İnsanın en büyük düşmanı, yine kendisidir!
Arya bu hayatta sadece tek bir kişiye güvenmiş onda da büyük bir ihanete uğramıştı.
Bundan sonra adım atarken yemek yerken bile, iki kere düşünecek öyle ilerleyecekti.
Yoksa hayatı boyunca kazık yerdi.
Baş ağrısı ense kökünden itibaren başlamış başının ön kısmında durmuştu. Yüzünü buruşturup gözlerini zorlukla açmıştı.
Yattığı yer ne kadar yumuşak olsa da elini kolunu neden hareket ettiremiyordu ki!
Gözleri ellerine ve ayaklarına değmişti. Bağlanmıştı hemde kalın bir iple çevresine göz attı.
Odasında değildi, daha geniş ve basıkdı penceresi vardı doğru ama basıktı üste buda nefes almasını güçsüz kılıyordu.
Beyaz ama uçları kir pas içinde olan perdeler rüzgarın eşliğinde uçuşurken Arya korkuyla ayaklandı.
Başı dönse de aldırmadı bu yüzden, ağır ağır odanın kapısına ulaşıp kilide asıldı. Soğuktu içerisi ne kadar eylülün sonunda olsalar da oda soğuktu işte.
Avuç içleriyle vurdu kapıya, ama ses soluk yoktu.
"Açın kapıyı Erdem seni lanet olası" bağırdı.
Ne ses vardı ne seda arka arkaya kapıya vurmaya devam etti. Avuç içleri kıpkırmızı olmuş yinede vurmaktan bağırmaktan vazgeçmiş değildi.
Neydi çektiği bu çile!
Odayı sadece ay ışığı aydınlatmış olsa da en azından görüş açısı vardı. Ama odayı tam olarak görmemişti.
Duyduğu sesle put kesildi.
Arkasını döndü ağır ağır odanın bitiminde pencerenin hemen yanında ki tekli koltukta oturuyordu.
Lanet olsun ki görmemişti Erdemi çünkü tamamen siyahlar içindeydi. Çakmağın o ışıltısı yanıp yanıp sönüyordu.
Saniyeler sonra tutuştu sigara, odanın içinde peydah oldu duman grisi sis!

Arya yere çöktü dizlerini karnına doğru çekti.
Çıkışı yoktu buradan bunu Erdemin koyu gözlerinde ki kararlılık ve öfkeden anlamıştı.

Çaresizlik iliklerine kadar işlenmişti.
Bekledim öfkesini nefretini kusmasını sonra da beni azat edip özgür bırakmasını ama yapmadı.
O kara gözlerini kısmış, sigarasını içiyor bir yandan da beni izliyordu.
Dayanamadım!
"Daha ne kadar sessiz kalacaksın Erdem benim burada ne işim var" hak etmiyordu bütün bunları kesinlikle kim hak ederdi ki.
"Cezanı çekene kadar burdasın Arya ben ve Rojin Romaya balayına gideceğiz tam üç ay sense burda beni bekleyeceksin" ne diyordu bu manyak!
"Öldürsene beni Erdem kesin çözüm ha çek vur beni" diyip dibinde bittim.
Koltukta geriye yaslanıp ellerini kolçaklara koyup sırıttı.
Ciddi anlamda midem bulanıyordu.
"Ölüm senin kurtuluşun olur yavrum, kurtulmanı istemiyorum ki cezanı çekeceksin aklın başına gelecek sadece beni sevdiğini anlayacaksın, sadakatini her daim bana ait kılacaksın" ah kafayı yiyecektim cidden!
Ellerimle boğazına sarıldım engel olmadı tam tersi, alayla baktı.Tek bir hamleyle kurtuldu yere düştüm dizlerimin üstüne tam onun önüne!
"Senden nefret ediyorum"
"Olman gereken yerdesin ayaklarımın dibinde" aklı sıra beni küçük düşürüyordu.
"Sen bir gün bana gelip affet beni Arya sana değil başkalarına inandım sana hayatı zindan ettim kuma aldım özür dilerim diyeceksin ama ben sana o özürün kar etmediğini, canın yana yana anlatacağım kalbim seni sevmişken sen onu öldürdün yok ettin şimdi çık git kiminle ne bok yersen ye umrumda değil artık" kurtulacaktı Arya bu çukur gibi evden!
Söylediklerim hiç tesir etmemiş gibi ayaklanıp üstünü silkeledi.
"O gün asla gelmeyecek sen ömür boyu bana mahkumsun" demiş odadan çıkmıştı.
Kapıyı ise üst üste kilitledi.
Pencereden baktım ön tarafa bakıyordu. Şoför araba kapısını açtı. Rojin indi Erdemi yarı yolda karşıladı sarıldı ama Erdem karşılık vermedi.
Sanki baktığımı hissetmiş gibi olduğum yere baktı.
Çekilmedim geriye hatta el hareketi çektim ikisine şokla baktılar. Erdemin dudağı kıvrılır gibi oldu yada hayal gördüm bilmiyorum!
Rojinin belinden destekleyip araca binmesine yardım etti. Son gördüğüm Rojinin Erdemi dudaklarından öpmesi oldu.
Tek bir damla aktı o gün benden bir daha onun için gözyaşı dökmedim.
Erdem beni bu eve hapsedip gitmişti.
Bir sürü koruma adam pencerelerde demirlik vardı.
Yani kurtuluşum sıfırdı.
Üç ay!
Kuması ve kocası tatil yaparken Arya bu basık odada hapis hayatı yaşayacaktı. Öyle mi?
Kahkaha attı Arya sonra gözyaşlarına boğuldu bir daha ağlamayacağım dediği halde!
Ne acıydı ama asıl acı olan ise eşinin ona inanmak yerine başkalarına inanıp ona cephe alması olmuştu.
Biliyordu birileri Erdemi fena oyuna getirmişti. Peki ama kim! İşte bu sorunun cevabını bulsa o kişinin yüzüne tükürecekti.
Sinirleri fena halde bozulmuştu.
Yere yüzü koyun uzandı bedenine giren soğuğa aldırmadı.
Bu soğuk neydi ki ihanetin yanında koca bir hiç!
Arya gözleri kapanır kapanmaz, uykuya dalmıştı soğuk parkenin üstünde camdan giren rüzgar tenini yalayıp geçse de, uyanmadı.
O uyur uyumaz kapı açılmış içeri iki kişi girmişti. Uykusu ağırdı genç kadının bu yüzden tepki vermedi.
Günlerin yorgunluğu çıkmıştı sanki!
"Üzülüyorum kadına Meryem" diye iç çekti yaşlı adam elinde yemek tepsisi vardı.
"Bende bey bende yardım etsek kaçsa gitse hı" dedi. Yardım eli uzatmak istiyordu.
Kocası olumsuz anlamda baş salladı.
"Olmaz hemen haber uçar beye zati aklım almiyi bu olani Erdem bey pek severdi Arya hanimi" kocası Hüseyin'e baktı Meryem!
"Ah ah büyü yaptılar zaar oğlana o anası gelinleri yokmu her halti bekle onlardan sen olan şu kıza oldu kara büyü kara" emindi hoş bundan.
"Sus giz sus ne büyüsü duyan olacak de hayde gideh" dedi.
İkili odadan çıkarken Meryem hanımını kurtarmak için her yola başvuracaktı. Önce bir şeyden emin olması lazımdı tabi!
İnsanlar zalimdi zalim yasak olan ne varsa hop insanoğlu onun içindeydi zaten ve Meryem hanım bu yeni dünyadan korkuyordu.
Arya ara irkilip durmuş olsada uykusu ağır basıyordu. Vücudu ise yanıyordu sanki.
Soğuk bir el vücuduna değmiş "dokunma soğuk soğuk" diye inlemişti.
Şerwan o gece ki halinden şüphe edip Erdemi takip etmiş güç bela eve girmişti. Evin emektarı Meryem onu Arya'nın odasına çıkarmıştı.
İlişkileri her ne kadar bitmiş olsa da Aryaya yardım etmek her insanın boynunun borcuydu ona göre!
"Sikeyim böyle işi ateşi çok fazla hastaneye gitmesi lazım" Meryem ve Hüseyin ise başını salladı.
"Nasil olur bey Erdem bey duyar"
"Sikeyim beyinizi, adam olsaydı ya sahip çıksaydı." Haklı sözlerine sustular karı koca.
Şerwan Arya'yı kucağına aldığı gibi, evin gizli bölmesinden çıktı.
"Salak Erdem piç kurusu seni" diye diye önce Arya'yı aracına bindirdi.
Sonra gaza basıp toprak yoldan çıktı.
İstanbul//Ulus
Haznedar Yalısı!
Haznedar ailesi akşam yemeğini neşe içinde yerken, bir tarafları her zaman buruk ve hüzünlüydü.
Savaş bey masada ki boş sandalyeye uzun uzun baktı. Aynı şekilde karısı Sevde hanım da anında gözleri doldu.
23 sene geçmiş olsa da kaldıramıyordu kızının ölümünü kokusuna doyamadan sesini duyamadan cansız bedenini kucağına vermişler. Kızın öldü demişlerdi.
Çocuklarına belli etmeden salondan ayrıldı dört evladı bir kızı vardı.
Annelerinin, üzülmesine dayanamayan en büyük çocukları, Ömer boğazını temizledi.
Kardeşinin ölümüne bir o ikna olamıyordu.
Aklı almıyordu çünkü!
Tam o sırada kapı çaldı tam 10 dakika sonra içeriye, hizmetli elinde zarfla girdi.
"Savaş bey bu size geldi" diyip zarfı uzattı.
Savaş zarfı alıp açtı.
İçinden çıkan küçük not kağıdını okudu.
Kızınız Gülüm yaşıyor!
Yazılan tek şey buldu ve sözler bazılarının hayatını kökten değiştirecekti.
Bazılarını ise bin pişman edecekti.
Çünkü Haznedar erkekleri 23 senenin acısını çok pis çıkaracaktı. intikamları acı olacaktı.
Öncelik kardeşlerini bulmaktı.
Şerwan ise doktorun sözlerine iyiden iyiye kin tuttu Erdeme karşı.
"Arya hanım ağır bir depresyon geçiriyor psikolojik destek almalı en kısa zamanda" dedi.
Arya burda hastane odasında acı çekerken Erdem kumasının koynunda sefa sürüyordu...
Bölüm Sonu?
Nasıl gidiyor canlar yazım yanlışı varsa yazın:)
Genel yorum istiyorum!