Episode -22-

893 Kelimeler
Bölüm22 Eve kadar Jacop ile birlikte yürüdük. Cidden eğlenceli ve hoş çocuktu. Bana Carlo'yu unutturduğunu derinden hissediyordum ancak onu yara bandı ya da birini unutturması için kullanamazdım. Bu çok yanlış olurdu. Ahh, bu tarz şeylere takmamalıyım. Ne de olsa içimde bir Lavinia var. "Bana o gün neden eyeleiner verdiğini anlamadım?" Bu soruyu sormazsam içten içe düşünüp duracaktım. "Çünkü senin arkanda gördüm o kalemi, vermek istedim. Başka nasıl olabilir ki?" Haklıydı. başka şeyler düşünüp paranoyaklaşmam aptalcaydı. "Seninle flört etmeye çalıştığımı düşünüyorsan emin ol bu yola başvurmazdım prenses. Ki bence bu bir yol bile değil." Güldüm. Bu şekilde düşünmemiştim. "Nasıl flört edersin?" Ne bu? Fırsattan yararlanmak mıydı? "Bekle" diyerek benden birkaç adım geriye gitti ve orada birkaç saniye durup, tahminen düşünüp, yanıma tekrardan geldi. "Hey, eyeleinerını düşürmüşsünüz?"Ters ters baktım. Komik olduğunu düşünüyordu sanırım. "Hadi ama bu muyd..." cümlemi bitirmeden devam etti. "Aslında bunun sizin olma ihtimali yok. O kadar güzelsiniz ki, makyaja ihtiyacınız olmamalı..." Diyerek elini çeneme koydu ve yavaşça okşadı. Gözlerine baktım. Bir şeyler hissetmiştim ama açıklayamıyordum. Kelebek gibi, yumru gibi... Bir anda elini çektiğinde ona çarpan birinin olduğunu anladım. "Ah sorry dude. I didn't see you." (Pardon dostum. Görmedim seni.) Bunları gülerek söylemişti Carlo. İngilizce söylemesinin hava kattığını mı düşünüyordu? "Watch out for the next one. Or I will burn you down." (Bir sonrakine dikkat et. Yoksa seni kül ederim.) Ne yaşıyorlardı bunlar. "If you had been taller, these wouldn't have happened. Still ok bro. After that I walk looking at the ground." (Daha uzun olsaydın, bunlar olmayacaktı. Yine de tamam kardeşim. Bundan sonra yere bakarak yürürüm.) Cidden sinir bozucu olmaya başlamışlardı. Jacop tam konuşacakken ağzını elimle kapatıp arkasından bir nevi sarılmış gibi oldum. Bu diyeceği şeyden daha çok sinirini bozmuştu Carlo'nun. Jacop'da bunu anlayınca gülümsedi ve benimle konuşmaya devam etti. "Nerede kalmıştık?" Güldüm. Bunu söylersem libidosu yüksek bir kız gibi gözükecektim. "Hatırlamıyorum." Diyerek kestirip attım ve yola bakarak yürümeye devam ettim. Carlo eğer beni aldattıysa, yanımda olan bu çocuk ile neden bir rekabete girmek isteyesin ki? Erkekler... Bize dersiniz ancak anlaşılmayanlar sizlersiniz. *** Yolun devamında Dina ile konuştum. Jacop ise Carol ile ingilizce konuşuyor ve aksan farkından dolayı birbirleri ile dalga geçiyordu. Bu sanırım her ingiliz ve amerikan arasında olan bir şeydi. Ben oyumu ingilizlere veriyorum çünkü çok daha sempatik geliyor bana, bir de biz ispanyolların İngilizcesi çok kaba olduğu için Amerikalılar bizimle dalga geçerken İngilizler kendilerininkine daha çok yakın buluyordu. Dina en sonunda telefonuna uzak kalmaya dayanamayınca benimle ilgilenmeyi bırakıp, telefonuna döndü. Bende telefonumu alıp bir şarkı açtım ve söyleyerek devam ettim yola. Fuck you and your mom and your sister and your job And your broke-ass car and that s**t you call art Fuck you and your friends that I'll never see again Everybody but your dog, you can all f**k off I swear I meant to mean the best when it ended Even tried to bite my tongue when you start shit Now you're textin' all my friends asking questions They never even liked you in the first place Dated a girl that I hate for the attention She only made it two days, what a connection It's like you'd do anything for my affection You're goin' all about it in the worst ways I was into you, but I'm over it now And I was tryin' to be nice But nothing's getting through, so let me spell it out A-B-C-D-E, F-U And your mom and your sister and your job And your broke-ass car and that s**t you call art Fuck you and your friends that I'll never see again Everybody but your dog, you can all f**k off Nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah A-B-C-D-E, F-U You said you just needed space and so I gave it When I had nothin' to say you couldn't take it Told everyone I'm a b***h, so I became it Always had to put yourself above me I was into you, but I'm over it now And I was tryin' to be nice But nothing's getting through, so let me spell it out A-B-C-D-E, F-U And your mom and your sister and your job And your craigslist couch and the way your voice sounds Fuck you and your friends that I'll never see again Everybody but your dog, you can all f**k off Nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah A-B-C-D-E, F-U Nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah, nah A-B-C-D-E, F-U And your mom and your sister and your job And your broke-ass car and that s**t you call art Fuck you and your friends that I'll never see again Everybody but your dog, you can all f**k off Yolun sonuna kadar bitirmeyi başardım. Bunu nasıl yapıyordum bilmiyorum ama her seferinde şarkının bitişini, evin önüne denk getiriyordum. "Hey dur!" Arkamızdan koşarak gelen Carlo'yu görünce eve girmek istedim ancak yüzünde bir korku ve şaşkınlık ifadesi vardı . Merak etttim. "O üstündeki Sweetshirt senin mi?" Siyah, Lavinia attığı için aynısını tekrardan aldığım Sweetshirte baktım. Carlo Lavinia'yı her seferinde bununla görmüştü. "Evet, de neden?" Bana ters ters ve aynı anda şaşırarak bakmaya başladı. "Dostum, siyah düz sweet. Bundan neredeyse herkesde var." Dina dalga geçerek söylediği şey ile biraz rahatladım. Benim Lavinia olduğumu anlaması için hayal gücünün uç seviyelerde olması lazımdı. Arkadaşım olarak düşünmüş de olabilirdi. "Ne zaman aldın?" Tanrım, sana ne? "Dün de, sana ne bundan? Rahatsız ediyorsun şu an." Sinirle söylediğim cümle ile yüzü düştü. Üzülmüş müydü? Kıyamam... BölümSonu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE