Celep Konağı'ndaki nişanın üzerinden birkaç gün geçmişti. Şehir hâlâ o şenliği konuşuyordu ama Dila'nın kalbi gündelik hayatın koşturmacasına dönmüştü. Hanımağalık sorumlulukları, kızları, babası, misafirler derken kendine ayıracak nefesi bile yoktu. Tam o sırada Baran, bir bahaneyle çıkageldi. Sesinde her zamanki kararlılık vardı ama bakışlarında gizli bir telaş: — "Dila... Kızlarla birlikte çiftliğe gelsen mi? Mizgin de özlemiş onları. Hem senin de biraz hava değişikliğine ihtiyacın var." Hem baş başa kalmış oluruz diyerek. Dila önce şüpheyle baktı. Kızlarını düşündü, babasını düşündü. Ama sonra kendi yüreğinin fısıltısını duydu: "Senin de biraz nefese ihtiyacın var." Bir iki gün sonra arabası çiftliğin önünde durdu. Zerya ve Zarin coşkuyla koşup Mizgin'in kollarına atıldılar. Avlu

