Bilekliği koluma taktığımda yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyordum. Olmak istediğim de söylenemezdi doğrusu. Arabaya bindiğimizde de gözüm Bahadır ve bileğim arasında gidip geliyordu. Seviyordu beni. Aramız biraz limoniydi, evet ama şimdi zencefilli, taze naneli, içinden sağlık fışkıran limonata gibiydi. Doğum günü için Bahadır'ın ayarladığı mekana gelince önce geldiğimizi anladım. Bahar ve Melih yoktu. Tüm günleri, kendi doğum gününe önce gelecek kadar bitmemişti henüz demek ki! Melih Bey de sevgili sevgilisini bizimle paylaşmaya hazır değildi henüz demek ki! Demek ki, birbirlerini çok seviyorlardı da hala yanımıza teşrif etme gereksinimi duymuyorlardı demek ki! Ne diye beraber oluyorduk, onu da anlamadım. Gerçi yarın sabah erkendi uçağı. Hava alanına gidip de uğurlayacak halim

