Uçaktan indiğimizden bu yana yarım saat geçmişti. Yolculuk gayet sakin geçmesine rağmen her yolculuk gibi fazlasıyla yorucuydu. Miran uçakta alkol aldığı için burada ki şoförüyle yani Mark'la birlikte eve doğru ilerliyorduk. Mark'ın annesi İngiliz babası Türk olduğu için gayet güzel Türkçe konuşuyordu. Miranla da sürekli Türkçe konuştuklarından onları gayet rahat anlıyordum. Zaman bu şekilde geçerken bende onları dinlemekten sıkılıp etrafı seyretme başladım. Ben tam dalmıştım ki arabanın yavaşlamasıyla kendime geldim. Etrafa baktığımda Ne bir ev ne de bir bina vardı. Etraf göz alabildiğine ormandı kısacası. Merakla Mirana baktığımda bu halime gülümsedi ve "İn" dedi. Onun bu emir kiplerine alışmıştım artık. Aslında niyetinin emir vermek olmadığını biliyordum ve anlıyordum. Bundan dolayı t

