Kapıya hızlı hızlı vurulmasıyla gözlerini açtılar. Dilan koltukta ki battaniye ve yastığı yatağa koyup hızla kapıyı açmaya gitti. O sırada Adar'da uyanmıştı. "Bu kim lan sabahın köründe!?" Adar homurdanırken Dilan kapıyı açmıştı bile. Karşısında Mert'i görünce ofladı. "Mert sabah sabah rüyanda bizimi gördün?" Mert güldü. "Hayır yengecim." Odaya girmişti. "Çiftliğe gidiyoruz hazırlanın diyecektim." Diyip kendini yatağa fırlattı. "Mert si*tir git şu odadan!" Mert ellerini Adar'ın yanaklarına koyup sıktı. "Karınla romantizmini bozdum diye mi sinirlisin abicim." Diyip sırıttı. Adar eline gelen gece lambasını Mert'e fırlattı. Mert kaçarken lambayı tutup yengesine göz kırptı. "Yenge benim sayemde kırılmadı. Bu iyiliğimi unutma." Diyip odadan koşarak kaçtı.
Dilan istemsizce bu deli çocuğun arkasından gülmüştü. Başını yan tarafa döndürünce Adar'ın ona baktığını görünce eski düz ifadesini yüzüne yerleştirdi. Bu sefer asla affetmeyecekti onu. Dolaba yönelip beyaz salaş belden oturtmalı bir elbise çıkardı. Banyo yapıp üzerini giydi. Saçlarını kurutup su dalgası yaptı. Odaya girdiğinde Adar'da banyoya girmişti. Dolaptan beyaz örgülü sandaletini çıkarıp giydi. Orada 1 gece kalacakları için en küçük valizi dolabın üzerinden çıkardı.
Tam eşyalarını yerleştirecekken telefonu çalmaya başladı. Sarjdan telefonunu alıp aramayı cevapladı. "Merhaba Dilan Boran'la mı görüşüyorum?" Dilan hastaneden aradıklarını anlamıştı. "Evet benim. Buyrun." O sırada eşyaları da yerleştiriyordu. "Ben Mardin özel hastanesinde yönetim kurulu başkanı Aziz BEKİRAN'ın sekreteriyim. İş başvurunuz onaylanmıştır. En kısa zamanda sizi hastanemizin ekibinde görmekten mutluluk duyarız." Dilan'ın keyfi işte şimdi yerine gelmişti. "Yarın geleceğim. Çok teşekkürler. İyi günler." Diyip telefonu kapattı. Kendi eşyalarını valize koymuştu. Adar'da o sırada banyodan çıkmıştı. "Eşyalarını koyup valizi getirirsin." Diyip odadan çıktı Dilan.
Avluya indiğinde herkes'in burada olduğunu gördü. Herkese 'Günaydın' demişti. Kahvaltı hazır olmadığına göre çiftlik evinde yapacaklarını anladı. Çok geçmeden Adar'da gelince arabalara binmeye başladılar. Mizgin bir anda dönüp "Baba ben Adar'ın arabasıyla gelebilir miyim?" Diyince babası başıyla onayladı. Dilan bu kıza o kadar sinir olmuştu ki bir kaşık suda boğmak istiyordu! Yüzsüzün tekiydi ikiside! Öpüştükleri yetmiyormuş gibi Dilan'ın olduğu arabayla gelecekmiş hanımefendi. Mert'te Adar'ın arabasına binmişti.
Dilan dikiz aynasından Mizgin'e nefret dolu bakışlarını gönderiyordu. Bunu fark eden Mert yengesinin kulağına eğilip konuşmaya başladı. "Yenge doğrusunu istersen bende Mizgin'i hiç sevmem. Ama eğer biraz daha onu yiyecek gibi bakarsan abim de fark edecek bakışlarını." Diye fısıldadı. Mert bilmiyordu ki bu Dilan'ın hiç umurunda değildi. Dilan Mert'e döndü. "Sence bu benim umurumda gibi mi?" Sadece Mert'in duyabileceği seste konuşuyordu. Mert gülüp kafasını iki yana salladı ve arkasına yaslandı. Mizgin Dilan'ın sargıda olan elini görünce "Dilancım eline ne oldu?" Dedi sahte bir merakla. Dilan gülümsedi. "Önemli bir şey değil Mizgincim. Sadece bir kaç gereksiz insan aklıma gelmişti o sıra fark etmeden kanatmışım elimi." Dedi onun gibi sesini tiz yaparak.
Mert ortada ki gerginliği anlamış olacak ki o da konuştu. "Yaa yengecim sen takma insanları. Boş ver gitsin." Dilanın şu an sadece midesi bulanıyordu. Böyle iğrenç iki insanla aynı arabada kaldığı için. Mizgin nasıl bir kadındı ki evli olan kuzeniyle öpüşebiliyordu?! Dilan kendini Mizgin'in yerine koydu ve düşünmesi bile korkunçtu. Dilan asla! Asla böyle bir şey yapmazdı! O kadar karaktersiz bir insan değildi.
Peki ya Adar'a ne demeliydi? İnsanların onları gerçek evli bildiğini bile bile Dilan'ı nasıl küçük düşüreceğini bile bile o kızla öpüşmüştü! Asla Adar'ı affetmeyecekti. Adar ne kadar kağıt üstünde de olsa evli biriydi.
Yol boyunca Mizgin Adar'a bakmış. Dilan'da Mizgine'e bakmıştı. En sonunda araba durduğunda Dilan geldiklerini anlayıp hemen kendini arabadan dışarıya attı. Tam eve doğru gidecekken bir inleme sesi duydu. "Ahh, bileğim!" Bu Mizgin'in sesiydi. Mert ve Adar yanına gitmişti. Zaten ilk Adar'ın arabası gelmişti başka kimse yoktu. "Ne oldu Mizgin?" Dedi Mert. Mizgin sadece Adar'a bakıyordu. "Adar, bileğimi burktum. Canım çok acıyor. Yardım et." Diyip kollarını açtı. Dilan'ın bu sahne karşısında gözleri şokla açıldı. Yuh artık ama! Adar Mert'e döndü. "Mert Mizgin'e yardım et içeriye kadar. Ben arabadaki eşyaları indirip geleceğim yanınıza." Mizgin bozulsada belli etmedi.
Hep beraber içeriye girdiklerinde bir dakika geçmişti ki Adar'da gelmişti. Bu bir dakika boyunca sesi çıkmayan Mizgin Adar kapıdan girince inlemeye başlamıştı. Şeytan diyor al saçını başını yol. Ama neyse şeytana uymayacaktı. "Yenge sen doktor değil misin bak Mizgin'in bileğine." Dedi sırıtarak Mert. Bilerek yapıyordu. Ama Dilan o Merte de gösterecekti.
Dilan isteksiz bir şekilde yerinden kalkıp bileğine baktı. Tabi ki de yerinden Mizgin'in bileğine bakmak için kalkmamıştı. Biraz canını acıtsa sorun olmazdı değil mi? Sinsice sırıttı Dilan. Mizgin'in ayak bileğine baskı uygulayıp "Burası mı?" Dedi sevecenlikle. Mizgin hayır anlamında başını salladı. Dilan biraz daha sıkıp aşağıya baskı uyguladı. "Peki, burası mı?" Mizgin inledi. "Evet. Evet." Dedi zorlukla. Dilan bilerek biraz daha baskı uyguladı. En sonunda zorda olsa Dilan elini çekmişti. "Mizgincim kırık yok. Sadece burkulmuş. Ayağının üstüne basma. Yani tüm gün otur yerinden kalkma bir gün içinde hiç bir şeyciğin kalmaz." Diyip umursamazca yerine oturdu.
O sırada diğerleri de gelmişti. Kadınlar hep beraber kahvaltı hazırlamaya başlamıştı. Kahvaltı hazır olunca herkes sofraya oturmuştu. Mizgin hanım yerinde oturur mu? Hemen gelip Adar'ın yanına oturmuştu.
Dilan bilerek Adar'ın yanına oturmamıştı. İnat etmişti elinden geldiğince ondan uzak duracaktı. Kahvaltı yapılmıştı. Kahvaltıdan sonra uzun süre bahçede oturulup sohbet edilmişti. Berzan ağa "Oğlum mangal malzemeleri alt kattaki depoda. Gidin getirin de mangala başlayalım." Dedi. Erkekler sofradan kalkınca etrafı toplamaya başlamışlardı. Rojda gelinine döndü. "Kızım sen bırak. Git kocanın yanına ona yardım et. Avşin ve Dilbaz burayı halleder." Dilan itiraz edecekken Mizgin'in kıskançlık dolu bakışlarını görünce kayananasına gülümseyip başıyla onayladı ve alt kata depoya indi. Mert ve Adar buradaydı. "Yardım edilecek bir şey var mı?" Diye sordu Mert'e. Mert "Saol yenge biz hallediyoruz." Dedi.
Adar Mert'e döndü. "Mert yukarı." Mert bir şey demeden elindekilerle yukarıya çıktı. Dilan'da arkasını dönüp gidecekken bileğinde ki elle durmak zorunda kaldı. Arkasını döndüğünde Adar'ın dibinde olduğunu görüp bir adım geriledi. Ona yakın olmak istemiyordu. "Ne var?" Dedi buz gibi sesiyle. "Neden dünden beri bana soğuk davranıyorsun?" Dilan kaşlarını çattı. "Sana soğuk falan davranmıyorum." Dedi gözlerini kaçırarak. Her zaman ki gibi yalan söyleyemiyordu! "Yalan söylediğinde gözlerini kaçırdığını ikimizde biliyoruz. Sana bir daha sormayacağım." Dedi kesin ses tonuyla. Dilan kaşlarını çatıp bileğini Adar'dan kurtardı. "Hala niye diyemi soruyorsun! Senin dün yaptığını hiç bir zaman unutmayacağım Adar Boran! Her ne kadar benimle kağıt üstünde evli olsanda bunu insanlar bilmiyor. Ve sen bunu bile bile dün o kızı öptün!!" Dilan delirmiş gibiydi. Artık patlama noktası gelmişti ve onunda bir sabrı vardı. "Eğer kızlarla gönlünü eğlendirmek istiyorsan boşanalım! Sonuçları ne olursa olsun artık umurumda değil! Ben bu kadar gurursuz bir kadın değilim!"
Adar karşısında kendini kaybetmiş gibi bağıran kadına bakıyordu. "Dilan kendine gel. Saçma saçma konuşma. Ben dün Mizgin'i öpmedim. Mutfağa su içmeye gidiyordum. O da oradaydı. Bir anda gelip beni öptü. Ben onu öpmedim! Eğer biraz daha baksaydın onu ittiğimi de görürdün. Mizgin'i ben Arya'dan farklı görmedim görmemde." Ne yani Mizgin mi onu öpmüştü. Adar öpmemişmiydi?
Yine de her ne olursa olsun Adar'a çok sinirliydi. Bu yüzden hiç bir şey demeden kolunu Adar'ın elinden kurtarıp depodan çıkıp çiftliğin bahçesine çıktı. Mert'in mangalı yakmaya çalıştığını fark edip yanına gitti. "Sabahtan beri ne cebelleştin. Alt üstü mangal yakacaksın." Dedi Dilan.
Mert ona yandan bir bakış atıp tekrar işine döndü. "Kolaysa sen yap." Dedi sinirle. Mert mangalı yakmaya çalışırken Adar geldi. Dilan hiç Adar'a bakmamıştı bile. Adar Mert'in elinden mangal eşyalarını alıp kısa sürede yakmıştı. "Ben yakardım da bilerek yakmadım. Sen yakabiliyor musun diye bakmak içindi." Dilan göz devirdi. "Mert çok konuşmada etleri getir." Demişti Adar. Mert gitmişti. Adar'da mangalla uğraşıyordu. O sırada tek ayağıyla topallayarak Mizgin yanlarına gelmişti. "Kolay gelsin Adarcım." Adarcım? Ne bu samimiyet. "Senin ayağın burkulmamış mıydı? Git salona otur." Dedi Adar. Mizgin omuz silkip yanda ki sandalyeye oturdu. O sırada Mert'te gelmişti.
"Dilan?" Mizgin Dilan'a dönmüştü. Dilan "Ne var?" Dedi. Tabi ki de bu kıza kibar davranmayacaktı. "Daha önce Adar haricinde hayatında biri oldu mu?" Adar yanlarında olduğu için bilerek yapıyordu. "Benim özel hayatım seni ne kadar ilgilendirir?" Sert çıkmıştı Dilan.
Mizgin tabi ki de susmadı. "Yani insanlar bilmese de biz biliyoruz. Berdelle evlendiniz. Birbirinizi tanımıyordunuz bile. Yani bu demek oluyor ki birbirinizi sevmiyorsunuz." Dilan artık sabrının sonuna gelmişti. Tam konuşmaya başlayacaktı ki Mert lafa atladı. "Aa Mizgin sen bilmiyorsun tabi. Abim Dilan'a seneler öncede aşıktı. Hala da deliler gibi seviyor." Adar gözleri şaşkınlıkla büyüyerek baktı Mert'e, Mert ise devam etti. "Hatta geçen gece Dilan da abimi sevdiğini söyledi. İkisi de şu an birbirlerini çok seviyorlar. Berdel olmasa da evleneceklerdi." Dedi nispet yaparcasına. Dilan ve Adar olaya fransız kalmıştı.
Mizgin hiç bir şey demedi. Adar da bir şey demeden mangal'a devam etti. Mert yengesine bakıp göz kırptı. Dilan bu çocuğu dövsemi sevsemi bilemiyordu. Hem iyi bir şey yapmış hem de kötü bir şey yapmıştı.
Mangal hazır olurken sofra hazırlanıp herkes oturmuştu. Yemekler yenmişti. Gerçekten etler ve tavuklar çok lezzetliydi. "Eline sağlık Adar abi." Dedi Leyla. Dilan bu kızı seviyordu. En azında Mizgin gibi bakışları rahatsız edici değildi, mesafeliydi. Ve en önemlisi gerçekten abi gibi görüyordu! Herkes sırayla eline sağlık demişti. Daha sonra biraz sedirlerde oturmuşlardı. Herkes odalara dağılırken Dilan sessiz sedasız ağırın olduğu yere gitti. Burada çok güzel atlar vardı.
Biraz daha inceledikten sonra özellikle bir at dikkatini çekti. Simsiyah bir attı. Ve bu at çok güzeldi. Dilan atın yanına yaklaştı. At'ın eyelerini okşadı. "Sen çok güzelsin." Dedi hayranlıkla. "Senin ismin ne?" Diye sordu cevap alamayacağını bilsede. "Bu atın ismini benden başka kimse bilmez. Belki ileride öğrenirsin." Ama beklediği gibi olmamış ve bir cevap almıştı.
Arkasında ki adama merakla döndü. "Şimdi söylesen?" Adar hayır anlamında başını salladı. "Her şeyin bir zamanı var." Dilan bir şey demeden ata geri dönüp okşadı. "Normalde insanların okşamasına izin vermez kişner. Benden sonra okşamasına izin verdiği ilk insansın." Dilan şaşkınlıkla bakıp gülümsedi.
Dilan esneyince Adar onun uykusunun geldiğini anlamıştı. "Hadi çıkalım. Geç oldu." Dilan başıyla onaylayıp ahırdan çıktı. Hala o atın adını merak ediyordu. Ama Adar'a ısrar edipte meraklı gibi gözükmek istemiyordu.
Bir odaya girdiklerinde Dilan koltuk var mı diye baktı ama yoktu. Ne yapacağını düşünmeye başladı. Dilan ayakta dikilirken Adar yatağa uzanmış kollarını açarak gözlerini kapatmıştı bile. Dilan Adar'ın rahatlığı karşısında sinirlense de "Adar?" Dedi. "Hıı?" Dedi Adar. Gözlerini açma zahmetinde bile bulunmamıştı beyefendi. "Burada koltuk yok." Dedi. "Ee?" Dilan göz devirdi. "Nee ee? Ne yapacağız." Adar bıkkınlıkla ofladı. "Dilan seni yiyecek halim yok. Koskoca yatak yat bir köşesine." Dilan kararsız kalsa da başka çaresi yoktu. Zaten koltukta yattığı için beli bu aralar çok ağrıyordu. Yerde yatarsa daha kötü olacağını da biliyordu.
Bir şey demeden valize doğru yürüdü. Ee burada ki odada banyoda yoktu. Ofladı Adar'a döndü. "Adar." Adar ne var manasında başını salladı. "Burada banyo yok. Arkanı dön gözünü kapat." Adar bir şey demeden yan dönüp uyumaya başladı. Dilan'da hızla üzerini değiştirip saçlarını taradı ve yatağın diğer tarafına yattı. Adar'ın kokusu hemen tüm yatağı sarmıştı bile. Dilan yorgun olduğu için gözlerini kapatıp uyumaya başladı.