17

1094 Kelimeler
       O günün ardından kasaba bin bir dedikoduyla epey bir sallandı. Küçük yerlerin klasiği söylentiler epey devam etti. Ürke hiçbirine aldırmadı. Tüm mal varlığıyla gücün kendinde olduğunu biliyor ve bu insan yığınının bir süre sonra susmak zorunda kalacağından emin. Para hangi kapıyı açmamıştı ki bugüne kadar?! Kocasının kollarında yılların aşk susuzluğunu gideriyor durmadan. Dünya yıkılsa umrunda değil, muradına ermiş ve mutlu. Hatta oğullarını bile unuttu desek, yalan olmaz. Tüm dünyası şimdilerde Cemil. Evden çıktıkları bile yok. Bu hal, kasabalının merakını daha artırsa da beklemek lazım. Gün ola harman ola.        Ürke, yalnız kalmalarının rahatlığıyla daha bir cesur. Genç adamın yanında tüm güzelliğini sergiliyor. Çırılçıplak yatağa uzanmış, yüzünde istediğini elde etmenin kocaman tebessümü. Hafif yana dönüp bakıyor adama. Daha bir güçlü, daha bir yakışıklı geliyor gözüne. Elini adamın hafif tüylü göğsünde gezdiriyor yavaş yavaş. İştahı yeniden kabarıyor. Bu sefer yerinden doğrulup adamın boynunda ve geniş göğsünde sıcak dudaklarını gezdirmeye başlıyor. Dağınık uzun saçları bir avuç yılan gibi adamın bir yüzünde bir göğsünde kıvranıyor. Cemil uyku ağırlığında olsa da bu temas karşısında gülümsüyor: -" Daha yetmedi mi kız?!" derken sesinin her tınısında erkek gururu belli oluyor. Ürke gittikçe artan bir arzuyla fısıldıyor: -" Yetmedi... Seni istiyorum hem de şimdi daha çok istiyorum...."  Kadın yüzünü adamın göğsüne gömmüş kımıl kımıl yerinde duramıyor. Derken dudakları daha aşağılara iniyor. Zevkten nefes nefese.... Dudakları o sertliğe ulaştığında her şeye hazır. Cemil bir süre ağırdan alıyor, tadını çıkarıyor ateşli dudakların. Derken daha fazla duramıyor, kadını bir hamlede çekip altına alıyor. Ürke uzun bacaklarını adamın beline doluyor sımsıkı ve onun ritmine uyuyor. Gittikçe hızlanan gel gitler ufak çığlıklar atmasına neden oluyor. İkisi de kan ter içindeler. Ürke'nin saçları terden yüzüne yapışmış. Kadın baskın isteğinin emriyle adamın altından kayıp kurtuluyor. Cemili tuşa getiriyor sanki. Adamın üzerindeki hareketleri coşkun dalgalar gibi. Durmuyor, azalmıyor. Cemil yattığı yerden doğrulup kabarmış göğüslerine sarılıyor kadının. Ürke daha bir hareketli. İkisi de birbirine kenetli, birbirlerine doyamıyorlar. Ve son çırpınışların ardından keyif verici bir rahatlamayla Cemil kendini yatağa bırakıyor. Kadın ise upuzun adamın bedenine uzanıp kalıyor. Bir süre kalp atışlarını dinliyorlar. Önce oldukça hızlı sonra normal seyrinde. Cemil: -" Acıktım. Sana dayanmak için iyi beslenmeliyim." derken alaycı biraz. -" Benden bıktın mı yoksa?!" diyor kadın ve dudaklarını yine adamın göğsünde gezdiriyor. -" Bıkmadım tam bana göre bir kadınsın, doyumsuz. Ama böyle devam ederse beni vakitsiz öldürürsün sen." -"Aaaa olur mu hiç?! Biricik kocama iyi bakacağım ben." Ürke adamın üstünden kalkıyor sonunda. Üzerine bir şey alma gereği duymadan banyo yaptıkları oda benzeri küçük bölmeye gidiyor. Sıcak suya bile gerek duymadan buz gibi suyun altına giriyor. Soğuk temasla göğüs uçları kabarıyor hemen, teni diken diken oluyor ama, bu ona başka bir haz veriyor. Evlilik gençleştirmişti sanki kadını. On sekizindeki kızlar gibi çevik ve hareketli. Cilveli bir tonda sesleniyor adama: -" Sen de gelsene yanıma!" Adam duymazdan geliyor. Sırtüstü yattığı yerde rahat ama bir parça yorgun. Hatta kadın ısrar etmesin diye gözlerini yumuyor, uyuyor gibi. Ürke bir iki seslenmeden sonra cevap gelmeyince hızla banyosunu bitirip bir peştemala sarılıyor. Cemil'in yanına döndüğünde onun uyuduğunu görüyor. Kendi kendine: -" Şimdilik benden kurtuldun ama, bunun gecesi de var..." Kadın yatağın ucuna ilişip kurulanıyor. Hemen yanındaki sandıktan temiz çamaşır ve kendine yakışacağını düşündüğü  mavi bir elbise alıyor. Beğenilmenin keyfiyle giyiniyor. Uzun saçlarını tarıyor ardından. Her zaman yaptığı gibi yemeni bağlamıyor. Nasıl olsa yalnızlar. Beline kadar inen saçlarını özgür bırakıyor. Uçuş uçuş, sanki dünyaya yeniden gelmiş gibi.          Ürke mutfağa geçiyor, ocağa birkaç odun atıp alışkın hareketlerle hemen yakıyor. Üzerine ısınsın diye çaydanlığı koyuyor. Âdeta sekerek bahçeye çıkıyor. Önce kümesten yumurtaları alıyor, tavukların ve horozun yemini veriyor. Elindeki yumurta dolu kabı masaya bırakıyor. Gür yeşilliklere gidiyor. Bir haftadır ihmal edilmiş olsa da istediği tazelikte domates, biber ve salata topluyor. Onları da yumurtaların yanına bırakıyor. Bahçedeki kuyudan kova kova su çekip bitkileri suluyor. En son da bahçeyi şöyle bir süpürüp ıslatıyor, serinlik verir diyor kendi kendine. Bahçedeki masanın üzerini siliyor güzelce. Mutfağa geri dönüyor ve kahvaltı hazırlığına devam ediyor.  -'Hadi tatlım kalk!" diye sokuluyor kadın Cemil'e. -" Yine mi?!"  diye soruyor adam, biraz şikayetçi sanki. -" Yok gülüm. Kahvaltıyı hazırladım. Hadi kalk, güzelce bir yıkan sonra bahçeye gel." -" Tamam." diyen adam uzun uzun yatakta geriniyor bir süre. Ani bir hareketle banyoya geçiyor. Acelesinin nedeni midesindeki yoğun açlık hissi. Ürke bahçeye çıkıyor. Tabakları diziyor masaya. Yok yok! Kaymak, yumurta, bal, reçel, zeytin, süt, çay, tereyağı, domates, biber, vs. Ürke şöyle bir bakıyor masaya, gördüklerinden memnun. Yeni yaptığı ekmektenden dilimler kesiyor. Her şey hazır. Derken Cemil görünüyor kapıda. -" Hadi tatlım, seni bekliyorum." Cemil iki adımda masaya varıyor. -" Çok açım!" diye oturuyor kahvaltıya. Ürke dilimlediği ekmeklere tereyağı sürüyor özene bezene. Neredeyse koskoca adamı elleriyle besleyecek. Birden aklına eskiye dair şeyler geliyor, yüzüne acı bir gülüş yerleşiyor. Şu an yaptıkları ilk evliliğinde hiç yaşayamadığı şeyler. En önemlisi de sevmek ve sevilmek. Bir an aklını meşgul eden o eski şeyleri bir çırpıda itiyor geldikleri yere ve şimdiye dönüyor. Sessizliği bozan Cemil oluyor: -" Kaç gündür evdeyiz biz?!" Kadın işveli bir gülüş atıyor: - Bilmem... Belki birkaç gün belki bir hafta ama, bana bir an gibi geldi." Cemil onun gözlerine bakıp gülümsüyor çapkınca:  -" Bir an gibi geldi ha?!"  Elindeki ekmekten büyük bir ısırık alıyor ve yüz ifadesi değişiyor. Ürke anlıyor ki sırada daha ciddi konular var. Sessizce bekliyor. -" Bugün işçileri kontrol etmem lazım. Bağa, bahçeye de bakmam gerek. Her şeyi yüzüstü bırakmak olmaz. Kiraları toplama günü de geliyor." -" Haklısın. İşi gücü bir yana bırakamayız. Bundan sonra gündüz işleri yaparız akşam ve gece de bize kalır." Cemil cevap vermiyor sadece gülüyor. Birden kendini toparlıyor: -" Yalnız ...." diye başladığı cümleyi tamamlayamıyor. Kadın merakla: -" Yalnız ne?!" diye ısrar edince devamı geliyor. -" Canımı sıkan bir şey var." -" Neymiş o?!" -" Kemal ve Aziz. Onlar ne olacak? Çekip gittiler." Ürke bir süre durup sakin bir sesle yanıt veriyor: -" Hiçbir şey olmayacak! Kendileri gittiler. Evleri yapılıyor, biter elbet. Başlarının çaresine bakarlar." -" Böyle küs mü yaşayacağız?! Sanki biraz da düşman gibi." -" Bak hayatım, biz kimseye küs değiliz. Efendi efendi gelirler elimizi öperler, yaşayıp gideriz." -" Olur mu dersin?!" -" Olur tabii. Onlar da çok iyi biliyorlar ki her şey benim elimde. Beni ana yerine komazlarsa kendileri düşünsün!." Cemil, kadının bu sertliği karşısında bir an duraklıyor. Sonunda bu meseleye karışmamaya karar veriyor. Neme lazım?! Sonra kendisi kötü olurdu. -" İyi o zaman, ben çıkıyorum. Ceketimi getirsene bana!." Ürke bir ceylan gibi sekerek bir koşu alıp geliyor ceketi. Cemil'e tutuyor giymesi için. Ağır ağır dış kapıya doğru yürüyorlar. Elinden gelse adamı bir yere bırakmayacak. Adamın boynuna sarılıyor, dudağına ateşli bir öpücük konduruyor: -" Akşamı iple çekeceğim! Seni şimdiden özledim." Cemil bir an şaşkın şaşkın açılmış gözleriyle kadına bakıyor. Sonra tek laf etmeden çıkıyor kapıdan.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE