydu ellerimizi. Bakışlarımı yola çevirdim. "Babanla ne zaman tanışıcam?"diye sordum. "Valla bugündü aslında ama o şimdi annemle ilgilenir. Belki daha sonra."diye yanıtladı. Bu cevap beni hiç mutlu etmemişti. Bu işin uzaması değil bitmesi lazımdı. "Rüya hafta sonu birşeyler yapalım de..."-Yalçın amca "Önümüzdeki hafta sonu bir şeyler yapalım mı?"diye sordum bakışlarımı Kerim'e çevirerek. Normalde hafta sonları yoktu. Kerim bana kısa bir bakış atıp tekrar yola döndü. "Üzgünüm canım ama işlerim var. Hafta içi bir gün yaparız güzel birşeyler."dediğinde hafifçe tebessüm ederek yola geri döndüm. "Kızım sevgilisisin. Trip at şuna."-dedi Rüzgar. Trip mi? O işi üniversite de bırakmıştım aslında. Yaşlandım galiba.... "Rüya başka biri mi var muhabbeti yap."-dedi Cansu. İlk defa duymuştum Cansu'nun sesini. O da oradaydı demek. "Seni her hafta sonu meşgul eden kişiyi merak ediyorum..."diye mırıldandığımda kırmızı ışık yandı ve durduk. Bu sayede Kerim'in bana doğru döndüğünü göz ucuyla görmüştüm. "Bu ne demek şimdi?"diye sorduğunda ona doğru döndüm. Çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. "Yani Kerim her hafta sonu ortalıktan kaybolman doğal mı? Ve ne yaptığını bilmemem?"diye sordum kaşlarımı kaldırmış bir şekilde. Ses tonum gayet ciddiydi. "Yerimi kim alıyor 2 gün boyunca merak ediyorum." Kerim gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı ve ardından tekrar gözlerime baktı. Hem şaşkın hem keyifsiz bir ruh halindeydi. "Senden başka biri yok hayatımda Rüya. Buna inan önce." "Var demiyorum zaten. Ne yapıyorsun hafta sonu? Benden önemli olan şey ne?"diye sordum kaşlarımı iyice kaldırarak. Yapıyordum bu sporu galiba... "Saçma sapan konuşma. Senden önemli bir şey yok hayatımda."dediğinde gayet ciddi olduğu her halinden belli oluyordu. Bu adam ne ara bana bu kadar tutulmuştu? "O zaman hafta sonu birlikteyiz de Rüya."-Cansu. "Hafta sonu birlikteyiz o zaman."dediğimde yeşil ışık yanmış olucakki arkamızdan kornaya bastılar ve Kerim önüne dönüp arabayı çalıştırdı. Benim bakışlarım hâlâ ondaydı. "Bu hafta sonu çok zor. Önemli bir iş var-" "Hani benden önemli bir şey yoktu!"diye lafını kestiğimde kaşlarım çatılmıştı. O ise benim bu tavırlarıma oldukça şaşkındı. Hızla şaşkın bakışlarını bana çevirip tekrar yola döndü. "Nerden çıktı bu kıskançlık?"diye sordu Kerim bu sırada kaşları da çatışmıştı. "Kıskançlık değil bu Kerim. Çocuk muyum ben? Sadece yaptığın davranışlar hoş değil. Sevgiliyiz diyip gizli kapaklı işler yapman kendimi değersiz hissettiriyor, sanki başka biri varmış gibisin!" "Afferim."-Yalçın amca "Bu anı bekliyormuş kız."-Rüzgar "Bir anda noldu sana anlamıyorum?"diye sordu Kerim. Ses tonundan şu an mal gibi olduğu belliydi. Onunla konuşmaya bile zahmet etmeyen kadın şimdi kıskançlık yapıyordu. Ve o inanamıyordu. "Eğer sana karşı bir şeyler hissetmeye başlamasaydım bu şekilde sorgulamazdım. Kusura bakma duygularım yoğunlaştığı için Kerim!"dedim alaylı bir tavırla ve başımı yanımdaki cama doğru hızlı bir şekilde çevirdim. Bir erkeğe böyle trip atmayı, onları mal yerine koymayı özlemişim meğer. "Duygu muygu yoğunlaşmak falan...."-dedi Baran imalı ses tonları eşliğinde. Bu da deli midir nedir. Kıskanıyordu resmen. Araba bir anda durduğunda bakışlarımı etrafta gezdirdim. Kenara çekmiş ve dörtlüleri yakmıştı. Bakışlarımı benden tarafta olan camda tutmaya devam ettim. Bakalım ne yapacaktı. "34 yaşındaki adama trip mi atıyorsun sen?"diye sorduğunda hiç bir şey yapmadan durmaya devam ettim. Yaşlı olduğunu bir kez daha anlamıştım. 34 ne yahu. "Rüya saçmalama istersen? Senden başkası yok. Bunca zaman sana açılmak için beklemişim. Niye aldatayım seni?"diye sorduğunda asık suratımla ona doğru döndüm. O da havaya kalkmış kaşlarıyla bana bakıyordu. "Ailesel işler var. Yoksa ben seninle vakit geçirmeyi tercih ederim." "Bende gelirim seninle."dediğimde Kerim kaşlarını çattı. Gayet ciddiydim çünkü. "Saçmalama!"-Baran "Ne!?"-Rüzgar "Boşuna anasının kızı demiyorum. Açıldı bak..."-Yalçın Amca. "Saçmalama istersen."dedi Kerim. Bende kaşlarımı çattım. "Saçmalamıyorum. Yarın bir gün evlendiğimizde de böyle olacağını sanıyorsun herhalde? Her şeyden haberim olucak." "Evlenince olucak zaten."diye yanıtladı Kerim. Bu sırada gülümsemişti. Evlilik düşüncemin olması onu mutlu etmişti. Ama konu o değildi. "Anlamadım? Sen ciddi değilsin galiba!" "Ne alaka Rüya?"diye sorduğunda gülmüştü. "Niye ciddi olmıyım?" "Benle ciddi olsan zaten evlenince bilicek bu kız, şimdiden öğrense bir şey farketmez diye düşünürsün. Ama resmen evlenirsek eğer öğrenir olarak düşünüyorsun. " "Bu işi yapabileceğine artık şüphem yok."-Rüzgar "Baran hazır ol, gümbür gümbür geliyor birileri..."-Cansu "Tamam. Kendine göre haklısın ama ben evlenirsek ya da evlenmezsek diye düşünmüyorum güzelim..." dedi Kerim ve elini uzatıp elimi tuttu. "Sadece hazır mısın ona emin olamıyorum."dediğinde kaşlarımı çattım. "25 yaşında bir kadın olarak neye hazır olmayabilirim?" "Yaşla alakası yok bir kere. Ama madem bu kadar istiyorsun tamam. Hafta sonu benimle gelirsin. Bir şeyleri öğrenmeye başlamak lazım."dediğinde gülümsedi. Bende gülümsedim ve uzanıp yanağına bir öpücük kondurdum. Yaptığım hareketle şaşkınca bana baktı. "Öpeceğini bilseydim daha önceden kabul ederdim..." "Ne öpmesi? RÜYA!"-Baran'ın sesi kulaklarımı doldururken gülümsedim. "Sus bi oğlum."-Yalçın amca "Yaş 25 ama temas 0 sende onu ne yapacağız?"diye sordu Kerim kaşlarını kaldırarak. Sesindeki imalardan saçma bulduğu belliydi. Ama yapacak bir şey yoktu. Sevişecek halim yoktu onunla. "Ne yapayım?"diyerek omuz silktim. "Böyle yetiştirildim. Yaşadığım yerlerde de böyle gördüm." "Tadını alsan aslında..."dediğinde hafıfçe omuzuna vurdum. "Sen çok aldın galiba!"diye çıkıştım imalar eşliğinde. "Onların bir önemi yok. Merakla beklediğim tad seninki."dediğinde elini bacağıma koyup hafifçe okşadı. Bende elimi elinin üstüne koydum, bu sayede durdu. "Sikicem konuşmalarını şimdi!"-Baran "Nereye lan?"-Rüzgar "Bırak gitsin."Yalçın amca "Bence arabayı çalıştır canım."dediğimde gülümsedi. Baran gitmişti galiba. Bu adamda hiç profesyonel değildi. "Konuşmaktan bile utanıyorsun. Bu halin beni nasıl etkiliyor bir bilsen..."dediğinde bakışlarımı ondan kaçırıp cama çevirdim o da güldü ve elimi benden çekip arabayı çalıştırdı. Tamam oyunculuk aşırı zor bir işti. Resmen kasılmıştı vücudum. Üstelik karşımdaki insan Kerim olunca.... "Haftaya cumartesi sabahı alıyorum seni güzelim ve gerçek hayata başlıyoruz."dediğinde hiçbir şey demeden camdan bakmaya devam ettim. Gerçek hayat dediği Baran'ların olduğu gibi bir ekipti. Ama kendi yaptıkları işleri bana nasıl anlatacaktı onu bilemiyordum. Baran uyuşturucu ticareti yaptıklarını söylemişti. Silah alışverişi falan... orda direk öldürmezlerdi dimi beni? Zaten babası da sapık bir piç kurusuydu. Şöyle şeyler düşünme artık Rüya! ~ ~ ~ ~ "Baran iyi misin acaba? Ne saçmalıyorsun?"diye sordum artık bıkmış çıkan sesimle. Balkonda bir oraya bir buraya dolaşıp duruyordu. Bense salıncağımda hafif hafif sallanıyordum. "Saçmalamıyorum Rüya. O ite köpek gibi davransanda seni yine de babasıyla tanıştıracak. Bu şekilde yapmanda bir anlam yok!"diye çıkıştığında anlamsızca yüzüne bakıyordum. O da çatık kaşlarıyla bana. Adamla sevişmişim imajı veriyordu resmen. Kızlar bile ne yaptın bu kadar havasına girmişti. "İşler hızlansın, biran önce bitsin istiyorum..." "Bende biran önce bitsin istiyorum ama bu durumlar olsun istemiyorum."dediğinde kaşlarını havaya kaldırmıştı bir şekilde bana bakmaya devam etti. Gözlerimi devirerek bakışlarımı şehrin karanlık manzarasına çevirdim. "Hem ayranım dökülmesin, hem götüm sikilmesin."diye mırıldandım. Tam olarak böyle diyordu. "Anlamadım?" Baran'ın şaşkın sesiyle bakışlarımı ona çevirdim. Tekrar. Ve kaşlarımı kaldırıp sorarcasına başımı salladım. Aynı cümleyi tekrar kurmayacaktım. "Rüya akşam akşam delirtmeye mi çalışıyorsun beni! Uğraşamayacağım seninle!"diye söylendi sinirli bir şekilde ve bir şey dememe fırsat vermeden hızla balkonu terketti. Arkasından da kapıyı hayvan gibi kapatmayı es geçmemişti. Uğraş diye yalvaracak bir kadın var sanki burda. Kapının açılma sesiyle o tarafa döndüm. Ama geri gelen Baran değildi. İçerde tartışmamızın bitmesini bekleyen arkadaşlarımdı. "Hayırdır size?"diye sordu Emre. "Bu ilişki ışık hızında ilerliyor valla hi..."diye söylendi Hülya da ve yanıma doğru ilerlediler. İkisi bu gece bende kalmaya gelmişti. Yarın yoğun bir iş günümdü ve ikiside bana yardımcı olacaktı. Birlikte işe gidecektik. Emre salıncağın tam karşısına geçerek demirliklere yaslandı. Bakışları bendeydi. Hülya da salıncağa gelip yanıma oturdu. "Salonda mı?"diye sordum bakışlarım Emre'deyken. "Ne salonu? Gitti."dediğinde Emre kaşlarımı çattım. Birde evden gitmişti. Gerçekten ne hali varsa görsün. Sanki götümün keyfinden flört ediyorum adamla. 30 yaşındaki adamın tribiyle uğraşamazdım. "Naptın Kerim'le? Bu adam delirdi bu kadar?"diye sordu Hülya. Ters ters ona baktım. Bu ne biçim soruydu. "Ne yapabilirim Allah aşkına?"diye sordum sitem edercesine. "Ne biliyim kızım? Baran'ın tepkisine göre soruyorum bende."dedi omuz silkerek. "Hiçbirşey olmadı. Abartmaktan başka bir şey yapmıyor beğfendi. Konuşmaya bile değmez." "Ah siz kızlar..."diye mırıldandı Emre. Ona kaşlarım çatık bir şekilde baktım ve salıncaktaki yastıklardan birini kafasına doğru fırlattım. Yastığı tutup güldü. "Adam kriz geçiriyor belki şu anda(!)"dedi alayla. "Hı hı" dedim suratımı ekşiterek ve salıncaktan kalktım. Krizmiş. Geçirirse geçirsin. Ufacık şeyleri sorun yapmamayı öğrenir belki. "Acıktım." "Aşk acısı işte hemen mideye vuruyor."dedi Hülya ve güldü. "Mal mal konuşma. Henüz aşk yok. Onlarınki seks acısı...."dedi Emre de alaylı bir şekilde ve güldüler. Onları umursamadan balkondan çıkıp mutfağa ilerledim. Henüz Aşk olmadığı kesindi zaten. Götoş Baran. Mutfağa girip ekmek poşetini masanın üstüne koydum. Ardından Nutella ve bıçak aldım. Mutfak adasının sandalyesine oturup elimdekileri masaya koydum. "Bu mu yemek?"diye sordu Emre mutfağa girerken. Bakışlarımı ona kaydırırken Hülya çoktan oturup kendine bir parça ekmek çıkarmıştı. "Evet."dedim. Ekmek üstü Nutella güzel bir yemekti. "Normal yemek yok mu oğlum bu evde?"diye sordu Emre ve arkasını dönüp ordaki buzdolabını açtı. "Çalışan bir kadınım."dedim ve Hülya'nın elindeki bıçağı alıp bende onun gibi bol çikolatalı bir ekmek hazırladım kendime. Emre de sıkıntılı bir nefes alarak oturdu Hülya'nın yanına doğru. "Neden hayatınızda birileri yok anlaşılıyor."diye söylendi şakayla karışık. O sırada kocaman bir ısırık almıştım ekmeğimden. "Benim var ya."dedim ağzımdaki lokmayı çiğnerken. "Gördük...."dedi Emre ve sırıttı. "Hem Baran evlilik düşünecek biri değil bence. Ondan önemli değil yemek yapıp yapmaman." "Bende düşünmüyorum zaten."dedim ve tekrar bir ısırık aldım. Kafamdan henüz evlilik ve çoluk çocuk geçmiyordu. Uzun bir süre de geçmezdi. En azından ben ve karşımdaki adam tamamen hazır olana kadar. "Bir erkekle ömür mü geçer be Gülben !"diyerek güldü Hülya da. "Ya sabır, ya sabır." "Sen Meleği unuttun mu?"diye sordum konuyu tamamen farklı bir noktaya çekerek. Emre bir anda bakışlarıma odaklanırken bir ısırık daha aldım ekmekten. "Melek konusu bir bitse da artık." "Nasıl bitecek?" "Ben bitiricem az kaldı."dedi Emre. Dediği şeyle kaşlarımı çattım. "O ne demek şimdi?" Diye sordu Hülya da. O sırada Emre'nin telefonu çalmaya başladı son ekmek parçasını da ağzıma attığımda Emre cebindeki telefonu çıkarıp açtı. Ardından hoparlöre alıp masaya koydu. Ekrana baktım. Batu'ydu. "Hoparlördesin. Hülya ve Rüya var."diye bir uyarıda bulundu hemen Emre. Ona ters ters bakarken Batu'nun sesiyle dikkatler telefona çevrildi. "Am derdinden hayatımdan oluyordum lan!"diye çıkıştı Batu sessiz bir şekilde. O ne demekti? Ve iyiki uyarmıştı Emre. Bir de uyarmasaydı... "Ne oldu?"diye sordu Emre. "Az kalsın beni sikiyorlardı!"diye çıkıştı tekrar Batu ama fısıldayarak konuşuyordu. Ne olmuştu buna böyle. Niye fısıldıyordu ve kim sikicekti onu? "Nasıl yani?"diye sordu Hülya. "Kalp atışım hâlâ düzelmedi amına koyayım. Kalp krizinden gitmeme ramak kalmıştı-" "Lan düzgünce anlatsana şunu! Nerdesin sen?"diye çıkıştı Emre. Haklı olarak. "Of. Şimdi arabaya bindim. Kapıyı da kitliyim dur... kitledim. Hemen eve geçip abdest alıcam."dedi Batu. Sesi artık normal çıkıyordu. Fısıldamayı bırakmıştı. "Bendeyiz hâlâ gelsene."dedim. Burda konuşurduk. "Yok yok. Abdest almam kuran okumam lazım bu gece."dediğinde güldüm. Ne saçmalıyordu bu. "Lan senin bir tarafların abdest tutmaz. Boşuna uğraşma."dedi Emre de. Gülümsedim. O sırada telefonum titredi. Cebimden çıkartıp ekrana baktığımda Baran'dan mesaj olduğunu gördüm. "Batu anlat artık ne oldu?"diye sordu Hülya o sırada. Kimden ; Baran "Gece gelirim." Kime; Baran "Gelme." "Lan bir kız beğendim parti de. Ama bir içim su. Birde bir orospu bir orospu..."dediğinde güldüm. Telefonumun ekranını kapatıp masaya koydum. Bakışlarım tekrar arama ekranı açık olan telefona kaydı. "Hemen yatak istiyor. Bende hiç sevmem bilirsiniz?"diye sorduğunda hepimiz onaylarcasına sesler çıkardık. "Mütevazı olduğumdan kabul ettim, maksat kız üzülmesin. Ama bir de kuzeni varmış kızın. Grup istedi."dediğinde Hülya ve Emre'yle bakıştık. Ne diyordu bu? "Erkek miydi kuzeni?"diye sordu Hülya. O mu sikicekti yoksa? "Yok kızdı. Hatta o da taş gibiydi. Ben de bu güzel hanımları kırmak istemedim."dediğinde gülümsedim. İşler güzel gidiyor gibiydi. Ne zaman ekşın olacaktı? "Neyse bunların evine gittik. Beni eve attılar. Bende dedim hadi Batu sen halledersin-" "Halledemeden patladın mı lan?"diye sorduğunda Emre kahkaha attık. "Yok yav yok! Beni soydu bunlar fantezi ayağına iple ellerimi de bağladılar yatağa-" "Oha Batu."dedim. Baya özele giriyordu artık buralar. "Üstüne üstlük birde ağzımı bağladılar. Sonra önümde yavaş yavaş dans ederek soyundular-" "Saadete gel artık. "dedim fantezi anlatıyordu beğfendi ya! "Karşımda ne göriyim dersiniz; iki sik!"dediğinde hepimiz gülmeye başladık. Sik mi?! Ya... "lan ne gülüyorsunuz! Ağzımı bağladılar amına koyayım ne oluyor anlamadım! Karşı çıkmaya çalışırken bunlar heyecanlandım mı sandılar ne yaptılar ellemeye başladılar beni! Bir taraflarını bacaklarıma sürttüler!" Gülmekten gözümden yaşlar gelmeye başladı. Of Batu! "Oğlum gülmeyin çok kötüydü! Sikiceklerdi iplerden zorda olsa kurtulup kaçtım. Aklım götüme kaçtı lan!" "Şimdi işiyeceğim."dedi Hülya ve başını masaya gömdü. Durmadan gülüyorduk. Ve cidden benim de çişim gelmişti. "Mal! Gülmeyin diyom!"diye çıkıştı Batu. Kendimi durduramıyordum. Hatta durduramıyorduk bence! Bunun üzerine de zaten Batu telefonu suratımıza kapatmıştı. Of karnım çok kötü ağrıyordu gülmekten. Gülmeye ihtiyacım varmış. Telefonumun titremesiyle ekrana baktım. Baran yazmıştı. Keyif kaçırmak istemediğimden telefona hiç dokunmamayı, mesaja hiç bakmamayı tercih ettim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE