Lord içeriye girdiğinde kumarhanenin şimdiden dolduğunu görmüştü. Daha gece yarısı bile olmamışken aristokratlardan ileri gelenlerin hepsi bok çukuruna toplanmıştı. Ne harika ama! Genç lord hantal adımlarla bara doğru ilerlemeye başladı. Etraftaki diğer aristokratlar tarafından pek sevilmediğini gayet iyi biliyordu. O yüzden onu durdurup selam veren olmamış aksine herkes ona kısa sert, kimileri hoşnutsuz olduğunu gösteren bakışlar atmıştı. Aynı şekilde Raymond’da kimseyle muhatap olmaya çalışmamıştı. Onlardan nefret ettiği gibi aristokratlarında ondan nefret etmesi işine geliyordu aslında. Gereksiz diyalogların zaman kaybından başka hiç bir şeye yararı yoktu. “Nasılsın eski dostum.” Raymond alay kokan sesiyle barın önündeki taburelerden birine geçmişti. “Bana en sert içkinden lütfen.”

