Aslında sandığım kadar korkak biri olmayabilirim. Evlerine ulaştığımızda kapıyı Meltem Hanım açıyor ve bizi yüzünde nazik bir tebessümle karşılıyor. “Hoş geldiniz.” “Hoş bulduk,” diyerek Emre’nin ayakkabılarını çıkarmasına yardımcı oluyorum. Emre tek başına yapabileceğini söylese de onu susturuyor ve ayakkabısını kenara koyuyorum. Biz içeri girdiğimizde kadın kaşlarını hafifçe kaldırarak bana bakıyor. “Bir şey mi oldu?” “Hayır, Emre’ye sözünü bu kadar dinletebildiğini bilmiyordum,” derken gülüyor. Emre iç çekerek sessiz kalırken ben sırıtıyorum. Normal şartlar altında inatçının teki olduğunu ve hep kendi bildiğini okuduğunu bilmiyor değilim ama sahiden de geri döndüğünden beri bana karşı tamamen teslim olmuş durumda olduğu da bir gerçek. Tabii ben bundan asla şikayetçi değilim. Hele

