1.Bölüm
Ahh!! Bu ne sıcak Ya Rabbim eridim. İstanbul sıcağına dayanamıyorum cehennemde nasıl duracağım.
Tam tamına beş saattir iş arıyorum ve tabiki de bulamadım. “Biz sizi ararız” of ne klişe dimi?
Kim dedi ki git öğretmen ol akılsız kafam.
Atanmayı bekleyene kadar anam bana hayatı zindan edecek. Neymiş efendim Yıldız’ın kızı pilot olacakmış ben hala eve para getirmemişim. Pilot değil bide hostes bu arada. Ama anam başkasının kızlarını över bizi de gömer anca. Neymiş bari evlenip de bi yuva kurmalıymışım da . Ah Deren sen bu hallere düşecek insan mıydın? Gelmişim 22 yaşına hala babamdan harçlık alıyorum.
Hah neyse geldim son iş görüşmesine madem atanamadım bari başka iş bakayım dedim. İki katlı lüx restorantan içeri girdim.
“ Merhaba ben Deren Yıldız iş görüşmesi için gelmiştim.”
“Üst katta insan kaynaklarına çıkın.” Teşekkür edip yukarı çıktım yalnız burası baya fiyakalı. Ben etrafa aval aval bakarken açılan bir kapıdan üstüme meteor düştü. Burunlarımız birbirine değiyordu nefes alış verişlerimiz birbirine karıştı.
Yalnız bu meteor pardon adam çok ağır. Bu siyah gözler ne be “ eşek gözlü” gibi.
“Ne?”
“Ne ne beyefendi çekilin üstümden nefes nefes alamıyorum.” Üstümden elimi tutarak beni de beraberinde kaldırdı. Kahretsin çok yakınız niye yapıştım adama yaaa.
“İyimisiniz hanımefendi? Özür dilerim göremedim sizi isterseniz bir hastaneye gidelim?”
Üstümü düzeltim “ hayır beyfendi iyiyim teşekkür ederim .” Az önce meteorun çıktığı odadan bir meteor daha çıktı nereye düştüm böyle?!
“Alaz , bir sorun mu var ne oluyor burda?”
“Yok kardeşim ufak bir kaza oldu da.”
“Siz kime bakmıştınız?”
Ebene tövbe yarabbim ya tatlı bir tebessüm ile” Ben Deren Yıldız iş görüşmesi için geldim.”
“Buyrun içerde konuşalım, Alaz görüşmek üzere.”
“Burak hanımefendiye özür mahiyetinde yardımcı olursan sevinirim.”
Burak denen adam adının Alaz olduğunu söyleyen ada göz devirdi .
Arkamı dönüp baktığımda Alaz’ın beni izlediğini gördüm bu davul sesleri kalbimden mi geliyor; yok canım açım ya midemden geliyordur. Neyse Burak bey hemen elime bir kâğıt tutuşturdu ve konuya girdi.
“Hoşgeldiniz tekrar bu size verdiğim kağıtta iş sözleşmesi bulunuyor eğer size uyarsa imzalayın ve hemen yarın işe başlayın.”
Kafamı sallamakla yetindim Burak bey biraz işi olduğunu birazdan geleceğini ve gelene kadar karar vermemi isteyerek odadan çıktı.
“Ne 30 bin mi ve 1 yıllık işten çıkmama karşılığında mı?” İş saatlerinde telefon yasak surat asmak yasak , her emir yerine getirilecek, 1 hafta deneme süresi, iş yerinde olan hiç bir olay dışarı çıkamayacak, bu kurallar yerine getirilmezse 1 milyon tazminat ödenecek.Neyse imzalayayım da işi kaçırmıyim zaten seneye yeni atamalar ancak olur bu sırada güzel para biriktiririm.
“Deren hanım,Deren hanım “ önümde gezen kolla kendime geldim.
“ Pardon dalmışım da”
“ Önemli değil evet bir karar verdiniz mi?”
Kağıdı imzalayıp önüne bıraktım. Burak bey yarın sekizde başlayacağımı ve kuralları kısaca anlattı . İşim bitince el sıkışıp ayrıldım.
Hey anam kızın öğretmen olamadan garson oldu . Yalnız kafama takılan niye bu kadar çok maaş ödedikleri. Neyse çıkışa giderken girişteki kıza selam verip ayrıldım bu sırda içeriye takım elbiseli adamlar girdi. Nereye düştüm ben.
O sevinçle eve nasıl gittim bilmiyorum tabi maaşımı hepsini demedim biraz az söylemiş olabilirim.
“ Kız kim bir garsona 20 bin verir sen boşa mı okudun hoca olsan 15 bin alırsın nasıl iş bu?”
“ Anne kaç kere diyeceğim çok lüks bir yer gelenleri gör off! Ahh! Anne niye attın yine terliği ya?”
“Sen niye elin adamlarına sulanıyorsun kızım?”
“Ya anne ben para anlamında dedim onu.” Annemle atışmamız bitince akşam yemeği için sofrayı kurduk yemekten sonra uyumak için hemen odama kaçtım.
Uyumak için hazır olunca yatağıma uçtum yani ayağım takılıp havalı bir düşüş yapmış olabilirim.
Sabah gözümü alarmın sesiyle açtım. Günlük rutin işlerimi halledip hafif bir makyaj yapıp çıktım evden. Otobüs durağına depar atarak gittim resmen. İşe sekize çeyrek kala vardım.
Burak beyi bulunca beni iş arkadaşlarımla tanıştırdı. Çiğdem ,Yusuf, Ahmet, Sevgi ve karşılamadan Buse ile tanıştım. Ahmet bana yardımcı olacağını söyleyince herkes iş başı yaptı. Öğlene kadar ortalarda dolandım sadece .
Ahmet yanıma gelip molaya çıkacağını yerine bakmamı istedi.
Biraz sonra içeriye 5 kişilik bir grup girdi iki kadın ve üç erkek vardı. Yanlarına yaklaştım siparişleri almak için “Hoşgeldiniz ne alırsınız?” Başımı kaldırdığım gibi onun siyah harelerine takıldım . Kafamı iki yana sallayıp kendime gelip siparişleri aldım. Arkamı hafif döndüğümde bana baktığını gördüm yanındaki kadın koluna dokununca beynim alev aldı. Ne oluyor bana kalbim niye hızlı atıyor. O sıra Ahmet imdadıma yetişti. Yanağımdan makas alıp ;
“Fıstık hadi molaya çık sende yoksa ilk günden açlıktan bayılacaksın.”
Gülerek molaya çıktım bende. Yemekten sonra lavaboya gittim. Çıkışta sert bir şekilde duvara tosladım. Kafamı kaldırdığımda duvar olmadığını gördüm.
“Yine mi sen ela gözlüm?”
Sahiplik eki mi kullandı o? “ Gözlüm?”
“ pardon da da ben sizi tanımıyorum bile sahiplik ekini hangi hakla kullanıyorsunuz?”
“Tanışırız o zaman “ Gözlerinden ateş çıkıyordu adeta hala bedenim duvarla onun arasında onu ittim ama milim oynamadı. Yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu. Gözleriyle yedi adeta beni.
“Ne saçm..” lafım bitmeden dudaklarıma yapıştı. Ben donup kaldığım için karşılık veremedim dudağımı ısırınca bir inilti çıktı ağzımdan dilini ağzıma sokunca ben de kayış koptu. Yirmi iki yıldır bakire dudaklarımı talan etti . Susuz kalmış gibi ben de acemice karşılık verdim. Nefesimiz tükenince ayrıldık. Göğsümüz inip kalkarken saçlarımı okşamaya başladı. Baş parmağını dudaklarımda gezdirip “ Bunlar artık bana ait” dedi ve son kez dudaklarıma sert bir öpücük bırakıp gözlerime bakıp gitti.