Sevgi!
Sevmek, sevilmek, aşık olmak, bağlanmak, birine sadakatle yaklaşmak benim nezdimde emek isterdi.
Unutmak istiyordum, yaşadığım duyduğum herşeyi bir bir yok etmek hafızamı sonsuza kadar silmek istiyordum.
Sabaha kadar gözüm yaşlı ellerim kulaklarımda güneş doğana kadar beklemiş güneş doğduktan sonra banyoya koşup midem de ne var ne yok kusmuştum.
Bedenim ruhum bana yapılan ihaneti kaldırmıyordu. Biraz sonra duyacağım zılgıt sesi gibi!
Kaynanam sanki bihassa duymamı ister gibi odamın önüne kadar eltimle gelmiş zılgıt'ı çaldığı gibi gitmişti.
Seni asla affetmeyeceğim Erdem!
Şu hayatta asla asla dememek lazımmış bana da amcam demişti asla dediğin şeyi mutlaka yaparmışsın ama ben yapmayacaktım.
Banyonun kapısını kilitledim birazdan odaya geleceğini biliyordum.
15 dakika sonra geldi odanın içinde dolaştı sonra banyo kapısının tam önünde durdu.
Üç kere tıklandı kapım ses vermedim bitik ve yorgundum.
"Arya aç şu kapıyı" beynimin içinden kaçmak için planlar kuruyordum.
"Git buradan" sesim ağlamaktan ve kusmak'tan çatlak çıkmıştı. Boğazım acımıştı.
"Gitmek mi unut bunu aç kapıyı yoksa kırarım seni görmek istiyorum sevgilim" hala nasıl sevgilim diyebiliyordu.
"İğrenç sesini de yüzünü de görmek istemiyorum Erdem defol git rahat bırak beni" diyebildim.
Amcama gidemezdim yengem ve sevgili kızı bana hayatı zindan ederdi. Ah anne baba çok erken gittiniz yanlız bıraktınız beni!
"Sikeyim çekil kapının ardından" manyak kıracaktı kapıyı.
Kilidi çevirdim arka arkaya, başımı dik tuttum utanması gereken ben değildim onlardı.
Karşı karşıya geldim Azrailim'le!
Kahverengi gözleri baştan aşağı süzdü beni en son ağlamaktan kızarmış şişmiş gözlerime baktı.
Elini kaldırdı geri çekildim sırtım duvara yaslandı.
"Gördün işte cesedini git" dedim. Gitsin rahat bıraksındı.
Durmadı eli gitmedi önce gözlerime, ardından yanağıma dokundu. Yine midem ağzıma geldi.
"Ağlamışsın" hadi ya!
"Neden" dedim sonunda bilmek istiyordum.
Uğruna öldüğüm yeşillerini yumdu.
"Sorma Arya hiç bir şey sorma bana kahvaltı hazır sende giyin gel birlikte şirkete gideceğiz"
Kahkaha attım göğsünden hırsla ittirdim.
Elim havaya kalkmış yanağını bulmuştu. Başı sağa doğru döndü!
Çenesi kasılmıştı. Avuç içim cayır cayır yanıyordu. Sakince döndü yanağı kıpkırmızı olmuştu. Esmer tenine rağmen!
Piç kurusu!
"Üstünü giyin aşağı in inmezsen gelip ben indiririm seni" sol eliyle yanağını ovup odadan çıktı.
Delirmiş gibi odayı darmadağın ederken elime aldığım vazoyu boydan ayna ya geçirdim.
Paramparça olan aynanın parçaları yere düşerken, kırık camdan aksime baktım. Bir gecede çökmüştüm resmen!
Yere oturup cam parçası aldım elime uzun uzun baktım. Düşündüm düşündüm nereye kime gideceğimi intihar edecek kadar salak yada aptal değildim.
Hele çaresiz acınası hiç!
Cam parçasını avucumun içinde sıktım hissettiğim o acı bir nebze kendime gelmemi sağlamıştı.
Sonrası mı?
Hiç bir şey olmamış gibi üstümü giyinmiş saçlarımı taramış odamdan çıkmıştım.
Konağın en üst katı bize aitti. Hoş bundan sonra Rojine!
Balkon dan avluya göz attım maaile masaya oturmuş güle güle çay içiyordu. Erdem ve Rojin ise yan yana oturmuştu benim yerime kalbime batan kıymığı çekip aldım.
Benim o masada yerim yoktu. Elimden akan kanı umursamadan aşağı inip mutfağa geçmiş ordan peçete alıp sarmıştım.
Çalışanların şaşkın bakışları altında bir bardak soğuk su içip bana alayla bakan evin yardımcısının kızı Gülay'a ithafen konuştum.
"Alaylı bakışlarını üstümden çek yoksa kovulursun" beni salak falan mı sanıyordu bu kız!
"Ay duydunuz mu beni kovacakmış bu evin hanımı artık sen değilsin haddini bil kocan üstüne kuma getirdi sen kimsin ki " dedi.
Aptal hepsi aptaldı!
"Bunu sana inandıran nedir Gülay topla eşyalarını bu konakta yerin yok senin" diyen sesle o yöne döndüm.
Erdem sinir ve öfkeyle Gülay'a bakıyordu.
"Beyim ama anneniz Sultan hanım" dedi ama Erdem yine susturdu.
"Annem değil bu evde ki kararları ben ve Arya alır onlar değil yarım saat içinde terk konağı" demiş ve bana dönmüştü.
Alev alev yanan gözleri önce bana sonra kanayan elime dönmüş burun kemerini sıkmıştı.
Hırsla sağlam elimden tutup, konaktan çıkmıştı. Arkamızdan annesinin ve Rojinin seslerini duymazdan gelmişti.
Yeni aldığı spor tarzı Range Rover önce beni bindirdi. Sonra kendisi binip kapıları kilitledi.
Sessizdim kaçana kadar böyle devam edecektim.
"Neden canına zarar veriyorsun kadın ha neyin eksik neyin ne bu inadın" tanıdığım bildiğim Erdem den çok uzaktı.
"Dalga mı geçiyorsun sen benimle Erdem üstüme kuma getirdin kuma yan odamda birlikte oldunuz sabaha kadar. Utanmadan sanki bana duyurmak ister gibi sesiniz daha bir yüksek çıktı." Arabayı ani bir frenle durdurdu.
Çenem'den tuttuğu gibi kendine çekti. Ne kadar eline yüzüne vursam da benden güçlüydü lanet olsun ki!
"Kırk kere de desen durum değişmeyecek, alışacaksın Arya duydun mu beni boşuna kaçma hayalleri kurma plan yapma ben seni 18 yaşından beri iyi tanıyorum bu sessizliğin sebebini de biliyorum ama olmaz kaçmana ona gitmene izin vermem" lanet herif!
En deli çağımda kanmış aşık olmuş amcamın evinden kurtulmak için evlenmiştim.
Sonrası mı koca bir hiç!
"Sevmiyorum seni artık dün gece bittin benim için Erdem" dedim daha da öfkelendi.
"Sevmiyorsun öyle mi ne zaman sevdin ki beni yengenin eziyetlerinden kurtulmak için, bana evet dedin evlendin kuzeninin borcunu kapatmak için" doğru değildi bunlar!
"Bunların bir önemi yok sen evlendin gözümün içine baka baka evet dedin o kadınla yattın çocuğun olacak ben o konakta çürüyüp gidecek değilim" dedim aracın kilitlerini açıp arabadan indiğim gibi koşmaya başladım.
Nereye gideceğimi bile bilmiyordum Urfa bana bugün daha bir yabancı olmuştu.
"Arya dur" duymazdan geldim tıpkı onun beni duymazdan geldiği gibi!
Ara sokaklara dalmış insanların şaşkın bakışları altında koşuyordum. Tabi aralarında geçen konuşma beni bir kez daha öldürdü.
"Yazık gencecik kız"
"Çocuğu olmuyor diye üstüne kuma gelmiş halbu ki ne kızda ne Erdem beyde sorun yokmuş"
"Gülüm var ya gülüm kesin onun işidir ne yaptı ne etti gül gibi kızın üstüne kumayı aldı."
Ve daha bir çok şey!
Onarılmaz yaralar almıştım ruhuma!
Omzundan tutulduğum gibi çekildim belime sarılan kollar omzuna dayanan çene boynuma vuran nefes sesi.
"Benden kaçamazsın Arya bana yaptıklarının bedelini ödeyeceksin, kıyamıyorum sana ki hala seviyorum aşığım lanet olsun"
"Ne saçmalıyorsun Erdem ne yapmışım ben sana" sessiz kaldı.
"Konuşsana be adam susma"
"Yakında öğrenirsin" demiş beni aldığı gibi hastaneye götürmüş elime pansuman yaptırmış sonra şirkete geçmiştik.
Ordan oraya koşturan Erdem tam üç toplantıya girmişti.
En son ki toplantı evde olacakmış hem yemek yenecek hem, ortaklık için imza atılacaktı.
Akşam yine birlikte konağa girmiş Rojin hemen Erdeme yanaşmış kocam olacak adi araya mesafe koymuştu.
Rojinin onu öpme girişimi es geçip kaldığımız odaya geçmişti.
Ben ise Rojinle göz göze gelmiştim. Bakışlarını kaçırdı ama susmadım neden susacaktım.
"Mutlu musun Rojin" afalladı sorumla!
"Ben üzgünüm mecbur kaldım" hiçte öyle görünmüyordu ya!
"Gözlerin tam aksini iddia ediyor. Oysa ki bu konak sana huzur getirmez"
Kaynanamın o bet sesini duydum.
"Ne gelin hanım kumanla çabuk kaynaştın aferin böyle uslu ol canımı ye" diyip omzumu pat patladı.
Çardağa geçip akşam için hazırlık yapanları izledim sakince elbet bir çıkış yolum olacaktı.
Erdem spor tarzıyla inmiş tam karşıma oturmuştu. Öne doğru eğilip fısıldadı.
"Birazdan gelecek olan misafirlere iyi bak olur mu gülüm" anlamsız anlamsız baktım.
"Neden" güldü.
Bazı şeyleri yeni anlıyordum Erdem iki ay önce tamamen değişmiş bana karşı daha bir soğuk olmuştu.
Ama neden!
Bu tavırların nedeni neydi.
"Çünkü birine ders vereceğim hayatım ve sende bundan sonra bana ait olduğunu daha iyi anlayacaksın" diyip bu kez Rojinin yanına gidip kulağına bir şeyler söyledi.
Rojin Erdem ne dediyse gülmüş yanakları al al olmuştu.
Şerefsiz!
Ve o an konağın kapıları ardına kadar açıldı.
İçeri girenleri görünce şok oldum ama bu adam!
Bölüm Sonu...