
Bazı insanlar doğarken Tanrı'nın onlara acımasına izin verirdi ve bazıları ise doğuştan şanssız olurdu. Eğer benim gibi bir insansanız ve Tanrı size acımadıysa bu hayatı yaşamak fazlasıyla zordu. Bu yüzden ne zaman kötü şeyler yaşasam, sindirmeye çalışırdım çünkü her şeyin zamanla iyileşeceğini biliyordum. Zaman her şeyin ilacıydı benim için.Göğün derinlerinde beliriveren güneş gözlerimi almaya devam ederken gaza daha fazla bastım. Ellerimi sıktığım için kemiklerim acıyordu ama bunların hiçbiri benim için önemli değildi. Neredeyse iki buçuk saattir yoldaydım ve hislerimi kaybetmiş gibiydim. Suratıma yerleşmiş olan umutsuz ifadeyi silmeye çalışmak üzereyken 'olmaz' dedim kendi kendime. Bunu yapacak gücü kendimde bulamazken, bunu denemek tam bir saçmalık olurdu.'Ona bir şey olduysa gülemem.' diye fısıldadım kendi kendime. Sesimi sadece ben duyabiliyordum çünkü etrafımda beni duyabilecek kimse kalmamıştı. Annem ve babamla uzun zaman önce görüşmeyi kesmiştim. Anlaşamadığımız için en iyisi buydu lakin maddi ve bazen de manevi olarak hâla yanımdalardı.Önümdeki arabayı hızla sollarken zihnimdeki düşünceleri temizlemeye çalıştım. Arabadaki adam pencereden çıkarttığı eliyle bana kızarken arabasına biraz sürttüğümü fark ettim. Hızla devam ederken ilerideki lambaları umursamadan yoluma devam ettim. Hastaneye biraz daha vardı ama yolun çoğunu katetmiştim bile. Ne ara evden çıktım, ne ara arabama bindim hatırlamıyordum bile. Böyle bir olayın nasıl olduğunu kafam almıyordu. Tek istediğim onun iyi olmasıydı.Onun benimle kalmasıydı, bana ait olmasıydı.Eğer ondan da vazgeçersem tutunacak kimsemin kalmayacağını biliyordum.Yaklaşık iki buçuk aydır tanıyordum onu. İlk başta hastanede görmüştüm, aynı okulda olduğumuzdan bile haberim yokken bir anda dünyamı fethetmiş, rüyalarıma girmeye başlamıştı. Ona söylenmeyen bir şeyi duymuştum çünkü yanlışlıkla. Gireceğim sınav için sağlık raporu aldığımda duydum her şeyi. Ailesi sadece kendilerinin bildiğini sanıyordu ama öyle değildi. O gün orada kendi kendime bir söz vermiştim ve sanırım tutma zamanım gelmişti.İleride kavşak olduğu için yavaşlayarak döndüm. Araba güçlü olduğu halde dönmekte zorlanırken tekerleklerin çığlıkları kulaklarımı tırmaladı. Hastane tam olarak karşımdaydı. Hâlen birkaç hasta ambulanstan indiriliyor, birkaç hemşire telaşla etrafa koşuşuyordu. Onu görmek umuduyla etrafa bakınıverdim ama görünürde hiçbir şey yoktu.Arabayı hızla bir kenara park ederek motoru söndürdüm. Anahtarı kontaktan çekip kapıyı açarak dışarıya çıktım. Hızla hastaneye doğru ilerleyerek içeriye girdim. Nereye bakacağımı, ne yapacağımı bilemiyordum. İlerideki danışmayı gözüme kestirerek yanına gittim."Merhaba, ben birini soracaktım.""Tabii buyrun." Adı dilimden dökülürken kadının gözlerinin içine bakmaya devam ettim."Melisa Murat.""Tabii hemen bakıyorum."Parmakları klavyede gezinirken yıllar süren birkaç saniyeden sonra gözlerini bana çevirdi. "Evet, kaydı yaklaşık yarım saat önce yapılmış. Yoğun bakımda."Söyledikleriyle beraber derin bir nefesi dışarıya verdim. İçimdeki duygu karmaşası o kadar kötüydü ki beynimin infilak etmemesi için dua ediyordum. Yaslandığım masadan uzaklaşmaya çalıştım ama yürümek istemiyordum, olduğum yere yığılmak ve orada kalmak istiyordum. Sanırım yapabileceğim tek şey buydu.Ağır adımlarla ellerimi masadan ayırıp merdivenlere yöneldim. Hızla çıktığım merdivenlerin sonunda karşımdaki tabelaya baktım, en son katta olmalıydı. Hızla son kata ulaştığımda birçok kişinin beklediğini gördüm. Ailesinin burada olup olmadığını bilmiyordum. Eğer buradalarsa onu göremeyecektim çünkü aslında onlarla tanışmamıştım.Yoğun bakımdan çıkan bir doktor ve iki hemşire gördüğümde yanlarına ilerledim. Hemşire beni gördüğünde bir şey soracağımı anlayarak durdu. "Melisa Murat'ı görebilir miyim?""Tabii görebilirsiniz, neyi oluyorsunuz?""Ben, ben nişanlısıyım." Söylediğim yalan yüzünden kızarırken hemşirenin suratına baktım. "Tamamdır, beş dakikayı geçmesin lütfen. Hayati tehlikeyi yeni atlattı ve yorgun." Anladığımı görmek istercesine suratıma baktığında çaresizce kafa salladım. "Peki ailesi burada mı?""Bilemiyorum, henüz haber verildiğini sanmıyorum.""Tamam, teşekkürler." Minik bir gülümsemeyle kafamı sallayıp kapıya ilerledim. Hastanenin kokusu damarlarımda dolaşırken büyük salonda telaşla oradan buraya koşuşturan ailelere baktım, bunun nasıl olduğunu anlayamıyordum.Otomatik kapı açıldığında minik bir rüzgar suratıma çarptı. İşte oradaydı, içeride bekleyen bir hasta bakıcı bana giymem gerekenleri uzatırken derin bir nefesi içime çektim.Sanırım duymasını istediğim şeyleri o beni duymazken söyleyecektim.
