Bölüm 3 - Temas ve Telefon

1572 Kelimeler
'Salak değilim!' diyerek Hera adamın koluna elini uzatmıştı ki bileğinden yakalanması ile şaşkınlıkla gözlerinden ateş saçan adama baktı. O an umurunda olan tek şey spotlardan yansıyan ışığın adamın derin gözleri ile nefesi kesilmişti sanki. 'Duydun mu beni!' Aren'in kızı sarsması ile Hera anca kendine gelmişti. 'Ben, şey, ne dedin anlamadım' 'Bir daha bana sakın dokunmaya kalkmanın neyini anlamadın kızım. Bir de salak değilim diyorsun' 'Salak değilim, dalmışım sadece' Aren sertçe soluğunu havaya bırakıp dairenin ziline basmıştı. Kapıyı açan esmer kızın gülümsemesi yüzüne dağılırken Hera'nın bakışları Aren'i bulmuştu. Adam ise kızın yüzüne dahi bakmadan Hera'nın kolundan çekiştirip girmişti içeri. Kızın içinden ne garip adamsın be taş gibi hatunun suratına bakmadın diye geçerken Aren bu kez bir odaya sürüklemişti genç kızı. Kapı dahi çalmadan odaya girdiklerinde siyah kemik gözlüğün arkasından Aren'e bir şey yokmuşçasına bakan kadın belirmişti. 'Ceren' 'Aren' 'Durduk yere kanayacak mı bu?' diyerek adam burnunu işaret ettiğinde Saçları kızıl teni beyaz kadın derin bir nefes almıştı. 'Yanındaki güzelin kolunu kangren edene kadar sıkmayı mı planlıyorsun?' işaret ettiği yön ile Aren derin bir nefes alarak Hera'nın kolunu bırakmış ve kendini koltuğa atmıştı. 'Devam etmemesi için bir yöntem buldum. Tabi bu beklediğim gibi senin istemeyeceğin bir yöntem' 'Ameliyat istemiyorum' 'Aren, kafanın içinde bir bomba var, sen her duygu değişiminde onun düğmesine yaklaşıyorsun. Yani her dakika.' 'Hafızamı kaybetme ihtimalim olan bir ameliyat mı? Asla. Bildiğim her şeyi, hatta benliğimi bile unutacak mıyım? Bu mu bulduğun çözüm Ceren!' 'Bak' diyerek kadın koltuğunda geriye yaslanıp gözlüğünü masaya bırakmıştı. 'Eğer bu riskleri göze almazsan sonsuza kadar silinirsin. Hem bulduğum doktor alanında iyi, üstelik Türkiye'de değil ve tüm hafızanı kaybetmeme ihtimalinin %90 olduğunu söyledi. Sencar'la iş der gidersin, ameliyat olursun, hafızan maksimum üç- dört aya tekrar gelir. Sencar'ı çocukluğundan beri tanıyorsun, bu yüzden de sıkıntı çekmezsin. Güvende olursun' kadının açıklaması ile Aren kısa bir düşünce içine girmişti. 'Ne dersin?' Ceren hanımın fısıltısı ile Aren bir yanındaki genç kıza bakmış bir de karşısında ailesinden biri olan doktorunu incelemişti. 'Sencar'ın da, başka birinin de en ufak bir bilgisi olmayacak bu konuda. Randevu, hastane ne ise hepsini ayarla. Tek gideceğim' 'Aren, tek gitmen tehlikeli. Seninle ilgilenecek birisi olmalı, bak hafızasının sadece bir iki saatini bile kaybetmiş insanlar kimlik bunalımına girebiliyor. Tamam tamamını kaybetmeyeceksin ama-' 'Aması yok Ceren. Hafızamın tamamen silinmeyeceğinin garantisi olmadığı gibi o masadan kalkmamın da garantisi yok. Dediğimi unutma, ne Sencar, ne de bir başkası' 'Nasıl istersen ama yine de bu konuyu düşün' 'Düşünmeye gerek yok' diyerek Aren ayaklandığında Hera'da oturduğu yerden kalkıp doktorun elini sıkarak adamın peşinden ilerlemişti. Çıt çıkmadan aşağı inmiş arabaya yerleşmişlerdi. Sencar'ın soran bakışları olsa da Aren sadece sinirden olduğunu söyleyerek yoluna devam etmesini belirtmişti. 'Hemen karar ver ölecek misin, kalacak mısın?' adamın sessizliğinin içinden bir anda çıkan soru ile Hera yerinden sıçrayıp ona dönmüştü. 'Yaşayabilir miyim sence?' 'Yaşamak için onlarca aksilikle karşılaşan insanlar var oksijen israfı' Aren'in cümlesi Hera'yı kendine getirse de Aren bakışlarını dışarı çevirmişti. 'Sana yardım etmeme izin verir misin?' Hera'nın fısıltılı sesi Aren'e ulaştığında adam genç kıza dönüp bakmamıştı bile. 'Sencar, eve geçelim' diyerek tekrar dışarıya döndüğünde ise Hera'nın sessiz kalışına içten bir teşekkür bile sunabilirdi. Şu an konuşsa biliyordu ki Sencar her şeyi öğrenirdi. O yüzden dönüp de sustuğun için sağ ol diyecek değildi. Otuz dakika süren yol ile sonunda ufak bir eve geldiklerinde Hera dağ başındaki taşlarla dekore edilmiş eve baktı. Dışarıda onlarca koruma, bahçesinde bir tek ağaç bile olmayışı bu yüzden de denizin yoğun rüzgar akışı buradan bile belli oluyordu. Yanındaki adamın indiğini görünce Hera'da yavaşça inmişti. Derin bir soluk çekip yoğun yosun kokusunu ciğerlerine doldurduğunda dibinde biten Sencar'a baktı. 'Eve geçecek misiniz?' diyerek kapıyı işaret ettiğinde Hera gözleri ile etrafı taramış sonunda onlarca korumayı çevresine toplamış Aren'i bulabilmişti. 'O kadar adamla aynı anda konuşması normal mi?' 'Sakinlik istediğinde yapar. Peki sizce iyi mi?' 'Nasıl?' 'Sağlığı' Sencar'ın sorusu ile Hera oyunculuğunu konuşturup gülümsemesini büyütmüştü. 'Onu önemsediğin anlaşılıyor ama basit bir burun kanamasını abartmamak gerek.' 'Muhtemelen seni evine götürmeyeceğiz, eğer burnu kanarsa veya garip bağırış sesi duyarsan kapıdakilere bana haber vermelerini söyle. Nedenini sorarlarsa yanıtlaman gerekmiyor.' 'Bağrış?' 'Sakin geçen günün sonunda sinir krizi geçirme ihtimali yüksektir.' Hera başını aşağı yukarı sallayıp ilerlemeye başladığında Sencar kızın omuzunu yavaşça tutmuştu. 'Kendi kafana göre onu durdurmaya kalkarsan sen zarar görürsün bunu da unutma.' 'Teşekkürler' Hera mırıldanıp bu kez kapının önünde durmuştu. 20li yaşlardaki bir adam hızlıca kapıyı açtığında ise bakışları Aren'e tekrar döndü. Ev sahibi yoksa içeri girmezdi ki o, sonuçta o da bunun büyütülme şekliydi. 'İçeri girsenize' 'O olmadan giremem' 'Nasıl?' 'Ev sahibi olmadan bu eve giremem. Açık değil mi? Herkesin kendi kuralları vardır' genç kızın ters tepkisi ve çatık kaşları ile esmer adam Aren'in yanına ilerlemiş ve bir kaç kelimeden sonra Aren'in yine ateş saçan bakışları Hera'ya dönmüştü. 'İçeri gir oksijen israfı!' 'Giremem' 'Sana gir dedim.' 'Bende giremem dedim. Ev sahibi evde olmazsa ilk kez geldiğim eve kafama göre dalamam' Aren bu defa sabır dileyerek kızın yanına ilerlemiş ardından açık kapıdan içeriye kızı itekleyip kapıyı da tekrar kapatmıştı. Tamam kız haklıydı, Aren'in de evine bir yabancı girmesi hoşuna gitmezdi ama kıza izin vermişti sonuçta. Neyin kafasını yaşıyordu bu kız Allah aşkına. Adamlarına dönüp baktığında onların Aren'i şaşkınlıkla izleyişleri de adamın gözüne çarpmıştı. 'Ses istemiyorum' diyerek adam da kapıyı açıp eve girmişti sonunda. Kendine kapı ağzında dik dik bakan kızla karşılaştığında ise derin bir nefes aldı. 'Bana bak, normalde evime hiç bir dişi giremez. Annem dahil, kardeşim ve çalışanlarım hariç ama sana şu eve girmeni söylediysem girmelisin.' 'Ben böyle yetiştirilmedim. İki dakika içeri girip ardından o ayıların yanına gitsen incilerin mi dökülürdü?' 'Birincisi bayan oksijen israfı adamlarıma ayı deme bana sadık hiç bir insana espri maiyetinde bile olsa ters bir kelime kullanamazsın, ikinci olarak da ben sırf sen istedin diye bu eve gir çık yapamam' 'Ama zorla insanı eve tıkarsın öyle mi?' 'Aynen öyle. Şimdi gelelim asıl meseleye, eğer gitmek istersen benim hakkımda ağzını açmadığın sürece Sencar seni evine bırakabilir, ha illa kalıp yardım etmek istiyorsan-' 'Kalacağım, en azından gözünün önünde olur ve ağzımdan bir şey çıkmayacağını ispatlamış olurum.' 'Gel benimle' diyerek Aren üç basamaklı merdiveni çıkıp büyük salona ulaşmıştı. Mutfaktan çıkan iki kadında adamın karşısında mum gibi durduğunda Hera şaşkınca kadınlara baktı. 'Gülsüm hanım, Sevda hanım. Hera'ya odalardan birini hazırlayın,' diyerek Hera'ya döndü adam bu kez. 'Aç mısın?' 'Biraz' 'Bir de tost falan kolay bir şeyler hazırlayın. Sonra da Akın sizi evlerinize bıraksın' 'Peki Aren bey' iki kadın da aynı anda konuştuğunda Aren kendini koltuğa bırakmış Gülsüm hanım mutfağa, Sevda hanım ise üst kata çıkmıştı. Hera şaşkınca siyah spor koltuk takımı ile bütünleşmiş odaya bakmıştı. Duvarlarda tek bir fotoğraf bile yoktu ama bir duvar boydan boya ödüller ile doluydu. 'Oturacak mısın?' 'Onlara bakmam seni rahatsız eder mi?' diyerek zincirlerle yapılmış rafları gösterdiğinde Aren gözlerini devirmişti. 'Gebereceğimi bilen birinin hakkımda bilgi edinmesi beni rahatsız etmez herhâlde.' 'Gebereceğinden eminsin ama unutma ki bende yaklaşık iki saat önce emindim. Gördüğün üzere hala yaşıyorum.' 'Kaçınılmaz sonları biliyorum diyelim' Aren'in mırıldanması ile televizyonu açması bir olduğunda Hera'da sakince raflara ilerlemişti. En üst raftaki plaketlerin çoğu yardım kuruluşlarından olduğu için kız şaşırsa da bir şey dememiş ve bir alt raftaki hediyelere bakmıştı. Çoğu cam veya metal belli ki el işçiliği olan şeyler olduğunda bakışlarını televizyon izleyen adama çevirdi. 'Benimde sevenlerim vardı.' 'Tamam yunan tanrısı değilsin ama mutlaka genç kızlar hayranındır.' diyerek Hera tekrar raflara dönmüştü. Çoğu spor ve müzikle alakalı ödüllere göz attığında ise neredeyse altı yıl önceye ait olduklarını fark etmişti. Muhtemelen üniversite döneminde kazandığı ödüllerdi adamın. Bir alt rafta ise yüze yakın çerçeve ve biraz önce gördüğü adamdan Sencar'a kadar bir çok adamın fotoğrafları olduğunu fark etti Hera. Ara ara üzeri çizilmiş fotoğraflarda vardı ama en çok dikkatini çeken büyük çerçeve olmuştu. Aren bütün adamlarının arasında sadece çelik yelekle duruyordu ve diğerleri kamuflaj giymişlerdi. Büyük bir alanda gündüz vakti çekilmiş bir fotoğraftı ama neredeyse hiç biri korku ile bakmıyordu. Hepsinin başı dik ve yaptıkları işten de ellerindeki silahlardan da emin bir tavırları vardı. Çerçeveyi eline alıp incelediğinde ise sadece iki adamın kendinden emin olmayışı gözüne çarpmıştı. 'Bir şey sorabilir miyim?' diyerek adama ilerlemeye başladığında ise Aren sakince arkasını dönüp kızın elindeki çerçeveye bakmıştı. 'Sor bakalım' 'Şu iki adam' 'Ne olmuş onlara?' 'Diğerlerinin kendinden emin ve memnun halleri var ama bu ikisi tedirgin. Neden?' 'Biri kardeşime aşık ve benim bilmediğimi zannederek öğrenmemden korkuyor, diğeri eğitimden yeni geldi. Tedirgin olması normal.' 'Peki senin bildiğini bilse ne olur?' 'Kardeşime olan aşkını mı?' Hera başını sallayarak onay verdiğinde Aren çerçeveyi eline alıp adamına dikkatle bakmıştı. 'Eğer bana gelip açık yüreklilikle kendi itiraf ederse ve kararlı duruş sergilerse son söz Arya'ya kalır. Eğer ki benden habersiz kardeşime hislerini açar da bu benim kulağıma gelirse alnının ortasındaki kurşunun sızdırdığı kan son gördüğü şey olur.' 'İyi de kardeşinle konuşması mantıklı değil mi? Sonuçta onun hislerini önemsiyor' 'Hayır, aşkını işinden ön planda tutuyor demek. Sadakat benim için bir kez elde edilir. Eğer ölmeyi göze alacak kadar aptal aşıksa ölür, eğer ki akıllıca davranıp hem kardeşimle ilişkisinin olmasını hem de sadakatine devam etmeyi isterse Arya onu ailemize alır zaten.' 'Adamınla kardeşini mi evlendirirsin? Yani ne biliyim o çalışan kafası yok mu sizde?' 'Sana kapıda ne dediğimi hatırlıyor musun? Onların sadakati benim için önemli, eğer ki babam onlar sadık olduğu halde bu duruma karşı çıkarsa onu bile tanımam.' 'Aşkı biliyorsun' 'Hayır, ben aşka inanmam.' 'Tamam işte, insan nasibini aldığı şeye inanmaktan vaz geçer. Sen de inanmaktan vaz geçmişsin.' 'Belki garip gelecek ama ben bir kez gördüğüm kadını ikinci kez görmem. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi ki' diyerek mutfaktan çıkan Gülsüm hanıma bakmıştı Aren. Kadının bir şey söyleyeceği belliydi ama kıvranıyordu resmen. 'Söyleyin Gülsüm hanım.' diyerek sehpaya yerleştirilen tepsiden gözlerini çekmişti adam. 'Aren bey, Arya hanım aradı.'
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE