Bölüm 4 - Sinir Krizi

1267 Kelimeler
'Aren bey, Arya hanım aradı.' 'Ve?' 'Ağlıyordu, sizinle konuşmak istediğini dile getirdi. Onu aramanız için ısrar etti.' 'Bir dahaki aramasında kuralların belli olduğunu ve süre dolmadan onunla bir görüşme yapmayacağımı dile getirip telefonu kapatın.' 'Aren bey' 'Başka ne var?' 'Kaçmaktan bahsetti, sizinle konuşmazsa orada bir saat dahi kalamayacağını söyledi.' 'Kaçmak öyle mi' diyerek Aren başını sallayıp telefonunu çıkarmıştı. Adamlarından birinin numarasını bulduğunda bakışlarını Gülsüm hanıma çevirdi. 'Arya ile konuşmak istediğinizi ve kim olduğunuzu söyleyin Gülsüm hanım. Ardından eğer ki kaçarsa hatta böyle bir girişimde dahi bulunursa 59 gün değil bundan sonraki ömrü boyunca yüzümü göremeyeceğini de ekleyin.' diyerek adam arama tuşuna basıp telefonu Gülsüm hanıma uzatmıştı. Hera olanları şaşkınlıkla izlerken derin bir nefes alarak karşısındaki kadının sıkıntılı haline baktı. 'Ben konuşabilir miyim?' diyerek Aren'e baktığında adamın kaş çatmasını önemsemeden telefonu almıştı. Hoparlöre verip Aren'in yanına oturduğunda telefon yanıtlanmıştı. 'Buyurun efendim' 'Ben Hera. Aren bey Arya ile konuşmamı istedi.' 'Hatta kalın Hera hanım' diyen adamla beklemeye başladığında bir kaç ayak sesi ve tıkırtı duyulmuş sonunda genç bir kızın ağlamaklı sesi gelmişti. 'A-alo' Hera'nın bakışları adama dönerken onun gözlerini kapatışı dikkatini çekti. 'Merhaba Arya.' 'Mer-ha-ba' 'Ben Hera. Abin seninle benim iletişime geçmemi istedi.' 'Lütfen onunla konuşayım. Çok ihtiyacım var, sadece bir kez ismimi söylesin. Lütfen' kız hıçkırıklarını yenilerken Hera derin bir nefes almıştı. 'Bana nasıl olduğunu söyler misin Arya'cım. Neden kaçmayı düşünüyorsun?' 'Dayanamıyorum. Abim yasakladı, annem, babam veya kendisi, hatta Sencar abiyi bile görmedim aylardır. Yalnızım Hera' 'Pekala. Şimdi senden bir şey isteyeceğim. Abin yanımda değil ama sen bana ona söylemek istediklerini söyler misin? Telefonda onunla konuşuyor gibi benimle iletişime geçer misin?' 'O duymadıktan sonra ne önemi var Hera?' 'Bu seni rahatlatacak. Sadece 59 gün kalmış Arya. Onunla konuşur gibi benimle iletişim kur hadi.' 'Pe-peki' diyerek kızın derin soluğu duyulduğunda Aren ayağa kalkmaya yeltense de Hera adama dokunmadan elini göğsünün önüne set olarak kurmuştu. 'Abi.' 'Devam et Arya, susmadan, içinden geçenleri söyle' 'Abi seni çok özledim. Ne olur sarıl bana, abi çok yalnızım inan ki, hatamı biliyorum, yalvarırım ne olur sarıl bana. Arya olarak değil, kardeşin olarak. Senin yokluğun benim kalbimin oyulmasını sağlıyor, lütfen, kimseyi istemiyorum, annemi de babamı da, hiç birini istemiyorum ben senin şefkatine aç kaldım. Yalvarırım yanımda ol abi, lütfen...' Arya'nın hıçkırıklara boğulması ile Hera'nın bakışları Aren'i bulmuştu. Genç kız derin bir nefes alıp telefona tekrar dönmüştü. 'Arya. Ben seni yine arayacağım ve sana benim ismim söylense bile abinle konuşur gibi konuş olur mu?' 'Teşekkür ederim.' 'Rica ederim. Güçlü kal' diyerek Hera konuşmayı sonlandırdığında telefon bir anda yok olup duvarda parçalara ayrılmıştı. 'Bunu bana yapmak zorunda mıydı!' 'Sana iyi-' 'İyi geleceğini mi düşündün! İyi geleceğini öyle mi!' Aren'in bağrışı bütün evi esir aldığında Hera şaşkınca onun merdivenleri çıkışını izlemişti. Genç kızın bakışları hala ayakta ona bakan kadına döndüğünde şefkatide gözlerinde görmüştü. 'Aren bey, Arya hanım konusunda çok hassastır. Sıkmayın canınızı, bağırır, ça-' yukarı kattan gelen büyük gürültü ile kırılma sesleri birbirine karıştığında Hera hızlıca atağa geçse de Gülsüm hanım durdurmuştu onu. 'Bırakın sinirini atsın, bu halde iken yaklaşırsanız siz zarar görürsünüz' 'Bırakın da zarar göreyim o zaman' diyerek Hera kadından kurtulduğunda onun arkasından seslenişini duymuştu ama önemsememişti. O adamı bu denli üstelik hasta iken sinirlendiren kendisiydi sonuçta. Hala kırılma seslerinin geldiği uzun koridoru dikkatle dinlediğinde sesin daha da üst kattan geldiğini anlayarak diğer merdivenleri de çıkmıştı. Kapısı dahi olmayan çalışma odasında gözlerini gezdirdiğinde ise raflardakileri aşağı indiren Aren çok şükür ki görüş alanına girmişti. 'Aren!' seslenişi adamın kulağına bile uğramamıştı sanki. 'Aren Rollas!' diyerek koşar adımlarla adama ilerleyerek elindeki çerçeveyi tutmuştu. Ancak sinir halindeki Aren'e gram etkisi olmamıştı bu durduruşun çünkü çerçeve karşı duvarda yaşamına veda etmişti. Adamın gözlerindeki alev daha da parlarken sinirden burun delikleri genişlemiş alnındaki ve boynundaki damarlar belirginleşmişti. 'Çabuk in aşağı!' bağrışı Hera'nın sıçramasını sağlasa da genç kadın ufacık bir hareketlenmede bulunmamıştı. Adamın sinirleri buna daha da bozulurken birden tuttuğu kolu merdivenlere doğru çekiştirip hafifçe iterek dağıttığı ve dağıtmaya devam edeceği zincirlerin tuttuğu raflara ilerledi. Aren'in içindeki koca ateşe ve gözlerinden püskürttüğü o lavlara denilecek söz yoktu doğrusu. Öyle ki inmesi için iteklediği kızın alnından sızan kanında yerde baygın yatan bedeninden de bir haberdi. Böyleydi işte Aren Rollas. Sinir anında ortalığı kırar döker ancak hafifleyince yıktığı şeylere bakardı. 'Hera hanım!' Sencar'ın bağrışı ile Aren ellerinin arasına sıkıştırdığı başını sonunda gün yüzüne çıkarıp yerde yatan kadına bakmıştı. Merdivenlerden düşmüş olamazdı değil mi? Yani Aren o kızı merdivenlerden atmış olamazdı? Adam koşar adım merdivenleri indiğinde Sencar'ın korkakça tuttuğu başı büyük avuçları arasına alıp kızın alnından sızan kana yapışmış saç tellerini kenara çekti. 'Düştü mü?' 'Geldiğimde yatıyordu Aren bey' karşısındaki adamın açıklaması ile Aren bakışlarını kızdan alıp Sencar'a çevirdi. 'Doktoru çağır Sencar' 'Ceren hanımı mı?' 'Fark etmez tanıdığımız biri olsun sadece' Sencar başını sallayarak onay verip ayaklandığında Aren ilk önce Hera'nın nabzını kontrol etmiş ve rahatlayan yüz ifadesi ile kızı kollarına almıştı. 'Hangi odayı hazırladılar buna' diyerek tek tek hepsini kontrol etmeye başladığında ise kendi odasının dibindeki kapının aralık olduğunu fark etmişti. İçeri girdiğinde ise Sevim hanımın elindeki havluları bırakışını gördü. 'İlk yardım setini getirin' diyerek Hera'nın bedenini nazikçe yatağa bıraktığında kadının telaşlı yüz hatları dikkatini çekti. 'Sevim hanım! Kadın düştü, bana onu öldürmüşüm gibi bakacağınıza ilk yardım malzemelerini getirin!' Aren'in bariton tonu kadının odadan çıkmasını sağlarken genç adamın tek yaptığı kızın kaburgalarını kontrol etmek olmuştu. Muhtemelen kırık yoktu ama bir ihtimal incinme olabilirdi. Derin bir nefes alarak kaşlarını çattığında ise kendi kendine kızmaya başlamıştı bile. 'Azıcık kilolu olsanız ne var. Sanki hepiniz secret mankenisiniz. Çöp gibi ortada gezmekten anladığınız ne ise düşünce kafayı gözü yardığınız kesin.' Aren kendi kendine konuşmasına devam ederken kapı aralanmış ilk önce Ceren hanım daha sonra da Sevim ve Sencar girmişti içeri. 'Ne yaptın kıza?' diyerek Ceren kaşlarını çattığında ise Aren yatağın oturduğu kenarından kalkıp kaşlarının çatılışını daha da derinleştirdi. 'Ben bir şey yapmadım. Merdivenden düşmüş, ayrıca siz kadınlar çöp gibi gezmeye meraklı olmasanız düştüğünüzde kafanız gözünüz yarılmaz.' 'Ne alaka zayıflıkla bu durum. İnanmıyorum!' kadının sert sesi ile Aren'in bakışları da Ceren hanımla aynı noktaya odaklandığında siniri bin kat artmıştı. O çürükte neyin nesiydi. Bu kız nasıl uçmuştu merdivenlerden Allah aşkına! 'Aren vurdun mu kıza!' 'Ne-ne vurması!' 'Bu düşme ile olacak bir çürük değil Aren! Kıza vurdun mu!' 'Saçmalama. Ona vurmuş olsam da çürüyeceği kadar uzun süredir tanımıyorum onu!' Ceren hanım kızın belindeki çürüğü kapatıp bu kez kurumaya yüz tutmuş kan olan alnına yönelmişti. Dikkatle bakıp temizledikten sonra bantlamış ve derin bir nefes almıştı. 'Alnındaki yaranın izi kalabilir ama şanslıyız ki kanamış. Yoksa ilk önce ayıltıp sonra da uyanık tutmaya çalışırdık. Ama bu çürük, bu normal değil' diyerek kızın tekrar beline baktığında derin nefesini yineledi. 'İtip kakarken bir yere çarpmış olabilir mi? Barda mı buldun? Belki kafası güzelken çarptı.' 'Barda değil damda buldum' kadının bakışları anında Aren'i bulurken yüzündeki şaşkınlığında ötesindeydi. 'Nerde?' 'Damda. Kendini atacaktı.' Ceren hanım hızlıca Hera'nın üzerindeki deri montun kollarını sıyırmış ve oradaki çürüklere de bakmıştı. 'Bunlar bir kaç gün önce olmuş. Merdiven düştüğünde olan bunlar' diyip kızın bileğindeki kızarıklığı gösterdiğinde Aren derin bir nefes almıştı. 'Sakarın teki, düşmüştür bir yerde.' 'Peki bunlar?' diyerek sigara izlerini işaret ettiğinde ise adam bakışlarını düzeltip kızın kolunu tutarak incelemişti izleri. Neydi bu kız mazoşist falan mı? 'Bak bunlar, yani bu izler. Aren, biliyorum sevmezsin bu tür konuları ama-' 'Başka biri mi yapmış?' 'Emin değilim ama olabilir. Bunlar işkence izleri, eğer mazoşist değilse başka bir açıklaması yok. Çürükler her şekilde olabilir ama izler, izler ya kendi isteği ile ya da işkence ile olur.' 'Sencar' 'Buyurun Aren bey.' 'Bana bu kızı araştır. Yarım saat içinde, her detayı, her bilgiyi istiyorum.' Sencar'ın çıkışı ayak seslerinin uzaklaşması ile anlaşılırken Aren derin bir nefes alıp Hera'nın yan dönmesini sağlamıştı. Bakışları Ceren hanımı bulurken kadının sıkıntılı nefesini havaya bırakması da bir olmuştu. Parmakları yavaşca badiyi sıyırırken gün yüzüne çıkan taze kesikler Aren'in gözlerini sıkıca kapatmasını sağladı. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE