Önüme doğru itilen bir bardak soğuk kahve ile, ekrandaki bakışlarımı kahveyi getiren kişiye döndüm. Ekranı biraz indirerek gözlüklerimi çıkardım ve ağrıyan, kuruyan gözlerimi ovuşturdum. "Sabahtan beri buradasın. Sena, günlerdir tam olarak neyle uğraşıyorsun?" Yaz karşımdaki sandalyeye çöktü. Hiçbir şey bilmiyordu. Doğrusu henüz bunu birine anlatacak kadar cesur hissetmiyordum. Hala hevesliydim. Günlerdir, birçok yönden basit ve havada kalmış bir konu hakkında fikir yürütüyor, araştırma yapıyordum. Liseli o kızın basit karakterlerinin ve derinliği olmayan hikayesinin arka planını oluşturmak ya da tutarsız fikirleri mantıklı bir şekilde bir araya getirmek sandığım kadar kolay olmuyordu. Yazmak bir kenarda dursun, ben henüz başrol karakterlere anlamlı isimler bile koyamamıştım. Gözlerimi

