Salona girdiğim gibi Kurt’u baş köşede otururken buldum. Sırtını koltuğa yaslamış, başının altına da yastık koymuştu. Burada olduğu için mutsuz bir ifadesi vardı ancak rahatı yerindeydi. Hissettiği hareketlilikle gözlerini araladı. Beni görünce yarı aralık olan gözleri tamamen açıldı. Baştan ayağa süzüldüğümü hissettim. Tek kaşı havaya kalktı. Ardından burun kıvırıp gözlerini tekrardan kapadı. Güz’ün Nehir’e verdiği hırkası takıldı gözüme. Nehir, koltuğun kenarına koymuştu. Hemen alıp üstüme giydim, yumuşacık hırka üstüme bir hayli büyüktü ama işime geldi. Böylece bedenimi tamamen sarmış oldu. Başımı yana çevirdiğimde Jon’un ayakta durduğunu fark ettim. “Otur lütfen,” deyip ona koltuğu işaret edince hafifçe tebessüm edip Kurt’un yanına geçip oturdu. Güz ise elindeki tatlı tabağıyla salona

