Aslında bana evlenme teklif etmeni bekliyorum. Yemeğimizi günümüz hakkında sakin sakin konuşarak yiyoruz ve bu bana o kadar iyi geliyor ki kendimi sahiden de aradan geçen zamanı telafi ediyormuşuz gibi hissediyorum. Emre’nin yüzündeki sakin tebessüme bakacak olursak o da benimle aynı fikirde olmalı. Eskiden mezuniyetten sonra ne iş yapacağımızı düşünerek telaşlanırdık, daha doğrusu ben telaşlanırdım, Emre de bana ayak uydururdu ancak şimdi ikimizin de bir işi olması durumu üniversite yıllarımızdan bile daha güzel kılıyor. “Bugün iş yerindekiler bana arabayı sordular,” diyorum son dilimimden kalan parçayı ağzıma atarken. Emre merakla kaşlarını kaldırıyor. “Nesini?” “Ne zaman aldığımı falan…” “Hım…” “Ben de bu yüzden biraz senden bahsetmiş oldum.” “Arkadaşın olarak mı?” Emre yüzünü

