bc

BENİMLE BEBEK YAP +18

book_age18+
522
TAKİP ET
3.0K
OKU
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
BE
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
escape while being pregnant
time-travel
teacherxstudent
love after marriage
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
shifter
curse
playboy
badboy
kickass heroine
sporty
neighbor
boss
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
blue collar
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
bold
single daddy
werewolves
vampire
game player
campus
city
medieval
mythology
office/work place
pack
small town
magical world
high-tech world
another world
ABO
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
lies
rejected
secrets
soul-swap
superpower
rebirth/reborn
dystopian
war
ancient
love at the first sight
affair
friends with benefits
polygamy
surrender
addiction
assistant
actor
seductive
substitute
Pharaohs
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

+18 SAHNELER AYRINTILI VE DETAYLIDIR. BOL +18 İÇERİR🔞

Cihan ön hazırlık dinlemeden arkasından tek bir vahşi ve derin hamleyle Miray’ın içine, köküne kadar saplandı.

​"Ahhhh! Cihan!"

Cihan, kadının kalçalarını sımsıkı kavrayıp hızla geri çekildi ve tekrar en dibe kadar sapladı. Vuruşları o kadar sert ve tutkuluydu ki Miray’ın sırtı çam ağacının kabuklarına sürtünerek kızarıyordu.

​"Bağır Miray!" diye hırladı Cihan. Her sert vuruşta kadının kalçasına bir şaplak daha indiriyordu. ŞAK! ŞAK!

​Kalçaları tokat sesleriyle kıpkırmızı bir renk alırken Miray zevkten delirmiş gibiydi.

​"Cihan! Ahhh... Daha sert vur kalçalarıma! Ahhh, evet!" Miray’ın çığlıkları ormanda dalga dalga yayılırken kadınlığı zevk içindeydi.

​"Benimsin Miray!" diye kükredi Cihan, son hızına ulaşarak. "O stüdyodaki adamı da, dünyayı da unut! Sadece benimsin!"

*

​"Cihan... Ah! Lütfen..."

​"Ne lütfen Miray?" dedi Cihan parmağıyla kadınlığında dairesel hareketler çizerek Miray'ı zevkten çılgına çevirirken. "Durmamı mı istiyorsun, yoksa içine girmemi mi?"

Cihan pantolonunu çıkarıp bir kenara attı. Sertleşmiş erkekliğinin sıcak ucunu Miray’ın ıslaklığına yavaşça sürttü. Miray kalçasını yukarı kaldırarak kendini adama doğru itmeye çalıştı.

​"Yalvar." diye fısıldadı Cihan kadının kulağını hafifçe ısırarak. "İçine girmem için yalvar."

"Cihan... İçime gir! Lütfen... Yalvarırım!"

​Cihan karanlık, gururlu bir gülüşle eğildi ve tek bir uzun, santim santim işleyen hamleyle Miray’ın içine, köküne kadar gömüldü...

