Delal ve Mirza, kalplerindeki ateşle yasak aşklarını sürdürmeye kararlıydılar, ancak bu aşkın bedeli her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Kaçış planları yaparken, hayatları tehlikeye giriyordu. Her an, her köşe başında düşmanlarının gözleriyle karşılaşma korkusuyla dolup taşıyorlardı.
Delal, son günlerdeki buluşmalarında içindeki huzursuzluğu hissediyordu. Kalbinin derinliklerinde bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordu. Mirza ile birlikte olmanın verdiği mutluluk, aynı zamanda onları tehdit eden karanlık bir gerçeklikten kaçışın getirdiği kaygıyla birleşiyordu. Bir akşam, ağaçların arasında Mirza’yı beklerken, düşüncelerinin içinden çıkamadı. Ailesinin onu bir başkasıyla nişanlamak üzere hazırladığını biliyordu. Bu nişan, düşmanlarının eline geçmesine neden olabilecek bir tuzaktı.
Mirza, buluşma yerine geldiğinde Delal’i çaresizce beklerken gördü. “Ne oldu, Delal? Neden böyle üzgünsün?” diye sordu. Delal, gözleri dolu dolu, “Ailem benim için bir nişan düzenliyor, beni o korkunç adamla evlendirecekler,” dedi. Mirza, bir an dondurulmuş gibi kaldı. “Hayır, böyle bir şeye asla izin vermeyeceğim. Senin özgürlüğün, aşkımızın her şeyden daha önemli!”
Delal’in gözleri, gözyaşlarıyla dolmuştu. “Ama bu bir tuzak. Beni onun yanına kapatacaklar. Seninle bu kadar güçlü hissettiğim için, bunu kabul etmek istemiyorum. Ama ailemin onurunu korumak zorundayım.”
Mirza, Delal’in elini tuttu ve “Hayır! Senin hayatın, senin seçimlerin benim için her şeyden daha önemli. Eğer bu nişanı durdurmazsak, seni kaybedeceğim,” dedi. Kalplerindeki aşk, tüm engelleri aşacak kadar güçlüydü, ancak her birinin ruhu, ailelerinin geçmişiyle doluydu.
Delal, bir süre sessiz kaldı. “Ne yapmalıyız?” dedi. “Eğer kaçmazsak, bu evlilik kaçınılmaz. Ama beni bu adamla evlendirmeleri, ikimizi de yok edecek.” Mirza, derin bir nefes alarak, “Bir plan yapmalıyız. Bu tuzağı boşa çıkarmalıyız. Ailemizi ve düşmanlarımızı alt etmeliyiz.”
Hızla karar verdiler. Gece karanlığında, düşman aşiretlerinin toplanacağı bir akşam, Delal’in nişanını durdurmak için harekete geçeceklerdi. Delal, ailesinin geleneklerine bağlı kalmaya çalışırken, Mirza, aşkını koruma azmiyle dolup taşıyordu.
Nişan günü geldiğinde, Diyarbakır’ın geleneksel kıyafetleri içinde Delal, içinde bir boşluk hissiyle sarayı adımlıyordu. Ailesinin gülümseyen yüzleri, içindeki karanlık hislerle çatışıyordu. Ailesinin ona yüklediği onur, Mirza ile yaşadığı aşkın yanında sönük kalıyordu. Herkes onun mutlu olduğunu düşünüyordu, ama Delal’in kalbinde başka bir dünya vardı.
O gece, Delal ve Mirza, evlilik ritüelinin başlamasından önce buluşmaya karar verdiler. Birbirlerini görmenin getirdiği heyecan, kalplerini çarpıntıyla doldurmuştu. “Bu gece, özgürlük için savaşacağız,” dedi Mirza. Delal, “Ama nasıl?” diye sordu.
“Toplantıdan önce ailemle bir konuşma yapacağım. Düşmanlarımızın planlarını ortaya çıkaracağım. Düşmanın evine sızmak, onları hazırlıksız yakalamak zorundayız,” dedi Mirza.
Düğün alanında, herkes eğlenceye dalmışken, Mirza, düşmanlarının bulunduğu yere doğru hareket etti. Kalbindeki heyecanla, geçmişte yaşanan tüm kanlı olayları düşünerek, onlara cesurca karşı koymak için hazırdı. Delal, kalbinde bir huzursuzluk hissetti. “Beni düşündüğün için çok teşekkür ederim. Ama bu gece, en azından burada olmalısın,” dedi.
Mirza, Delal’in gözlerinde bulduğu cesaretle, kendine geldi. “Unutma, ben her zaman senin yanındayım. Hiçbir şey, bizi ayıramaz.” Gözleri, bir savaşın eşiğinde olan bir askerin cesaretini yansıtıyordu. Delal, Mirza’ya sarılarak, “Seni seviyorum,” dedi.
Mirza, Delal’in ellerini sıkıca tutarak, “Beni bekle,” dedi. Gözleri, karanlıkta parlayan bir yıldız gibi ışıldıyordu.
Düğün alanında, geleneksel müzikler çalarken, Delal’in ailesi ve dostları dans ediyordu. Delal’in içindeki huzursuzluk, kalbini sıkıştırıyor, bir şeylerin yanlış gittiğini hissettiriyordu. Birden, Mirza’nın yüzü aklına geldi; onun cesareti, hayatında hep bir umut ışığı olmuştu. Ancak bu gece, bu umut karanlık bir tuzağa dönüşebilir, her şey sona erebilirdi.
Mirza, düşmanlarının toplanacağı alanın yanına geldiğinde, kalbi hızla atıyordu. Ailesinin baskısı altında ezilen bir genç adam olarak, tüm cesaretini toplamalıydı. Düşmanın lideri, onları karanlık bir geçmişe sürükleyen korkunç bir adamdı. Mirza, düşmanının gözlerinde, geçmişin acımasızlığını gördü. “Bu gece, bir daha asla karşılaşamayacakları bir son vermeliyim,” diye düşündü.
Düğün alanında, bir anda gürültü ve bağrışmalar başladı. Mirza, düşmanlarının toplantısında bir tuzak olduğunu hissetti. Düşmanın lideri, kendilerine bir mesaj gönderdi; bu nişan, onların onurunu koruyacak bir fırsat değil, Delal’i ortadan kaldırmak için bir tuzaktı.
Bir anda, Mirza’nın kalbinde korku ve hüzün belirdi. Düğün alanında bir çatışma başlamıştı. Mirza, Delal’i korumak için hızla geri döndü. “Delal! Burada kalma, hemen kaç!” diye haykırdı. Kalabalıkta, kargaşa ve çığlıklar yükseliyordu.
Delal, ne olduğunu anlayamadan, Mirza’nın elinden tutarak kaçmaya çalıştı. Kalabalığın ortasında kaybolmaya başladılar, ama düşmanın lideri, peşlerine düşmüştü. Düğün alanı, bir savaş alanına dönmüştü. Delal ve Mirza, bir köşeye sıkışmıştı; düşmanları, etraflarını sarmıştı.
Mirza, Delal’i korumak için son bir hamle yaptı. “Bu gece özgürlüğümüz için savaşmalıyız!” diye bağırdı. Düşmanları, onları köşeye sıkıştırırken, Mirza, Delal’in elini bırakmadan saldırıya geçti. Fakat düşmanları, sayıca fazlaydı. Kalabalıkta, Mirza’yı vuran bir ok sesi duyuldu. Mirza, yere düştü; gözlerinde korku ve kaybetme hissi belirmişti.
Delal, Mirza’nın yere düştüğünü görünce çığlık attı. “Hayır! Hayır!” diye feryat etti. Kendi kalbinde bir parçanın kopması gibi hissediyordu. Düşmanın lideri, Mirza’ya yaklaşarak, “Seni ve aşkını burada sona erdireceğim,” dedi.
Delal, tüm cesaretiyle koşarak Mirza’ya doğru ilerledi. “Hayır, onu bırakma!” diye haykırdı. Gözleri, kanla dolmuştu; Mirza’nın kanı, kalbinde bir yaraya dönüştü. O an, kalbindeki tüm umutlar, karanlık bir tünelde kaybolmuştu.
Düşmanın lideri, Delal’i görünce, “Sen de onunla birlikte gideceksin,” dedi. Ancak Delal, gözlerinde bir cesaretle, “Hayır! Aşkımız, bu dünyadan daha güçlü,” dedi.
Son bir güçle Mirza’ya sarıldı. sensiz olamam ben ne yaparim öldürürüm sensizlige dayanamam ben ailesi zorla delal götürdüler mirza hic birsey yapamadi elini vurdu duvara feryat etti goturmeyin diye hayirrrrr...