bc

ÇEVRİMDIŞI BİR AŞK

book_age18+
519
TAKİP ET
4.1K
OKU
HE
fated
drama
bxg
brilliant
genius
city
secrets
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

O beni tanımıyordu.Ben de kendimi ona anlatmadım.Ekranın diğer tarafında,olmak istediğimiz hallerle sevdik birbirimizi.Sonra biri sustu.Ardında, hiç var olmamış bir kimliğin yasını bırakarak.Benim Olmadığım Halimi Sevdin,çevrimdışı kalmış bir aşkın hikâyesi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Melis
Melis daha çok küçük bir yaşta geçirdikleri trafik kazasında anne ve babasını kaybetmiş, sonrasında ise ne anne tarafından ne de baba tarafından sahip çıkılmıştı. Sonunda yetimhaneye düşmüş on yaşına geldiğinde de evlat edinilmişti. Suna Hanım ve Sedat Bey, Melis i çok sevmiş ve gerçek bir anne babanın yerini aratmamışlardı. Melis için ilk zamanlarda bu durum çok zor olsa da zamanla yaşadığı bu evi, yuva olarak kabul etmişti. Ama bu durum da çok uzun sürmemiş, Sedat Bey, Melis onsekiz yaşına girdiğinde kalp krizi sonucu vefat etmiş, Suna Hanım ve Melis i yalnız bırakmıştı. Orta halli bir aileydiler ve Sedat Bey in gidişi onları az da olsa ekonomik açıdan etkilemişti. Melis üniversiteyi kazanana kadar Suna Hanım elinden geleni yapmıştı, terzilik yapıyordu ve artık gözleri yeterince iyi görmüyordu. Ne gözlük işe yarıyordu ne de başka bir şey. Bu yüzden Melis okulunu bitirene kadar çalışmaya zor da olsa devam etmişti. Son sınıfa geçince, Melis yarı zamanlı bir iş bulmuş harçlığını çıkartmaya başlamıştı. Suna Hanım ilk başlarda buna karşı çıksa da mecbur kalmıştı. Melis başarılı bir öğrenciydi. Hocaları onu akıllı ve saygılı bir öğrenci olarak beğenir ve örnek gösterirlerdi. Öğretmenleri tarafından sevilen bir öğrenci olsa da arkadaşı pek yoktu. Sosyal ilişkileri çok kuvvetli değildi, çekingen bir yapısı vardı. Esra sınıftaki tek arkadaşıydı. Onun yanında kendini rahat hissediyor, başka arkadaşlıklara ihtiyaç dıymuyordu. Esra ise Melis in tam zıttı sosyal bir karakterdi. O da Melis kadar olmasa da başarılı bir öğrenciydi ve ona çok değer veriyordu. Okuldayken koruyucusu Esra iken, garsonluk yaptığı Cafe de en iyi arkadaşı Murat tı. Murat, çalıştığı cafenin sahibiydi. Çok iyi ve anlayışlı bir adamdı. Melis in okul şartlarına göre çalışmasına izin vermişti. Ders çalışabilsin diye çok geç saatlere kadar da tutmuyordu. Evine destek amaçlı bu işe girdiğini biliyor ve ona göre kendince yardım ediyordu. Melis aslında kendini zorbalara karşı savunamayan, konuşmayı hiç beceremeyen biriydi. Söyleyecekleri vardı muhakkak ama hep geç kalırdı. Kırıldığını söyleyemezdi, önce kendine kızardı yanlış bir şey yapmış olabilir diye. Ama iyi bir kızdı. Arkadaşlarının ve annesinin yanında esprili, keyifli ve hoş sohbet bir kişiliğe bürünürdü. Melis yine okul çıkışı Cafeye gitmiş işe konulmuştu. Bardakları siliyor, masaların tozunu alıyor, gelen siparişleri teslim ediyordu. Murat, herzaman onun ne kadar çalışkan olduğunu düşünür, performansının karşılığını vermekten geri durmazdı. Onu bir kardeşi gibi sever, korurdu. Murat ın kardeşi yurtdışında yaşıyordu ve iki yılda bir gelebiliyordu. Ona olan özlemini Melis ile gideriyor, ona takılıp şakalar yapıyordu. Melis henüz bir müşteriye servis yapmıştı ki Murat seslendi "Melis on dakka kadar yokum. İşler sende" "Tamam, patron" deyip bardakları yıkamaya devam etti. Sonrasında gelen giden müşterilerle ilgilenmiş bir oradan bir buraya koşturmuştu. O sırada yeni bir müşteri gelmiş ve ısrarla "Garson" diye çağırıp duruyordu. Melis ilk seferinde "Hemen geliyorum" dese de müşteri bağırmaya devam ediyordu. Koşar adım yanına gidip "Buyrun efendim. Ne sipariş etmek isterdiniz?" diye sorup adisyonu çıkartmış yazmaya hazırlanıyordu ki, sabırsız adam bağırarak "Ne yavaş ve uyuşuksun. Kaç kez çağırdım, gelemedin." dedi. Melis "Üzgünüm efendim, en hızlı şekilde gelmeye çalıştım. Beklettiğim için özür dilerim" demiş ama adamı sakinleştirmeye yetmemişti. Hala bağırıp çağırıyor, Melis e hakaretler ediyordu. Melis boynunu eğip yine sordu "Ne istemiştiniz? Hemen getireyim" demişti ama adamın duracağı yoktu. Sanki bütün sinirini Melis ten çıkartarak kendini rahatlatmaya çalışıyordu. Melis ne yapacağını ve söyleyeceğini bilemeden öylece elindeki adisyona bakıp duruyordu. O sırada içeri Murat girdi ve "Buyrun Beyefendi, ne istemiştiniz? Melis Hanım hala beklediğine göre siparişinizi henüz vermediniz." demişti. Melis, Murat ın geldiğini görünce rahatlamış bir adım geri gidip yer açmıştı. Adam Murat ı görünce "Sizin bu aptal garsonunuz defalarca çağırmama rağmen gelmedi. Bir saattir bekliyorum." diye kükredi. Murat önce adama, sonra da Melis e bakıp "Melis, neden bu aptal adamın siparişini geç aldın?" diye sordu. Melis in gözleri kocaman olmuş, Murat a soran gözlerle bakmıştı. Adam da sinirlenip "Siz kim oluyorsunuz da bana aptal diyorsunuz?" diye Murat a bağırınca "Siz, benim çalışanıma kim oluyorsunuz da bu kelimeyi söylüyorsunuz o zaman? Kapı şu tarafta şimdi yallah" deyip adamı kovmuştu. Adam söylene söylene cafeden çıkmış Murat da işine geri dönmüştü. Melis boynunu büküp "Özür dilerim, patron. Sorun çıkartmak istemedim." demişti. Murat kafasını kaldırıp bir süre Melis e bakmış, sonra da "Ne yapacağım ben seninle Melis? Adam sana hakaret ediyor hem de haksız yere, karşısında dik durman gerekirken boynunu eğiyorsun. Ezdirme artık kendini. Ben sinirleniyorum yoksa" demiş elini sallayarak işe dönmesini söylemişti. Melis, Murat ın söylediklerinde haklı olduğunu biliyordu ama başka türlü de davranamıyordu. Bu yönünden kendisi de nefret ediyor, adamın ağzının payını vermiş olmayı diliyordu. Bu durum, Murat ın yaşamış olduğu ilk durum değildi elbette, Melis en çok da onun için güçlü durabilmeyi diliyordu, yoksa bu gidişle 'Murat tekmeyi basacak bana' diye düşünüyordu. Mesaisi bitip eve doğru giderken yol boyunca son sınavları için çalışmıştı. Murat bu bir kaç gün gelmemesini, onun yerine ders çalışmasını söylemişti ama Melis aldığı her kuruşun hakkını vermek için çalışmaya gelmekten vazgeçmiyordu. Eve geldiğinde annesi Suna Hanım "Geldin mi aslan kızım?" diye içeriden seslenmişti. Melis, annesi ona her 'aslan kızım' dediğinde içten içe gülüyor 'keşke anne' diyordu. Suna Hanım da, Melis in bu durumunu görmüyor değildi. Onun aslında ne kadar güçlü olduğunu ve içindeki bu gücü bulması gerektiğini biliyordu. Melis gülümseyerek "Geldim annecim" dedim ve yanına gidip yanağına sulu bir öpücük kondurdum ve yanaklarını sıktım. O bana hayatımda eksik olan her şeyi vermeye çalışan, beni sevgiyle büyüten kişiydi. Ona olan minnettatlığım yadsınamazdı. Kendi annemi hatırlayamıyordum ama ondan ayrı düşünmeden seviyordum. "Yemeğini koyuyorum kızım, hadi üstünü değiştir ve hemen gel." demişti ama ben çok aç olmadığım için "İstemiyorum anne, cafede atıştırdım. Hemen derse oturacağım" demiştim. O da ısrar etmemiş ama ben odamda ders çalışırken meyve tabağı hazırlamaktan da geri kalmamıştı. Geç vakite kadar çalışıp sandalyemde esnedikten sonra bilgisayarımı açtım ve sohbet programıma girdim. Bu benim gerçek hayattan ayrıldığım ve başka bir Melis olduğum, isteyip de yapamadığım her şeyi yaptığım ayrı bir dünyaydı. Burada kendimi hiç olmadığım kadar güçlü ve korkusuz hissediyordum. Bir süre önce keşfettiğim bu alem bana hiç olmadığı kadar güç vermişti. Yalnızlığımı giderdiğim bir ortam haline gelmişti. Burada kendimi hiç olmadığım kadar mutlu hissediyordum çünkü olmak istediğim karakteri yansıtıyordum. Kimse gerçek kişiliğimi bilmiyor ve bunun rahatlığıyla özgürleşiyordum. En sonunda ekran açıldığında ben de diğer kişiliğime bürünmüştüm artık, kararlı, özgüvenli ve kendini ezdirmez...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.5K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.2K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
558.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
93.4K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
51.1K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
59.0K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook