Yeni güne büyük bir mutluluk ve heyecanla gözlerini açtılar Deren ve Alaz.
Sultan hanım erken kalkıp hazırlıklara başladı. Uyanıp aşağı inen annesine yardıma koyuldu. Öğelere kadar bütün işleri ve yemeklerin bir kısmını hallettiler.
Odasına gidip duş alan Deren, hazırlanıp alışveriş için evden çıktı. Yakın arkadaşı Aylin ve Pelin’i çağırdı yardım için.
“ Kızım aslında gelmeyecektik bize ne ara anlatacaktın? Yabancı mıyız biz? Oldu olacak nikah günü çağırsaydın.”
“ Aylinim kızıl alevim , bi dur motorun soğusun ya. Kızım ani oldu herşey. Ben de anlamadım. Hadi yardım edin daha kıyafet alacağım ; daha hazırlanacağım. Siz çene çalın. Herşeyi anlatacağım ya.”
Devamında gitmediklerini mağaza kalmadı. Heyecandan ne alacağına karar veremedi. Onarda da arkadaşlarının tüm sorularına da cevap verdi.
Aylin ve Pelin ikisi de 26 yaşında. Liseye kadar beraber okudular. Aylin cerrahapaşa da tıp kazanıp çocuk doktoru oldu. Pelin ise kazandığı işletme bölümden sonra okuduğu üniversitede kariyerine akademisyen olarak devam ediyor.
“ Deren bu elbise harika hemen alıyorsun bunu.” Dedi Aylin.
“ Eniştemin dibi düşecek sana . Kuduracak seni görünce.”
“ Of Pelin!” Kıpkırmızı oldu bu sözle. Üzerine kalp yaka , kırmızının en güzel tonu olan şarap kırmızısı balık model , dize kadar yırtmaçlı ve üzerine tam oturan uzun bir elbise vardı.
Aynadaki yansımasına kendi bile aşık oldu. Aklından geçense , Alaz’ın beğenip beğenmeyeceğiydi.
“ Hadi bunu alıyorum. Yan mağazadan beğendiğim şeffaf bantlı stilettoyu da alalım. Çabuk kabine gireceğim. Pınar koş o ayakkabının otuz sekizini al.”
Kabine girip hızla üstünü değiştirdi. Ödemeyi yapana kadar Pınar da ayakkabıyı almıştı.
Taksiye atlayıp eve geldiler. Hep birlikte Sultan hanıma son hazırlıklar için yardım ettiler. İşleri bitince Deren’in odasına geçtiler.
“ Deren gülüm hadi duşa gir hemen. “
Pelin’in sözüyle kendini soğuk duşa attı hemen. Üzerine bornozuyla içeri geçti. O sırada her zaman gittikleri kuafördeki kızlar da gelmiş kızların saçlarını yapmaya başlamıştı. Kendini sandalyesine bırakan Deren, kuaför kızların maharetli ellerine bıraktı.
İki saatin ardından hepsi hazırdı. Aynada kendine bakan Deren, ortaya çıkan sonuçtan oldukça memnundu. Saçlarını doğal dalga yapıp, gözlerini ortaya çıkaran vurgulu bir makyaj yapılmıştı.
Misafirlerin gelme saati yaklaşınca Deren heyecandan yerinde duramıyordu. Zil çalınca yerinden zıpladı.
“ Geldiler, geldiler. Hadi aşağı inelim.”
“ Dur deli, sakin ol biraz. Ağırdan al kendini biraz beklesinler kapıda.”
“ Pelin! Saçmalama. “ deyip kapıyı açıp hemen aşağı indi. Aşağıda tüm ailesi ayaklanmıştı.
Kızlarının güzelliğini gören ailesi; gözleri mutlulukla ve hüzünle doldu.
“ Hadi kızım kapıyı aç ayıp oldu.”
“ Tamam anne açıyorum. “
Derin bir nefes alıp kapıyı açtı. Karşısında ellili yaşlarda çok güzel bir kadın ve aynı yaşlarda kır saçlı bir adam duruyordu. Muhtemelen Alaz’ın anne ve babasıydı. Uzanıp ellerini öptü sırayla.
“ Hoşgeldiniz efendim.”
“ Hoşbulduk güzel kızım.”
Annesi elini öpen gelinine sıkıca sarıldı.
“ Maşallah ne güzelsin böyle?”
“ Teşekkür ederim efendim.”
Herkes sırayla içeri geçti. En sona kalan Alaz, elindeki kırmızı gülleri sevdiğine verdi. Gözlerini ondan alamadı. Kısık sesle yanından geçince “ çok güzelsin” dedi.
İçeriye geçen aile üyeleri; birbirleriyle kaynaşmaya başladılar. Alaz’ın ailesi; Deren’i çok beğendi. Alaz, lacivert takım elbisesini içinde çok yakışıklı duruyordu. Aynı şekilde Dern’in güzelliği Alaz’ın aklını başından almıştı. Birbirlerini kaçamak bakışlar atıyorlardı.
Alaz’ ın kuzeni gözünü Aylin’den alamıyordu. Bunu fark eden Karan , adeta kızgın boğaya dönmüştü de kardeşinin en mutlu günü diye bir şey yapamıyordu. Açık yeşil kısa bir elbise giyen Aylin, çok güzel olmuştu. Karan , Deren’in odasından ince bir şal getirip Aylin’in bacaklarını örttü. Geldiğinden beri Aylin’ e bakan adama ters ters bakmaya başladı. Gözleriyle adeta dövüyordu.
Aylin:” Bu ne şimdi? Bu şalı niye getirdin ki senden böyle bir şey mi istedim?”
Karan:” Hayır istemedin. Ben uygun gördüm. Bu ne bir karış etek giymişsin. Hiç güzel olmamışsın.”
Aylin, bu sözlerin üzerine gözleri doldu. Kafasına öbür tarafa çevirdi. Dostunun en güzel gününü mahvetmeye hiç niyeti yoktu. Ama bunu onun yanına bırakmayacaktı. Sadece gününü bekleyecekti.
Ona olan duygularını bildiği halde bu kadar kaba davranmak zorunda değildi.
Tanışma faslının ardından kızlar mutfağa kahve yapmaya gittiler.
Alaz’ın amcaları ,yengeleri, dayıları ve bir halası ile çok kalabalık gelmişlerdi.
Tencerede kahve pişirmek zorunda kaldılar. Kızlar misafirlere; Deren de Alaz’a özel cezvede kahve pişirdi. Kızlar ne kadar ısrar etseler de ; Deren kahveyi bol şekerli yaptı.
Tuzlu kahve, birini sevmediğin zaman kibarca hayır demekti onun için. O ise sevdiğine binlerce kez evet demek istiyordu. O yüzden kahvesini bol şekerli yaptı.
Kızlar kahveleri fincanlara boşalttı. Deren , büyük bir tepside kahveleri dağıttı. Sonra da sevdiğine özel yaptığı kahveyi küçük bir tepside Alaz’ a uzattı.
O sırada Pınar, kamera ile bu anı ölümsüzleştiriyordu.
Kahvesinden bir yudum alan Alaz, aldığı tatla tebessüm etti. Tuzlu kahve beklerken, bol şekerli kahve olması oldukça şaşırtmıştı onu ama belli etmedi. Sevdiği karşısında gülünce kötü bir durum olmadığını anladı. Kahveyi bi dikişte kafasına dikip , cebinden tepsiye bir gül ve kutu bıraktı.
“ Efendim gelelim sebebi ziyaretimize. İlk göz ağrımız asla evlenmem diyen oğlumuz dün karşımıza çıkıp aşık olduğunu ve evlenmek istediğini söyledi. Açıkçası bu kadar acele etmesi içimize sinmedi ama biz oğlumuzun her kararında daima yanında olacağız.
Allah’ ın emri Peygamberimizin kavliyle gözünüzün nurunu biricik kızınızı Allah’ın emaneti olarak oğlumuza istiyoruz. Kızınızı kendi kızımız bilip, dördüncü çocuğumuz olmasını , oğlumuzu da kendi oğlunuz olarak bilmenizi isterim.” Diye bitirdi sözü Cemal bey.
“ Cemal bey, açıkçası söze öyle bir başladınız ki az kalsın vazgeçecektim. Ancak devamında ettiğiniz sözler bizi çok onure etti. Bizim rızamız vardır . Delikanlı dün kendini çok güzel ifade etti.
Ama ben yine de kızıma son sözü sormak istiyorum.” Kızına bakan Ümit Bey, “ Ela gözlüm ne diyorsun, bu ailenin bir parçası olmak istiyor musun ?”
Deren’in gözleri doldu. Hem kendi ailesi, hem de Alaz’ ın ailesi çok güzel bir aile idi. Kendini çok şanslı hissetti. Göz ucuyla Alaz’ a baktı.
“ Evet babam . Senin de rızan varsa istiyorum.”
Kızından bu sözleri duyan Ümit bey derin bir nefes alıp” Allah hayır etsin . Verdim kızımı.”
Sırayla aile büyüklerinin elleri öpüldü. Arkadaşlarına sarıldılar.
Yüzükler için hazırlanan masanın önüne geldiler .
Yüzükleri Alaz ‘ın amcası Hayri bey taktı. Alaz , Deren’ e pırlanta seti taktı. Esma hanım gelinine altı bilezik taktı. Ve daha nicelerini. Gecenin sonunda Deren, kuyumcu dükkanına döndü. Pasta kesilip , fotoğraflar çekildi.
Nihayet yan yana oturan nişanlılar hem yemeklerden yiyip hem sohbet ettiler.
“ Aşkım. Hala inanmıyorum. Şimdi nişanlım mı oldun sen?”
“ Evet Alazım oldum valla. “
“ Deme öyle, zaten çok güzel olmuşsun seni yemek istiyorum. “
“ Saçmalama ve fazla yaklaşma abim ters ters bakıyor sana her an aramıza uçacak gibi bakıyor.”
“ İstediği kadar baksın. Bak parmaklarımıza artık benimsin. Deren.!”
Diyen Alaz , sevdiğinin gözlerine baktı.
“ Hmm. Söyle canım.”
“ Seni seviyorum.” Aptal aşık gibi gülmeye başladı Deren.
“ Kardeşim gel bakayım yanıma. Seni tam tebrik edemedim. “ Diyen Karan; Deren’i yerinden kaldırıp yan sandalyeye oturtup aralarına girdi. Alaz göz devirdi bunun üzerine.
“ Kardeşim bak eğer pişmansan bana söylemen yeterli. Ben arkanda dururum.”
Alaz , Deren’ in gözlerinin içine baktı bu sözlerden sonra.
“ Hayır abicim ben çok mutluyum . Alaz’ı çok seviyorum. Umarım sende sevdiğin insanı bulursun. Beni ancak o zaman anlarsın.”
Bunu duyan Karan , yönünü Alaz’a çevirdi.
“ Sen peki kardeşimi onun kadar seviyor musun? Hep mutlu edecek misin?”
“ Onu hep mutlu edebilir miyim bilmiyorum? Hayat karşımıza neler çıkarır bilemem. Ama en kötü anımda bile onu hergün bir önceki günden daha çok seveceğime söz veriyorum. “
Karan çok mutlu olmuştu. Alaz ‘ a sarıldı. Alaz da ona.
“Canıma , kanıma, karındaşıma iyi bak. “ deyip aralarından çekilip balkona kaçtı.”
Hüzünlenen Karan balkonda bir sigara yaktı. Aylin dayanamayıp yanına geldi. Eliyle sırtını sıvazladı destek olmak istercesine.
Arkasını dönen Karan , karşısında Aylin’i görünce onu çekip kolundan sarıldı. Şaşkınlıktan karşılık veremeyen Aylin , sonradan kendine gelip sarılışına karşılık verdi. İlk ayrılan Aylin oldu.
“ İyi misin? “
“ Daha iyiyim. Sağol. Az önceki kabalığım için özür dilerim. Çok güzel olmuşsun. Ben öküzlük ettim.”
“ Estağfirullah.”
“ Şşş. Öyle öyle. Seni kırdıysam affet. “
“ içeri geçelim mi? Ayıp olmasın. Yanlış anlaşılır.”
“ Tamam . Geçelim. “
Tam geçtiklerinde Alaz’ ın kuzeni ile koridorda karşılaştılar.
“ Lavabo ne taraftaydı? “ diye sordu Aylin’in gözlerinin içine bakarak. Aylin tam cevap verecekti ki, Karan:” Ben seni götüreyim kardeşim. Canım sen içeri geç geliyorum.”
Şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemeyen Aylin, içeri geçti . Karan ona canım demişti. Bu gece ona mutluluktan uyku yoktu.
Gecenin sonunda misafirler bir kere de ayaklandılar. Bir ay sonrası için düğün kararlaştırıldı.
En sona kalan taze aşıklar, kapıda vedalaştılar.
“ Seni seviyorum “ dedi Alaz Deren’in anlından öperek.
“ Seni seviyorum aşkım.”
“ Yarın işe erken çık .”
“Tamam. “
“ Tamam.”
“ Ee hadi yeter gitsene evine.”
“ Tamam Karan, iyi akşamlar.”
“ Güle güle , selametle.”
“ Hadi sende uyumaya ben kızları bırakıp geleceğim. Çok yoruldun. “
“ İyi geceler abilerin kıralı.” Deyip yanaklarını sulu sulu öptü.
Karan , Aylin ile baş başa konuşma hayaliyle çıkmıştı ama Pelin engeline takıl. Onlara bilerek fırsat vermedi.
Sabah yüzünde tebessüm ile uyandı Deren. Alaz ile tanıştığı günden beri böyle uyandığını farketti.
Hızla yataktan kalkıp duşa attı kendini. Üzerine siyah kot şortunu ve beyaz tişörtünü giydi. Saçlarını at kuyruğu yapıp . Hafif bir makyaj yaptı. Aşağı indiğinde gözlerine inanamadı. Alaz sofrada ailesi ile kahvaltı yapıyordu.
“ Hoşgeldin.”
“ Hoşbuldum.”
“ Hadi kuzum çabuk kahvaltını yap da oğlum seni bekliyor bir saattir. “
Hızlıca kahvaltısını yapan Deren ailesini öpüp evden çıktılar.
“ Canım bu ziyareti neye borçluyuz? “
“Sürpriz.”
“ Ne ya söyle ben sabırsız biriyim. Hemen söyle lütfen.”
Melül melül bakmaya başladı.
“ Hiç öyle tatlılık yapma . Bekle.”
Bir saat sonra şehrin biraz dışında güvenlikli bir araziye giriş yaptılar . Etrafı yüksek duvarlarla kaplı kocaman bir kapının önünde durdular .
Alaz aşağı inip kapıyı açtı. İçeri geçip aracı park etti. İki katlı şirin , kocaman bahçesi olan ve havuzlu bir ev vardı karşılarında.
“ Sevgilim. İşte sürprizim.
Nasıl? Evlenince burda yaşayalım istiyorum. O da sen de beğenirsen . Eğer beğenmezsen başka yerden de ev bakabiliriz. Gel hadi içine de bak.”
Ellinden tutup tek tek tüm evi gezdirdi. En son yatak odasına girdiler.
“ Burası da bizim yatak odamız. Beraber evimizin tüm eşyalarını seçeriz. Bişey söyle beğenmedin mi?”
“ Hayır aşkım. Yani evet çok beğendim. Burda senle bir ömür geçirmek isterim.”
Alaz , Deren’in beline sarılıp kendine çekti. Hızla dudaklarına yapıştı. Öpüşü hoyrattı. Susuz kalmış gibi. Nefesi tükenince:” dünden beri bu dudaklarını öpmek istiyordum.”
Bu sefer dudaklarını birleştiren Deren oldu. Ellerini ense köküne atıp ağzına inledi. Alaz, Deren’in bacaklarını tutup kucağına aldı. Onu odanın duvarına yapıştırdı. Birbirlerini tüketircesine seviştiler.
“ Imm. Deren . Bebeğim dayanamıyorum. Ne yapıyorsun bana.” Dudaklarını Deren’in çenesine ordan da boynuna gömdü. Diliyle yalıyor sonra da öpücüklerini sıralıyordu. Bu duygularını ilk kez yaşayan Deren, kadınlığında ince bir sızı hissetti. Kendini Alaz’ a bastırmaya başladı. Karşılaştığı sertlik alt kısmını sırılsıklam etti. Kendini kaybeden Alaz tekrardan dudaklarına yapıştı. Kendi Deren’in kadınlığına sürtmeye başladı.
“ Ahh. Sikeyim yavrum. Beni mahvettin. Ergenler gibi hissediyorum. Durdur beni. “
“ Aşkım bu çok zevk veriyor. Yapamam. “
“ Kızım sikerim seni bak nasıl azdırdın beni.” Deyip sertliğini bastırdı.
“ Ahhh!” Diye aynı anda inledi. Kendini daha fazla tutamayan Alaz , pantolonuna boşaldı.
“ İnanmıyorum. Beni ne hale soktun? İlk kez pantolonuma boşalıyorum.”
“ Ben ne yaptım? Sen bana dayanamadın.”
“ Doğru. Sana dayanamıyorum. Bak bana dokun.” Elini alıp sertliğine bastırdı. Anında tekrar sertleşti.
“ Bu çok büyük sanki.”
“ Görmek ister misin?”
“ Hayır. Buna hazır değilim. Şimdi ne yapacaksın ? Banyo etmemiz gerekiyor.Cenabet gezemeyiz bütün gün.”
“ Sen buradaki banyoyu . Bende aşağıdakini kullanırım. Benim kıyafetim var burda . Sana iç çamaşırı yoldan alırız.”
Sanki az önce sevişen onlar değilmiş gibi kıpkırmızı kesildi ve çok utandı.
Alaz Deren’in dudaklarına sert bir öpücük bıraktı.
“ Bu son öpücüktü .”
Rengi giden Deren:” Neden? “ diye sordu.
“ Çünkü bir an önce imam nikahı kıyalım . Daha fazla günaha girmeyelim. Seni görünce dayanamıyorum. Kendime hakim olamıyorum. Anladın mı?”
“ Anladım canım. Doğru söylüyorsun. Bu duyguyu ilk kez yaşıyorum nasıl duracağımı bilemiyorum. Haklısın. Ben annemle konuşurum. Hallederiz.”
Ayrı ayrı duş alıp evden çıktılar . Yolda bir mağazaya uğrayıp iç çamaşırı aldılar. Alaz , Deren’i restorana bıraktı.
El ele içeri geçince herkesin gözü fal taşı gibi açıldı.
“ Sevgilim benim şirkette işlerim birikti. Bitirebilirsem gelip alırım seni.”
“Tamam canım. İşine bak sen. Gelmezsen sorun değil. Kendim giderim.” Deyip yanağını öptü. Alaz da alnından öpüp çıktı.
Akşama kadar arada arkadaşlarına olanları özet geçti. Haftanın ilk günü olduğu için çok yoğun geçti.
Akşam olduğunda üstünü değiştirip restorandan çıktı. Durağa doğru yürürken telefonu çıkarıp Alaz’ı aradı. İlk çalışta açan telefonla yüzünde güller açtı.
“ Alazım çıktım ben durağa doğru gidiyorum.”
“ Bebeğim işim bitmedi maalesef. Acil bir toplantım var . Yoksa seni bir daha görmek için gelecektim. “
“ Sıkma canını işin de önemli çocuklarımız aç mı kalsın?”
“ Kız senin ağzını yerim ben. Delirtme beni deme öyle. “
“ Ama sen öyle diyi…. Ahhh! Alaz ! İmdat! Alaz!!!”
“ Derennn! Deren!!!”
Deren’in ağzına kapanan bezle gözleri karanlığa hapsoldu. Kimdi bu ? Ne istediler ondan? Son kez Alaz’ın adını sayıkladı derin bir uykuya daldı. Onu plakasız siyah bir minibüse attılar maskeli adamlar . Şirkette çılgına dönen Alaz , bakalım sevdiğini sağ salim bulacak mı?