Aslında ben de “aklımla, fikrimle, her şeyimle seviyorum*,” seni. Emre’nin kitaplığını karıştırırken kendimi gerçekten de çok tuhaf hissediyorum. İçim karmaşık duygularla dolu… Bir yandan bana nasıl da âşık ve sevgi dolu olduğunu ilk kez bu kadar derinden hissediyor olmanın huzuru ve mutluluğu içerisindeyken bir yandan da nasıl bana evlenme teklif etmez diye sinirlenip üzülmeden duramıyorum. Belki biz bir araya gelene dek sürekli bana evlenme teklif ediyor olmasaydı bu durumu bu denli kafaya takmazdım ama şimdi elimde olmadan düşünüp duruyorum. Hem beni delice seviyor hem de artık benimle evlenmek istemiyor mu? Bu hiç mantıklı mı? Düşünceli bir şekilde kitaplığa bakınırken sonunda en üst raflardan birinde duran sayfaları kabarık kitabı görünce parmak uçlarımda yükselerek onu raftan alı

