bc

SAKLIMDASIN

book_age18+
97
TAKİP ET
1.2K
OKU
dark
family
system
age gap
fated
opposites attract
heir/heiress
drama
kicking
city
pack
small town
magical world
addiction
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Firuze anayı bilenler bilir. Karanlığın Adı Umut hikayemizin sevilen karakteri olan Firuze anamızın gizemli hayat öyküsünde bize eşlik ederseniz çok seviniriz. Bekleriz

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Başlangıç mı, son mu?
Her zamanki neşem ile, bembeyaz yağlı boyalı ve bombeli oymalarını çok sevdiğim trabzanlara tutunarak ve aynı anda arkamdan kovalayan varmışçasına tatlı telaşımla merdiven basamaklarını ikişer ikişer inerken, bey babamın bana seslendiğini duydum. "Kelebek kızım, bir gün o merdivenlerden inerken görünmeyen kanatların kopacak ve aşağıya kadar yuvarlanacaksın!" Simamın aşina olduğu şımarık tebessümümle gülümseyerek, yemek salonuna beklenen girişimi yaptım ve masanın baş köşesindeki kendisine ait geniş sandalyesinde oturan bey babamın geniş ve güçlü sırtına, daima yaptığım gibi sarıldım. Yüzünü, karşı duvardaki içi aynalı parlak cilalı ceviz konsoldan görebiliyordum. Ah o aşık olunası yüzünde, artık müptelası olduğum ve görmekten çok hoşlandığım, güneşi kıskandıracak sıcaklıktaki tebessümü vardı yine. "Sabahı şerifleriniz hayırlı olsun bey babacım," dediğimde, "sizinde efendim, sizinde," dedi her vakit hazır ve nazır olan kibarlığı ile. Onun bunca inceliğine tezat, annemin ciddi ifadeli yüzünde her vakit olduğu gibi tebessümden eser yoktu ve incecik, yay kavisine sahip o kaşlarından biri, çoktan beni uyarır nitelikte havalanmıştı. "Her sabah seni beklemek hiç hoş olmuyor Firuze. İnsanları ne bekle, ne de beklet küçük hanım!" Genç yüreğimin tuzla buz olduğunu hissederken, hemen özrümü anneme bildirdim ve daha fazla vakit kaybetmeden masadaki yerimi aldım. İkimiz yalnızken İfakat anne dediğim kâhyamız, sessizce ve dikkatlice porselen potlarla fincanıma çayımı doldurdu. Göz teması kurmamaya dikkat ediyorduk. Annemin şüphe ile kısılmış bakışlarının bizim üzerimizde olduğunu, daha da önemlisi potlardan bembeyaz ipek masa örtüsüne tek bir damla çayın ya da sıcak suyun dökülmesine tahammülü olmadığının elbette bilincindeydik. Nitekim, siniri çok çabuk bozulan ve bunu kim olursa olsun göstermekten hiç çekinmeyen bir kişiliğe sahip olduğunu biz, dahas cümle alem bilirdi ve hiçbirimiz onu kızdırmak istemezdik. Keskin diliyle iki kelime söyler, insana Dünya’nın en bedbaht varlığıymış gibi hissettirmeyi fevkalade iyi başarırdı. “Geleceğin için bir karara varmışsındır umarım,” dediğinde annem, çayımdan ilk yudumumu almıştım ve o anda boğazım düğüm düğüm oldu. Sıcacık çay, dilimi ve ağzımın içinde her bir köşeyi zalimce yakarken, yutkunmaz oldum. Babam gibi eczacı olmayı çok istiyordum ama henüz bunu söylemeye cesaretim yoktu ve gelecekten bahis açan annemin aslında neyi ima ettiğinin elbette farkındaydım. “Yine mi bu bahis?” Babam hiç zaman kaybetmeden şimşek hızında imdadıma yetişmişti. Sesinin sertliği, bakışlarının keskinliği karşısında annem geri adım atar diye düşünürken, dehşet bir hayal kırıklığı yaşayacağımı anlamam zor olmadı. “Kenan bey, aile bizden bir haber bekliyor. Sizde biliyorsunuz ki kerimeniz artık yirmi yaşında ve çoktan evlenmiş olması gerekiyordu. Bu yaşta evlenmemiş genç kızlara nasıl hitap edildiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Ben sizinle evlendiğimde on beş yaşındaydım ve Firuze’nin yaşındayken iki çocuğum vardı.” “Şimdi kaç yaşındasınız Mebrure hanım?” Annemin boynunda beliren kırmızılık, artık kızgınlıkta nihayi sona eriştiğini bize işaret ediyordu. Titremeye başlayan parmaklarıyla tuttuğu her daim parlattırdığı gümüş çatal ve bıçağını tabağının kenarlarına dikkatle bırakırken babama öfkeli bir bakış attı. “Bir kadına, bu eşiniz bile olsa yaşının sorulmaması gerektiğini biliyor olmanız gerekir Kenan bey!.. İstırham ederim!..” “Asıl ben istirham ederim Mebrure hanım. Ulu orta bir genç kızın da yaşı ve evliliği mevzu bahis olamaz. Geleceğine dair bir karar vermesini istiyorsunuz ama esasen bir an önce evlenmesi için de Firuze’nin üstünde baskı oluşturuyorsunuz. Çok rica ederim, bu konuyu böyle kahvaltıda ya da yemekte açmayın bir daha!” Annem, ince bir çizgiye dönüşmüş dudaklarını birbirine bastırırken tüm öfkesi ile bana bakınca, gözlerimi ondan kaçırmak zorunda kaldım. Babamın sandalyesini geriye iterek ayağa kalktığını gördüğümde ise kalbim delicesine çarpmaya başladı. Elinde tuttuğu beyaz saten peçetesini tabağına fırlattığını gördüğümde ise, gözlerimi sımsıkı kapadım. “Bravo size Mebrure! Şöyle keyifle bir kahvaltı yapmak sayesinizde zehir oldu. Tam bir sukutuhayalsiniz!” Tatsızlığını da peşi sıra sürükleyerek yanımızdan ayrıldı. Annem ile masada yalnız kalmış olmaktan şüphesiz çok huzursuz olmuştum ve tek kelime edecek gücü kendimde bulamıyordum. Zavallı midem açlıktan garip sesler çıkarmaya başlamıştı ve bunun annem tarafından da duyulduğunun farkındaydım. Bir hışımla masayı terk ederken alay edercesine, “Afiyet olsun sevgili kızım,” dediğini duyduğumda, yine sukûta sığındım. Gözlerimin yaşarmasına engel olamazken bende yavaşça sandalyemi geri ittim ve başlayamadığım kahvaltımı nihayetlendirdim. Yüreğimi sızlatan hüznümle yemek odasından ayrıldım. Gidip annemden özür mü dilemeliydim, sırf o istiyor diye mimar olduğunu ballandıra ballandıra anlatan Ragıp adındaki o gençle evlenmeli miydim? Peki benim gönlümü çelen ama bundan bihaber olan Tarık beyi ne yapacaktım?.. Unutacak mıydım?.. İki dünya bir araya gelse böyle bir şey olamazdı ki!.. Ruhumu ele geçiren azap dolu sorularla soluğu odamda aldım. Boğulduğumu hissediyordum. Mutlaka evden çıkıp, deniz kenarında biraz yürüyüş yapmalıydım ve bunun içinde ebeveynlerimden muhakkak izin almalıydım. “Birde benden mükâfat mı istiyorsun sebep olduğun tatsızlığa? Git madem ve aklını başına topla Firuze. Deniz havası belki akıllıca düşünmeni sağlar ve şunu bil ki!.. Baban ve sen istemesenizde bu evlilik olacak!..” ~ ~ ~ Bir gün sonra.. ilkbahar.. 17 Mayıs 1928.. Perşembe.. Kıymetli defterim.. Süresi benim için belirsiz olan şu bedbah ömrümün yirminci yılına girdiğim bugün, belki de en kötü dakikalarımı yaşamak zorunda kaldıktan sonra nihayet vakit, şu ana erişebildi. Evet, kıymetlim!.. ben, şu bahtsız kerime (kız çocuğu) bugün ona, en yakın arkadaşımla tesadüf ettim ve ikisinin birbirine ettikleri nazardan (bakıştan) mahbube (sevgili) olduklarını idrak ettim. Kâinat başıma yıkıldı zannettim. Ben, bununla nasıl yaşarım hiç bilmiyorum. Tahayyülümün dışındaki bu feci tesadüf ile, şunu bil ki bugün seninle de vedalaşıyorum. Artık tek bir dileğim var.. Bey babamın da arzu ettiği gibi iyi bir muallime olmak. Yüreğimdeki gizli sevdamın yerini alacak olan tek şey öğrencilerime duyacağım aşk olacak.. Katii surette annemin istediği evliliğe de iştirak etmeyeceğim. Yüreğimde hiçbr his barındırmadığım bir insanın zevcesi olmaktansa şu zavallı ömrümü nihayetlendiririm daha iyi. Yazık ki, her şeyden öte benim tek taraflı aşkım da bugün başlayamadan bitti.. Elveda.. Saklımdasın!.. ~ ~ ~ ~ ~

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

AŞKLA BERDEL

read
80.5K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.8K
bc

HÜKÜM

read
225.4K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
528.0K
bc

PERİ MASALI

read
9.6K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook