Güneş duyduğu fısıltılarla gözlerini açtığında sabah olmak üzereydi. Gökyüzünü aydınlatan zayıf ışık yetersizdi. Etrafını saran yumuşak tüylerin arasından sıyrılıp ayağı kalktı ve gerindi. Kulaklarını dolduran fısıltılarla etrafına bakındı ama kimse yoktu. Fısıltıları duymuş olacak ki Nimbars'da uyanmış ve yattığı yerden kalkmıştı. İki genç birbirine bakarak fısıltıları dinlemeye başladı. ''Güneş, Çağlar ile evlendi.'' ''Nimbars, Çağlar'ın nasıl biri olduğunu bildiği halde sustu.'' ''Düğünleri çok güzeldi.'' Gerçekleri haykıran fısıltılarla birbirine bakan bakışlar gergindi. ''Sen, Çağlar'la mı evlendin?'' diyen Nimbars hayal kırıklığı içerisindeydi. ''Sen, o'nun gerçekte nasıl olduğunu bildiğin halde bana söylemedin.'' Güneş'in sıkılan yumruklarından avuç içine tırnakları batıyordu.

