Dar ve karanlık tünellerden ilerlerken yokuş aşağı iniyorduk. On ikinci kata varmamız en az üç saat sürecekti ve aşağıya indikçe klostrofobim artıyordu. “Her kata bu tünellerden mi iniyorsunuz?” Savaş, “Aslında bir asansörümüz var. Fakat dikkat çekmemek için eski usül yoldan yani bu tünelden ineceğiz” Biraz yürüdükten sonra ikici kata giren kapıya vardık. Orayı da girip görmek çok istememe rağmen teklif dahi etmedim. Şu anki amacımız gezi değil bir an önce buradan kaçmaktı. Kapının yanından geçerek dar tünellerde yürümeye devam ettik. Savaşa döndüm, “Neden karşımıza kimse çıkmıyor?” Savaş, “Bu tüneller eskiden kullanılıyordu. Şimdi herkes asansörleri kullanıyor. Hem daha hızlı hem de daha az yorucu.” Düşününce çok mantıklı geldi. Bu metroda normal merdivenlerden çıkmak yerine tıklım

