Mahir ile olan duygusal konuşmamızdan sonra sohbetimize devam etmiş Umut dışında her şeyden konuşmuştuk. Çünkü biliyordum ki Umut'tan daha fazla bahsedersek durmaksızın ağlayabilirdim.
"Ablan nasıl?"
"İyi, o çok iyi. Sen nasılsın? İyi gibi gördüm,.." dedi Mahir emin olmayan bir tonda.
"İyi gibi, bilemiyorum." Sesimde ki soğukluk beni bile üşütürken Mahir elini sırtımda gezdirdi. Karşımıza oturan Reva ile göz göze geldim. "Dilem!" diye seslenen Reva'ya gülümsedim.
"Gerçekten iyiyim." Sırtımda soğuk mavileri hissediyordum. "Biz sizi tanıştırmadık tabi," dedim ve elimle Aras'ı gösterdim. "Aras, Umut'un kalbi-"
"Biliyorum." Sözümü kesen Mahir ağlamam için çabalıyordu. Ben kafamı arkaya çevirince Aras ile göz göze geldim. Bir kere daha da sakinlikle baktım ilk gördüğümde korktuğum gözlere. İçim avaz avaz ağlarken dışım sessizce kabul ediyordu artık olanları.
***
Sessizce bana verilen odada uzanırken sızlayan yaralarıma yüz buruşturdum acıyla. Reva ve Mahir gitmişti ve ben yine yalnızdım. Susamıştım ve odada su yoktu, üstelik kalkamıyordum bile. Ben sıkıntılı bir nefes aldım ve o sırada odanın kapısı çaldı. Kafasını kapıdan uzatmış bana Çiçek ile göz göze geldim.
"Selam, iyi misin diye bakmaya geldim," dedi sevimli ve ilgili görünürken.
"Seni Allah gönderdi o zaman," diye memnunca gülümsedim Çiçek'e. Çiçek de gülümsedi ve içeriye girip kapıyı kapadı ardından.
"Bir ihtiyacın mı var?" diye bana sordu ehemmiyet veriyormuş gibi sordu. Ona bakıp yeniden gülümsedim ve susadım dedim. Sadece susadım canım. Çiçek kafasını salladı ve hızla odadan ayrıldı. Gözlerim Umut ile olan fotoğrafımızı bulunca derin bir nefes aldım. Her şeyi anladım. Artık isyan da etmiyorum zaten ama neden ya. Neden demedi bana Dilem ben çok hastayım, neden demedi? Onun yanından biraz olsun ayrılmazdım geçirebildiğim kadar vakit geçirirdim. Anılar biriktirip yaşayamadığımız ne varsa yaşardım onunla. Olmadı. Ben uzaklara dalmışken odanın kapısı açıldı ve Çiçek girdi içeriye.
"Abimden olanları duydum çok geçmiş olsun." Çiçek elinde ki suyu bana uzatırken diğer elinde olan su sürahisini komedine bıraktı. "Sağ ol. Su içinde sağ ol." Çiçek bana gülümserken iç çektim
"Aşağıda birileri var mı?" diye merakımdan sordum.
"Sadece abim ve Aras abi. Biz de birazdan gideriz. Bir şey mi isteyeceksin?" diye her zamanki nezaketi ve ilgisiyle sordu. "Yoo, öylesine sordum," dedim. Rastgele bir şeyden bahseder gibi bir hava katarak, sesime. "İstersen bu gece yanında kalabilirim Dilem?
"Gerek yok ama sağ ol yine de." Çiçek kafasını sallayarak onayladı. "Ama kalkmama yardımcı olursan çok sevinirim. Canım sıkıldı burada." Çiçek oturduğu yerden kalkıp başıma geldi ve koluma girerek kalkmamda yardımcı oldu. "Aşağı inelim ister misin?"
"Bilemiyorum." Ben derin bir nefes aldım. Bu evde rahat olamıyordum işte, elimden bir şey gelmiyordu bu konuda. Ne bu eve ne de bu evdeki insanlara alışabilmiştim.
"Abimler kahve içiyordu inip biz de içelim." İyi bir fikirdi aslında. Neden olmasındı. Kahve için inebilirdim. Kafam çok dağınıktı ve üstümde inanılmaz bir yorgunluk vardı. Kahve içersem bir az olsun iyi gelebilirdi belki. Çiçeğe kafa salladım ve birlikte kapıya doğru ilerledik. Çiçek kapıyı açtı ve dışarıya çıkıp merdivenlere yöneldik.
"Çiçek?" diye seslendim.
"Efendim," diye hemen cevap verdi. Ne söyleyeceğimi merak ediyordu doğal olarak. Onu çok bekletmeden günlerdir içimi kemiren o soruyu sonunda sormaya karar verdim. Bu sorunun sahibine sormazdım bunu ama Çiçeğe sorabilirdim.
"Şu Aras'ın göz rengi neden değişik? Yani bir gözü kanlı gibi." Beni dikkatle Çiçeğe bakarken Çiçek omuz silkti.
"Vallahi bilemiyorum ki, abime sordum ama bana söylemedi. Bende merak ediyorum."
"Tuhaf bir adam." Ben sessizce mırıldanırken Çiçek gülümsedi.
"Bu evde normal adam yok ki."
Ben Çiçeğin haklılık payına Kafa salladım ve o sırada salona adım atmıştık. Cenk ve Aras karşılıklı siyah koltuklarda otururken Çiçek beni tekli koltuğa oturttu Aras'ın çaprazında bulunan. Çiçek mutfağa bize kahve yapmaya giderken ben bana bakan iki adamda göz gezdirip derin bir nefes aldım.
"Sorun çıkartmayacağım artık tamam mı?"
"Hele şükür." Cenk'in homurdanmasına kaşlarımı çattım ve ona baktım. Moralim bozuk olmasaydı şuan ona dil çıkarmıştım ama neyse. "Sizden ne kadar çabuk kurtulursam o kadar iyi."
"Ahh!" Cenk'in ağzından alayla bir ah çıkarken üstüne zıplayıp o güzel güzel yaptığı saçlarını yolmamak için zor tuttum kendimi.
"Çocuk gibi didişmeyi kesin ya koca koca insanlarsınız." Aras ikimize de kınar gibi bakarken ben omuz silktim. O sırada Çiçek elinde kupalarla mutfaktan çıktı ve birini bana uzattı.
"O sataşıyor ama!" Ben gözlerimle Cenki gösterirken Cenk'in gözleri büyüdü.
"Kim ben mi? Başından beri kan kusturdun bize be!" diye çemkirdi. Haksız da sayılmazdı hani. "Ahh! Kan-" Benim sözüm Aras'ın sesiyle kesildi. "Bana bakın, birinizi evden atarım diğerinizi evin altında ki kafese tıkarım. Susun artık!"
"Evden atılacak taraf bensem ne âlâ." Aras çarpıkça güldü bana ve geri yaslandı koltukta. "Sen kafese tıkılacak tarafsın yaban arısı."
"Yaban arısı ne ya!?" diye söylenen Çiçek üçümüze de gülerken ona kötü kötü bakıp susturdum.
"Herkesi maşallah dilinle sokuyorsun eksiğin yok fazlan var ne yapalım?" Cenk kahkaha atarken sinirle soludum. "Sokturtmayın sizde o zaman, laf arsızı mısınız?" Ben homurdanırken aklıma gelen şeyle kaşlarım çatıldı. "Bu evde kafes mi var? Nasıl bir psikopatsınız siz ya?"
***
• Yazardan •
Dilem'in kafası koltuğa düşmüş uyuya kalmıştı. Cenk ve Aras hâlâ kendi aralarında konuşurken Çiçek sıkıntı ile ofladı ve abisine baktı.
"Abi, gidelim mi artık."
"Tamam, gideriz birazdan."
"Ben Dilem'i uyandırayım yukarıya götüreyim o zaman."
Aras'ın telefonun ekranında olan gözleri Dilem'e kaydı ve daha sonra boğazını temizledi. "Siz gidin ben çıkarırım onu yukarıya uyanmasın şimdi."
"Abi ameliyatlısın ben hallederim."
"Ben hallederim dedim Cenk." Cenk daha fazla üstelemedi Aras'ın kızacağını bilerek ve kafa sallayıp ayaklandı. Koltuğun üzerinde duran ceketini aldı ve üzerine geçirdi. Çiçek o sırada emin olmayarak baktı Dilem'e. "Ya tuvalet ihtiyacı falan olursa?"
"Ben hallederim dedim."
"Peki o zaman." Çiçek isteksizce Kafa salladı ve abisiyle kapıya doğru gitti. Onlar evden çıkınca Aras yerinden kalktı ve Dilem'e doğru gitti.
Dilem'in bacaklarının altından kollarını geçirdi ve onu yavaşça kucağına aldı. Aras dikişlerinde acı hissedince dişlerini sıktı ve daha sonra derin bir nefes aldı.
Dilem ise rahatsız olmuş bir yüz ifadesiyle kıpırdandı ve daha sonra yerini bulmuş gibi kafasını Aras'ın göğsüne koyup uyumaya devam etti. Aras'ın canı bununla daha da acıdı ama yine de Dilem'i indirmeden merdivenlerde yöneldi. Zar zor odaya çıkan Aras kucağında ki Dilem'i yatağına yatırdı ve rahat bir nefes aldı. Bu dikişler onu çok zorluyordu. Aras geri çekilmek için hareketlenmişti ki Dilem kolunu tutu uykusunda.
"Umut..."
Dilem, Umut'un adını sayıklayınca Aras bir kaç saniye durakladı ve ardından hızla kendi çekti Dilem'den. Aras, hâlâ Umut'un adını sayıklayan Dilem de göz gezdirdi ve ardından hızla dışarıya çıktı odadan.
***
• Dilem •
Göz kapaklarımın batmasıyla gözlerimi araladım ve elimin tersi ile acıyan gözlerimi ovdum. Ben nerede olduğumu algılamaya çalışırken kaşlarımı çattım. Dün en son koltukta oturuyordum. Ben yavaşça yerimden doğrulmaya çalıştım ve o sırada sızlayan yaralarımla dişlerimi sıktım. Ne ara gelmiştim ben bu yatağa? Ayaklarımı yataktan sallandırdım ve yatağın yanında ki komedine tutunarak ayağa kalkmaya çalıştım. Düne göre daha iyiydim sanki ama bedenimde hala sızı ve acılar vardı. Odada bulunan banyoya doğru yavaş adımlarla ilerledim ve içeriye girip işlerimi hallettim. Dışarıya çıktığımda ise kıyafetlerimin olduğu dolaba ilerleyip bir tişört ve eşofman çıkarıp yavaşça giydim. Saçlarımı tepeden topuz yaptım ve yine yavaş adımlarla aşağı indim odadan çıkıp. Ben merdivenlerden zorlukla inerken istemeden yüzüm buruştu.
"Madem uyandın niye haber vermiyorsun? Ani hareketler yasak sana." Aras'ın sesi ile düşüncelerimden ayrıldım ve kafamı sesin geldiği yöne çevirdim. Aras hızlı adımlarla bana doğru geliyordu.
"İyiyim ben yardıma ihtiyacım yok."
"Yüzün öyle demiyor ama." Aras yanıma geldiğinde yardım etmek için kolumdan tuttu.
"Gerek yok bırak kolumu."
"Bir yere kapaklan da o zaman görürüz gerek olup olmadığını." Ben kaşlarımı çattım ve Aras'a baktım. O sırada o da beni sandalyeye oturttu. Kahvaltı hazırdı. Çiçek mi burada diye içimden geçirdim. Gerçi görünürde kimse yoktu.
"Çiçek mi burada?" Dillendirdim düşüncemi.
"Hayır." Aras da masaya oturunca ona daha fazla bakmadım ve ortada ki sosis tabağından sosis aldım.
"E, kahvaltı?" diye sordum Aras'a. "Ben hazırladım." Gözlerim bir anda ona dönünce o bunu umursamadı ve elinde ki tablete bakmayın sürdürdü. "Sende iki yumurta kıramayacak tip var," diye yorumda bulundum. Hiç çekinmeden hem de. Aras gözlerini sonunda bana çevirince boğazımı temizler gibi yapıp bakışlarının rahatsız edici etkisinden kendimi kurtardım.
"Ne tipi var bende?" Merak ediyormuş gibi sordu. Aslında meraktan çok beni konuşturmak istediğini biliyordum. Aras'ın sorduğu soruya cevap vermemeyi seçtim ve konuyu değiştirmek amacı ile aklımı kurcalayan soruyu yönelttim ona.
"Dün en son koltuktaydım yatağa nasıl gittim?" Aslında bu konuda bir fikrim vardı ama ben de Aras'ı köşeye sıkıştırıp üzerine gitmek, itiraf ettirmek ve belki de sonrasında kızmak istiyordum. Bilmiyordum artık hangisini yapardım? Aras'ın elinde ki çatal havada asılı kaldı ve gözlerini bana çevirdi. Soruyu beklemiyor gibiydi.
"Hatırlamıyor musun Çiçek uyandırdı seni yatırdı." Hayal kırıklığına uğramış mıydım? Evet. Böylece kızmak gibi bir hakkımı kaybetmiş oluyordum Aras'a karşı. Talihsizlik diyebiliriz buna, ya da başka bir şey...
"Hayır hatırlamıyorum," dedim ve sustum. Aras'ın devam etmesini bekliyordum.
"Uyku sersemiydin normal." Aras elinde ki çatalı masaya bıraktı ve masadan kalktı.
"Çıkmam lazım bir şeye ihtiyacın olursa kapıdaki adamlara söyle zaten arkadaşın gelecekmiş buraya Asaf'a söylemiş."
Ben kafa salladım ona ve hızla salondan ayrıldım. Bu adam da kişilik bozukluğu vardı eminim. Hadi ben İkizler burcuyum dengesiz hareketlerime kılıftı. Ama o kişilik bozukluğu olan bir adamdı eminim. O an bir şey dank etti. Eskiden iki kelime etmeye korktuğum adamla gayet rahat konuşmuştum. Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Yok Yok, ikizler burcu olduğum için bu hareketlerimin başka açıklaması olamaz.
***
Kahvaltımı yaptıktan sonra Reva ve Mahir gelmiş onlarla birlikte bir kaç saat oturup dertleşmiştik. Ne yalan söyleyeyim çok iyi gelmiş bu bana. Aras'ın Mahir'den hoşnut olmadığını görebiliyordum. Ciddi ciddi onu sevmemişti ama bu beni pek ilgilendirmiyordu. Mahir benim dostumdu ve ben bu evde kalmaya devam ettiğim sürece Mahir de burada olacaktı.