bc

Beni Sana Getiren

book_age18+
17
TAKİP ET
1K
OKU
heir/heiress
drama
campus
small town
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Masallardaki zengin oğlan fakir kızın aşk hikâyesi her zaman mutlu sonla mı biter? Peki aşk gerçekten her şeyi affetmeye yeter mi ?

Körkütük kitabındaki Mahir'in anne babasının hikayesidir.

*****

Feride hayatı zorluklar içinde geçmiş , Ona yoldaş olmuş Kerime annesinden başka kimsesi olmayan yalnız bir kızdır. Kendi küçük dünyasında, kimseye bulaşmadan okuluna gidip gelmektedir. Boş vakitlerinde ise ona evini açıp kol kanat geren köyün ebesine yardımcı olmaktadır. Okuldan eve geç döndüğü birgün bir kaç sarhoş serserinin sözlü saldırısına uğrar. Kendini kurtarmak için attığı yardım çığlıkları karşılıksız kalmaz ve köyün zengin ağasının oğlu onu kurtarır. Hayatı boyunca kimse ile doğru düzgün muhabbet kurmamış olan Feride kendini kurtaran bu yakışıklı ve heybetli adama tutulur. Bu kendinden emin duruşlu, sert bakışlı yürürken dahi üzerinden güç akan adama kapılırken felaketi olacağından habersizdir...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
PROLOG ✓
Genç kız, ne yapacağını bilemez halde yalın ayak koşturmaya devam etti ormanın içinde. Ayağına sık sık batan taşlar ve dikenler canını fazlasıyla acıtsada hissettiği korku, sızlayan ayaklarının acısını gölgeliyordu. Adım seslerini duyuyordu ama bu korkusunu katlamaktan başka bir işe yaramıyordu. Ayağı bir kez daha tökezledi. Kaçıncı tökezleyişiydi bilmiyordu, tek bildiği durmaması gerektiğiydi. Karnındaki ağrı arada sırtına doğru bıçak gibi saplanıyor nefesi kesiyordu. Muhtemelen hızlı koşturmaktan oluyordu. Buda hızının kesilmesine sebep oluyordu ama duramazdı. Durursa öleceğinin farkındaydı elbette. Ayağı yeniden tökezlediğinde bu sefer öncekiler kadar şanslı değildi. Tüm hızıyla yüz üstü yere kapaklandı. Düşmenin şiddetinden acıyla inledi. Ağrı bir kez daha sırtını boylu boyunca yokladı. Bir kez daha gücünü toplayıp ayağa kalktı. Bu şekilde devam edemezdi. Bir yer bulup sığınmalıydı. Peşinden gelen adım seslerinin ve avcı köpeklerinin havlamasını duyuyordu. Gecenin karanlığında yıldızların aydınlattığı ormanda bir kez daha ayaklandı ve tam adımını atar atmaz önündeki boşluğu görmedi ve ayağının kaymasıyla yüksekliğini kestiremediği yerden yuvarlanmaya başladı. Ağzından engel olamadığı bir çığlık koptu. Gözlerini karnına batan sancıyla araladı. Bayılmıştı ve ne kadar süre geçtiğiyle ilgili hiç bir fikri yoktu. Etrafını taradı gök mavisi gözleriyle ve birkaç metreyi bulan yeri görünce ağırca yutkundu.Hala sesler gelmeye devam ediyordu. Kahretsin vakit kaybetmişti... Her an yakalanması an meselesiydi.Tekrar ayağa kalmaya yeltendi ancak karnına giren keskin sancı öncekilere hiç benzemiyordu ve bu onu iki büklüm etti. Ağrıdan ağlar gibi bir inilti bırakıp yere çöktü. Elini usulca ıslaklık hissettiği elbisenin üstüne attı ve elini yukarıya ay ışığına doğru kaldırdı. Gördüğü görüntüyle ağzından bir acılı bir hıçkırık koptu "Hayır... hayır" diye sayıkladı "Şimdi değil lütfen." Ona inat eder gibi bir sancı daha girdi. Her sancı bir öncekini mumla aratır cinstendi. Artık devam edemeyeceğinin farkına varıp kendini en yakın ağaca doğru geri geri sürüdü. Sırtını ağaca yasladı derin bir nefesle bacaklarını dizlerin kırıp alt tarafını boşluğa çıkardı. Ve bir sancı daha ... Ağzından küçük bir çığlık daha fırlamak üzereyken elini ağzına hızla kapatıp kendi sesini boğdu. Ve içgüdüsel hareketlerle derin bir nefes alıp vererek kendini ıkınmaya zorladı. Canı çok yanıyordu. Gözlerinden akan yaşlar zaten karanlık olan geceyi iyice önünü göremez hale getiriyordu. Şimdiye kadar pek çok fiziksel şiddete maruz kalmıştı ama hiç biri şu anda hissettiği acının yanından bile geçemezdi. Dakikalar geçti genç kız hissettiği her sancı da ölümün aslında çokta korkulacak birşey olmadığı kanaatine varmaya başlamıştı. Gözünün önünde benekler uçuyor ona uçsuz bucaksız bir beyazlıkla onu huzurlu bir uykuya davet ediyordu. Bitsin istiyordu sadece sonucu ölümlede olsa bu acı bitsin. Ancak o kadar acısına, ağrısına sesini çıkarmaması gerektiğininde bilincindeydi. Elleri ısırılmaktan her tarafına kan oturmuştu. Son kez gelen ve nefesini kesen ağrıyla bağırmamak için öyle bir sıktı ki dişini, çenesinin ağrısını günler boyu çekeceğini o an hissetti . Sonrası beyaz benekler çoğaldı ve kendini beyaz ışığın kollarına bıraktı. ✨✨✨✨✨✨ Bir ses geliyordu. Hani insan uyku ve uyanıklık arasında gidip gelirken sesleri duyar ama vücudu tepki gösteremez ya. Genç kız tam öyle bir anın ortasındaydı. Boğuk kesik kesik gelen sesi duyuyor, ama onu tatlı bir uykuya davet eden ağırlığa karşı koyamıyordu ve bilincinin kapanmak üzere olduğunun farkında değildi. Tam gözlerinin kapatmıştı ki tekrardan gelen boğuk sesle yerinden sıçradı. Etrafa bakınıp ne olduğunu anlamaya çalışırken birden yaşananlar hafızasına hücum etti ve ağrısına sancısına aldırmadan yerinden doğruldu. Zorlukla hafif dik konuma gelip bacaklarının arasına baktığında ise bilmem kaçıncı kez nefesi kesildi. Bacaklarının arasında eli yüzü kanlar içinde ama ağlamaktan morarmaya başlayan ve gitgide sesi azalan iri bebeği gördü. Üzerindeki örgü hırkayı yırtar gibi çıkartıp yere serdi.Yaz günü olmasına rağmen üzerindeki ıslaklıkla hemen buz gibi olmuş bebeğini büyük bir dikkat ve özenle eli titremesine rağmen hırkanın içine sarıp kucağına bastırdı. Sırtı kendini sıkmaktan ve ıkınmaktan su gibi ter olmuş, esen hafif esinti sırtına kırbaç gibi değiyordu. Ama önceliği bu değildi. Kucağında hala çok ağlamaktan dolayı kesik kesik hıçkıran bebeğini susturmalıydı önce. "Burdayım bebeğim" dedi içi sökülür gibi "Yanındayım.Hep yanında olacağım siz veriyorum" gözlerinden hangi ara yaşlar akmaya başladı bilmiyordu. Bebek sanki onun sesini duyup anlamış gibi yavaş yavaş sakinledi. Ama hıçkırmaya devam etti. Kim bilir ne kadar zamandır ağlıyordu. Ve o bu şekilde ne kadar baygın kaldı bilmiyordu. Sonra okuduğu kitaplar aklına geldi . Bebeği yeni doğmuştu ve beslenmesi gerekiyordu. Bebeği çok ağlamaktan kendinden geçmişti ama karnını biraz daha doyurmaz ise bebeği için hayati tehlike tehlike söz konusu olabilirdi. Birden bulunduğu durumun saçmalığı dank etti kafasına, bu sağlıksız ortamda kendi hayatı bile güvencede değilken bebeğini nasıl koruyabilirdi? Bunları düşünmeyi sonraya bıraktı. Önce bebeğini ısıtıp doyurmalıydı. Örgü hırkanın bebeğin her tarafını örttüğüne emin olmak için sağını solunu iyice çekiştirip sarmaladı. Sonra bebeğin üstünde kalan eliyle elbisesinin yakasını çekiştirip göğsünü ortaya çıkardı. Tamamen içgüdüleri ile hareket ediyordu. Yoksa en ufak bir tecrübeye sahip değildi. Göğsünü bebeğin başına doğru yaklaştırıp bebeğin konumunu rahat yaklaşabileceği bir pozisyona ayarladı. Hamileliği boyunca büyüyüp belirginleşmis göğüs ucunu yorgunluktan kendinden geçmiş, ama hala ara ara hıçkıran bebeğin dudaklarına doğru sürttü yavaş yavaş ve zaman durdu onun için sanki. Bebeği birden dudaklarını araladı ve önce yavaşça kavradığı küçük dudaklarıyla kısa bir zaman sonra göğsünü hırsla çekiştirmeye başladı. Genç kız hangi ara yine akmaya başladığını anlamadığı yaşlarla bebeğini izlemeye koyuldu. Bebek göğsünü çekiştiriyor, süt gelmedikce de küçük ağzıyla homurtuya benzer sesler çıkarıyordu. Başka ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktu. Buraya kadar sezgileriyle hareket edip gelmişti ama şimdi ne yapacaktı? Sütün gelmesi için ne yapabilirdi ? Yada yapılır mıydı? Zihni bomboş iki cümleyi bir arada getirmeyecek kadar da dağınıktı. Küçük ama oldukça aç görünen bu toraman çıkardığı homurtularla sinirlenmeye başladığını belli ediyordu. "Allah'ım yardım et" dedi canhıraş bir sesle. "Biliyorum senin lütfuna layık biri değilim, ama kucağımdaki şu günahsızın yüzü suyu hürmetine bana merhamet et. Senden başka sığınacak kimsem yok" dedi yalvararak. Gözlerinden yaşlar birkez daha dökülmeye başladı. Bunca derdinin arasında gözünde aktıkça yenilenir eklenen yaşlara şaşırmadan edemedi. Bitmez miydi bu yaşlar yahu ? Daha ne kadar akacaktı? Bu düşünceler içinde boğuşurken, kalbinden göğsüne doğru ılık bir sıvının akışına saniye saniye tanıklık etti . Hani çeşme açılır da borular yavaş yavaş suyla dolar ya öyle bir his. Ardından bebeğinin homurtusunun "Igkk, Igkk" diyerek küçük ağzının kenarlarından taşırarak sütü küçük midesine indirmesini soluksuz izledi. "Allah'ım sana şükürler olsun" dedi gözünde dinmeyen yaşlar herşey rağmen çocuksu bir neşeyle. Ama bu sevinci fazla sürmedi. Çünkü; Morpy kanunlarına göre er yada geç en kötü felaketler zincirlemesi vuku bulacaktır der. Bebeğini izlemeye devam ederken sırtını yasladığı ağacın dibinde, tepesine dikilen gölgeyle kafasına soğuk bir metalin dayanması bir oldu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.8K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
27.4K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
26.3K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
33.6K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.2K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.4K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook