bc

HÜKÜMSÜZ onun mülkünde güneş bile buz tutar

book_age16+
514
TAKİP ET
4.8K
OKU
dark
drama
sweet
office/work place
assistant
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Bir tarafta Adaleti kılıç gibi kuşanan, soğuk ve ödün vermez Hakim Atlas GÖKTÜRK...Diğer tarafta ise küllerinden doğmaya çalışan, stajer Avukat lal YILDIRIM.

Bursa'nın karlı köylerinden adliyenin gri koridorlarına uzanan bu yolculukta, sadece suçluları değil, kalpler de yargılanacak. Atlas için Lal, korunması gereken son kale; Lal içinse Atlas , hem celladı hem de sığınaydı.

Mülkün sahibi kim? Adalet mi, yoksa her şeyi yakmaya hazır bir aşk mı?

"Benim olduğum yerde güvendesin demişti adam.

Kadın ise fısıldadı: Senin olduğun yerde ben diye bir şey kalmıyor..."

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Bölüm:MÜLKÜN SAHİBİ
Bursa Adliyesi’nin en üst katında, koridorun sonundaki o devasa makam kapısının üzerinde, siyah mermer zemin üzerine altın harflerle tek bir isim işlenmişti: AĞIR CEZA HAKİMİ ATLAS GÖKTÜRK Bu isim, adliye koridorlarında sadece bir unvan değil, bir kanun hükmüydü. Atlas Göktürk geçtiği her yerde havayı dondurur, attığı her adımda etrafındaki herkesin nefesini keserdi. O koridorda belirdiği an fısıltılar bıçak gibi kesilir, insanlar istemsizce önlerini iliklerdi. Onun olduğu yerde zaman durur, sanki her yer bir anda buz tutardı. Acımasızlığıyla tanınan, "Deccal" lakabıyla anılan bu adamın mülkünde adaletin rengi sadece siyahtı. O sabah kalemin içinde yine o ölüm sessizliği vardı. Katipler Müjgan ve Pelin, Atlas’ın odasından gelecek en ufak bir sesten korktukları için bilgisayar tuşlarına bile usulca basıyorlardı. Mübaşir Ali Bey, masasının başında bir asker gibi hazır kıta bekliyordu. Herkes biliyordu ki; Atlas Göktürk’ün gölgesi bile bir insanın ruhunu titretmeye yeterdi. Tam o sırada, bu buz gibi sessizliği bozan, koridorun ucundan gelen neşeli ve ritmik bir ses duyuldu. Şıng... şıng... şıng... Kalemin kapısı aniden açıldı. İçeriye; uzun, dalgalı siyah saçları omuzlarından dökülen, zümrüt yeşili gözleri hayat dolu bir enerjiyle parlayan o kız girdi. Altında şık, dökümlü bir kumaş pantolon, üzerinde kusursuz bir ceket vardı. Ama asıl dikkat çeken, YSL marka ayakkabılarının altından her adımda duyulan o zarif halhal sesiydi. "Merhaba!" dedi Lâl, sesi kalemin o boğucu havasını bir fırtına gibi dağıtarak. "Ben Lâl Yıldırım. Yeni avukat stajyeriyim." Personel, Lâl’e sanki intihar görevine gelmiş bir kahraman gibi bakıyordu. "Yazık olacak kıza," diye fısıldaştı memurlar. "Deccal’in yanında bir gün bile dayanamaz, buz tutar kalbi." DECCAL’İN İNİNDE BİR SİHİR Mübaşir Ali Bey, Lâl’i yanına alıp o meşhur kapıya doğru ilerledi. Kapıyı tam iki kez kısa ve net bir şekilde çaldı. İçeriden, duyanın kanını donduran o sert ve buz gibi ses yükseldi: "GİR!" Kapı açıldığında, Lâl’i içeride tam bir dev karşıladı. 1.98 boyundaki Atlas Göktürk, masasının başında ayakta duruyordu. Üzerindeki Pierre Cardin marka kar beyazı gömleği, geniş omuzlarını ve kaslı yapısını bir zırh gibi sarıyordu. Kumral saçları özenli, kahverengi gözleri ise bir cellat kadar soğuk ve acımasız bakıyordu. "Hakim Bey," dedi Ali Bey sesi titreyerek. "Yeni avukat stajyeriniz Lâl Yıldırım geldi." Atlas, ismini duymasıyla birlikte elindeki dosyayı bıraktı. Başını ağır ağır yukarı kaldırdı. O an, Ali Bey’in meslek hayatında hiç görmediği, imkansız dediği o şey yaşandı. Atlas Göktürk’ün o mermer gibi soğuk ve korkunç yüzünde, belli belirsiz ama oradaydı; derin bir gülümseme belirdi. O buz gibi kahverengi gözlerin içindeki kış, bir saniyeliğine bahara döndü. Atlas, bakışlarını Lâl’den çekmeden, "Çıkabilirsin Ali," dedi. Ali Bey kapıyı kapatıp kaleme döndüğünde sendeledi. Müjgan ve Pelin ona korkuyla baktı. "Ne oldu Ali?" "Gördüklerime inanamıyorum..." diye fısıldadı Ali Bey, alnındaki teri silerken. "Buz gibi Deccal Hakim... O kıza baktı ve güldü! Atlas Göktürk güldü be! Bugün dünya yerinden oynayacak!" İKİ YILLIK ESARETİN İLK SÖZLERİ Oda sessizliğe büründüğünde Atlas, masasına dayanarak Lâl’e doğru bir adım attı. Boy farkı o kadar devasaydı ki, Lâl onun yanında narin bir fidan gibi kalıyordu. Lâl ise o meşhur neşesiyle gülümsedi. "Hoş bulduk Hakim Bey!" dedi Lâl, "Önümüzdeki iki yıl boyunca yanınızdayım. Selim Amcam buranın biraz 'soğuk olduğunu söylemişti ama bu kadar beklemiyordum!" Atlas’ın gülümsemesi anında yerini tekrar o eski, acımasız ciddiyetine bıraktı. "Hoş geldin Lâl Yıldırım," dedi sesi bir bıçak kadar keskinleşerek. "1.98 boyundaki bir adamın gölgesinde kalmak zordur. Benim mülkümde neşeye değil, sadece kanunlara yer vardır. Geçtiğim her yerin buz tuttuğunu biliyorsundur; o yüzden buzlarımı kırabileceğini sanma." Atlas, gömleğinin kollarını yavaşça yukarı kıvırırken, "Kaleme dönebilirsin," dedi mesafeli bir tonla. "Müjgan sana dosyaları verir. Yarın sabah tam vaktinde burada ol. Gecikmenin bu odadaki bedelini ödemek istemezsin." Lâl, neşeli bir edayla arkasını dönüp çıkarken Atlas, onun gidişini izledi. Babalarının kanıyla yazılmış o büyük ihanet ve Selim’in kurduğu o sahte dünya, Lâl’in halhal sesleriyle sarsılmaya mahkumdu artık.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.9K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
555.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.9K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
3.7K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
46.1K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook