15

2971 Kelimeler
"Bir dur amına koyayım bir dur ya!"diye sitem etti Emre yazdıklarıma karşılık. "Beynim yandı." -Emre "Ben eror vereli 3 dakika oldu bile..."-Batu "Ben şoktayım şu anda. Kerimin annesi aynı zamanda Rüzgar'ında annesimiymiş?"-Melek "Yani Yalçın amcanın eski karısı?" -Hülya "Yalçın amca eski karısının yeni kocasını bulmaya çalışıyor bu durumda..." -Kübra "O onun dıdısı bu bunun anası vay aq aşkı memnu yanınızda bok yemiş 😂"-Emre "Oha lan bu olayları dizi yapıp satabiliriz he!"-Emre "Rüzgar da Yalçın amcada kadını ölü biliyorlarmış."yazıp yolladım. Ardından şarabımdan bir yudum daha aldım ve bardağı sehpaya koydum. "Bu nasıl oluyor?"-Kübra "Şimdi kadın aldatmış mı Yalçın amcayı yoksa boşandıktan sonra mı yapmış çocuğu?"-Melek "Aklımdaki soru buydu😂😂" -Hülya "Bu bilgiyi napıcaksınız şu an?"-Batu. Batunun sorusuna karşılık gülümsedim. Mantıklı bir soruydu ama kızların sorusuda mantıklıydı. "Merak."-Melek "Fazla merak göte yarrak demişler"-Batu "😂"-Emre "🧐" -Kübra "Kim demiş bunu?"- Kübra "Rahmetli Dedem." -Batu "Yok aldatmış zaten Kerim Rüzgardan 4 yaş büyük" yazdım. Ortalık şimdi karışıcaktı. "Ne?"-Emre "Lan mal mısın?"- Batu "E o nasıl oluyor?"-Hülya "🫣"-Melek "O zaman ilk Kerimin babasıyla evli olması lazım. Bütün konu başa sardı şu an 🤦🏻" -Batu "İlk Kerim'in annesiymiş yani, vay anasını."-Kübra "Yalçın amcanın ve Gül teyzenin çocukları olmuyormuş yıllar boyunca..." yazıp yolladım. Ara ara girip güncelleme yapmak çok hoşuma gitmişti. Hepsini aynı anda anlatmıyordum. "Adı Gül müymüş orospunun..."-Melek "Nerden teyzen oluyor elin kaşarı?"-Emre "Sonra gül teyze de Kerim''in babasıyla tanışıp çocuk yapmış. Yıllarca gizli ilişki yaşamışlar." Yazdım. "Karı ikisiylede şikişiyor muymuş?"diye sordu Batu. "Nasıl hitap edeyim kadına?"diye sordum Batuyu yanıtlayarak. "Tövbe..."-Kübra Batuyu yanıtlayarak. "Neyse sonra kadın Yalçın amcadanda hamile kalmış. Rüzgarı doğurana kadar sesini çıkarmamış ama Rüzgar doğunca Gül çocuğu alıp arada kalmaya bir yerlere gidiyormuş."-yazıp yolladım. Bu sırada Baran telefon konuşmasını bitirip tekrar balkona girmişti. Ona kısa bir bakış atıp tekrar ekrana döndüm. "Kadın tek bedende iki hayat yaşıyor"-Hülya "Yalçın amca peşine birilerini taktığında öğrenmiş ne boklar döndüğünü. Rüzgarı alıp kadını kapının önüne koymuş."-yazdım. Bu sırada Baran yanıma oturup başını omzuma koymuştu. Bakışları telefonumun ekranındaydı. "Ben adamı öldürebilirdim."-Emre "Kadını da öldürmek lazım."-Melek "Zaten Yalçın amca vurmuş gül teyzeyi. O öldürmüş."-yazdım. Sonra bakışlarım Baran'a kaydı. Ekrana bakıp konuşmaları okuyordu. Telefonun titremesiyle tekrar ekrana baktım. "Siktir!"-Batu "Oha."-Kübra "Helal 👏"-Melek "En bomba şeyleri de hiçbirşey yokmuş gibi söylemen..."-Hülya. "E ama yaşıyor karı."-Batu "Su an sorunda bu"-yazdım "Kadın nasıl yaşıyor?"-Emre "Öldü biliyorlarmış. Herkes şuan öğrendi. Ortalık bu yüzden karışık. Ve bir şey daha var."-yazdım ve bekledim. "Ne?"-Hülya "Ne oldu yine?"-Emre "Ay bayılıcam kendi dertlerimi unuttum aq"-Melek "Ooofffffff yine ne oldu. Sürekli bir güncelleme!"-Batu "Rüya! Yazsana!"Kübra "Kerim aslında kız olarak mı doğmuş yoksa?"-Batu "Batu boş yapma!"-Hülya "Yalçın amcanın bacaklarının felç olma sebebi Kerimin babasıymış. O yaptırtmış ve yaptırttıktan sonra kadınımın intikamı diye mesaj yollamış."yazdım. "Aşırı dedikoducu bir sevgilim var..."diye mırıldandı Baran. Bakışlarım ona kaydı. "Hiçte bile!"dedim ve kıkırdadım. Ama o keyifsizdi. Sesinden belliydi. Rüzgara canı sıkışmış olmalıydı. Telefonun titreyişiyle bakışlarımı telefona çevirdim tekrar. "Kadınım neeee"-Hülya "Of! Yalçın amca için bir sigara yakıyorum şimdi!"-Batu "Adamın hayatı bak ya!"-Kübra "adama bir rakı sofrası benden."-Emre "Hem şerefsiz hem yüzsüz kadınına sahip çıksaydın da sadece senin altında kalsaydı!"-Melek "Sinirlendim durduk yere😡"-Melek "Bir orospu uğruna!"-Hülya Telefonun ekranını kapatıp koltuğa bıraktım. Bu hareketimle Baran'da başını kaldırıp doğrulmuştu. Bakışlarım ondayken onunkiler yerdeydi. "Git istersen Rüzgar'ın yanına. Sana ihtiyacı olabilir."dediğimde başını bana doğru çevirip,bana baktı. Yeşil gözleri boş boş bakıyordu şu anda. "Yalçın amcayla oturup kafa patlatıyorlardır şuan. Hiç o tantanaya giremem. Bana sen lazımsın.." kurduğu son cümleden sonra elini belime koyup beni kendine doğru çekti. Ona yardımcı olup üzerine doğru hafifçe eğilerek yaklaştım ona. Yüzüm yüzüne yeterince yaklaştığında sırıttım. Ardından Baran onu öpmemi beklerken ben yanağını yalayıp kıkırdadım. Baran başını biraz geri çektiğinde sırıtarak gözlerime baktı. "Birileri yaramazlık peşinde galiba?"diye sordu tek kaşını kaldırarak. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Sana soracak tonlarca sorum var." Dedim. Onu daha çok tanımak istiyordum çünkü onu git gide daha fazla sevdiğimi hissediyordum. "Bu soruları yatakta pozisyon denerkende yanıtlayabilirim."derken sesindeki tonlama içimdeki azgın kadını dışarı çıkarmak için uğraşıyor gibiydi. "No!"dedim ve ayağa kalktım. Baran kaşları çatık bir şekilde bana bakarken ona gülümsedim ve tam önüne geçip durdum. Başını kaldırıp suratıma baktı. "Ne ayaksın?"diye sordu gülerek. Hiçbirşey demeden bacaklarım yanlara açılacak şekilde Baran'ın kucağına oturdum. Baran anlamsızca bana bakarken ben ellerimi ensesinde birleştirip bakışlarımı gözlerine sabitledim. "Bu pozisyonda sorgulamak istiyorum seni."dedim dudaklarına doğru eğilerek ve gülümsedim. Bunu söylerken sesim kısık ve tahrik edici çıkmıştı. "Alla Allah!"dedi gülerek ve ellerini belime sardı. Gülümseyerek hafifçe doğruldum. "Soru 1... En son ne zaman sevgilin oldu?" "Soruya bak!"dedi ve güldü Baran. Kaşlarımı çattım ve cevap beklercesine ona bakmaya devam ettim. Dalga geçiyordum. "Lisedemiyiz kızım bu nasıl soru?" Diye sordu. "Cevapla."dedim ve omuz silktim. Rüzgar kızlarla işinin olmayacağını söylerken neden bahsetti anlamak istiyordum. "Lise."dedi. Gözlerimi kocaman açarak ona baktım. Lise mi? "Saçmalama!" "Niye saçmalıyım ?Manitacılık oynamaya vaktim mi var benim?"diye sorduğunda kaşlarımı çattım. "Sevgilimsin ya hani..."dedim imalar eşliğinde. "Sen ayrısın..."dediğinde elini saçımda gezdirmeye başladı. "Bu işin içindeyken kimseye güvenemiyorsun kızım. Bizimkilerden bir kaç tanesini öyle kandırdılar." "Nasıl yani?"diye sordum. Benim bakışlarım onun gözlerindeyken onunkiler suratımda geziniyordu. "Şu an sen ne yapıyorsan onu bizede yapıyorlardı yani..." Benim Kerim'i kandırdığım gibi onları da kandırıyorlardı yani. Gayet açık bir örnek olmuştu. "Soruyu günceliyim..."dedim ve yüzüne doğru yaklaştım. "En son ne zaman başkasıyla s*x yaptın?"diye sordum fısıldayarak ve dudaklarımı dudaklarına sürdüm. Baran alt dudağımı dudaklarının arasına alıp emdi ve bıraktı. Bunun üzerine geri çekilip cevabı bekledim. Bunları merak ediyordum. Benden önce sık sık değişik kızlarla birlikte olmak gibi huyu varsa... iğrenç geldi bu düşünce. "5 yıl önce..." "Siktir git şurdan!"diye çıkıştım kaşlarımı çatarak ve biraz geriledim. Dalga geçiyordu resmen... Ettiğim küfürü farkına varıp dudaklarımı birbirine bastırdım. Baranda verdiğim cevaba karşılık gülmüştü. "Nasıl 5 yıl. 5 yıldır kimseyle olmadı mı yani? Sevişme öpüşme?"diye sordum havaya kalkmış kaşlarımla. Yani bir kız 10 yıl kimseyle olmasa inandırıcı gelirde erkeklere inanamıyordum nedense. Böyle bir algı vardı. "Hayır, hiçbir kızla temas etmedim. Ayrıca ne biçim sorular bunlar böyle? Sevişmeden yaşanmıyormuş gibi?" Diye sordu dalga geçerek. Kaşlarımı çattım. Valla beğfendi bana karşı baya da sevişmeden yaşanmaz gibiydi. "Bu yaşta bir erkekten daha aktif bir ilişki durumu bekledim." "Karadenizli olduğumu hatırlatırım. Öyle şerefsiz bir karakterim yok Allah'a şükür."dedi ve sırıttı. "Karadenizlilikle bir ilgisi yok canım onun."dediğimde gözlerimin içine bakıp hafifçe tebessüm etti. Bu var demekti galiba. "Benle niye hemen yakınlaşma oldu o zaman?"diye sordum içimdeki merak duygusuna yenilerek. Yani bana karşı bu kadar temas uygulayan bu adamın yıllardır kadınlarla düşman gibi olması pek mantıklı gelemiyordu. "Bilmiyorum."dedi gülerek ve omuzlarını silkti. "Sende farklı bir enerji vardı. Kuralarımı yıkıp birden kendimi kaybettim." "Ne kuralı?" "Kadınlara ve onların zırvalıklarına vakit ayırmama kuralı."dediğimde omuzuna hafifçe vurdum. Zırvalık ne ya? "Yani sen cidden yalnızlığı kendine alışkanlık edinmiştin?" "Onun gibi bir şey..." "Ben bu alışkanlığının önüne geçebilicek miyim peki? Birde hayatına birini alman?" "Geçtin bile kızım!"diyerek belimdeki eliyle beni kendine doğru çekti. "İlk gün çarpıştığımızda bana öyle bir elektrik verdin ki yıllardır hiçbir kadını takmayan ben seni orda deli gibi öpmek istedim!"derken dudaklarıma doğru eğilmişti. Geriye doğru yatırdım kendimi hemen ve öpmesine izin vermedim. "Sence de çok hızlı değil miyiz?"diye sordum. Sorduğum soruyla kaşlarını çattı. Adam konunun nasıl bu soruya geldiğini algılamaya çalışıyor şu anda... "Ne gibi?"diye sordu ve başını iki yana salladı. "1 haftadır sevgiliyiz ve sevgili olduğumuzda daha yeni tanışmıştık..." "Yani güzelim? Ne yapmalıydık? Ergenler gibi 2-3 ay birbirimizi uzaktan kıskanmamız uzaktan uzağa özlem duymamız mı lazımdı?"diye sordu kaşlarını kaldırarak. Cevap vermeden gözlerine bakmaya devam ettim. "Ben 29 sen 25 yaşındasın. Bence bu yaşımıza kadar hayatta 1 dakikalık bir boşa vaktin ne demek olduğunu iyi öğrendik." Çok haklıydı. Şu an ne acele etmesi geç bile sevgili olmuşuz diyecektim adama. Nasıl rahatlatmıştı birden bu düşüncemi. "Flört aşaması boşa zaman. En azından bu yaşta-" "Ay sende yaşlıymışız gibi konuşma!"diye çıkıştım kaşlarımı çatarak. O ise güldü. "Hızlı falan olmadı hiçbir şey tamam mı?"diye sorduğunda başımla onayladım onu. "Sen benden etkilendin ben senden. Beklemek yerine direk hareket ettik sadece-" "Öpsene beni!" Baran'nın lafını kestiğimde 32 diş sırıttı ve hızla dudaklarıma yapıştı. ~ ~ ~ ~ ~ "Baban yok mu yani?"diye sordum çatılmış olan kaşlarla. "Maalesef sevgilim bir işi çıktı ve gitmek zorunda kaldı." Kerim'in açıklamasıyla sıkıntılı bir şekilde nefesimi verip bakışlarımı salondaki kocaman halıya çevirdim. "Sikicem ya!"-Baran Kulaklığımdan Baran'ın sesini duyduğumda bakışlarımı halıdan çekip Kerim'e baktım. Telefonunda bir şeyler yapıyordu. Bu arada kulağımın içine yerleştirilen bir kulaklık takmışlardı. Tuhaf hissettiriyordu ve dışarıdan görülmüyordu. "Bu sefer hızla bitecek sanmıştım..." diye mırıldandı Yalçın amca da. "Annemi sor sana zahmet!"dedi imalar eşliğinde Rüzgar da. "Annen burda mı peki?"diye sordum Kerim'e bakmaya devam ederek. Kerim tam ağzını açacakken gözleri yukarıya doğru çıkan merdivene kaydı ve sustu. Başımı hızla o tarafa çevirdiğimde merdivenin başında zayıf sarışın yaşlı ama bir o kadar da genç duran güzel bir kadın girdi görüş alanıma. "Burdayım..."dedi o kadın. Onu baştan aşağı süzdüm. Üzerinde mor çiçek desenli bir elbise vardı elbise kısa kolluydu. Belindede kemeri vardı. Dizinin biraz üzerinde bitiyordu. "Gül ben. Kerim'in annesi."diyip gülümsediğinde bende gülümsemesine karşılık vererek bakışlarımı suratına çevirdim. Aslında tatlı ve sempatik biri gibiydi. "Gül..." diye mırıldandı Yalçın amca. "Gerçekten yaşıyor..." inanmak istemiyordu kendisi hâlâ. "Merhaba efendim. Bende Rüya."diye yanıt verdiğimde kadın merdivenlerden inmeye başlamıştı bile. "Efendim gibi laflara gerek yok kızım. Gül abla yeterli bir hitap."dediğimde kocaman gülümsememle ona bakmaya devam ettim. "Aç mısın? Hemen yemeğe geçmek ister misiniz?"diye sorduğunda Kerim'e baktım. O cevap versin istemiştim. "Ben çok açım anne."dedi Kerim. Bakışlarım Tekrar Gül ablayı bulduğunda merdivenleri inmiş olduğunu gördüm. Bize yaklaşmadan salonun diğer köşesindeki kapalı kapıya doğru ilerledi. İnsan bir sarılır... "Temastan hoşlanmaz.."diye mırıldandı Kerim içimi okurcasına. Bakışlarım ona kaydığında telefonu cebine koyup yanıma doğru geldi. Elini belime koyarak yürümeye başladı. Mecbur bende eşlik ediyordum. Annesi kapıyı açtığında içerisinin büyük bir yemek odası olduğunu gördüm. Öyleki bu masa 20 kişilik falan olmalıydı. Upuzundu. Masanın karşı ucunda açılmış 3 servis vardı. Ayrıca yemek doluydu o köşe... "Neden bu kadar büyük masa?"diye sorduğumda önümüzde ilerlemekte olan gül abla durup bana baktı. O durunca bizde durmuştuk. "Çok büyük bir aileyiz. Bu masa bize göre küçük bile."dedikten sonra yapmacık bir gülümsemeyle önüne döndü. Kaşlarımı çatarak yürümeye devam ettim. Tamam aşırı itici konuşmuştu. Gül abla masanın başına oturduğunda Kerim ve bende karşılıklı oturmak zorunda kalmıştık. U şeklinde bir düzen vardı masada çünkü. Biz masaya oturur oturmaz bir kadın sularımızı koymaya geldi. Ardından takım elbiseli bir adam gelip ne içki içeceğimizi sordu. Kerim adama içki adı söylerken araya girdim. "Ben sadece su içeceğim canım. Miğdem biraz tuhaf..." "Tamam canım. Annemle bana o zaman..." Bakışlarım Gül ablaya kaydığında beni süzdüğünü gördüm. Bakışları gözlerimi bulduğunda gülümsedim. Ama o gülümsemeden düz düz bakmayı tercih etti. Bakışlarımı ondan kaçırdığım sırada sorduğu soruyla tekrar ona baktım. "Ne iş yapıyorsun?" "Reklam şirketi yönetiyorum. Onun dışında sahil kenarında birde Cafem var."dediğimde suratında yalancı bir tebessüm oluşturdu. Ne gıcık bir kadındı bu? Yaptığı mimiklerin bu kadar yapmacık gözüktüğünü anlamıyor muydu? Ya da yapmacık gözükmek pek umrunda değildi. "Sanki bilmiyor ne iş yaptığını..."diye söylendi Yalçın amca. Biliyordu tabiki. "Ailen nerde?"diye sorduğunda birden suratım düştü ve kaşlarımı çattım. O ise Gülümseyerek gözlerimin içine bakıyordu. Üstelik bu seferki gülümseme yalandan değildi. Bu soru resmen haz almasına neden olmuş gibiydi... Ben ağzımı açmadan Kerim girdi araya. "Kızla uğraşıyor..."diye mırıldandı Rüzgar "Anne konuştuk ya bu konuyu. Rahmetli oldular."dedi biraz sert bir şekilde. Bakışlarım Gül ablaya kitlenmişken o suratını asarak bana baktı. Ama bunun yapmacık olduğu her yerden belliydi. Çocuk gibiydi karşımda. Saçını başını yolasım vardı yemin ediyorum! "Rüya sakin ol seni sınıyor bu kadın..."-Yalçın amca "Ay kusura bakma canım. Boşluğuma geldi."dediğinde bende yapmacık bir şekilde gülümsedim. Sakin ol Rüya. Orospunun teki karşındaki anlaşılan. "Nasıl öldüler? Trafik kazası falan mı?-" "Anne! Başka bir konuya geçsen iyi olur!"diye çıkıştı Kerim birden. Annesi başını Kerim'e doğru çevirdiğinde bende Kerime baktım. Kerim'in bakışları beni bulduğunda hafif bir tebessümle ona baktım. Bu sorun yok anlamında bir bakıştı. "Kusura bakma güzelim annem dediğim gibi bazen patavatsızca konuşabiliyor."dediğinde annesine ters ters bakmıştı. Bana böyle bir bilgi vermemişti ama da neyse... "Sadece hatırlayamadım ailesi yanmış mıydı? Boğulmuş muydu neydi?" Gül orospusunun sesi kulağımı tırmalıyordu resmen. Yanmış mıydı mı? Onları yakanlar zaten bu masada değiller miydi? Neyin tiyatrosu bu? Bu kadın benimle tanışmayı laf sokmak için mi istedi. "Ben lavaboyu kullanabilir miyim?"diye sordum Kerim'e. Kerim başıyla onayladı beni. Ben ayağa kalktığımda çalışan kadınlardan biri yanıma geldi. "Buyrun efendim. Eşlik edeyim."dediğinde kadının peşine takılarak bu büyük odadan çıktım. Koridorda biraz ilerleyince sağ taraftaki kapıyı işaret etti kadın. Teşekkür ederek kapıyı açıp içeri girdim. Ardından hızla kapıyı kapattım. Bakışlarımı etrafta gezdirdiğim de kocaman olduğunu gördüm buranın. Sırtımı kapıya yaslayıp gözlerimi yavaşça kapattım ve derin bir nefes aldım. "İyi misin?"-Baran "Rüya?"-Yalçın amca "İyiyim. Sinirlerimle oynuyor bu kadın sadece."diye fısıldadım sinirle. "Sende onunkilerle oyna."-Yalçın amca. Kaşlarımı çattım. "Nasıl?"diye sordum tekrar sessizce. "Soru sor Rüya. Bir sürü. Sen halledersin bence..."-Yalçın amca. Annemin bu işlerde nasıl olduğunu, nasıl yapabildiğini merak ediyordum. "Senin zaten bildiğin, ama onun senin bildiğini bilmediği şeylerle git."-Baran Bu nasıl cümle Baran maşallah. Gözlerimi devirdim ve lavaboya doğru ilerledim. Elerini soğuk suyla ıslatıp boynuma sürdüm. Biraz kendime gelmeliydim. "Tamam. Çıkıyorum."diye fısıldadım ve kapıya ilerledim , kapıyı açıp çıktım. Koridorda kimse yoktu. Geldiğim yoldan geri yürümeye başladım. Yemek odasının önüne geldiğimde kapının önündeki iki adam vardı. Bakışlarımı onlardan kaçırarak içeri girdim. Bakışlarım etrafta hızla gezinirken Kerim'in burda olmadığını gördüm. Acaba nereye gitmişti? Yavaş adımlarla ilerlerken bakışlarım Gül'e kaydı. O da elinde tuttuğu şarap bardağıyla birlikte bana bakıyordu. Ben ilerlerken o heryerimi bakışlarıyla incelemişti resmen. Sandalyemin yanına geldiğimde derin bir nefes alıp oturdum. Ardından masadaki su dolu bardağı elime aldım. Bir yudum içip yerine geri koydum bardağı. Bakışlarım Gül'e kaydı. Onun bakışları zaten bendeydi. Tip tip bakmak deyiminin hakkını veriyordu... "Kaç yaşındasınız?"diye sordum. Konular bir yerden başlamalıydı. Ve artık soru sorma sırası bende olmalıydı. Hazır Kerim de yoktu. "56."diye yanıtladığında kaşlarımı kaldırdım. Baya varmış yaşı. Asla belli etmiyordu. "Belli etmediğimi biliyorum."dedi sırıtarak. Bakışlarımı su bardağıma çevirdim. "Kaçıncı evliliğinizdi?"diye sordum gülümsememe devam ederek. Gül kaşlarını çattı. "O ne demek? ilk evliliğim. "diye yanıtladığında dudaklarımı birbirine bastırarak arkama yaslandım. Kötü gelin olma zamanıydı. "İlk..."-Rüzgar "Bizi unutmuş hanım(!)"-Yalçın amca "Genelde yaşlı ama bir o kadar da genç olan insanların ikinci evliliği falan olur. Ya da hayatında ki ikinci zengin adam. Yani hep öyle duydum, gördüm. Sizde de tam öyle bir hava var. "dedim ve omuz silktim. Gül ise hâlâ çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. "Böyle İlk evlilikte adamın ömrünü yemiş ikincisinde Sefa sürüyor gibi..."diye ekledim ve önümdeki zeytinyağlılarda gözümü gezdirdim. Zeytinyağlı barbunyadan tabağıma bir dolu kaşık koyarken Gül'ün konuşmasını beklemiştim ama cevap yoktu. İki tane barbunyayı çatala batırırken bakışlarım tekrar ona döndü. Kerim'in ortalıkta olmaması cidden çok iyi olmuştu. "İlk eşinizde mafyamıydı?"diye sordum meraklı bakışlarla. "Anlamadım ne?"diye sormuştu Gül şaşkın bir şekilde. O sırada Yalçın amcanın öksürükleri doldurdu kulağımı. "Büyük oynuyorsun..."-Rüzgar. "Yani Kerim pek konuşmasada bu devasa ev..."dedim ve çatalın ucundaki barbunyayı ağzıma attım. Ardından çiğneyip yuttum. Bu sırada Gül kısık gözleriyle bana bakıyordu. "Sizin yaşadığınızı hiç kimsenin bilmemesi, babasının sürekli anlamlandıramadığı bir işinin olması..." çatalı tabağın kenarına tuttururken bakışlarım masaya kaydı. "Kerim'in ortadan kayboluşları..." bardağı tekrar elime alıp bir yudum daha su içtim. Ardından bardağı masaya geri koydum. "Bu kadar koruma, çalışan.... Filmlerdeki mafya ailesi gibisiniz."dedim ve tekrar Gül'e bakarak güldüm. Masada duran elini uzanıp yavaşça sıktım sonra " bu benim bir düşüncem sadece."dedim ve imalarla dolu bir kahkaha attım. Kadın ise hâlâ tip tip bana bakıyordu. "Mafya karısı imajınız da pek yok gerçi ..." "Zamanı gelince öğrenirsin ne iş yaptığımızı. Kafanı yorma sen."dedi Gül gayet ciddi bir ses tonuyla ve şarabından bir yudum aldı. "Kerim'in erkek kardeşi var mı?"diye sordum. Ardından hızla bakışlarımı ondan kaçırıp masaya çevirdim. Zeytinyağlı sarmadan bir kaçtane tabağıma koydum. "Rüzgar adında deseydin birde..."-Rüzgar "Yok." "Emin misiniz?"diye sordum ve ağzıma bir tane sarma attım. Çok güzeldi tadı maşallah. Bakışlarımı Güle çevirdiğimde asık suratı ve çatık kaşlarının çok komik durduğunu gördüm. Şu an ne yaptığımı çözmeye çalışıyor gibiydi. "Ne biçim soru bu? Eminim tabi!"diye çıkıştı birden. "Sakin olun..."dedim gülümserken. "Babasından bir tane daha falan varsa mirasa ortak olur. Ondan sordum. Ama başka bir babadan varsa onda sıkıntı yok."dediğimde dudaklarımı gülmemek için birbirine bastırarak tabağıma doğru baktım. Bir sarma daha alıp ağzıma attım. Ve tekrar Gül ablaya baktım. Kitlenmiş şekilde bana bakıyordu. "Yemekler çok güzel."dedim ve gülümsedim o da yapmacık bir gülümsemeyle bana karşılık verdi. Birbirinden nefret eden gelin kaynana gibiydik. "Arkadaşımın bir kuzeni var Rüzgar..."dediğimde kadın bana öyle bir bakmıştı ki... sanırım şu an beyninin içi kaynıyordu. "Rüya-"-Rüzgar "Susun. Kız kendi bildiği gibi yapsın"-Yalçın amca "Çok güzel sarma sarar."dediğimde sırıtarak suratına bakıyordum o ise hem sinirli hem boş boş bakıyordu bana. Bakışlarını birden benden çekip masaya çevirdi. "Erkek olabilir ama aşırı güzel ve ince ince sarar biliyor musunuz. Rüzgar sayesinde..."derken isme vurgu yapmıştım. "Sarmalarda çok seçiciyim... ama bu sarma da muhteşem, sanki Rüzgar yapmış gibi. Tarifini bir ara istiyim sizden de..." Gül boş boş masaya bakarken ben bir kaç sarma daha yedim. Ardından tabağıma yeni sarmalar koydum. Yanına da yoğurtlu semizotundan koydum ve yemeğe başladım. Yanımdaki donuk şekilde masaya kitlenmişken ben aç karnımı duyuruyordum. Telefonum çalmaya başladığında cebimden çıkarıp ekrana baktım Emre arıyordu. Açıp kulağıma götürdüm. "İyi insan işte..."diye mırıldandım Gül'ünde duyacağı şekilde. "Efendim Rüzgar'cım..." diyerek açtım telefonu. "Rüzgar mı?"-Rüzgar "Başka Rüzgar mı var?"-Baran "Ne Rüzgar'ı be kızım. Senin kafa yanmış iyice bu mafyalarla."diyerek güldü Emre. "Ne oldu? Anlat..."dediğimde bakışlarım Gül'e kaydı. Aynı şekilde masaya bakıyordu. Ama sinirlendiği nefes alışverişinden bile belliydi. Suratı kıpkırmızı olmuştu. Şu an bırakıp gittiği oğlunu düşünüp üzülüyor muydu acaba(!) ne komik. "Akşam bir kızla randevuya çıkmayı planlıyorum."dedi Emre ve derin bir nefes aldı. Kız mı? Ne? "Rüzgar bu ne hız?"diye sordum sinirle gülerek. Ne alakaydı Melek konusu varken. Geçen telefonda dertleştik. Ağlıcaktı resmen, şimdi başka bir şey diyordu. "Ne Rüzgarı ya? Ayrıca hız ne alaka?" Bakışlarım hâlâ güldeyken daha çok Rüzgar lafı kullanmalıymışım gibi hissediyordum. "Rüzgar bence önce oturup konuşalım..." "Kızım sarhoş musun? Ne Rüzgar'ı Emre ben!" "Rüzgar'cım ani karar verme. Annen yemiş bir halt. Aldatmış babanı ama bir sakin ol. İyi düşün-" "Rüya? Sesim geliyor mu sana? Emre ben. Ne saçmalıyon?" "Biliyorum."dediğimde Kerim girdi odaya. "Ben seni sonra arıyacağım enişten geldi şimdi. Yüz yüze konuşmadan kadına yüklenme. Öptüm."diyerek kapattım telefonu. Kerim'e doğru tebessüm ederken birden bardak kırılma sesi geldi ve bakışlarım Gül'e kaydı. Elindeki bardağı sıkarak kırmıştı ruh hastası kadın. "Anne!"diye bağırdı Kerim ve koştu annesinin yanına. Şova bak. Elde bardak kırmak da ne? Ergen ergen... yalancı bir telaşla ayağa kalkıp Kerim'in yanına ilerledim. Bekle gül hanım, daha it kocan var sırada.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE