Akşam olduğunda, avluda uzun masa kurulmuştu. Herkes yerini almıştı; Dila ve kızları hariç. Ciwan'ın bakışları sürekli boş kalan yere kayıyordu. Ne yapacağını bilemeyen bir adam gibi elleri titriyordu. Bir an Ciwan'ın içi kabardı. Adımlarını kontrol edemeden yukarı çıktı. Dila'nın odasının kapısını araladı. Kilitli değildi. İçeri girdiğinde odanın ortasında öylece durdu. Tam o sırada banyonun buğusu arasından Dila çıktı. Saçları hâlâ ıslaktı, omuzlarından süzülüyordu. Ciwan'ı görünce kalbi sıkıştı, gözleri büyüdü. — "Ne işin var burada?" dedi, Dila sesi panikle çırpınıyordu. Ciwan adım attı, yaklaşmak istedi. Yüreği özlemle yanıyordu. — "Özledim..." diye fısıldadı. Ama Dila geri çekildi, gözleri çelik gibi oldu: — "Sakın!" Ciwan'ın adımı yarıda kaldı. Dudakları titreyerek, sanki b