*

Yakışıklı Ceo Cihan, holdingteki en güzel kadın olan Miray'a bebek yapmak için teklifte bulunur. Çünkü güzel genlere sahip bebekler istemektedir. Miray evlenme karşılığında bu teklifi kabul eder ve ikisi arasında tutkulu bir aşk hikayesi başlar...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Tutkulu proje
Kozmetik sektörünün devlerinden Vural Holding’in 42. katındaki cam kaplamalı CEO odası, dışarıdan bakan biri için sadece finansal kararların alındığı soğuk bir merkezdi. Ancak o sabah, dev holdingin yönetim kurulu başkanı Cihan Vural için durum oldukça farklı bir "yatırım" boyutuna evrilmişti. ​Cihan, yeşil gözlerini hapseden siyah camlı devasa penceresinin önünde dikilmiş, elindeki espresso fincanından bir yudum alıyordu. Kalıplı, kaslı vücudunu mükemmel saran koyu gri takım elbisesi, kumral saçları ve karizmatik duruşuyla sadece iş dünyasının değil, kadınların da rüyalarını süsleyen bir adamdı. Fakat onun aklında şu an ne yeni çıkan leke karşıtı serum kremi ne de çeyrek sonu bütçe raporları vardı. ​Onun aklında, tam beş dakika önce asansör kapısının önünde gördüğü o kadının kusursuz gen haritası vardı. ​"İnanılmaz..." diye mırıldandı kendi kendine. "Mavi gözler, sarışın, o pürüzsüz ten, o boy pos... Bu kadının genleriyle benim genlerim birleşirse..." ​Gözlerini kapattı. Zihninde anında altın sarısı saçlı, keskin yeşil-mavi gözlü, kartpostal gibi mükemmel küçük çocuklar canlandı. Cihan bir pragmatistti. Dünyanın en estetik kozmetik markasını yönetiyordu ve estetiğe aşıktı. Ve o kadın... O kadın, evrenin insanlığa sunduğu bir tasarım harikasıydı. ​Hemen masasına yürüyüp dahili telefona bastı. ​"Selin," dedi buz gibi ama kendinden emin sesiyle. "Pazarlama departmanındaki o yeni kızı... Adı neydi?" ​"Miray Hanım mı, Cihan Bey?" ​"Evet, Miray. Onu hemen odama çağır." ​Miray, elindeki kahve bardağıyla masasına henüz oturmuştu ki asansörden gelen selamlama sesi ve ardından asistan Selin'in heyecanlı sesiyle sıçradı. ​"Miray! Cihan Bey seni odasında bekliyor. Hemen!" ​Miray kaşlarını kaldırdı. "Cihan Bey mi? Bütçe sunumunda bir hata mı yaptım acaba?" ​"Bilmiyorum ama adamın gözleri alev saçıyordu, çabuk ol!" ​Miray üzerindeki krem rengi, vücudunu zarifçe saran kalem eteği ve şık bluzunu düzeltti. Uzun sarı saçlarını geriye atıp aynadaki yansımasına baktı. Efsanevi fiziği, doğuştan gelen çekiciliği ve özgüveniyle her zaman dikkat çeken bir kadındı ama koskoca CEO’nun kendisini bizzat ayağına çağırması pek sık rastlanan bir şey değildi. ​Topuklu ayakkabılarının çıkardığı ritmik sesler eşliğinde 42. kata çıktı. Ağır ahşap kapıyı çalıp içeri girdiğinde, Cihan Vural arkası dönük bir şekilde dışarıyı izliyordu. ​"Cihan Bey? Beni çağırmışsınız." ​Cihan yavaşça döndü. Yeşil gözleri, Miray’ın tepesinden tırnağına kadar ağır ağır süzdü. Bakışlarındaki yoğunluk ve tutku o kadar belirgindi ki, Miray bir an nefesinin kesildiğini hissetti. Bu adam sadece zengin ve güçlü değil, aynı zamanda etrafındaki havayı elektrikleyecek kadar tehlikeli bir çekiciliğe sahipti. ​Cihan, masasının önüne kadar yürüdü. Elleri ceplerinde, uzun boyunun verdiği hakimiyetle Miray’a yaklaştı. ​"Miray," dedi derin, kışkırtıcı bir ses tonuyla. "Hiç uzatmayacağım. Ben iş adamıyım, zamanım kıymetli." ​Miray şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. "Buyurun Cihan Bey, dinliyorum?" ​Cihan, sanki dünyanın en sıradan iş anlaşmasını teklif ediyormuş gibi rahat bir tavırla eğildi: ​"Seninle çocuk yapmak istiyorum." ​Miray bir an kulaklarının ona oyun oynadığını düşündü. "Efendim? Pardon, anlayamadım?" ​"Dedim ki," dedi Cihan, yeşil gözleri muzip ama son derece ciddi bir ışıltıyla parlayarak. "Senin genlerin ve benim genlerim... Birleşmeli. Eğer seninle çocuklarımız olursa hepsi birer sanat eseri olur. Bu kadını çocuk yapmaya ikna etmem lazım dedim kendi kendime ve buradasın." ​Miray şok içinde adama baktı. Karşısında Türkiye’nin en yakışıklı, en zengin adamı duruyordu ama söyledikleri tamamen akıl dışıydı! Yine de Miray çabuk toparlanan, zeki bir kadındı. CEO'sunun bu kadar özgüvenli ve pervasız olması içinde anlam veremediği hınzır bir eğlence hissi uyandırdı. ​Dudaklarında hafif, kıvrımlı ve baştan çıkarıcı bir tebessüm belirdi. ​"Cihan Bey... Gen haritama duyduğunuz bu derin hayranlık gözlerimi yaşarttı," dedi alaycı ama baştan çıkarıcı bir edayla. "Fakat ben bir kuluçka makinesi değilim. Mükemmel çocuklarımızın fiyatı oldukça yüksek olur." ​Cihan’ın dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Kadının bu dişli, zeki ve kıvrak zekalı cevabı hoşuna gitmişti. Sadece güzel değil, aynı zamanda cesurdu da. ​"Rakam söyle," dedi Cihan, aralarındaki mesafeyi bir adıma indirerek. Kokusu Miray’ın etrafını sarmıştı: Odunsu, pahalı ve kesinlikle büyüleyici. ​Miray gözlerini adamın yeşil gözlerine dikti. "Her çocuk başına... 1 milyon dolar. Nakit." ​Cihan hiç duraksamadı bile. "Kabul. Hatta doğacak her çocuk için bonus da eklerim. Anlaştık o zaman?" ​Miray tam arkasını dönüp "Şaka yaptığımı anlamadınız herhalde" diyecekken, Cihan’ın gözlerindeki o tutkulu ve kararlı bakışı gördü. Adam kesinlikle şaka yapmıyordu. Ve açıkçası, 1 milyon dolar da fena bir teklif değildi. ​Miray hafifçe arkasına yaslandı, parmağıyla bluzunun yakasıyla oynayarak adama doğru bir adım attı. ​"Tek bir şartım daha var Cihan Bey..." dedi sesi adeta bir fısıltıya dönüşürken. "Ben evlenmeden asla çocuk yapmam. Öyle kaçamak ilişkilerin kadını değilim." ​Cihan’ın gözleri şaşkınlıkla biraz açıldı ama bu meydan okuma içindeki avcıyı tamamen uyandırmıştı. Kadının asilliği ve kuralları olması onu daha da çekici kılıyordu. ​"Evlilik mi?" dedi Cihan, hafifçe kıkırdayarak. "Pekala. Nikah masası, gelinlik, imzalar... Hangisini istersen. Bugün öğleden sonra yıldırım nikahıyla evleniyoruz." ​Aynı günün akşamı... ​Sadece birkaç saat içinde kıyılan gizli ve hızlı bir nikahın ardından, Miray kendisini Cihan’ın boğaza nazır, devasa ve lüks villasının salonunda buldu. Üzerindeki şık nikah elbisesiyle salonun ortasında dururken, Cihan ceketini çıkarmış, gömleğinin üst düğmelerini gevşetmişti. ​Geniş omuzları, kaslı vücudu ve koyu yeşil gözleriyle Cihan, kapıyı arkalarından kilitlerken Miray’a doğru ağır ağır ilerlemeye başladı. Evdeki tüm çalışanlar gönderilmişti. Koskoca villada sadece ikisi vardı. ​Cihan, Miray’ın tam karşısında durdu. Elini uzatıp kadının belini kavradı ve kendine doğru çekti. Miray’ın nefesi kesildi; adamın vücudundan yayılan sıcaklık adeta tenini yakıyordu. ​"Şimdi..." dedi Cihan, sesi boğuk ve arzu dolu bir fısıltıya dönüşürken. Kadının yüzüne düşen sarı bir saç telini yavaşça kulağının arkasına itti. "İmzalar atıldı Mrs. Vural. Şartların kabul edildi. Ve ben sözleşmenin ilk maddesini yürürlüğe sokmak için sabırsızlanıyorum..." ​Miray’ın kalbi göğüs kafesini delercesine çarpmaya başladı. Cihan’ın dudakları kendi dudaklarına sadece birkaç milim uzaklıktaydı. Aralarındaki çekim ve elektriklenme o kadar güçlüydü ki, odadaki hava bile ısınmıştı. ​"Sözleşme..." diye fısıldadı Miray, gözleri adamın dudaklarına kayarken. "...bu kadar hızlı mı işliyor?" ​Cihan hafifçe gülümsedi, gözlerinde tehlikeli bir tutku parıldıyordu. "Ben iş hayatında hızlı kararlar alırım Miray... Ve bu gece, hayatımın en iyi yatırımını yapmaya kararlıyım."

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
2.1M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
834.9K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.1M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
1.0M
bc

A Warrior's Second Chance

read
386.3K
bc

Not just, the Beta

read
362.6K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook