18.Bölüm

1480 Kelimeler
İçeride 3 tane kız ve Mert vardı. Mert kızlardan biriyle öpüşüyordu, biri başına masaj yapıyordu, biri de elinde meyve tabağıyla bekliyordu. Adar sinirle salona girdi. "Mert! Bu ne hal?!" Adeta kükredi Adar. Mert hızla oturduğu yerden kalktı. "Aa, abicim? Siz niye erken geldiniz yaa?" Bu sefer Dilan'a döndü. "Yenge hani 2 saate gelirdiniz." Diyip sitemle cık cıkladı. "Saçmalamayı kes! Siktir git şu evden!" Diye tekrardan kükredi Adar.  Mert göz devirip kızlara döndü. "Kızlar numaram sizde var. Siz şimdi gidin. Nasıl olsa sonra tekrar görüşeceğiz." Diyip göz kırptı. Adar burnundan soluyordu. Koltukta ki tişörtü alıp Mertin kafasına attı. "Al şunu giy. Beni çıldırtma!" Mert üzerini giyindi. "İşte size sürpriz yaptım. Taa Mardinlerden sizin için geldim. Hiç misafir perver değilsiniz." diyip kendini koltuğa attı. Esila'da koltuğa oturdu. "1 çocuğa bakıyorduk. Şimdi 2 oldu." Dedi Adar.  Mert Dilan'a döndü. "Yenge ben açım yaa. Yemek var mı?" Adar lafa karıştı. "Zıkkımın dibini ye. Buraya gelirken bize sordun mu? Açım diyor birde! Sen evin anahtarını nereden buldun?" Diye sordu. Mert kahkaha attı. "Bir gün lazım olur diye geçen sene Mardine 1 haftalığına geldiğimde dolabından çalıp anahtarı yedeklettim. Bak lazımda oldu." Diyip kahkahasına devam etti. Adar sabır diliyordu. Dilanın aklında tek bir soru vardı. Burası nasıl toplanacaktı. Cipsler, içecekler, yastıklar yerde, her yer karışmıştı. "Bu kadar dağıtmak için kaç saat uğraştın?" Diye sordu Dilan. "Yenge kızlar biliyorsun bana karşı koyamıyorlar. Benim için kavga ettiler. O sırada olmuştur." Dilan etrafı toplamaya başladı.  O sırada kapı çalınca kapıyı açmaya gitti. Karşısında Pelin ve Gökhan'ı görünce yüzünde kocaman bir gülümseme oldu. Pelin hemen Dilanın üzerine atladı. "Yaa kuzum çok korkuttun bizi. Nasılsın? İyi misin? Bir şey yaptılar mı sana?" Gökhan Pelini Dilan'dan ayırıp kendisi de sarıldı. "Kızı bir rahat bırak. Nasılsın? Bizi çok korkuttun." Dedi Gökhan. "İyi olmaya çalışıyorum." Diye yanıtladı Dilan.  Dilan onları içeriye davet etti. Hep beraber içeriye geçtiler. Mert Pelin'i görünce hemen ayağa kalkıp Pelin'in elini nazikçe öptü. "Yenge? Bu güzel kadın kim?" Diye sordu hâla Pelin'e bakarak. Dilan bu hallerine göz devirdi. "Yanlış kişidesin. Senin sandığın kızlara benzemez Mert. Uzaklaş hemen." Mert bir şey demeyip yerine oturdu. Pelin isteksizce Adar'la tokalaştı. Sonra Esila'ya döndü. "Yaa bu tatlı kız kim?" Diye sordu heyecanla. Dilan gülümseyip "Esila. Adar'ın arkadaşının kızı." Esilanın elini sıktı. "Merhaba. Ben Pelin. Tanıştığıma çok memnun oldum." Esilada gülümseyip "Bende memnun oldum Pelincim." Esila Pelini sevmişe benziyordu.  Herkes koltuklara oturdu. Gökhan ve Adar'ın selamlaşmaması da Dilan'ın gözünden kaçmamıştı. Dilan Pelin ve Gökhana döndü. "Ben buraları toplayıp geleceğim." Dedi Dilan ve salonda ki çöpleri mutfağa götürdü. Pelinde yardım edip Dilan'la mutfağa girdi. "Nasılsın?" Dedi merakla. Dilan Peline dönüp "İyi olmaya çalışıyorum. Zor oluyor ama bugünleri de atlatacağıma inanıyorum. Çok zor zamanlardı Pelin. O dört duvarın arasında tek başıma çaresizce durmak çok zordu." Pelin hemen Dilan'a sarıldı. "Kıyamam. Sen neler yaşadın be. Peki kaçıran neden kaçırmış? Kimmiş? Biliyor musun?" Diye sordu. Dilan başıyla onayladı. "Yiğit diye bir adam. Kardeşi eskiden Adar'ı seviyormuş. Ama Adar'da lise zamanlarında beni seviyordu. Adar onun kardeşini sevmeyince kız psikopata bağlamış. Kendini öldürmüş. Yiğitte beni ve Adar'ı suçlu buluyormuş. Bu yüzden beni kaçırmış." Pelin şokla dinliyordu. "Bu adam bildiğin psikopat! Ee peki şikayet ettin değil mi? Şu an nerede? Hapishanede mi?" Dilan başını olumsuzca salladı. "Hiç bilmiyorum Pelin. Bilmekte istemiyorum. Çünkü gerçekten bu konuyu Adar'a sorarsam o günlere geri döneceğimi biliyorum. Ve ben artık kaldıramıyorum. Bu kadarı bile bana çok ağır geldi." Pelin başını salladı.  Dilan daha fazla bu konuyu konuşmak istemediği için konuyu kapattı. Pelinde anlayıp başka bir konu açtı. "İçeride ki adam kim?" Diye sordu merakla. "Mert. Adar'ın kardeşi" dedi. Pelinde anladım der gibi başını salladı.  Mutfağıda topladıktan sonra kahve yaptı. Kahve pişerken Mert'e sandviç hazırladı. Pelinde Esilaya meyve suyu koydu. Bugün yaptıkları kurabiyeden de tabaklara koydu. Dilan hepsini tepsiye dizip içeriye girdi. Herkese dağıttı. Mert ayaklarını sephaya uzatmış bir yandan sandviçini yiyor bir yandan da Pelini kesiyordu. Esila esnemeye başlayınca Dilan onun uykusu geldiğini anladı. Saatine bakınca 9 olduğunu gördü. "Esila. Hadi gel seni uyutalım bebeğim. Uyku saatin geldi." Dedi. Esila başını sallayıp ayağa kalktı ve Dilanın elini tuttu. Adar'a dönüp ona da elini uzattı. "Adaycım sende gel." Adar ayağa kalkıp elini tuttu. Üçü beraber yukarıya çıktı. "Bu gece sizinle uyusam oluy mu? Tek başıma koykayım." Dedi. Adar gülümseyip "Olur prensesim." Dedi. Beraber odaya girdiler.  Dilan Esilaya ilk önce kıyafet çıkardı. Esila kıyafetleri alıp banyoya girdi. "Ben Mert için misafir odasını hazırlayacağım. Esila seslenirse bana haber verirsin." Adar başıyla onaylayıp yatağa uzandı.  Dilanda koridorun sonunda ki odaya gidip Mert'e hazırladı. Odanın camını da açıp havalandırdı. Geri odaya döndü. Esilada tam o sırada banyodan çıkmıştı. Dilan onu kucağına alıp yatağın ortasına uzandırdı. Kendisi de yanına uzandı. Dilan Esilanın saçlarıyla oynamaya başladı. "Dilancım aşık olmak nasıl bir şey?" Dilan bu soruyu hiç beklemiyormuş gibi afalladı. Cevabını bilmediği bir soruyu nasıl cevaplayabilirdi ki? Adar onun cevapsız kalması üzerine cevap verdi. "Onun kokusu, huzur dolu oluyor sanki onun kokusunu alınca en yorgun zamanında bile tüm dünyaya karşı gelecek gücü kendinde buluyorsun. Bakışları, sana bakınca kendini çok özel hissediyorsun. Sonra dokunuşları, eli sana değince elinin değdiği yerler cennet bahçesi oluyor. Gülüşü, sanki bu hayatta ki en güzel şey gibi. Ama bu kadar güzelliğin yanında çok büyük korkularıda beraberinde getiriyor. Onu kaybetme korkusu, ona bir şey olma korkusu, onun başka birini sevme korkusu. O korku dünya da eşi benzeri olmayan bir duygu. O yokken bir yarın eksik oluyor. Onu herkesten her şeyden kıskanıyorsun. Tüm hayatını ona adıyorsun." Dilan büyük bir dikkatle Adar'ı dinlemişti.  Evet zamanında kendini sevdiğini biliyordu ama üzerinden koskoca 9 yıl geçmişti. Ve o zaman ikiside gençti. İkiside büyüdü, olgunlaşlar yani duyguları değişmiştir. Ya şu an başka birini seviyorsa? Diye düşündü Dilan. 'Aralarında ki engel ben miyim?' diye düşündü. Bu kadar kimi seviyordu.  Dilan yan tarafa dönünce Esilanın uyuduğunu gördü. Dilan Esilanın saçlarının arasına öpücük kondurup Adar'a bakmadan odadan çıktı. Aşağı indiğinde Pelin ve Mert'in tartıştığını gördü. "Ya sen kimsin ki bana sarı çiyan dersin?!" Diye tiz sesiyle bağırıyordu. "Kızım saçların boya değil mi? Hem senin bu ses tellerinde sıkıntı var. Bu ne bee! Sorunlusun kızım sorunlu!" Dedi Mert. "Birincisi saçlarım boya değil. İkincisi sen bana sorunlu mu dedin?!" Dedi inanamayarak.  Dilan bunların kavgasının uzayacağını anlayınca Gökahan'ın yanına oturdu. "Dilan ciddi anlamda soruyorum. Nasılsın? Pelin'in yanında soramıyorum çünkü seni de beni de konuşturmuyor." Gülümseyip cevap verdi. "Gökhan çok zor günlerdi. O günleri tekrar konuşmak istemiyorum." Gökhan anlayışla başını salladı. "Unutma ben her zaman yanındayım. Ne zaman ihtiyacın olursa ben yanında olacağım. Ne zaman kendini hazır hissedersen o zaman anlatmanı bekleyeceğim." Dilan ona sarılıp teşekkür etti. "Biliyorum." Dedi. O sırada Adar'da aşağı yeni inmişti. Koltuğa oturdu. Gökhan Ve Adar arasında anlayamadığım bir soğukluk vardı. Gökhan geldiğinde bile el sıkışmadılar. Gökhan Pelin ve Mert'e dönünce kavgalarının uzayacağını anlayınca ayağa kalkıp Pelin'i de kaldırdı. "Biz artık kalkalım." Dedi. Dilan başını sallayıp ikisine de sarıldı. "İyi ki geldiniz. Yine bekleriz." Dedi.  Onları da yolcu ettikten sonra bulaşıkları halledip salona geçti. "Sen niye geldin İstanbul'a?" Diye sordu Adar memnuniyetsizce. "Mardinin havası sarmadı. Buraya geldim. Ama maalesef yarın Mardine dönüyorum. Ben zaten 5 gündür buradaydım. Annem beni 5 gündür sizin yanınızda biliyor çaktırmayın. İstanbulun kızları da ayrı güzelmiş" Diyip hunharca kahkaha atmaya başladı. Dilan yanında ki yastığı Mert'e fırlattı. "Sessiz ol. Kız uyuyor yukarıda. Uyandıracaksın." Dedi sinirle.  "Duydunuz mu Arya hamileymiş." Dedi Mert sıradan bir şey gibi. Dilan bir anda bu haberi beklemiyordu. Şaşırmıştı ama kardeşi ve Arya adına da mutlu oldu. "Allah analı babalı büyütsün." Dedi Dilan. Hala kardeşine kırgın olsa da bu habere burukça sevinmişti. Hala olacaktı. Adar hiç tepki vermemişti.  Adar ve Dilan ayaklandılar. "Odan üst katta koridorun sonunda ki oda. Bir şeye ihtiyacın olursa bana seslen." Dedi Dilan. Mert istifini bozmadan ayakları sephanın üzerinde, gözlerini televizyondan ayırmadan başını sallayıp televizyon kanallarını değiştirmeye devam etti.  Dilan ve Adar'da odaya çıktılar. Dilan dolaptan kendine rahat bir şeyler alıp banyoda giyindi. Saçlarını da tarayıp topuz yaptı. Yatağa geri döndüğünde Adar'ın da uzandığını gördü. Mert ve Esila burada olduğu için mecburen aynı odada kalacaklardı. Esila'da yarın gidiyordu. Her ne kadar 1 günde geçirmiş olsalarda ona alışmıştı.  Dilan'da yatağa uzanıp bugüne kadar yaşadıklarını düşündü. Kardeşinin hayatı için evlenmesini, işini bırakmasını, Mardin'e yıllar sonra geri dönmesini, kaçırılmasını her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündü. Peki bundan sonra ne olacaktı? Dilan sevmediği bir adamla bir ömür geçiremezdi ki. Ne kadar böyle devam edecekti hayatı. Dilan kendini boşlukta hissediyordu. Dilanda sevmeyi sevilmeyi hak etmiyor muydu?  Dilan artık bir çıkış yolu bulmak zorundaydı. Bu böyle olmazdı. Aklına koydu. Yarın Adar'la konuşacaktı. Artık böyle devam edemezdi. Aşiretle de konuşulsun. 'Anlaşamadık.' Diyelim. Dilan farkındaydı Aşiret buna hiç sıcak bakmayacaktı. Hatta kan bile dökülebilirdi. Ama tüm hayatını mahvedemezdi. Hem Arya'da hamile olduğuna göre Aşiret en geç 1-2 aya onlardan da böyle bir haber bekleyecekti. Dilan asla sevmediği bir adamdan çocuğu olsun istemezdi ki.  Sevgi olmayan bir ailede büyüyen çocuğun psikolojisi ne durumda olurdu? O küçücük çocuğun sorumluluğunu sevdiği bir adamla almak istiyordu. Aşiretin lafları olmasın diye masum birine kıyamazdı. Sevgisiz bir ailede büyümenin ne kadar acı verebileceğini tahmin ediyordu.  Yan tarafa bakınca Adar'ın da uyuduğunu gördü. Dilan bugün çok fazla düşündüğünü fark edip gözlerini karanlığa teslim etti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE