30.Bölüm

1408 Kelimeler
Emir, dağ evini ve Lara'nın cansız bedenini arkalarında bırakarak, Eylül'ü ormanın derinliklerine, ana yoldan uzak bir patikadan sürüklemeye başladı. Hedefleri, birkaç saatlik yürüyüşün ardından ulaşacakları, kaçak yollarla yurt dışına çıkış yapabilecekleri gizli bir limandı. Eylül, bir robot gibi Emir’in peşinden gidiyordu. Dili, Lara’nın vuruluş sahnesinin dehşetiyle mühürlenmişti. Bedenini hareket ettiren tek şey, hayatta kalma refleksleriydi. Ablasının ihaneti, ardından gelen korkunç cinayet ve şimdi de zorla kendisinin suçlu gibi gösterildiği bu kaçış… Eylül’ün ruhu, bu ağır yük altında paramparça olmuştu. Emir, cep telefonunu çıkarıp kırdı ve ormanda bir yere fırlattı. Artık resmi kanallarla bağlantısı tamamen kesilmişti. “Sessiz olmaya devam et,” diye emretti Emir, Eylül’ün kolunu bırakmadan. “Böyle daha iyi. Konuşamaman, benim işimi kolaylaştırıyor.” Eylül, karanlıkta Emir’in yüzüne baktı. Gözleri, içinde bulunduğu kâbusun dehşetini yansıtıyordu. O an, Emir’in Lara’yı neden vurduğunu anladı: Lara, artık Emir’in kontrolünden çıkmış, panikleyerek planlarını tehlikeye atmıştı. Emir, sadık olmayan ve kontrol edemediği her şeyi ortadan kaldırırdı. Eylül’ün ise konuşamaması, onun için mükemmel bir itaat biçimiydi. Saatler süren zorlu bir yürüyüşün ardından, sabaha karşı loş ışıkta, kıyıya yakın, terk edilmiş bir balıkçı barınağına ulaştılar. Barınakta onları, Emir’in çok önceden ayarladığı, yüzü sert hatlara sahip, kısa boylu bir adam bekliyordu. “Hazır mı?” diye sordu Emir, adamın yanına yaklaşırken. “Her şey hazır, Emir Bey. Tekne, hava aydınlanmadan kalkacak. Sadece bu kız…” Adam, Eylül’e baktı. Eylül’ün perişan hâli ve yüzündeki boş ifade dikkatini çekmişti. “O benim karım,” diye yalan söyledi Emir çabucak. “Şokta. Yolculuk zorluydu. Konuşamıyor, fazla dikkat çekmeyecek. Sadece emirlerimi dinleyecek.” Emir, cüzdanından kalın bir tomar para çıkarıp adama verdi. “Onu dikkatlice karşıya geçir. Ve oradaki bağlantımla iletişim kur.” Sonra Eylül’ü sertçe yakaladı ve onu karanlık, küçük balıkçı teknesine doğru itti. Eylül, gemiye binerken denizin tuzlu kokusunu içine çekti. Bu koku, bir kurtuluş vaadi değil, sonsuz bir esaretin kokusuydu. Emir, Eylül’ü teknenin dar ve karanlık kamarasına soktu. Eylül zincirlenmemişti, ama konuşma yeteneğini kaybetmesi, onu zincirlerden daha etkili bir şekilde esir almıştı. Emir, Eylül’ün yanına oturdu ve karanlıkta onun yüzünü okşadı. “Artık güvendesin, oğlumuzun annesi,” diye fısıldadı. “Burada o pislik polisler, o iğrenç yetimhane arkadaşların ve o işe yaramaz ablan yok. Sadece biz varız. Senin tek görevin bana itaat etmek ve o çocuğu vermek. Eğer uslu olursan, sana zarar gelmez.” Tekne, motorunu sessizce çalıştırarak sulara doğru yol almaya başladı. Türkiye’nin kıyılarından uzaklaşırken, Eylül, geride bıraktığı her şeyi—arkadaşlarını, Deniz Hanım’ın umudunu, ablasının son ihanetini ve katilini—karanlık ve derin bir sessizliğe gömdü. Eylül artık ne konuşabilen ne de direnebilen, sadece Emir’in istediği amaca hizmet etmek üzere tasarlanmış sessiz bir esirdi. Yeni bir ülkeye, yeni bir cehenneme doğru yolculuk başlıyordu. --- Deniz Hanım’ın verdiği koordinatlar doğrultusunda hareket eden özel polis timi ve Çocuk Koruma Birimi’nden yetkililer, Samanlı Dağları’nın zorlu, virajlı yolunu hızla tırmanıyordu. Sirenler kesilmişti; operasyon, Emir’i ürkütmemek için sessiz ilerlemek zorundaydı. Ekip lideri Komiser Murat, telsizden son talimatları verdi: “Kapıyı zorlamadan girin. Hedefimiz, alıkonulan çocuğu sağ salim kurtarmak ve zanlıyı yakalamak. Direniş durumunda…” Ekip, dağ evinin patika yoluna girdiğinde, ilk anormalliği fark ettiler: Yol kenarında, aceleyle terk edilmiş, siyah, lüks bir jip duruyordu. “Komiserim, araç bulundu!” diye telsizle rapor geldi. “Motoru soğumuş, terk edilmiş. Şüpheli, araçtan ayrılmış olmalı.” Komiser Murat, jipin yanına yaklaştı. Ön camda kurşun deliği veya hasar yoktu. Ama kapıyı açtıklarında, içerideki manzara, deneyimli polisleri bile dehşete düşürdü. Lara’nın cansız bedeni, yolcu koltuğuna yığılmış durumdaydı. Alnındaki tek, küçük kurşun deliği, olayın bir infaz olduğunu gösteriyordu. Kan, koltuğa yayılmıştı. Komiser Murat, soğukkanlılığını koruyarak seslendi: “Durumu bildirin! Olay Yeri İnceleme ekibi çağrılsın. Zanlı son derece tehlikeli. Çocuğun hayatı risk altında olabilir!” Polisler hızla dağ evine yöneldi. Kapı kilitliydi. Emir’in aceleyle kaçtığını düşünerek kapıyı kırmaya karar verdiler. BANG! Kapı, özel ekipmanın tek bir vuruşuyla yerinden fırladı. Polisler, silahları çekili halde evin içine daldılar. “Polis! Eller yukarı!” Ev şaşırtıcı derecede sessizdi. İçerideki şömine sönmüş, hava soğumuştu. İlk bakışta her şey normal görünüyordu; sanki birileri aceleyle evi terk etmişti. Ekipler, odaları hızla taramaya başladı. Salon, mutfak, banyolar… Boştu. Sonunda, Komiser Murat, evin arka kısmındaki küçük bir odaya yöneldi. Kapının kilit mekanizması zorlanmıştı ve içerideki ranza hemen dikkat çekiyordu. Yerde yastık ve battaniyeler dağınık bir haldeydi. Olay Yeri İnceleme ekipleri henüz gelmemişti ama bir polis, ranzanın alt demirine takılı duran açık, ağır bir zincir ve kelepçeyi fark etti. “Komiserim! Buraya bakın! Alıkoyma kanıtı! Çocuğun burada tutulduğu kesin!” Komiser Murat zincire baktı. Bu, Eylül’ün yaşadığı dehşetin somut kanıtıydı. Emir, çocuğu sadece hapsetmemiş, aynı zamanda fiziksel şiddete başvurmuştu. Olay Yeri İnceleme ekipleri ve Adli Tıp uzmanları kısa sürede geldi. Evde detaylı bir inceleme başlatıldı. Olay Yeri İnceleme ekibi jipte çalışırken, bulgular hemen rapor edildi: Lara Hanım’ın cinayeti teyit edildi. Kurşun deliği netti. Arabanın direksiyonu, kapıları ve vites kolunda sadece Emir’e ait parmak izleri bulundu. Emir’in son derece dikkatli temizlik yaptığı anlaşılıyordu. Ancak araçtan bir adet silah bulundu. Silah üzerinde yapılan ön incelemede, Eylül’ün parmak izleriyle birlikte Emir’in parmak izleri de tespit edildi. Komiser Murat, telsizden gelen bu bilgiyi duyduğunda kaşlarını çattı. “Silah üzerinde çocuğun parmak izi mi? Bu ne anlama geliyor?” “Komiserim, bu çok kötü,” dedi İnceleme Amiri. “Zanlı, olayı organize etmiş. Eylül’ün parmak izleri, onu potansiyel olarak suç ortağı ya da katil pozisyonuna itebilir. Cinayeti çocuğun üzerine yıkmayı planlamış.” Polisler, dağ evinde de sadece Emir’e ait izler bulurken, Eylül’ün nerede olduğu büyük bir muamma hâline geldi. Komiser Murat, telsizden son emrini verdi: “Zanlı Emir ve mağdur Eylül’ün her ikisi için de uluslararası kaçış alarmı verin! Limanlar, havaalanları, tüm sınır kapıları kapatılsın! Zanlı, Lara’yı öldürdü ve çocuğu alıkoymaya devam ediyor. Bu bir kaçırma vakasıdır ve zanlı artık silahlı ve tehlikelidir!” Dağ evi, polis sirenlerinin ve telsiz anonslarının gürültüsüyle doluydu. Eylül kurtarılmamıştı; aksine, hayatı tehlikede olan bir kurban ve aynı zamanda bir cinayet zanlısı olarak kaçırılmıştı. Şehrin bütün güvenlik birimleri, artık Emir ve onun sessiz esiri Eylül’ün peşindeydi. --- ​Tekne, Ege'nin karanlık ve dalgalı sularında ilerlerken, Eylül kamarada, soğuk ahşap zemine yaslanmış haldeydi. Vücudu, denizin ritmik sallanışıyla hafifçe sallanıyor, ama ruhu, Lara’nın vurulduğu anın dehşetiyle hareketsiz kalmıştı. Dili kilitliydi; bu psikolojik afazi, yaşadığı travmanın vücudunda bulduğu en son ve en acımasız kaçış noktasıydı. ​Emir, kamarada loş bir fener ışığı altında oturuyordu. Yüzündeki ifade, az önce karısını öldürmüş bir adamın değil, uzun zamandır aradığı ideal düzeni nihayet bulmuş bir narsistin sakinliğiydi. Eylül’ün çaresizliği, ona mutlak kontrolün eşsiz hazzını veriyordu. ​"Görüyor musun, Eylül?" diye fısıldadı Emir, sesi deniz rüzgârının uğultusunda kayboluyordu. "Kaçtın. Ama benden değil. O aptal ablandan kaçtın, o yetimhanedeki hayattan kaçtın. Şimdi, sadece biz varız. Ben, sen ve oğlumuz." ​Emir, elini uzattı ve Eylül’ün solgun yanağını okşadı. Eylül, tiksintiyle geri çekilmek istedi ama hareket edemedi. Bilinci, isyan etmek istiyor, ama bedeni Emir’in iradesine pasif bir itaatle cevap veriyordu. ​"Sana her zaman söyledim," dedi Emir, parmaklarını Eylül’ün boynunda gezdirirken. "Sen, benim için özel bir amaca hizmet etmek zorundasın. Sen, benim soyumu devam ettirecek dişisin. Lara, bu gerçeği anlamadı. Benimle eşit olabileceğini sandı, bana karşı gelmeye kalktı. Ama sen..." ​Emir, Eylül’ün çenesini kavradı ve zorla yüzünü fener ışığına çevirdi. Eylül’ün gözleri yaşlıydı ama boştu. ​"Sen akıllısın. Sen, benim sözümü dinleyeceksin. Çünkü biliyorsun ki, senin varlığının tek anlamı, benim oğlumun annesi olmandır." ​Emir, Eylül'ün bu cinsiyetçi indirgeniş karşısında gösterdiği tepkisizliği, zihninde "kabul" olarak kodluyordu. Eylül’ün dili tutulmuştu, bu da onun Emir’in söylemlerine karşı koyamayacağı anlamına geliyordu. Emir, bu durumu, Eylül’ün dişil kaderine boyun eğmesi olarak görüyordu. ​"O ilaçların etkisini hatırlıyor musun?" diye sordu Emir, sesi daha da alçaldı. "Vücudunun bana nasıl tepki verdiğini? O, senin doğan, Eylül. Sen, güçlü bir erkeğe ait olmayı kabul ediyorsun. Senin bedenin, benden bir erkek tohumu almayı arzuluyor. Sen, Lara gibi kısır, faydasız değilsin. Sen, üremek için varsın." ​Emir’in sözleri, Eylül’ün travmatik zihninde yeni bir yara açıyordu. Artık sadece esir değil, biyolojik bir araçtı. Erkek varis takıntısı ve narsistik üstünlük kompleksi, Emir'i, Eylül’ün bütün insani değerlerini yok etmeye itiyordu. ​Emir, Eylül'ün göğsünü okşadı. Bu sefer aceleci değildi; bu, bir mülkiyetin yavaşça tasdik edilmesiydi. Eylül, o iğrenç dokunuşu hissetti. Vücudu titredi, midesi bulandı ama ne geri çekilebiliyor ne de itiraz edebiliyordu. Dili, en büyük düşmanıydı. Konuşamamak, onun çaresizliğini Emir'in elinde sonsuz bir onay haline getiriyordu. ​"Oğlumuz doğduğunda," dedi Emir, gözleri denizin karanlığında parlıyordu. "Sen, ona kim olduğunu anlatmayacaksın. Sadece ona hizmet edeceksin. Tıpkı bana hizmet ettiğin gibi. Bizim yeni hayatımız, benim mutlak kontrolümde başlayacak." ​Tekne, karanlıkta yoluna devam ederken, Eylül’ün sessizliği, sadece denizin ve Emir’in psikopat narsizminin hüküm sürdüğü bu yeni dünyada, onun tek esaretiydi. Denizin tuzu, yanaklarından süzülen sessiz gözyaşlarına karışıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE