13

2370 Kelimeler
Bir insana iyi gelmek, gerçekten güzel bir histi. Onu tekrardan güldürebilmek, hayata dair bir şeyler yaptığını görmek, bir şeyler için çabalamaya tekrar başlaması... Bunlar güzeldi. Başından geçen olaya rağmen Cansu bunu yapıyordu. Hülya'yla birlikte ingilizce uygulamasını kullanarak ingilizce öğrenmeye çalışıyordu. Üstelik hevesli görünüyordu. Birlikte yabancı film ve dizi çevirmeyi planlıyorlardı. Gerçi Hülya bunu zaten yapıyordu, Cansu'yu da kafa dağıtması için yanına almıştı. "Emre seni öldürürüm!" Melek'in çığlık çığlığa bağırmasıyla bakışlarımı teknenin iç kapısına çevirdim. Emre Melek'i omzuna atmış bir şekilde buraya geliyordu. Gözlerim kocaman açılırken güldüm. Melek Emre'nin omzunda resmen çırpınıyordu. O kızın orda ne işi vardı? "Öldür de görelim..."dedi Emre ve bizim yanımıza gelip masanın önünde durdu. Bakışlarım Emre'deydi. "Sizce üzerinde ki elbise ne kadardır?"diye sordu Emre bakışları bizim üzerimizde gidip gelirken. Elbise mi ne kadar? "Emre!"diye bağırdı yine Melek. "Napıyorsun oğlum kıza?"diye sordu Batu. Sırıttığı sesinden belliydi. "Arkadaşımı rahat bırak, ayrıca o elbise Zara'dan 14800 tl."dedi Hülya ve önündeki fıstıktan alıp Emre'ye attı. Güldüm ve başımla onayladım Hülya'yı. Zara'dan alınmış hiçbir şeye zarar gelmemeliydi kesinlikle(!) "Çüş."dedi Batu birden. Bakışlarımı ona çevirdim. O da Hülya'ya bakıyordu. "İçiniz acımıyor mu cidden o parayı verirken?"diye sordu. Yüzünde komik bir ifade vardı. Cidden şaşırmıştı. "Birazdan o para tuzlu suya gidicek. Bakın şimdi." Bakışlarım hızla Emre'yi bulurken Emre teknenin merdivenlerine doğru ilerledi. Yok artık! "Kızı denize mi atacak?"diye sordu Rüzgar. O sırada Hülya ayağa kalkı ve Emre'nin peşinden gitti. Hülya'nın hemen arkasından bende kalktım. Arkadaşımı arkadaşımdan kurtarmam lazımdı. O elbise suya gidemezdi. "Elbiseyi çıkart bari!"diye bağırdı Kübra oturduğu yerden. "Geldim Melek!"diye bağırdı Hülya da. "Lan şurada oturuyorduk ne güzel."diye söylendiğini duydum Batu'nun. Oda arkamızdan geliyordu. Biz hızla merdivenleri inerken Emre Melek'i birden suya fırlattı. Ağzım açık bir şekilde Melek'e bakarken Hülya kulağıma eğildi. "Aynı anda itiyoruz." Başımla onayladım onu. İkimizde Emre'nin yanına geldiğimiz de Melek sudan kafasını çıkarmış sinirli bir şekilde Emre'ye bakıyordu. Gitti elbise... "Seni geberticem!"diye bağırdı Melek.O sırada Hülya ve ben Emre'yi suya ittik. Ama Emre suya düşmemişti. Onun yerine ikimizide kolumuzdan yakalamıştı. Kolumu ondan çekmeye çalıştım ama maalesef... "Sizde ıslanmak istiyorsunuz galiba?"diye sordu Emre alaylı bir şekilde ve bakışlarını üzerimizde gezdirdi. "Asla."dedim hızlı bir şekilde. "Ben sırtını sıvazlamak için gelmiştim. Yanlış anlaşıldım."dedi Hülya ve sırıttı. Onun bu bahanesine gülmüştüm. "Çabuk arkadaşlarımı bırak ve ellerini havaya kaldır."Batu'nun sesiyle merdivenlere doğru baktım. Merdivenlerin orda dikiliyordu. Canım arkadaşım benim-Birden Emre'nin bizi itmesiyle denize doğru yol aldık. Vücudum soğuk suya çarptığında güzel bir üşüme duygusu gelmişti. Suyun içinde kendimi havaya doğru ittim. Kafamı çıkarttığım gibi suya birinin daha düşmesi bir oldu. Gözlerimi açıp baktım, Emre hâlâ olduğu yerde durduğuna göre suya düşen Batu'ydu. Gözlerim devirdim ve sudan kafasını çıkaran Batu'ya baktım. Ardından Melek'e... "Bu salağın peşine niye geldiysek..."diye söylendim ve Melek'e su attım. "Aynı odada kalıyoruz Emre. Siktim seni bugün!"diye bağırdı Batu Emre'ye. Bakışlarım Emre'ye kayarken Baran'ın sessiz sessiz Emre'nin arkasına geldiğini gördüm. Kahraman sevgilim. O yapardı işte. Atardı onu. "İğrenç bir tabir bu..."dedi Hülya ve güldü. "Sevgilimi suya iterken bir daha düşün..."dedi Baran ve Emre daha ona doğru dönmeden onu suya attı. Arkasından bakarkende yüzünde kocaman bir gülümseme oldu. "Aşkım!"diye bağırdım ve alkışladım onu. "En sevdiğim eniştem!"diye bağırdı Batu da. "Zaten bir tane enişten var."dedi Hülya da ve güldü. Sudan kafasını çıkarmış olan Emre'ye baktım. "Hücuummm!"diye bağırdım. Hepimiz birden Emre'ye doğru yüzmeye başladık. "Lan!"diye bağırdı Emre ve kaçmaya çalıştı ama her tarafını sarmıştık. Batu Emre'nin kafasını suya sokarken Suya birinin atlama sesi geldi. Bakışlarımı çevirdiğimde Baran olduğunu gördüm. Onlar Emre'yi boğarken ben Baran'a doğru yüzdüm. Baran'ın yanına vardığımda kollarımı boynuna doladım. Ardından Bakışlarımı teknede olan Rüzgar, Kübra ve Cansu'ya çevirdim. "Hadi gelin sizde!"diye bağırdım onlara. Cansu olumsuz anlamda başını sallarken Rüzgar ve Kübra ayağa kalkmıştı. "Hadi Cansu, atla."diye bağırdı Hülya. "Bak gelip almıyım seni de..."diye tehdit etti Emre onu. Kalçamın sıkılmasıyla bakışlarımı Baran'a çevirdim. Bir elini kalçama koymuş sıkıp sıkıp duruyordu. Parmaklarımı yavaş yavaş ensesinde gezdirmeye başladım. Bakışlarım geniş omuzlarındaydı. Çok güzel teni vardı. "Hülya orda köpek balıkları var!"diye bağırdı Batu. Bakışlarımı onlara çevirdim. Hülya tekneden uzaklaşmış yüzüyordu. "Siktir git Batu."diye bağırdı Hülya da. "Yoksa o tarafta zehirli balon balıkları mi vardı..."diye tekrar bağırdı Batu. Kızla uğraşıyordu. "Annen burda gel bak!" "Anamın orda ne işi var!" Bakışlarım tekrar Baran'ı bulurken dudaklarına masum bir öpücük kondurup geri çekildim. Bakışlarım gözlerini buldu. Gülümsedim. Bunun üzerine o da gülümsedi. İyice uzamış sakallarına koydum bir elimi. Bu beğfendinin tıraş olması gerekiyordu. Yüzünde en sevdiğim şey koyu yeşil gözleriydi. Koyu yeşil göz ve siyah kirli sakal... Bence harika bir ikiliydi. "Gözlerin çok güzel..." "Sürekli sana bakmaktandır o..."diye fısıldadı Baran. Dudaklarımı tekrar dudaklarına doğru götürürken birden kafama bir şey geldi. Büyük ama yumuşak bir şey... Başımı Baran'dan uzaklaştırıp tekneye doğru baktığım da bana atılan şeyin bir deniz topu olduğunu gördüm. Sanırım bunu teknede dikilen Rüzgar atmıştı. "Denizde çifleşmek günahmış..."dedi Rüzgar ve hep birlikte güldüler. "Ben o topla çifleştiricem seni!"diye çıkıştı Baran ve tekneye doğru yüzmeye başladı. "Ananı sikiyim!"diye söylendi Rüzgar, teknenin içine doğru koştu. Allah'ım ya! Nerenin mafyasıydı bunlar? ~ ~ ~ ~ ~ ~ "Sensizliği paylaşırım yalnız evimde, yokmuş böyle bir acı ne yerde ne gökte..." "Ya sus,sus."diye çıkıştı Hülya ve Batu'ya önünde duran peçete rulosunu fırlattı. Batu ise o peçete rulosunu havada tutup mikrofon olarak kullanmayı tercih etti. "Attın imzayı kıydın ikimizede, Çektim kendimi sen mutlu ol dünya evindeee." Gözlerimi devirerek bakışlarımı Hülya'ya çevirdim. O da elleriyle kulaklarını kapatıyordu. Bu haline güldüm ve viskisinden bir yudum almakta olan sevgilime baktım. Bir eli omuzumdaydı. Bir elinde de viskisi vardı. Akşam yemeği yemiş şimdi de keyif yapıyorduk. "Batuuu!" Emre'nin üst kattan bağırması Batu'nun susmasını neden olmuştu. Çocuk üst katta delirmişti anlaşılan... "Sikicem çeneni..." "Tamam değiştiriyorum şarkıyı sen yeter ki iste!"diye bağırdı Batu da yukarı doğru. Allah'ım! "Sus diyor sus! Değiştir değil!"diye çıkıştı Melek. Batu o sırada boğazını temizler gibi bir ses çıkardı ardından ruloyu tekrar dudaklarına doğru götürdü. "Bu şarkı Emre'ye sevgili dinleyiciler, kelimelerin içindeki anlamı bulana ödül..."dedi Batu ve oturduğu yerden ayağa kalktı. Bakışlarım nedense ondaydı. Yine ne söyleyecekti? "Biliyorum sen bir meleksin Bana yardım için gönderildin Biliyorum sen bir meleksin..." "Sıçtım ağzına!"Emre'nin yukardan bağırmasıyla Batu elinde rulosuyla teknenin ön tarafına doğru koşmaya başladı. O sırada merdivenlerden hızlı adımlarla Emre indi ve onun peşine doğru ilerledi. Şarkıda ki melek imâsını oldukça anlamıştım. Üstüne basarak söylemişti o kısmı Batu. Ama neden böyle bir şey yapmıştı ki? Bakışlarım Melek'e kaydığında bakışlarını masaya sabitlediğini gördüm. O biliyor muydu bir şeyler? Emre ve bu sevgili falan değildi dimi? "Ya gelmeseydin yetişemeseydin Beni bulamasaydın ne yapardım Yarım kalırdım meleeek..." Batu şarkı söyleyerek bu tarafa koşup üst kata çıktı. Peşinde ise hâlâ Emre vardı. Batu'nun kafası oldukça güzeldi. Bilmeden şu an bir haltlar yiyordu. "Çocuk gibiler..."dedi Cansu. "Büyüyecekler ablası..."dedi Kübra da ve güldü. Onlar konuyu dağıtma taraftarıydı. "İçerisi bok kokuyor!"diye söylenerek yanımıza geldi Rüzgar. Bakışlarımız ona kaydı. Alt kattan gelmişti. "Nasıl yani?"diye sordu Hülya. "Odalarda korkunç bir koku var. O koku gitmezse kimse odalarda uyuyamaz."dedi Rüzgar ve bakışlarını hepimizde dolaştırdı. "Kaptana söyleriz..."dediğimde birden birinin suya düştüğünü gösteren bir su sesi geldi. Ya Emre'ydi ya Batu. Rüzgar o tarafa doğru baktığında "Batu."dedi ve bize doğru geri döndü. Demek Emre Batu'yu fırlatmıştı. Kendine gelir o zaman. "Ne güzel yaptı."dedi Hülya gülerek. "Balıklara konser versin şimdi..."diye söylendim. Başımı ağrıtmıştı hayvan. "Ben kaptana söylemeye gidiyorum."dedi Rüzgar ve ön tarafa ilerledi. Emre hâlâ yukardaydı. Onun yanına gidip konuşmak istiyordum. Eminim şu an burda olan herkes bir şeylerden şüphelenmişti. Emre'nin Melek'ten hoşlanması... Bu cidden tahmin edemeyeceğim bir şeydi. Melek'ten bahsediyorduk her hafta erkek değiştiren Melek'ten... Emre de bunu bilerek böyle bir şey yapmışmıdır? Sevmiş midir Melek'i? Bakışlarımı Baran'a çevirdim. "Sevgilim ben bir Emre'ye bakıp geliyorum."diye fısıldadım ona doğru. Başını yavaşça bana doğru çevirdi. Gözleri gözlerimi bulmuştu. "Sebep?"diye sordu kaşlarını kaldırmış bir şekilde. Bu hali çok tatlıydı. Dudaklarımı dudaklarını bastırıp çektim hızla. Ardından tekrar gözlerine baktım. Onu öpmeye niye doyamıyordum ben? "Bir şey konuşmam gerekiyor. Hemen gelirim..."diye fısıldadım tekrar ve ayağa kalktım. Masayı hafifçe itip Baran'ın önünden geçerken kalçamı ellemişti sapık sevgilim. Hiç es geçer mi? Yanlarından ayrılıp merdivenlere ilerledim. O sırada Batu'nun yüzdüğünü gördüm. Zavallım... Üst kata çıktığımda Emre'nin burda ki masada yalnız başına oturup içtiğini gördüm. Beni geldiğimi hissetmiş olacak ki bakışları beni buldu. Hafif bir tebessüm ederek yanına ilerledim. "Neden bizden ayrısın?"diye sordum ve yanına geçip oturdum. Bira içiyordu. "Bir nedeni yok, basım ağrıyor sadece..."dedi gülümseyerek ve elindeki şişeden bir yudum aldı. O arkasına yaslanırken bakışlarım ondaydı. Onunkiler ise masada. "Melek meselesi ne Emre?"diye sordum direk. Gevelemeye gerek yoktu. Sorduğum soruya karşılık Emre derin bir nefes aldı. "Bu konuşmak istemediğim bir konu..."dediğinde bakışları Gözlerimi buldu. "Batu biliyor ama." "Evet malesef."dedi kaşlarını çatarak. Batu'nun içince ağzı güzel gevşiyordu. "Melek'ten mi hoşlanıyorsun Emre?"diye sorduğum da Emre gözlerini kapatıp derin bir nefes daha aldı. Tamam bu evet demekti. Kaşlarımı çatarak ona bakmaya devam ettim. "Şaka mı bu? Ciddisin yani Emre? Bu... Ne zamandır Allah aşkına?" Bir ihtimal vermiştim sadece. Gerçek olmasını açıkçası istemiyordum. Öncelikle biz çok yakın arkadaştık. Bunu hiç düşünmemiştim ki. Melek hep erkeklerle takılan biriydi. Emre ise kendi içine kapanık kadınlardan uzak duran biriydi. Şimdi Emre 'nin Melek'ten hoşlandığını öğrenmek... "Rüya bu, bu uzun bir süredir olan bir şey. Ben duygularımı kontrol altına almaya denedim-" "Ama bir şey değişmedi diyorsun." "Malesef."dedi kaşlarını kaldırmış bir şekilde. Bakışlarımı ondan ayırıp karanlık denize çevirdim. "Kendimi nasıl yiyorum bilemezsin. Yaptığım şeyin doğru oldugunu savunamam. Ama ortada işte."dediğinde Bakışlarımı gelen ayak sesiyle merdivene doğru çevrildi. Batu üzerine aldığı bir havluyla yanımıza doğru geliyordu. Onun hemen arkasından da Baran geldi. Başka birinin daha gelmemesi için dua ediyordum çünkü burda konuşulması gereken bir konu vardı. Baran gelip yanıma oturduğunda Batu masanın en uzak köşesine geçti. "Hemen dönerim dedin."dedi Baran yanıma oturur oturmaz. Bakışlarım ona kaydı. "Biliyorum canım ama konu uzadı."diye yanıtladım onu. Soru da bahaneydi. Şimdi gelmiştim zaten. "Yediğin boka bak."dedi Emre. Ona baktığım da Batu'ya baktığını gördüm. "Bok yemedim. İçtim sadece."diye savundu Batu kendisi. Konuşma şeklinden bile hâlâ kafasının güzel olduğu belliydi. Hayvan gibi içmişti. "Yani bok içmedim yalnış anlaşılma olmasın."diye düzeltti ellerini havaya kaldırarak. "Emre...."dediğimde başkalarımda Emre'yi buldu. O da sinirli bakışlarını Batu'dan alıp bana çevirdi. "Melek biliyor mu?" "Hayır tabiki. Yani şu ana kadar. Bir şeyler anlamıştır mutlaka."dediğinde sesindeki sinir oldukça fazlaydı. Ama bence Melek de şüpheleniyordu. Onun o anki tepkisi bunu gösteriyordu. Anında anlayıp dönüp kalması... "Onunla iletişimin uzun bir süredir kedi köpek gibi zaten."dedim. "Dayanamıyorum çünkü artık!"diye çıkıştı birden Emre. Bu tavrı kaşlarımı çatmama neden olmuştu. "Her Allah'ın günü başka bir erkekle. Deliricem anlıyor musun Rüya? Bir yere kadar kendimi dizginledim. Uzaklaşmaya çalıştım. Soğumaya çalıştım. Soğuyamadım. Artık hiçbir şeyi sindiremiyorum. Bitti gücüm. O yakışıklı bu seksi bu iyi sikiyor bu tatmin etmeyi biliyor onun amına koyiyim bununda amına koyiyim. Artık bırak başka biriyle sevgili olmasını yan yana olmasına bile tahammül edemez hale geldim. Onunla birlikte olsam ne olucak sanki? Sürekli farklı farklı insanlarla tatmin olmaya çalışan birini nasıl tatmin edebilirim ki? Belki de hiç tatmin edemem? İşte tam olarak bu yüzden 2 buçuk ay önce annemle babamın yanına Avustralya'ya dönmeyi kafaya sokmuştum!" Emre'nin söyleyecekleri bittiğinde ağzım açık bir şekilde kalmıştım. Öylece ona bakıyordum. O ise elindeki birayı kafasına dikti. "Ay çok acıklı..."gelen titrek sesle Batu'ya baktım. Ağlıyordu. "Yazık evlendirelim şunu."dediğinde bakışlarım merdivene doğru kaydı. Melek.... "Melek..."diye mırıldandığımda herkesin Bakışları merdivene döndü. Melek ve diğerleri merdivenin bir kaç basamak altından buraya bakıyordu. Sanırım bu biraz önce olanları herkes duydu demekti. "Siktir."diye söylendi Emre ve ayağa kalktı. "Ben yatıyorum."dediğinde masadan kalkması için Baran'la kalkıp ona izin verdik. O da merdivenlere doğru ilerledi. Diğerleri de aşağı inerek ona yol vermişti. "Bu çocuk aşk acısı çekiyor..."dediğinde bakışlarım yine Batu yu buldu ağlıyordu deli. Göz yaşlarını da havluya siliyordu. Bakışlarım merdivenlerin oraya geri kaydığında bizimkilerin buraya doğru geldiğini gördüm. Melek en öndeydi. Bakışlarımı Baran'a çevirdiğimde Baran dudaklarını burnuma bastırıp minik bir öpücük kondurdu. "Napıcam?" diye mırıldandığımda Melek ve diğerleri gelip masaya yerleşti. "Emre Melek'i mi seviyor yani?"diye sordu Kübra şaşkınlıkla. Hepsinin suratı bir tuhaf olmuştu. "Anam ne sevgisi aşık aşık ."dedi Batu ve burnunu çekti. "Batu git yat sen."dedim çatık kaşlarımla ona bakarak. Ağzını bağlayacaktım şimdi. "Rüya..."Melek'in sesiyle ona doğru döndüm. "Bunu biliyor muydun?"diye sordu çatık kaşlarıyla. Başımı olumsuz anlamda salladım. "İyide bu durum niye böyle karşılanıyor? Normal değil mi?"diye sordu Cansu. Bakışlarım ona kaydı. "Melek çok güzel, Emre de yakışıklı. Yani bu çok da anormal değil. Hoşlanması sevmesi..." "Biz birlikte büyüdük."dedi Hülya. "Böyle bir durum normal olmuyor o yüzden. Her anımız birlikte -" "Tam olarak bu yuzden normal."dedi Rüzgarda. Sanırım dışarıdan böyle normal görünüyordu bu durum. "Beraber büyüdüğünüz o çocuklar değilsiniz ki hep arkadaş kuralı olsun."dedi Baran. "Saçma bir düşünce. Aynı ortamda sürekli bulunan insanlar birbirleriyle güzel vakit geçirip hoşlanmaya başlayabilirler."dediğinde sevgilimin elini tuttum. Doğru olabilirdi ama bir o kadar da yanlıştı. "Tabii hep arkadaş kalanlarda olur ama böyle olaylar da bu kadar anormal değil yani."dedi Rüzgar da. Gayet güzel konuşuyorlardı aslında. "Ben Emre'ye karşı böyle bir şey hissetmiyorum...."dedi Melek. Suratı oldukça ciddiydi. "Belki de o gözle bakmadığındandır." Baran'ın kurduğu cümle üzerine derin bir sessizlik oldu. Tatil sanırım bok olma yolunda ilerliyordu. Daha ne olabilirdi ki cidden? "Ay gidip de çocuğa seni abim olarak görüyorum falan deme valla intihar eder."dedi Batu ve burnunu çekti. Ay bu çocuk beni benden alıyordu. Hala ağlıyordu. "Annen neden içki içmene izin vermiyor onu anladık."dedi Rüzgar ve güldü. "Bok kokusu ne oldu?"diye sordum Rüzgar'a. "O geçer dedi. Belli olmuyor bazen bir dalgayla rüzgarla geliyor birşeyler dedi valla kaptan." "Aşağısı kokuyor ama hâlâ ben burda yatarım."dedi Kübra. "Bende." "Bende." "Zaten aşağıda yatılmaz koku gitmeden." "Emre aşağıda ama."dediğimde herkes bana baktı. O şimdi yukarı da çıkmazdı. O bok kokusunda yatardı. Ve ben orda yatmasını istemiyordum. Buraya eğlenmeye geldik. Ben bile anneme yapılan o iğrenç şeyi her dakika kafamdan yollamaya çalışıyordum. Emre'nin de benim yaptığımı yapması gerekiyordu. Odaya kapanması değil. "Melek sen mi inersin ben mi ineyim?"diye sordum bakışlarım Melek'in gözlerini bulurken. O da bana bakıyordu. Onu orda bırakmayacağımızı hepimiz biliyorduk. "Ben inerim."dedi Melek ve ayağa kalktı. "Dur bende geliyim..."Batu ayağa kalkmaya çaldığınde Hülya kolundan tuttuğu gibi onu geri otutturdu ve çatık kaşlarıyla ona sinirli bakışlar attı. O sırada Melek alt kata yönelmişti. Derin bir nefes alıp bakışlarımı masaya çevirdim. Lanetlenmiş bir tatil oluyordu bu. Öğrenilen gerçekler... Annemin yaşadığı o iğrenç anları düşünmeden edemiyordum. Ona nasıl tecavüz ettiklerinin hayalini kuruyordum. Canını nasıl yandı onu düşünüyordum. O an nasıl korktu nasıl çaresiz bir durumda kaldı... "Burda herkesin içinde sevişemeyiz..." Baran'ın kulağıma fısıldamasıyla bakışlarımı ona çevirdim. Onu bakışları dudaklarımdaydı. Yüzümde çapkın bir gülümseme vardı. Adam içimi okuyor ve anında konuyu başka yere çekiyordu. Ama bunu nasıl yapıyor bilmiyorum. "Bizde sevişmeyiz o zaman."dediğim de anında yüzünde ki gülümseme düştü ve çatık kaşlarıyla gözlerime baktı. Onun bu hali kahkaha atmama neden olmuştu. Bu adamı nasıl bulmuştum ben?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE