8. Bölüm

3071 Kelimeler
1 gün sonra.. Gergin bir şekilde aynanın karşısında kendime bakıyordum, güzel olmuştum.. fazla güzel olmuştum. Saçlarımı dalgalı yapmıştım, hafif bir makyaj yapıp üzerime tüvit kumaş beyaz straplez bir bluz ve onunla takım etek giymiştim. Bej rengi topuklularımı giyip üzerime beyaz kabanımı almıştım. Abarttım mı acaba diye düşünürken zil çalmıştı, son kez parfümümü sıkıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açmamla şaşkınca karşımdaki adama bakıyordum, o da aynı şekilde afallayarak bana bakıyordu. Bora’nın gözleri üzerimde dolaşırken siyah gömleğin ona ne kadar yakıştığını düşünüyordum. Onu kamuflaj dışında pek görmemiştim, gömlek kaslarından dolayı vücuduna tam yapışmıştı. Bora sertçe yutkunup boğazını temizledi ve saatine baktı. “Çıkmamız gerek.. geç kalıyoruz.” Onu onaylayıp kenardan çantamı aldım ve kapıyı kilitleyerek asansöre doğru ilerledim. Elimdeki büyük çantayı o almıştı, eli elime değdiği anda panikle çekmiştim elimi. Uçaktan iner inmez yemeğe gidecektik, birkaç arkadaşımın bulunduğu restoranda rezervasyonumuz vardı. Asansörün içerisinde nereye bakacağımı şaşırmış bende en kaçamak yol olarak ayaklarımıza bakıyordum. Onun ise bakışları benim üzerimdeydi hala. Asansör dururken kapıyı açıp inmem için bekledi, kapıda bizi bekleyen Barış büyük bir hayranlıkla bakıyordu bana. “Adel hanım.. çok.. çok güzel görünüyorsunuz.” Gülümseyerek Barış’a baktım. “Bana hanım demeyi bırakırsan çok mutlu olucam Barış, bu arada teşekkür ederim.” Barış şapşal şapşal sırıtırken binmem için kapımı açtı. “Rica ederim Adel ha.. yani Adel, buyur lütfen.” Açtığı kapıdan arabaya binerken Bora’nın ölümcül bakışları Barış’ın üzerindeydi. “Şeyden yani.. komutanım.. nezaketten ben öyle..” “Nezaketen seni dövmemi istemiyorsan yerine geç Barış.” Barış hızla sürücü koltuğuna geçerken Bora’da diğer tarafa oturmuştu, sessiz geçen yolculuğumuzun ardından birlikte havalimanına doğru ilerledik. Güvenlik kontrollerinden geçip uçağa bindik, özel uçakla gittiğimiz için 1.5 saat kadar sürdü yolculuğumuz. Havalimanından çıkarken bana baktı, elini bana uzattı tutmam için. Elini tutup birlikte havalimanı otoparkına doğru ilerledik, elim onun avucunun içerisinde kayboluyordu neredeyse. Arabaya geldiğimizde binmem için kapımı açtı, nazikçe teşekkür edip yerime geçtim. O da sürücü koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı, gideceğimiz konum havalimanına pekte uzak değildi. 18 dakikalık yolculuğumuzun ardından restoranın önüne gelmiştik, Bora anahtarı valeye teslim ederken yanıma gelip elimi tuttu tekrardan. İçeride arkadaşlarım vardı, bu yüzden samimi görünmeliydik. “Biraz gülümse, çok dikkat çekiyorsun.” Bora’ya bakıp güldüm, gözleri üzerimdeydi yine. “Nasıl? İyi mi böyle?” Boşta kalan elini yanağıma götürüp rujumun kenarını düzeltti, bu hareketini beklemediğim için afallamıştım. “Şimdi daha iyi.” Birlikte içeri geçerken kabanlarımızı teslim ettik ve rezervasyon yatırdığımız masamıza doğru ilerledik. Henüz kimse daha gelmemişti, onlardan önce gelmemiz şüphe uyandırmayacaktı. Bora oturmam için sandalyemi çekti, teşekkür ederek yerime geçtim. O da tam karşımda oturdu ve garsona ikimiz için sipariş verdi. Kaşlarım çatılırken ona doğru eğildim biraz. “Ne yiyeceğimi nereden biliyorsun?” Dudakları kıvrılırken gözlerim yanağımdaki gamzesine kaymıştı. Kahretsin adam fazla yakışıklı ve çekiciydi, boğazımı temizleyip dikkatimi tekrardan gözlerine çevirdim. “Unuttun mu ben bordo bereliyim.” Bu sözü yine gülmeme neden olmuştu, o bordo bereliydi her şey beklenirdi. “Peki o halde, bunu test edelim. Şuan restoranda birisi bizim hakkımızda konuşuyor, kim olduğunu 10 saniye içerisinde bulabilir misin!” Güldü ve bana doğru eğildi. “Saat 8 yönündeki masa, ne konuştuklarını da öğrenmek ister misin?” Şaşkınca alt dudağımı dişleyip kafamla onayladım onu. İki kız oturuyordu o masada, Bora’nın gözleri bir süre o masada oyalandı ve konuştu. “Seni tanıyorlar.. benim çok yakışıklı olduğumu ve Noah’dan sonra benimle birlikte olmanı büyük bir level atlaması olduğunu dönüşüyorlar.” Bir süre bekleyip kafasını sağa yatırdı ve güldü. Merakla baktım ona. “Ne dediler?” Kafasını iki yana sallayarak bardaklarımıza su doldurdu. “Duymak istemezsin.” Daha da meraklanmıştım, kızlara ters bir bakış attım ama ben ağızlarını okuyamıyordum. “Söyle.” Dedim kendimden emin bir sesle, suyundan bir yudum alırken kızlara kısa bir bakış atıp tekrardan bana baktı. “Onları tahrik ediyormuşum.” Gözlerimi pörtleterek baktım yüzüne, sırıtması genişlerken devam etti. “Çok şanslıymışsın ve ya..” elimi kaldırdım durması için. “Tamam.. daha fazla duymak istemiyorum.” Bardağımı bana uzatıp sırıtmaya devam etti. “Kızardın, su iç biraz iyi gelir.” Elimi refleksle yanaklarıma götürdüm, iki saniyede hemen sıcacık olmuşlardı. Yemeklerimiz geldiği için sohbetimiz bölünmüştü, bu daha çok işime gelmişti. Sipariş ettiği yemekleri ilk defa deniyorum ve gerçekten bayılmıştım, yemek konusunda zevkliydi. “Bordo bere yeteneklerini gerçekten çok iyi kullanıyorsun, yemekler harikaydı.” Kibirle baktı yüzüme. “Beni çok hafife alıyorsun doktor.” Tam bir şey söyleyecekken yanımdan gelen sesle susmak zorunda kalmıştım. “İnanamıyorum Adel, buradasın.” Gülümseyerek ayağa kalktım ve Henna’ya sıkıca sarıldım. “Canım, nasılsın?” Gülerek ayrıldı benden ve kısacık Bora’ya baktı. Yanında başka bir kız arkadaşı daha vardı ama onu tanımıyordum. “İyiyim, asıl sen nasılsın? Türkiye’ye döndüğünü duydum.” Kafamla onayladım onu ve yanındaki kıza selam verip Bora’yı gösterdim. “Erkek arkadaşım Chris..” daha sonra Henna’yı gösterdim Bora’ya. “Üniversiteden arkadaşım Henna.” Bora kafasıyla kızlara kısaca selam verirken oturmaları için davet ettim ama bizi rahatsız etmek istemedikleri için başka masaya geçmişlerdi. Gözlerini devirerek masaya geri oturdum. “Bir saat içerisinde bütün üniversite grubuna senin ve benim sevgili olduğumuz haberini yayar.” Bora burnundan nefes vererek güldü. “Çok iyi rol yapıyorsun, onlardan nefret ediyorsun ama onlar bunu anlayamıyor bile.” Omuz silkip suyumdan bir yudum aldım. “Çoğu insanın yaşam felsefesi bu çünkü, para aşk dedikodu ve seks.” Başıyla beni onaylarken gözlerini kapıya sabitledi. “Sanırım senin şu sıçan yavrusu yeni şeyler deniyor.” Anlamayarak o tarafa bakıcakken elimi tutup dikkatimi ona çekmemi sağladı. “Bakma hemen, dikkat çekme.” Kafamla onu onaylarken garsondan hesabı istedi. Çaktırmadan o masaya baktım, siktir Noah ve Sally buradaydı. Sally üniversiteden en yakın arkadaşımdı, anlaşılan Noah canımı yakmaya çalışıyordu. Bora hesabı öderken bende telefonumu çantama koyuyordum, Bora ayağa kalkıp elini uzattı tekrar. Elini tutup yavaşça kalktım ve birlikte restorandan el ele çıktık. Görevliden kabanımı alıp omuzlarıma koydu, arabanın kapısını açıp binmem için bekledi. Ardından kendi gelip sürücü koltuğuna oturdu. Saate baktım, daha 9 bile olmamıştı. “Çoğu arkadaşımın takıldığı bir gece kulübü var, oraya gidelim mi?” Bana baktı, hevesli hevesli bakıyordum. Saatini kontrol edip bana baktı tekrar. “Konumu aç o zaman.” Heyecanla gülümseyip telefondan konumu açıp arabaya bağladım. Buraya çokta uzak değildi, mekanın önüne geldiğimizde son kez bana baktı. “İçeride yanımdan ayrılmayacaksın ve kontrolüm dışında içki içmeyeceksin.” Uslu bir çocuk gibi kafamı sallarken arabadan indik birlikte, bu sefer elimi tutmak yerine belime koymuştu elini. Sanki ona dahada yakın durmam için, aramızdaki boy farkı çizmemin topuğuyla birazda olsa kapanmıştı ama hala ondan kısaydım. Kokusu her yanımı sarmıştı resmen, içeriye girerken elini belime daha da çok bastırdı, elinde olsa benimle bütün bir şekilde hareket edecekti. İçeri girip kalabalığın daha az olduğu üst kata doğru çıkmaya başladık, daha merdivenleri tamamlayamadan Melissa’nın sesini duydum. Gülümseyerek bana el salladı Eva ve Sam de buradaydı, onlara doğru ilerlerken görüş alanıma giren Liam’la olduğum yerde kaldım. Köşede içkisini içerek beni izliyordu. “Seni burada görmeyi beklemiyorduk.” Dedi Eva yanıma gelip bana sıkıca sarılırken ardından diğerleriylede selamlaşıp Liam’a kısaca el salladım, gözlerini Bora’dan ayırmıyordu. Melissa hayranlıkla süzüyordu Bora’yı, tekrar yanına gittiğimde beni kendisine çekip elini belime yerleştirdi. Bora’yı göstererek gülümsedim. “Erkek arkadaşım, Chris.” Hepsi Bora’ya selam verirken aynı şekilde onlarıda tanıtmıştım. “Müsadenizle, biz yan taraftayız.” Melissa ve Eva itiraz ederek elimden tuttular gitmememiz için. “Bizimle oturun lütfen, hem birazdan drinking pinpon oynayacağız. Kalabalık daha eğlenceli olur.” Bora’ya baktım karar vermesi için. “Merak etme Adel’i eve ben bırakırım.” Dedi Liam alayla, Bora’nın damarına basıyordu. Üzgünüm Liam ama hiçbir zaman bir bordo bereliyi hafife almamalısın. Bora gözlerini kısarak kafasını hafifçe yana eğip onayladı onu. “Dikkat et seni evine ambulansla göndermeyeyim.” Ortalık kızışıyordu, diğerleride ortamı alevlendirerek Liam’la dalga geçiyordu. Dirseğimle çaktırmadan Bora’yı dürttüm, eğilip saçlarımı öptü ve kulağıma fısıldadı. “Unutma sarı, ben bordo bereliyim. Sevgiline güven.” Sözleri kalbimi anlamsız bir şekilde hızlandırmıştı, sertçe yutkunup gözlerine baktım. Bu adam beni bu kadar kolay nasıl etkisi altına alabiliyordu? Garsonlar bardakları ve pinpon toplarını getirmişti, herkes ikili yarışacaktı. Bora ve Liam ikisi yarışacaktı, ben ve Sam Eva ve Melissa yarışacaktı. İlk tura ben ve Sam başlayacaktık. “Bayanlar önden“ dedi Sam hay hay diyerek kafamı salladım ve ilk pinpon topunu alıp masadan sektirerek bardağın içine attım. Sevinçle Bora’ya dönüp gülümsedim, o da bana gururla bakıyordu. Sam pinpon topunu eline alıp o da benim gibi bardağı attı, sıra kızlara geçmişti ikisi de topu atamayıp biraları kafalarına dikmişti. En son Liam ve Bora’ya geçmişti sıra ikisi de topu bardağın içine atmıştı. Diğer turlar ben Sam’den öndeydim. Şu ana kadar bir bardak içmiştim. Kızlar çoktan sarhoş olmuştu. Bora hiç ıskalamamıştı, Liam ise şu ana kadar sadece bir bardak içmişti. Sam bu durumdan sıkılarak farklı bir şey önerdi. “Beyler, bu böyle olmayacak daha iyi bir fikrim var. Gözlerimizi bağlayarak atış yapalım. Oyunu biraz hızlandıralım.“ hepimiz bu teklifi kabul etmiştik. Sırada ben atış yapacaktım, Bora arkamdan yaklaşarak kenardaki kuşağı yavaşça gözüme bağladı. Derin bir nefes aldım, Bora kulağıma eğilerek fısıldadı. “Sana güveniyorum sarı, sakın sarhoş olma.” bu hareketini beklemediğim için irkilmiştim. Nefesimi tutup yavaşça bıraktım, Bora pinpon topunu elime verip saçlarımı öptü. Topu masaya atıp çıkan sesi dinledim, tek sıçramadan sonra ses kesilmişti. Heyecanla gözümdeki kusağı indirip Bora’ya baktım, gülümseyerek bana bakıyordu. Heyecanla yanına gidip boynuna sarıldım. “Başardım!” Dedim heyecanla, sırıtarak bana bakıyordu. Ondan ayrılıp Sam’in atışını bekledim, bu sefer ıskalamıştı. Sıra Bora’ya geçmişti, ona güveniyordum ve yanılmamıştım da. Liam Gözükapalı pek başarılı değildi, yaklaşık 15 dakikanın sonunda sadece birkaç bardak içmiştim. Sam ise kızlarla koltukta sızmıştı, Bora ise hala hiç içki içmemişti. Başım dönüyordu Liam’ında benden farkı yoktu. Birkaç dakika sonra Liam’da diğerleri gibi koltuğa sızmıştı. Gururla Bora’ya bakıyordum, kenardaki viskiyi bardağa doldurup birkaç yudum içti. Diğerlerine bakıp dil çıkararak güldüm, başım çok fena dönüyordu. Bora’ya baktım göz ucuyla keyifle viskisini yudumluyordu. “Bora tuvalete gitmem gerekiyor.“ Bora gözlerini bana çevirerek başıyla onayladı beni. Tam arkami dönüp gidecekken elimden tutarak beni kendisine çekti, ne yaptığını anlamaya çalışırken ayağa kalkıp benimle birlikte aşağı inmeye başladı. “Tek başıma gidebilirdim.” “Seni burada yalnız bırakacağımı düşünmüyorsun herhalde. “ itiraz etmeden birlikte tuvalete doğru ilerledik, içeri girip işimi hallettikten sonra ellerimi yıkarken aynada kendime baktım. Makyajımı düzeltip tuvaletten çıktım, birlikten yukarıya doğru ilerlerken Noah ve Sally’nin de burada olduğunu fark ettim. İyice Bora’ya sokulup elini tuttum. “Eve gitmek istiyorum.“ Bora kaşlarını çatarak baktığım yöne doğru çevirdi gözlerini. “Bu piç herif en sonunda elimde kalacak.” bora ile üst kata çıkıp kabanlarımızı alıp mekandan çıktık. Arabayı beklerken Noah ve Sally’de çıkmıştı arkamızdan, Bora sinirle Noah’a bakıyordu. Kavga çıkmasını istemediğim için Bora’nın elini sıkıca tutuyordum. Çok geçmeden arabamız da gelmişti, Bora kapimi açarken hızlıca arabaya bindim. Bora hızla arabayı çalıştırırken sürmeye başladı, sürekli aynaları kontrol ediyordum ama arkamızdan gelen yoktu. Bora hala sinirli bir şekilde yolu izliyordu, koluna dokundum. “Biraz sakinleşir misin?“ biraz olsun kaşları düzelirken hızını daha da arttırdı. Yaklaşık birkaç dakika sonra evin önüne gelmiştik, birlikte arabadan inip eve doğru ilerledik. Asansöre binip en üst katın düğmesine bastı, asansör fazla dar olduğu için biraz yakındık. Ona bakmamaya özen göstererek aynadaki yansımamıza baktım onun gözleri ise her zamanki gibi yine benim üzerimdeydi. Asansör durunca inmem için kapimi açtı, daha sonra anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Birlikte eve girerken ilk işim ışıkları açmak oldu. “ yatak odası koridorun sonunda, üzerini değiştir.“ Kafamla onu onaylayıp yatak odasına doğru ilerledim, dolaptan kendim için kıyafet çıkarıp yatagin üzerine koydum. Jaluzi kapatmak için camın önüne gittiğimde kapatmayı denedim ama kapanmıyordu. İçerisi tamamen görünüyordu, kıyafetlerimi alıp banyoya gittim ve üzerimi orada değiştirdim. Şortlu pijama takımı giymiştim, Saçima dağınık topuz yaptım ve Bora’nın yanına içeriye geçtim. Balkonda bir şeyler yapıyordu yanına gidip oturdum, bana kısa bir bakış atıp bardağına viski doldurmaya başladı. Gömleğin kollarına yukarı kıvırmış yakasından birkaç düğme açmıştı. “Yatak odasının jaluzisi bozulmuş.” Kasları çatılırken içkisinden bir yudum aldı. Kenardaki bardağı alıp ben de kendime doldurmaya çalıştım ama bardağımı elimden alıp buna izin vermedi. Kaşlarım çatılırken ona baktım. “Ben de içmek istiyorum.“ “Bu gece fazlasıyla içtin zaten,“ elindeki bardağımı almaya çalıştım . “Zaten yanımdasın bırak bari bu gece özgür olayım.“ Gözleri yeşillerime kaymıştı bir süre orada oyalandılar. Bardağıma viski doldurup üzerine meyveli soda ilave etti ve bana uzattı. “ peki iç bakalım beğenecek misin?” Gülümseyerek elindeki bardağı aldım birkaç yudum alıp bekledim, viskinin tadı ağzımda dağılırken biraz yüzüm buruştu fakat sonrasında bıraktığı tat gülümsememe neden olmuştu. “ en çok bunu beğendim.” Memnun bir ifadeyle kendi viskisinden büyük bir yudum alıp telefondan birisini aradı. Telefon ikinci çalıştı açmıştı. “Buyrun Bora üsteğmenim? “Bu Ceren’in sesiydi, içkimden bir yudum daha alırken dikkatli onları dinledim. Bora’nın kasları çatılmıştı, sevgilisiyle konuşurken neden sinirli oluyordu ki? “Neredesin Ceren?” Bunu söylerken sesi epey soğuk çıkmıştı. Ceren’in arkasından sesler geliyordu. “Ben 26 yaşındayım Bora, nerede olduğum sadece beni ilgilendirir. Ben sana soruyor muyum nerede olduğunu?” Bora sinirli bir nefes verip sabır dilenircesine gözlerini yumup bekledi. “Ceren beni delirtme, 1 saat içerisinde evde ol yoksa sonuçları çok fena olur.” Aralarındaki ilişkiye anlam veremiyordum, Ceren’in ve onun konuşması sanki iki sevgili değildi birbirinden nefret eden iki arkadaş gibiydi. Sanki birbirlerine mecburiyetten katlanıyormuş gibiydiler. Bora telefonu Ceren’in suratına kapatıp içkisinden büyük bir yudum aldı, o benim aksime viskisin sade içiyordu. “Sevgilinle böyle konuşman çok kırıcı.” Dedim viskiden büyük bir yudum alarak, kaşlarını çatarak bana döndü. “Ne sevgilisinden bahsediyorsun?” Anlamayarak baktım ona. “Ceren ve senden bahsediyorum.” Bora burnundan nefes vererek güldü ve kafasını hafifçe öne eğip iki yana salladı. Bir şey demeden bardağına yeni bir viski doldurdu. Bir süre sessizliğin ardından bardağa yeni bir viski doldurup tekrar önüme koydu, gözleriyle etrafı taradı. “Bu piç herif yan binadan yine bizi izliyor.” Noah asla pes etmiyordu. Bora elimden tutarak beni biraz daha kendine yaklaştırdı, yarın geceyi atlattıktan sonra eve dönecektik. Başım hafif hafif dönmeye başlamıştı, istemsizce sırıttım. Bora bu halimi dikkatle izliyordu. “Bu görev bittiğinde kimsenin beni bulamayacağı bir yere gidip hayatımın sonuna kadar orada yaşayacağım. Kimse beni takip edemez ve hayatıma yön veremez.“ Bu soylediğimle kaşları biraz daha çatışırken belimi okşadı hafifçe. “Peki ailen sevdiklerin onlar ne olacak?” Umursamazca omuz silktim. “27 senedir hayatımı onlara göre yaşadım, her şeye onlar karar verdi bende sorgusuz sualsiz yaptım. Evet.. her şey vatanım için asla pişman değilim ama biraz kendime zaman ayırmam gerek. Kendime fazlasıyla geç kaldım, o küçük çocuğun hayallerini gerçekleştirmeden ölmek istemiyorum.” Gözleri yüzümün her köşesinde geziniyordu, burukça güldüm ve viskimi tek dikişte içtim. “Adel’in en büyük hayali neydi biliyor musun?” Devam etmem için bekledi, sanki bana daha çok destek olmak istercesine bana doğru eğildi. Derin bir iç çekip gökyüzüne baktım, balkon camlarla çecrili olduğu için üşümüyorduk. “Annesinin gelip ona masal okuması.” Ama bu hiçbir zaman gerçek olmamıştı ve olmayacaktıda. “Ne oldu annene?” Dedi merakla, elimdeki bardağı alıp yenisini doldurdu ve tekrar eski pozisyonuna geri döndü. Umursamazca omuz silktim. “Gitti, ben henüz 3 yaşımdayken evde beni yalnız bırakıp gitti ve bir daha hiç geri dönmedi.” Derin bir nefes verip viskiden bir yudum daha aldım. Kendide viskisini kafasına dikip bekledi, gözlerim iyice kaymaya başladı. Gülerek ona baktım ve ayağa kalkmaya çalıştım ama dengemi kaybedip üzerine düştüm. Şaşkınca Bora’ya bakıyordum, son anda belimden tutup yakalamıştı beni ve ben kucağında boylu boyunca yatıyordum. Aramızda fazla mesafe yoktu, sertçe yutkunup gözlerini benden çekti ve birden ayaklanıp yatak odasına doğru yürümeye başladı, beni yavaşça yatağa yatırıp son kez baktı. Tam gidecekken boynuna kollarımı doladığım için izin vermedim, bu hareketim onu afallatmıştı. “Bora.. jaluzi bozuk.. bizi izliyor.” Ona adıyla seslenmiştim yine, gözleri bir an dudağıma kayarken başıyla yavaşça onayladı beni ve camın önüne gidip jaluziyi kapatmaya çalıştı. Onu izliyordum, tuhaf bir şekilde paniklemişti ve jaluziyi düzeltmeye çalışırken tamamen kırmıştı onu. Bu hali kahkaha atmama sebep olurken bana baktı, sinirli görünüyordu. “Üzerimi değiştirip geliyorum, burada uslu uslu bekle.” Elimi alnıma götürüp asker selamı verdim. “Emredersiniz üsteğmenim.” Bu halime sırıtarak çıktı odadan, midem bulanıyordu. Yataktan kalkarak banyoya koştum ve klozetin kapağını açıp kustum, midemdeki her şeyi çıkarmıştım. Dudağımı büzdüm, bugün yediğim o harika yemekte çıkıp gitmişti. Ağzımı temizleyip sifonu çektim, üzerim mahvolmuştu. Pijamalarımı çıkarıp duşa girdim, kendimi pis hissettiğimde duşa girmezsem boğulacak gibi oluyordum. Bir saniye.. iç çamaşırlarımı çıkarmamıştım, bu halime kahkaha atarken Bora girdi banyoya. “Napıyorsun burada!?” Duş başlığı elimdeyken ona dönmek kötü bir fikirdi sanırım, o da benim gibi baştan aşağı ıslanmıştı. Bu haline daha fazla dayanamayarak kahkahayı patlatmıştım. Kaşları çatılıp sinirle üzerime doğru yürürken korkuyla olduğum yere sindim, suyu kapatıp havluya beni sardı ve kucağına alarak odaya geri götürdü. “Şu halimize bak, iki dakika yalnız bırakmaya gelmiyorsun.” Titriyordum, ona baktım masum masum. “Üzerim mahvolmuştu ama ne ya...” Sinirle bana baktı, anında susmuştum. Elini saçlarına geçirip çekiştirdi ve dolaptan aldığı tişörtü kafamdan geçirdi. O da üzerini değiştirmişti ama tişörtü ıslandığı için çıkarmak zorunda kalmıştı. Üstsüz hali sertçe yutkunmama neden olmuştu, kaslarına dokunmak için can atıyordum ama yapamazdım. “Ne o sarı, alacaklı gibi bakıyorsun?” Sözleri yanaklarımın kızarmasına neden olurken sırıtarak yatağa geçmem için yorganı kaldırdı. Kaşlarımı çatıp sütyenimi çıkarıp kenara fırlattım Bora afallayarak beni izliyordu, ıslak iç çamaşırlarıyla yatamazdım herhalde. “Sarı.. bu gece birlikte uyumamız gerek.” Kırdığı jaluziye baktım alayla ve onayladım onu. “Biliyorum üsteğmen.” Sertçe yutkunup vücudumda gezindi mavileri bir süre ve beni onaylayıp yatağa doğru ilerledi. Dışarıdan yatak olduğu gibi göründüğü için yakın yatmamız gerekiyordu. Bende dğer tarafa doğru ilerleyip aynı anda yatağa girdik, biraz gergin görünüyordu. “İyi misiniz üsteğmenim?” Dedim alayla, beni onaylayıp yan taraftaki ışığı kapattı. Uzanıp yanağına öpücük kondurdum ve ayrılmadan kulağına fısıldadım. “Unutmayın üsteğmenim, şuan bir görevdeyiz utanmanıza gerek yok. Sevgiliniz arkadaşım ve ona yanlış bir şey yapmam.” Bu söylediklerime kaşları çatılırken bir yandan da onunla dalga geçtiğim için sinirlenmişti. Üzerime doğru eğilip yüzünü yüzüme yaklaştırdı ve konuştu. “Görevde olduğumuzun farkındayım doktor hanım, sürekli sevgiliniz var imalarındanda vazgeçin. Ceren benim kuzenim.” İşte şimdi şaşırma sırası bendeydi, demek birbirleriyle o yüzden öyle konuşuyorlardı. Ceren’in Emir’i rahat rahat süzmeleride bu yüzdendi, Bora beni umursamadan beni iyice kendisine çekip sarıldı. “İyi geceler sarı.” Göğüslerim onun göğsüne değiyordu. “İyi geceler üsteğmenim.” saçlarımı düzeltmek için hafifçe kafamı kaldırdığımda yüzünü bana çevirdi. Bu dudaklarımızın arasındaki mesafeyi azaltırken hafifçe geri çekildim. Bir saniye, gördüğüm manzara kıkırdamama neden olmuştu. Elimi kulağına götürüp kontrol ettim ve daha çok güldüm. “Kulağın kıpkırmızı olmuş.” Bu onu sinirlendirirken kulağındaki elimi tutup indirdi ve beni tekrar eski yerime yatırdı. Kolları arasında olmak çok tuhaftı. “Uyu Adel.” Kalbim hızlanmıştı, ilk defa adımla seslenmişti bana ve bu tuhaf bir biçimde beni heyecanlandırmıştı. Gözlerimi kapatıp kalbimi görmezden gelmeye çalıştım, onunla ilgili öğrendiğim ilk şey çok sinirli olduğunda ve utandığında kulaklarının kızarmasıydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE