14.Bölüm

1908 Kelimeler
Dilan gözlerini ovup açtığında şu an ki durumunu görünce gözlerini kapatıp yeniden açtı ama hiç bir şey değişmemişti. Adarla birbirlerine sarılarak uyuyorlardı. Adarla her uyuduklarında neden sarılarak uyanıyorlardı?! Normal insanlar gibi normal bir şekilde uyanamıyorlardı.  Dilan kendini geriye çekip Adar'ı dürttü. "Adar. Adar!" Adar uyanmıyordu bile. Dilan oflayıp tekrar uyandırmaya başladı. "Adar! Ne işin var senin bu odada? Ve bu yatakta?" Dedi sinirle. Adar oflayıp gözlerini yavaşça açtı. "Ne var sabahın köründe? Ne istiyorsun?" Dilan göz devirdi. "Neden bu odadasın diyorum." Adar yataktan doğruldu. "Ne yapsaydım? Diğer odada uyusaydımda Hayriye abla görüp annememi yetiştirseydi? Sonra anneme hesap verirdin." Dilan hiç bir şey diyemedi çünkü düşününce doğru söylüyordu. Dün geceyi hatırladı. Dün koltukta uyuya kalmıştı nasıl buraya gelmişti ki? Dilan tam banyoya girecekken Adar'ın dedikleriye durup dinledi. "Bu gece İstanbul'da ki şirketin 20.yıl daveti var. Sende benimle bu davete katılacaksın. Ona göre hazırlanırsın. Ama bu gece çok dikkatli ol." Dilan korksada belli etmeden "Tamam." Diyip banyoya girdi. Elini yüzünü yıkadı.  Odaya girdiğinde karşısında ki manzarayla istem dışı çığlık attı. Adar tişörtünü çıkarmıştı ve tam altını çıkaracaktı. Dilan hemen elleriyle gözünü kapattı. "Ne yapıyorsun bee odanın içinde?! Banyo denilen bir şey var!!" Adar hiç takmadan üzerini değiştirip aşağıya indi. Dilan'da sabır dileyip üzerini değiştirdi ve aşağıya indi.  Dilan sofraya geldiğinde Adar'ın biriyle konuştuğunu gördü. "Tamam. Dilan'da geldi ona veriyorum. Görüşmek üzere." Adar telefonu Dilan'a uzattı. Dilan sessizce "Kim?" Diye sordu. "Annen." Dedi Adar. Dilan'ın yüzünde kocaman bir gülümseme olmuştu.  Telefonu Adar'dan alıp konuşmaya başladı. "Annem. Nasılsın?" Diye sordu. Annesinin sesini bile çok özlemişti. Babasını da çok özlemişti. Mardin'e gider gitmez ailesinin yanına gitmeyi ihmal etmeyecekti. "İyiyim güzel kızım. Sen nasılsın? Rahatın yerinde mi kızım? Bir ihtiyacın var mı?" Dilan gülümsedi. "Saol annecim. Ben çok iyiyim. Babam nasıl?" Diye sordu. "Sen İstanbul'a okumaya gittiğinde bile böyle olmamıştı. Durgunlaştı, sessizleşti. Durmadan seni düşünüyor. Kendini iyice işlere verdi. Evde bile zor görüyoruz artık." Dedi annesi üzgünce. Küçüklüğünden beri babası Dilan'a çok düşkündü.  Herkes 'Esmanın ilk çocuğu kız oldu.' 'Erkek adamın erkek çocuğu olmalı.' 'Ağanın soyu kuruyacak.' 'Esmaya kuma gelsin.' Derken babası herkesi susturmuş. 'Benim güzeller güzeli bir kızım oldu. İyi ki de oldu. Bir ordu erkek çocuğum olsa Dilan'ıma değişmem.' Demiş zamanında. Bunu annesi anlatmıştı. Dilan bunu hatırlayınca yüzünde bir gülümseme oluştu. "Babam nerede?" Diye sordu. "Her zaman olduğu gibi işe erken gitti. Birde Adar oğlum söyledi. Telefonun bozulmuş. Bir an önce kendine yeni telefon al. Sana ulaşamıyoruz." Dilan kaşlarını kaldırarak "Telefonum bozuldu." Dedi Adar'a bakarak. Adar hiç istifini bozmadan kahvaltısını yapıyordu. "Evet anne. Neyse sonra tekrar konuşuruz. Babama çok selam söyle." Dedi. "Tamam kızım. Seni çok öpüyorum." Diyip telefonu kapattı.  Dilan'da elinde ki telefonu Adar'a uzattı. "Sana yeni telefon aldım. Odada komidinin üzerindeydi." Dilan hiç fark etmemişti. "Gerek yoktu. Kendi telefonumu kendim alabilirim." Adar yandan ters ters bakmakla yetindi.  Kahvaltıları bitince Adar ayağa kalktı. Dilan işe gideceğini anladı. Adar gidince Dilan'da ayağa kalkıp yukarıya çıktı. Komidinin üzerinde ki telefonu eline alıp rehbere girdi. Rehbere girince şaşırmıştı. Çünkü ailesinin, Adar'ın, Pelinin hatta Gökhan'ın bile numarası vardı. Dilan Pelin'i aradı. İlk çalışta açılmıştı. "Siz kimsiniz?" Pelinin sesini duymuştu. "Pelin. Benim Dilan. Bu yeni numaram." Pelin Dilan'ın sesini duyunca konuşmaya başladı. "Dilan? Eski numarana ne oldu? Niye numaranı değiştirdin?" Diye sordu merakla. "Adar öküzcüğü telefonumu ve sim kartımı kırdı. Ben evden çıkamıyorum. Bugün işin yoksa evin konumunu atsam yanıma gelebilir misin?" Eğer Pelin'de gelmezse Dilan akşam ki davete kadar sıkıntıdan patlardı. "Ne oldu ya? Neden kırdı ki? Neyse gelince anlatırsın. Ayy çok güzel denk geldi. Bugün de benim izin günümdü. Konum at hemen geliyorum bebek." Dilan gülümsedi. "Tamam atıyorum." Diyip telefonu kapattı.  Bir saat geçmişti ki kapı çaldı. Dilan koşarak kapıyı açmaya gitti. Pelin'i görünce ona sımsıkı sarıldı. "Hoşgeldin." Dedi neşeyle. "Ayy allah aşkına Dilan. Bu kocan başka ev bulamamış mı? İstanbul'da dağın başında ev bulmak zor iş, gerçekten bravo. Bir saatte ancak gelebildim." Dilan onun bu homurdanmalarına güldü. Beraber içeriye geçtiler.  Koltukta oturuyorken Hayriye abla geldi. "Hoşgeldin kızım. Bir şey ister misiniz?" Diye sordu. "İki sade kahve yapar mısın Hayriye abla?" Dedi Dilan. Hayriye abla gülümseyerek "Tabi kızım." Dedi ve gitti. Pelin hemen bana dönmüştü. "Hadi dökül bakalım. O gece barda bir anda nereye kayboldunuz? Adar neden telefonunu kırdı? Hadi diyelim kırdı, niye sim kartını da kırdı? Off hadi Dilan. Çatlatmada anlat." Dilan artık Pelin'in bu hallerine alışmıştı. "O gece barda ben lavaboya gitmiştim. Lavabodan çıktığımda Kaan'la karşılaştım." Pelin bir anda şokla "Ne!!?" Diye cırladı. "Amacın kulağımı sağır etmek mi?" Diye sitem etti Dilan. Pelin hiç takmadan devam et der gibi bakıyordu.  "Ben ilk başta şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Sonra kendime gelip geriledim. Kaan'da yanıma geldi. Sonra saçma sapan şeyler zırvaladı. Yok işte 'Beni hala çok seviyormuş, bensiz yapamıyormuş' falan. Ama bilmiyordu ki karşısında eski Dilan yoktu. Bende ağzıma geleni söyledim. Kolumu sıkıp bırakmadı. Sonra bir anda kolumda ki baskı gidince arkamı döndüm. Bir baktım Adar Kaan'ı yumrukluyordu. Hemen gidip ayırdım. Sonra eve geldik zaten." Pelin olanları şokla dinliyordu. "Sen bu olanları nasıl bana anlatmazsın?! O Kaan denen şerefsiz Tülinle yatarken seni seviyor muydu? Ahh! Çok sinirliyim şu an! O ikisini de öldürmek istiyorum." Dedi hırsla Pelin. Dilan gülümsedi. "Biliyor musun. Ne Kaan ne de Tülin zerre umurumda değil. Hatta iyi ki bunları yaşadım diyorum. Tecrübe edindim, gerçek dostlarımı gördüm, herkese güvenmemem gerektiğini öğrendim. Ve en önemlisi Kaan'ı sevdiğimi sanıyormuşum. Bunu fark ettim. Ama ben hiç bir zaman Kaan'ı sevmemişim ki." Tam Pelin konuşacakken Hayriye abla kahveleri getirmişti. "Teşekkürler Hayriye abla." Dedi gülümseyerek. Pelin'de "Teşekkürler." Dedi.  Hayriye abla "Afiyet olsun." Diyip gidince Pelin konuşmaya başladı. "Ee Adar niye senin telefonunu ve sim kartını kırdı?" Dedi merakla. Dilan ne diyeceğini bilemedi. Eğer avm'ye gittik adam cebime 'Karına çok iyi bak Boran. Yakın zamanda bu hayatta değer verdiğin her şey elinden alınacak...' böyle bir not bıraktı derse Pelin bir ton soru soracaktı. Telefon numaramı bulup tehdit ettikler hiç diyemezdi zaten. Ne kadar yalan söylemeyi sevmesede söyledi. "Kaan'da numaram olduğu için kırdı." Dilan yalan söylerken her zaman gözlerini kaçırıdı ve yine olmuştu. Pelin'e baktığında gözlerini kısarak kendine baktığını gördü. "Bu seferlik öyle olsun." Dedi.  Dilan konuyu değiştirerek "Bu gece Adarların şirketinin düzenlediği bir davet varmış. Hadi yukarıya çıkalım ona hazırlanacağım. Bana yardım edersin." Pelin hemen ayağa fırladı. Böyle hazırlıkları çok severdi. Hızla Dilan'dan önce yukarıya çıktı. Dilan'da başını iki yana sallayıp yukarıya çıkmaya başladı. Bu kız hiç bir zaman değişmeyecekti. Odaya girince Pelin hemen kıyafetlere bakmaya başladı.  Tek tek Dilan'a denettiriyordu. Dilan artık sıkıntıdan patlayacaktı. En az 30 tane kıyafet denemişti ama Pelin her birine rengini beğenmedim, soluk, kötü, modaya uygun değil, iddialı değil, ten rengine uymadı diyip yeni denettiriyordu. Dilan en sonunda dayanamayıp konuşmaya başladı. "Pelin sence de yetmez mi?" Dedi sabırlı olmaya çalışarak. "Tabi ki yetmez! Sonuçta bu şirketin sahibi Adar. Ve tüm gözler şirketin sahibinin yeni karısında olacak. Bu yüzden seni çok güzel yapmalıyız. He eğer diyorsan ki ben kocamı başka kadınlara kaptırmak istiyorum. Al şu soluk elbiseyi giy. Kocana da bir güzel giyinirler. Valla kocan başka kadınlara bakar seni boşar. O zaman gelip yanıma ağlarsın. Pelin 'Aldatıldım.' Diye. Bende o zaman sana iyi olsun derim." Bunları tek nefeste söylemişti. Dilan hayretle kurduğu senaryoyu dinlerken eline tekrar bir elbise tutuşturdu.  Tamı tamına bir saatin sonunda ikisininde içine çok sinen bir elbise bulmuşlardı. Tabi ilk başlarda Dilan fazla iddialı bulsada deneyince çok yakıştığını fark etti. Dilan makyaj masasında oturmuşken Pelinde saçına maşa yapıyordu. Dilanda o sırada telefonundan bir şeylere bakıyordu. "Pelin. Telefonunu versene." Dedi. "Verimde, neden?" Dedi Pelin. "Adar bey sim kartımı kırınca numaralarda gitti. Üniversiteden arkadaşlarımızın numaralarını alacağım. Belki lazım olur." Pelin telefonunu uzattı. Dilanda bazı kişilerin numarasını kaydetti. O sırada Pelin'in de işi bitmişti. "Saçın bitti şimdi makyajda sıra." Dedi. "Tamam ama makyajı abartma." Pelin sinsice sırıttı. "Emin olabilirsin." Dilan bu sırıtıştan korksada bir şey demedi.  Dilan ne kadar dil döksede Pelin Dilan'ın aynadan bakmasına izin vermedi. En sonunda makyajıda bittiğinde Dilan son halini çok merak ediyordu. "Şimdi kıyafetini yatağın üzerinden al ve giyin. Sonra aynadan baktıracağım." Dedi. Pelin'in dediğini yaptıracağını bildiğinden itiraz etmeden dediğini yapmaya koyuldu. Kırmızı derin yırtmacı olan elbiseyi eline alıp banyoda giyindi. Pelin bir delilik yapıp banyoda ki aynanın üzerine örtü örtmüştü. 'Neymiş efendim kendini şimdi görmeyecekmiş.' Giyinince banyodan çıktı.  Pelin'in arkası dönüktü. "Pelin." Diye seslendi. Pelin arkasını döndüğünde Dilan'ı baştan aşağı süzdü. "Dilan!? Ama sen çoook güzel oldunnn!" Dilan göz devirdi. "Eğer kendime bakmama izin verirsen bende bir fikir sahibi olacağım." Pelin yeni hatırlamış gibi "Hıı doğru yaa." Diyip yanına geldi. Topuklu ayakkabıyı da uzattı. Dilan ayakkabıyıda giyince Pelin odada ki boy aynasına doğru yürüttü.  Dilan kendine bakınca gerçekten çok güzel olduğunu fark etti. "Ayy Pelin. Galiba sana bağlayacağım ama ben çok güzel olmuşum." Dedi gülerek. Pelinde kahkaha attı. İkisi gülerken Dilan'ın telefonu çaldı. Telefonu eline aldığında 'Adar' yazısını görünce hemen açtı. Zaten bir tek onda yeni numarası vardı. "Hazır mısın?" Diye sordu. "Evet hazırım." Dedi. "5 dakikaya evde olurum." Diyip telefonu kapattı. Dilan artık alışmıştı bu hallerine. Göz devirmekle yetindi.  Pelin merakla "Ne dedi?" Diye sordu. "5 dakikaya evde olacakmış." Pelin ayaklandı. "O zaman bende kalkıyorum. Yarın iş başı yapacağım. Dinlenmeliyim biraz." Dilan gülümsedi. "Çok teşekkür ederim Pelin." Pelinde gülümseyip sarıldı. "Ne demek bebeğim. Dostlar ne güne var." Dedi. Dilan aşağıya inip Pelin'i yolcu etti. Dilan telefonunu yukarıda unuttuğunu hatırlayıp odaya çıktı. Kapının çalma sesini duyunca Adar'ın geldiğini anladı. Telefonunu ve çantasını alıp merdivenlerden aşağıya indi. Adar onu baştan aşağı süzmüştü. Ve en son göz göze geldiler. Adar "Hadi çıkalım." Dedi. Dilan'da evden çıktı. Adar'ın arabasına bindi ve yola çıktılar. Gerçekten Pelin'in de dediği gibi ev dağın başındaydı. Uzun bir yolculuğun ardından gelecekleri yere varmışlardı. Bir sürü gazeteci vardı kapının önünde. Adar arabadan inip Dilan'ın kapısını açtı. Dilan'ın belinden tutup zorda olsa içeriye doğru yürütmeye başladı. Gazeteciler 'Neden bir anda evlendiniz?' 'Nasıl tanıştınız?' 'Bundan sonra İstanbul'da mı yaşayacaksınız.' 'Bir poz alabilir miyiz?' diyorlardı.  En sonunda zorda olsa içeriye girebilmişlerdi. İçeriye girdikleri gibi slow bir müzik vardı. Tüm gözler Pelin'in de dediği gibi Dilan ve Adar'ın üzerindeydi. Hemen yanlarına bir kadın geldi. Adar'a sarılıp yanağından öpüp sahte gülüşler etrafa saçınca Dilan rahatsız olsa da belli etmedi. "Nasılsın Adarcım? Uzun süredir seni göremiyoruz." Adar hafifçe gülümsedi. "İyiyim Melda. Evet görüşemedik." Dedi. Kadın bana dönüp baştan aşağı süzüp. "Eşin mi?" Diye sordu. Pelin'in ne demek istediğini Dilan şimdi daha iyi anlıyordu. "Evet eşim. Dilan." Dedi. "Melda." Melda'da sahte gülümsemesiyle elini uzattı. Dilan elini sıkıp "Memnun oldum Melda Hanım." Dedi mesafeli bir şekilde. Gereksiz samimiyetleri sevmiyordu. Sevmeyecekti de. Daha sonra bir sürü insanla tanıştılar. Adar'ın konuşma yapacağı zaman gelince kürsüye çıkmıştı. Herkesin gözü Adar'a döndü. "Sayın konuklar hoşgeldiniz." Herkes alkışlamaya başlamıştı. Dilan bugün fark etmişti ki Adar iş hayatında aşırı katı ve sert biri oluyormuş. "Bugün burada bulunma sebebimiz 'Boran Holdingin' 20.yılı olması. 14 yıldır bu şirketi babam 'Berzan Boran' en iyi şekilde yönetti. 6 yıldırda bu şirketi ben yönetiyorum. Bugünlere sizler sayesinde geldik. Daha da gelişeceğimize inanıyorum. Çok uzun konuşmak istemiyorum. Tekrardan teşekkürler. Nice 20 yıllara. Herkese iyi eğlenceler dilerim." Alkışlar eşliğinde kürsüden indi. Bir sürü iş adamı Adar'ın etrafına toplanmıştı bile. Dilan burada çok sıkıldığını hissetti. Birde yüksek sesten rahatsız olmuştu. Bu yüzden lavaboların olduğu yere doğru gitti.  Lavaboya girip ellerini yıkadı. Makyajını bozmamaya dikkat edip boynuna biraz su serpti. Biraz rahatladığını hissetti. Şu an sadece eve gidip yatağında uyumak istiyordu. Aynadan kendine bakarken bir anda lavabonun kapısı açıldı. İki tane adam görünce kaşlarını çattı. Adamlar lavaboya girdi. "Burası kadınlar tuvaleti. Karıştırdınız galiba?!" Dedi Dilan. Adamlar üzerine doğru yürüyünce Dilan korkuyla bir adam geriledi. Adam bir anda Dilan'ın kolunu tutunca Dilan bağırmaya başladı. "Bırakın beni! Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz!!" Adam Dilan'a sert bir tokat atınca Dilan'ın başı yana düştü. Dilan korkudan ne yapacağını şaşırmıştı. "İmdatt!!! Kurtarın benii!!" Dilan bağırmaya başlayınca ağzının üzerinde bir bez hissetti. Çok geçmeden gözleride kararmıştı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE