Savaş'ın Sevgisi 🫂💚

1138 Kelimeler
Tanya Asel ... "Ya çekil!" diye cırladım. "Benim yayınevi editörüyle işim var." "Lütfen, saçmalama. Dün önümde kadınla konuştun. Son okuma verildi işte. Hadi gel. Hep yapıyoruz." dedi Esra. Hep cilt bakımı yapardık ama abisi yüzünden hiç tadım yoktu. Bana güzelim, yavrum dedikten sonra görüldü atıp gitmişti. Yeniden ekrana baktım ama cevap yoktu. Esra Taşdemir... "Esra-" "Eğer gelmezsen abimi ararım." deyince götüm yemedi. "Tamam canım, celallenme." dedim yataktan kalkarken. "Getir kız, boya badana da yapalım." "Dalgaya alma." deyip omzuma vurdu. "Kazağını çıkar tişört giy ve salona gel." "Banyoya ne oldu?" "Banyo şu an savaş gazisi." deyince aklıma yine aynı kişi geldi. Savaş Taşdemir... "Ah Savaş ah!" diyerek ayaklandım ve kazağımı çıkarıp gri bir tişört giydim. "Yine ne yaptı abim?" "Görüldü attı. Ben biliyorum zaten olurumuzun olmadığını ama yine de bazen cevap verince içime ümit giriyor işte." deyip dudak büzdüm. "Ümit vermek istemiyordur bence. Abim belirsizlik insanı değildir ki. İstese konuşmazdı da." dedi. Omuz silktim. "Anonim halime mi gerçek halime mi düşer hiç bilmiyorum. Her koldan onun sevgisi için çabalıyorum ama ne fayda." Telefonumu alıp dibe düşen moralimle salona geçtim. Normalde cilt bakımı yaptığımız günlere bayılırdım ama bugün tadım yoktu. Oysaki şu an sekizinci kitabımı basıma göndermiş bir edebiyat öğretmeni aynı zamanda yazarım. Ailesinin sevmediği biri, başkası tarafından sevilebilir mi ki? Ben babasının annesinin kolaylıkla gözden çıkardığı, sevmesini beklediği ama asla sevmediği bir abiye sahibim. Abim bir kere elini omzuma atmadı. Bir kere bile. Belki de ben kendi içimdeki sevgi açlığını Savaş ile kapatmaya çalışıyorumdur. Onun da beni sevmesinin imkanı yok zaten. Derin bir nefes alıp oturdum. Bu sefer her zamanki gibi geçmedi rutinimiz. Normalde ben güler eğlenirdim ama bugün tadım yoktu gerçekten. Yüzümdeki maske düşmesin diye kenarlarına ellerimle baskı uygularken Esra bordo ojeyi çıkardı. "Ben bugün moralini düzelteceğim. İstersen abimi arayayım, sesini duy. Sevdiceğin nasıl olsa." deyip sırıttı. Böyle deyince ben de güldüm. "Getir ellerini yaramaz kız." "Oha," dedi anında. "Abimden mi öğrendin?" "Evet, bana öyle dedi." Bordo ojenin kapağını açtım ve sol elini masaya yatırıp tırnaklarını özenle oje yaptım. "Tanya, sen bana hiç ne konuştuğunuzdan bahsetmiyorsun. Çok merak ediyorum. Hain arkadaş!" dedi sahte bir kızgınlıkla. "Bana gazı verirken iyiydi. Yaz ya, diyordun. Abim engellemez seni." "Engellemedi ki zaten. Bak hala konuşuyorsunuz." dedi bilmiş bilmiş. "Adama aldığım falım paketinden çıkan sözleri yazıyorum. Konuşma öyle ilerliyor. Kimsin deyince de tak topuk yapıyorum. Elim ayağım birbirine giriyor." Artık nasıl bakıyorsam yüz ifademe kahkaha attı. Az daha ojeyi elinin et kısmına taşırıyordum. "Düz dur!" diye uyardım. "Tanya, utangaç değilsin, değil mi abime karşı. Sakın bana onun önünde... Tanya ne konuştunuz?... Tanya telefonunu ver." Gülerek konuşunca ojeyi çektim yoksa eli mahgolacaktı. "Neye gülüyorsun ki?" "Abim-" dedi ki önümüzde duran telefonu çaldı ve ekranda Abicim🫂♥️💚 yazısı göründü. Bende abimin numarası bile yoktu. Ailem o şekilde beni reddetmişti yani. Üstelik her işime taş koyarlardı. Onlar yüzünden iki kere yayınevi değiştirdim. "Denk gelişin böylesi." diye homurdandım. "Burda yokmuşum gibi yap." "Açıp hoparlöre al. Hem sen sesini duyarsın hem de elim ojeli." dedi ve ojeli eliyle buzlu içeceğine uzandı. "At yalanını sikeyim!" deyip telefonu açmak için uzandım ama kapandı. Hemen ardından ikinci kez arayınca cevap verip hoparlöre aldım. "Güzelim," dedi uzun zamandır duymaya ihtiyacım olan ses. Yaşamım için gerekliydi ya bu ses. Aşıktım ona. Deli oluyordum onun için. "Ooo, kimleri görüyorum." dedi Esra bana bakıp imalı imalı konuşurken. Gözlerimi devirip ojeyi kalan iki parmağına sürmeye başladım. "Neden ilk aramama dönmedin?" dedi Savaş sorgular gibi. Kardeşine çok düşkündü. Abimin aksine. Esra içeceğinden bir yudum alınca ben de içeceğime uzanıp bir yudum aldım. Daha ağzımdakini yutmadan Esra, "Tanya ile cilt bakımı yapıyorduk, abiciğim." deyip bana kaş göz yapınca bir anda içecek boğazımda kaldı ve ben amansız bir öksürük krizine girdim. "Kıza bak. Su içir." dedi Savaş. Öldüğüme mi yanayım Savaş'ın beni düşündüğüne mi? Esra sırtıma vurmaya başladı. Ben içim çıkar gibi öksürüyordum. "Abi kapat. Kız gitti. Tanya?" dedi Esra aceleyle. "Sırtına vur. Bir şey mi yedi? Sırtında kalmış olabilir." dedi bu sefer. Ay yok canım sırtımda az bir şey ilgisizlik kaldı. Ne kalacak sanki. Bir gün bu adam yüzünden kalpten gideceğim. "Kızım heyecan yapma. Sakin ol." dedi Esra bana. Ben hala ciğerlerim her an ağzımdan dışarı çıkabilir iş gibi öksürüyordum. Üst üste sırtıma vurdu bir yandan da ovuyordu. Uzanıp titrek ellerimle telefonu kapattım. Yeterince kendimi rezil ettim öksürerek. Öksürmem azaldığında Esra'nın kalçasına sert bir şaplak attım. "Ölüyordum lan!" "Abimin kaslarını gösterirdim sana. O zaman cuk diye ayılırdın." dedi gülerek. Öksürmem hala kesik kesikti. Anca yedi sekiz dakikada durabildi. O da elini yüzümü yıkayıp geldiğim için. Esra hala aynı yerdeyken ben bu sefer kanepenin dibine oturmadım. Bu sefer kanepeye oturdum. Esra da yeniden abisini aradı. "Uhh! Kız kardeşin AFAD'a katılacaktı ama son anda hemşirelik daha cazip geldi. Bir arama kurtarma, aman bir öksürme operasyonunu başarıyla tamamladı." deyip bana bakıp güldü. "Demek ki operasyon çeken tek kişi sen değilsin Üsteğmen Savaş Taşdemir." "Bak bak! Kim sana böyle gaz veriyor bücür." deyince yeniden güldü. Abisi onu çok seviyordu. Ben de böyle sevilmek istiyordum. Belki de ben onun sevgisini kıskanıyordum. "Gazla çalışmıyorum ben abi. Bu benim normal halim. Mükemmel olduğumu biliyorum." "Egoya bak egoya. Tavan yapmış." Onları buruk bir tebessüm ile dinlerken kendi içimde de ailesiz olduğumu tartışıyordum. "Ne sandın abi? Kimin kardeşiyim?" Ben kimin kardeşiydim. Tarık abimin kardeşiydim ama kendisi beni yolda görse yanıma yanaşmayı bırak yoldan dönerdi. "Abim yesin seni. Abin kurban olsun sana, güzelim benim." dedi bu sefer Savaş. Gözlerim iyice dolduğunda alt çenem titredi ve dudaklarım kendiliğinden büzüldü. Esra beni farkedince kısık sesle "Abi." dedi. Elimle ona sus şareti yaptım. Ağlayacağımı anlayınca ayağa kalktım ve odama doğru yürüdüm hızlıca. Arkamdan "Tanya! Özür dilerim." diye seslendi. Göz yaşlarım yanaklarıma döküldüğünde çoktan odama girmiştim bile. Ailem beni yirmi yaşında iş ortaklarıyla evlendirmeye çalıştığında karşı çıkıp evden ayrılmıştım. Babam burnum sürter geri gelirim sanmıştı ama ben dönmemiştim. Sonra beni bulup zorla eve götürmüşlerdi. O gün beni zorla nişanlamışlardı ama ben o gece nişan yüzüğü dahil her şeyi o evde bırakıp kaçmıştım. Kendi paramı kazanan biri olduğum için geçinmek zor olmamıştı. Tam da o esnada Esra öğrenci evine ev arkadaşı arıyordu. Bir emlakçıda karşılaştık ve ev arkadaşı olduk. Aynı zamanda da çok iyi yakın arkadaş olduk birbirimize. Banyoya geçip elimdeki maskeyi çöpe attım ve elimi yüzümü yıkayıp içeri geçtim. Yatağa oturduğumda ağlamam durmuştu ama düşüncelerim hiç durmazdı. Ben Savaş'ın kız kardeşini sevdiği gibi beni de sevmesini istiyorum ama bana bakmaz o. Kim bilir ne kadar güzel kadınlar görüyordur. Şık giyinen kadınlar varken benim gibi yirmi dört yaşında olmasına rağmen çilekli ayıcıklı pijama giyen kıza mı aşık olacak. Hala geceleri çizgi film izliyorum ben. Olgun kadınlar varken bana mı bakacak? Sanmam... Kapı çaldığında Esra başını kapıdan içeri soktu. "Ağam iznin var mıdır girmeye?" dedi şiveli şiveli. "Gir içeri Allah'ın mardinlisi." dedim. Sırıtarak içeri girdi. Yanıma gelince direk sarıldı bana. "Özür dilerim. Nasıl telafi edeyim? Abime aşk iksiri içirip sana aşık ettireyim mi?" dediğinde güldüm. "O imkansız canım. Evde kaldım da haberim yok." dedim. Savaş asla bana aşık olmazdı. Zaman nasıl büyük konuştuğumu bana gösterecekti...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE