Şaşar düşer insan, hataya bile isteye sürüklenir.
Belki pişman olur sonra ama iş işten geçmiş olur. İşte o zaman dönüp de bakmaz ardına geride bıraktığı'nın?
Arya daha ne kadar şaşıracak neye inanıp güvenecek bilmiyordu. Ardında ne ailesi ne akrabaları vardı. Akraba bildikleri akrep'ten farksızdı onun için ne zaman ailesi öldü hepsi mal mülk derdine düşmüştü.
Bin tür oyunla dayısı yengesi bütün mirası üstlerine almıştı. En çok ta teyzesinin ihaneti kendi öz yeğenini boş vermesi koymuştu.
Peki şimdi bu adamın konakta ne işi vardı.
Eli ayağı ne kadar birbirine dolansa da belli etmedi tabi Erdem den kaçmadı. Kocası ters ters önce misafirine sonra ise eşine baktı.
Bazı şeyler asla değişmiyordu.
Arya'nın eski sevgilisi aşkı yeni iş ortağı olarak evine gelmişti. Ne hoş değil mi koskoca Erdem Kıratlı Arya'nın peşinde eskiden ne güzelde kuyruk olmuştu.
Karısına yaklaştı elini beline koyup kendine çekti. O kadar şaşkındı ki Erdem'in geldiğini dahi fark etmemişti.
"Ne o karıcım çok şaşırdın Şervan'ı gördüğüne" dedi.
Şervan doğuluydu yani Şırnak ta doğmuş büyümüş olsada çok sonra işleri nedeniyle İstanbul'a tamamen taşınmıştı.
"Ne amaçlıyorsun Erdem derdin ne senin "
"Çok haşinsin hatunum sakin ol biraz" dedi oldukça keyifliydi.
Şervan ise Arya'yı gördüğü için hiç şaşkın değildi. Eski eskide kalmıştı onlar için!
"Şimdi şu düşmüş yüzünü hemen toparla Arya" aklı almıyordu. Geçmiş bitmiş bir olay için Erdem'in bu tavırları hareketleri artık midem almıyordu.
"Buna mecbur değilim senin eşin yada karın Rojin git ona de diyeceğini" diyip hızla mutfağa girdim.
Çalışanlar kaçamak bakışlar atsa da hiç birine bakmadan kendim için yemek tepsisi hazırlayıp arka bahçeye daha doğrusu yaz bahçesine adım attım.
Burayı kendi ellerimle inşa etmiştim benden izinsiz kimse giremezdi.
Duvarlarda Roma sütunları bulunuyordu daha çok Roma havası vardı. En çok merak ettiğim yerlerden biriydi.
Yemeğimi yerken, bazı kararlar almıştım kaçmak gibi misal gidecektim kıyıda köşede üç beş kuruş param vardı.
Dayımlar herşeyi aldıklarını sansa da hayır annemin banka hesabı bana geçmişti.
Ve bundan haberleri yoktu.
Bir hafta bir hafta bile sürmeyecekti. Gidişim sessiz sedasız gidecektim tıpkı bu eve bu konağa nasıl sessiz geldiysem öyle de gidecektim.
Erdem en büyük aşkım!
Erdem en büyük hayalkırıklığım!
En büyük düşmanım olmuştu!
Yemek bitmişti tepsiyi kenara alıp koltuğa uzandım.
Hayatım şu bir kaç günde boka batmıştı resmen ama ben ne günlerce ağlar ne de yas tutardım.
Kapı ardına kadar açıldı. Bakmadım gelene kokusundan tanımıştım. Köpek güzel kokuyordu.
Tepemde dikilen bedene baktım sinirli ve öfkeli görünüyordu.
"Rezil ettin beni Arya" dedi sadece!
"Rezil mi sen zaten rezil bir adamsın Erdem ne azı ne fazlası" suratı kıpkırmızı oldu.
Kolumdan tutulup kaldırıldım!
"Ulan Arya yüzsüz yüzsüz üste çıkmaya çalışıyorsun ya deli oluyorum deli" açık açık konuş be adam!
"Ucu açık konuşma benimle Erdem" dedim sesim oldukça yüksek çıkmıştı.
"Yakında öğreneceksin hoş ne yaptığını bilmiyormuş gibi konuşman oldukça itici geliyor. O aklında ne gibi planlar yaptın bilmiyorum ama yapma Arya pişman ederim seni" aptal herif!
"İlk fırsatta kaçacağım Erdem Kıratlı ilk fırsatta hesap sormaya hakkın yok git Rojine ona hesab sor."
Kolumu kurtardım lakin üstüme üstüme gelmeye devam etti.
Sırtım duvarla buluştu yumruk yaptığı elini havaya kaldırdı. Korkmadım vuramazdı bana!
Eli duvarla buluştu dişlerini birbirine geçirdi çenesi kasıldı.
Hırsla dudaklarıma yapıştı, gözlerimi yumdum ellerimle göğsünden ittim. Milim kımıldamamıştı.
Ağzımı açmam için dişlerini geçirsede karşılık vermedim tam tersi elimin tersiyle yüzüne tokatı geçirmiştim.
Başı yana savrulmuş dudaklarım esareti altından kurtulmuştu. Ya ruhum o ne zaman özgür olacaktı.
Alev Alev yanan gözlerini yavaşça bana çevirdi. Güldü ama bu gülüş, tıpkı psikopatları andıran gülüştü.
"En sevdiğim huyun ne biliyor musun hatun asla kendini ezdirmiyorsun ama ne var? Biliyor musun? Arya bu ev üstündeki kıyafetler herşeyin benim her şeyin dayından sakladığın o banka hesabın bile benim kontrolümde o yüzden kaçmayı unut bebeğim ne yaparsan yap istersen ihanet et bana yalan söyle seni bırakmam bu konaktan ancak cesedin çıkar."
Söyledikleri beni şok etmişti!
Nasıl olurdu bu nasıl şaşkın halime bakıp kahkaha attı.
Ellerini iki yana koyup duvarla bedeni arasında sıkıştırdı.
Göğsünü yumurtlamaya başladım, göz yaşlarım benden bağımsız akıyordu.
"Pişman olacaksın Erdem neyi niçin yaptığını bilmiyorum ama ilerde çok pişman olacak ayaklarıma kapanacaksın" dedi.
Bu kez alayla baktı, birazda nefret ve özlemle neler olduğunu bilmiyordum ama olaylar benimle ilgiliydi.
Düşünüyordum yapmış olabilirdim ki!
"Ben değil sen pişman olacaksın yarın Rojinle tatile gidiyorum immm daha doğrusu balayına"
Boş boş baktım ara ağzımdan hıçkırık sesleri kaçsa da umursamadım.
"Yani banane bundan Erdem banane siktirip gidebilirsin istediğin yere" diyip kolları arasından çıktım.
"Sende bizimle geleceksin, biz deniz kum yaparken sen otel odasında bizi bekleyecek hizmet edeceksin" kor gibi yakıyordu sözleri!
"Başka derdin emrin var mı asla götüremezsin bir bakmışsın sabaha ikinizin ölüsü çıkar o odadan kolla götünü ve karıcığını" diyip oradan ayrılıp ana avluya çıktım.
Misafirler gitmiş çalışanlar ortalığı topluyordu. Bir kaç koruma bana doğru geliyordu.
Göt korkusu başa belaydı tabi!
"Arya hanım bizimle gelin lütfen" kibar şey!
Arkama baktım Erdem ifadesiz yüz ifadesiyle öylece bakıyordu.
"Ne o patronunuz göt korkusuna beni yok etmenizi mi emretti." Gözüm koruma Salih'in silahına takıldı.
"Zorluk çıkarmayın Arya hanım" dedi.
Hiç tereddüt etmeden silahı belinden çekip aldım doğruca Erdeme tuttum. Kadınların çığlıkları Rojinin feryadı umrumda dahi değildi.
Avlunun tam ortasına geçip silahla işaret verdim.
İyi ki zamanında babam öğretmişti bana!
"Geçin şu tarafa acımam vururum"
İki koruma yan yana gelip beklerken bana nişan alınan silahlara alayla bakıp hedefimi Erdeme yönelttim.
"Sen korkak adamın tekisin, derdini anlatmayacak kadar da aciz bir köpek şimdi sana sıkayım yoksa çok kıymetli eşine mi?" Diyip bu kez silahı gözü yaşlı bizi izleyen Rojine çevirdim.
Korkuyla bir iki adım geriledi. Gözleri Erdeme değdi!
"Bak Arya bırak o silahı gel düzgünce konuşalım seninle ha" ilk defa pişmanlık vardı Rojinin gözlerinde ve birazda iğrenti ama bu bakış Erdeme yönelikti.
"Konuşmak mı olur konuşalım mesala mutlu musun Rojin kuma geldiğin için huzurun var mı ah dur yoksa bu alelacele evlilik bir oyun mu yoksa hamile misin Erdem den bu yüzden mi acele ettiniz" dedim öfkeyle!
Aklıma yeni yeni geliyordu.
Hem Erdem hem Rojin şok olmuştu.
"Hayır hayır oyun falan yok hamile de değilim uydurma lütfen başımı yakacaksın Erdem eşini durdur artık" Emir veriyordu hasbam!
"Kes sesini Rojin çık odana beni bekle" nah çıkardı odasına ilk tetiğe bastım kurşun Rojini teğet geçmiş duvara saplanmıştı.
"Ruh hastası manyak" Rojin korkudan bayılmıştı.
Sıra gelmişti tarla faresine yani kendini zeki sanan kocama!
Tam tetiğe basacaktım enseme yediğim darbeyle, kendimi yerde buldum gözlerim kapanırken duyduğum son kez Erdemin oldu.
"Böyle olmasını sen istedin Arya"
Ben böyle olsun istemedim ki!
Bölüm Sonu?