Mirza’nın cansız bedeni, o soğuk kış gecesi karla kaplı taş yollarda yatarken, Delal’in içindeki bütün renkler soldu. Silah sesinin yankısı çoktan susmuştu ama kalbindeki gürültü hâlâ dinmiyordu. O an, sadece sevdiği adamı değil, hayata dair bütün umutlarını da kaybetmişti.
Ertesi sabah köy meydanında aşiret büyükleri toplandı. Yüzler sert, karar kesin:
— “Kan davası bitti. Delal, Yaman’la evlenecek. Böylece iki aşiret barış içinde yaşayacak.”
Delal konuşmadı. Susmak, bazen hayatta kalmanın tek yoluydu. Ama o suskunluk, içinde büyüyen fırtınanın ilk sessiz adımıydı.
Barışın Bedeli
Düğünden sonra, köy halkı onları “barışı sağlayan çift” diye anlattı. Delal’in beline kırmızı kuşak bağlanmış, yüzüne beyaz duvak örtülmüştü ama o, gelin değil, törenin süslenmiş mahkûmu gibiydi.
Yaman, ilk geceden beri ona mesafeli davrandı. Dokunmadı, zorlamadı. Bu, Delal’in kalbini rahatlatmadı; aksine, Yaman’ın gözlerinde gördüğü suçluluk, içini kemirmeye başladı. Sanki bu adamın içinde sakladığı karanlık bir sır vardı.
---
Fısıltılar
Köyde Mirza’nın ölümünün “töreye uygun” olduğu söyleniyordu. Ama bazı yaşlılar, kahve köşelerinde fısıldıyordu:
— “O gece tetiği çeken yabancı değildi…”
— “Kendi içlerinden biriydi.”
Bu sözler, Delal’in kulağına her ulaştığında yüreği sıkışıyordu. Kimdi bu “içlerinden biri”?
Karanlık Gölge
Bir gece, Yaman gizlice evden çıktı. Delal, merakına yenik düşüp peşine takıldı. Adam, köyün dışındaki eski değirmende biriyle buluştu. Uzakta, ay ışığında gördüğü şey, elinde tuttuğu küçük siyah tabancaydı.
Ertesi sabah, Delal doğrudan sordu:
— “Mirza’yı kim öldürdü, Yaman?”
Yaman’ın gözleri buz kesti.
— “Bunu bilmen sana iyilik etmez.”
O cümle, Delal’in içine ateş gibi düştü. Biliyordu. Hatta belki… tetiği o çekmişti
Gerçeğin Çıkışı
Haftalar sonra, Mirza’nın yakın dostlarından biriyle karşılaştı. Adam, bakışlarını kaçırarak fısıldadı:
— “Delal… O gece tetiği çeken Yaman’dı. Ama emir büyüklerden geldi. Kabul etmek zorundaydı.”
Delal’in kulakları uğuldadı. Dünyası ikinci kez yıkılmıştı. Sevdiği adamın katiliyle yıllardır aynı çatı altında yaşamış, aynı sofraya oturmuştu. Yaman’ın mesafesi, utancından değil, suçluluğundandı.
İntikam Suskunluğu
Delal, günlerce sustu. Yaman, bu sessizliği alışkanlık sanıyordu. Oysa bu kez sessizlik, plan yapma sessizliğiydi. İçinde bir karar büyüyordu: Bu sır, köyün ortasında patlayacak, herkes öğrenecekti.
Töre Meydanında
O bahar akşamı, köyün töre meydanında büyük bir toplantı vardı. Erkekler yerde oturmuş, kadınlar kenardan izliyordu. Delal, başındaki yazmayı çözüp yere attı. Meydanda uğultu koptu.
— “Ben, kocamın Mirza’yı öldürdüğünü biliyorum!”
Yaman ayağa fırladı:
— “Delal, ne dediğinin farkında mısın? Bu sözler seni öldürür!”
— “Ben zaten Mirza’yla birlikte öldüm, Yaman! Bugün sadece mezarım hazır olacak.”
Kalabalık sessizleşti. Bazı yüzler korkuyla, bazıları öfkeyle Delal’e baktı. Büyüklerden biri ayağa kalktı:
— “Bu kadın, töreyi kirletti. Kanla temizlenir.”
Gece Yarısı Hesabı
O gece, köyün kenarındaki boş arazide Delal bekliyordu. Ay ışığı toprağı gümüş gibi parlatıyordu. Yaman, elinde silahla geldi. Gözleri kızarmış, nefesi hızlıydı.
— “Delal… bunu yapmak zorundayım. Yoksa ikimizi de öldürürler.”
— “Beni öldür ama bil ki Mirza’nın kanı hâlâ ellerinde. Ve ben öldüğümde bu köyde herkes bunu hatırlayacak.”
Bir anlık sessizlik… Sonra tek bir el silah sesi yankılandı. Delal yere yığıldı. Dudaklarında ince bir gülümseme vardı; çünkü susturulmamış, son sözünü meydanda haykırmıştı.
İki Mezar
Delal’in mezarı, Mirza’nın yanına kazıldı. Yan yana iki taş:
Biri, töreye kurban giden bir adam.
Diğeri, töreye başkaldırdığı için öldürülen bir kadın.
Köy halkı kısa sürede olanları unuttu. Ama geceleri yaşlılar hâlâ fısıldıyordu:
— “Bazı aşklar mezarda bile bitmez. Bazı suçlar ise yaşayanı mezarda bile rahat