Yağız arslanbey
"Efendim bu seferlik bağışlayın yemin ederim bir daha size ihanet etmiycem ne isterseniz yaparım affedin"
Böyle sümsük adamların zavallı kopekler gibi titreyen çeneyle karşımda yalvarıp yakınmalarından midem bulanır her zaman
Asil bir sekilde ölmek varken karşımdaki adam zavallı bir sekilde yalvararak ölmeyi tercih ediyordu her neyse , tercih meselesi .
"Yağız istersen bırak ben hallederim" sıkılmış bir ses tonuyla Sag kolum gibi olan ve tek güvendiğim adamım kerim bi an önce bitirmek için izin istese de bu zevki kendime saklayacak tım.
Normalde ölmek için yalvaran adamlara işkence ede ede öldürürüm şu anki durum ise tam tersi benden merhamet dilenen adam ölmek istemeyen adam ve en önemlisi,
"İhanet affetmediğim en önemli şey söylesene seni neden bağışlayayım ,sen olmasan belki o sevkiyatı da dün sabah tamamlamıştık, ama senin yüzünden cok büyük bir kazanca sahip olacağımız depoyu patlattılar. Senin leşini yakındaki gölün timsahlarına yedirirken ayrı bir zevk Alıcağımdan emin olabilirsin.
"Efendim lüt-"
"Geber"
Silah sesi ....
Benim için en önemlisi çevremde güvendiğim insanları barındırmak bu yüzden güvendiğim adam sayısı on parmağı geçmez.
İhanet edildiği halde benim bu konuda taviz vermeyeceğimi herkes iyi bilir bu yüzden pek cesaret edilmez bu piç
şansını denedi ve sonucu çok ağır oldum
"Utanmasa kadınlar gibi zırlayacaktı ,dedigin gibi göle mi atalım leşini"
"Evet kerim yok et hemen ve bir saat sonra ofisimde buluşalım elimizde neler var neler yapabiliriz ona bakalım "
"Peki patron "
Yazar anlatımı ile ;
Yağız bodrumun soğuk ve kasvetli havasından kurtulmak için üçer dörder adımlarla merdivenlerden çıkarak direkt odasına çıktı duş alıp kıyafetlerini giydi ardından aşağı aksam yemeği için ailesinin oturduğu masaya indi.
Aşağı indiğinde annesi ile babası hararetli bir şeyler konuşuyordu konu her ne ise annesinin pek hoşuna gitmemişti anlaşılan .İsmet Bey Yağız'ın geldiğini görünce konuşmayı bıraktı ve şimdi odak noktası Yağız idi.
"Her sey yolunda mı baba? "
Babası ağarmış sakallarını ovuşturarak başını salladı
"Evet yolunda annen her ne kadar kabul etmesede olması gereken durumlardan kaçınılmaz öyle degil mi oğlum"
Yağız kaşlarını birleştirerek pür dikkat babasını dinliyordu kız kardeşi her zamanki gibi çıtını bile çıkarmadan önündeki yemeği yiyordu.
"Tam olarak olması gereken ne baba anlamadım".
"Evleniyorsun Yağız gelecek pazar "
Babası pat diye söyleyince Yağız' ın durumu idrak etmesi biraz zaman almıştı normalde babası evliliğine bu kadar karşı iken şimdi buda ne demek oluyordu ki.
"İsmet sana dedim anla ben o adamın kızını gelin diye almam oğluma ".
"Ne zamandan beri kararlarıma karşı çıkar oldun Hazal?"
" Ben böyle istiyorum ve böyle olacak"
Şimdi anlaşıldı hararetli tartışmalarının sebebi .
"Baba yanlış duymadım dimi evlenmek derken ben öyle bir karar aldığımı hatırlamıyorum".
"Yağız ben senin yaşlarındayken annenle evliliğimizin bilmem kaçıncı senesindeydim ve sen doğmuştun bile,bu güne dek evlenmemeni isteyen bendim ama artık zamanı geldi ve benim istediğim kişi ile evleneceksin itiraz dahi istemez ".
Yağız normalde babasına karşı gelmez Bütün kararları ne olursan olsun her daim ortaktı ama şimdi ne yapacağını bilemez bir şekilde gözlerini sıkıca yumarak şakaklarına masaj yaptı.
Biraz sakinleşince devam etti,
"Evliliğin bana göre olmadığını hepiniz gayet iyi biliyosunuz hem evleneceğim kadına sadık kalmayacağımı da iyi biliyorsunuz söylesene baba durduk yere nereden çıktı bu evlilik meselesi".
"Durduk yere alınan bir karar değil elbet, yıllar önce alınan bir karar bu".
Masada bu sözlere şaşıran bir tek yağız olmuştu anlaşılan bu konuda bilgisi olmayan bir tek o idi .
"Bu konuyu doğru düzgün anlatacak mısınız artık, ne demek yıllar önce aldık".
"Evlat anlatıcam elbet ama önce sakinleş daha hicbirşey anlatmadım bile".
İsmet bey oğlunun böyle bir tepki vereceğini bilse de hicbirşeyi değiştiremez idi mecburen bu evliliği kabul edecekti.
"Sakinim ben anlatın artık sabrım taşıyor".
"Peki o zaman aç kulağını beni iyi dinle ve ben bitirene kadar tek kelime etme , etmeyin" diye ekledi Hazal hanım ve kızına sert bir bakış atarak .
"Kız kardeşinin öldüğü vakit onun ölümüne sebep olan o iti oracıkta paramparça edebilirdim hatta edebilirdin öyle değil mi evlat?".
"Bir sorun vardı o it yavuz kılıçsoyun eniğiydi , ve biliyorsunuz ki o kılıçsoyların bizim ki kadar geniş bir çevresi var birçok kişi tarafından tanınıyorlar eğer o piçi oldurseydik o zaman bu kan davasına dönüşecekti ve şuan bu imparatorluğa belkide çok başka kişiler çökecek ti biz ise toprağın derinliklerinde yatıyor olacaktık bu son kaçınılmaz olacaktı bizden de ölen olacaktı onlarda da ve bu kan davası hiç bitmeyecekti " .
"Bir karar almam gerekiyordu sonra baktım ki, bir gün yavuz şerefsizi bir teklifle çıkageldi teklifi makuldu başka çıkar yolu yoktu kabul etmek zorundaydım,ve o zaman ikimizde bir anlaşma imzaladık biz onun eniğini gebertmeyecektik o ise bize kızını verecekti ".
Yağız'ın yumruğu iyice sıkılmıştı
"Nasıl böyle bir şey istersin benden Baba o şerefsizin kızını karım diye ailemin içine mi sokacam olmaz ".
"Yağız bu konu tartışmaya kapalı istesemde bu durumu değiştiremezsin o kızı karın yapacaksın ve ödeşmiş olacaz böylelikle o bizden kızımızı aldık bizde onun kızını alacağız."
Yağız biraz düşününce gerçekten de çıkar yolu yoktu ama en azından biraz olsun içi soguyacaktı ve o kadınıda geldiğine pişman edecekti.
"Peki madem kararı aldınız çoktan, o zaman hiç bir şekildede o kadına nasıl davranacağıma da karısmayacaksınız ve
ona sadakat göstermemide beklemeyeceksiniz benim gözümde o piçin değeri nasılsa kızınıda degeri aynı olacak ".
"Peki bu konuları sonra konuşacağız elbet , Yavuz yıllardır kızını kardeşinin yanına Almanya'ya göndermiş bu karanlık dünyadan başka türlü koruyamazdı zaten. Kızı yarın sabah getirmiş olacak, öbür aileside çoktan gelmiş olmalılar yarın akşam ise bir yemek daveti düzenlemiş kızını tanıştırmak için, amcanlar da gelecek tam zamanında hazır olsun herkes".
Yağız böyle emrivakilere gelemezdi karşısındaki babası değilde başka biri olsaydı çoktan şimdi boks torbasına çevirmişti .
Hazal hanım hiç mutlu değildi bu karardan kız kardeşinin ise yüzü asılmıştı daha kız gelmeden yeterince karanlık ve yoğun tempolu bir hayatı vardı bir de şimdi yeni bir zorluk ekleniyordu.
"Benim halletmem gereken işlerim var size afiyet olsun " diyip ofisine doğru ilerledi. ofisindeki masasına oturup adamlarını bekledi birde onca malı o mafyalara kaptırmanın siniri vardı üzerinde.
Adamları geldikten sonra bir saat boyunca toplantı yapıp fikir alışverişinde bulundular neyse ki kimse Yağız Arslanbey' in karışısında duramazdı onun olan yanlız ona aitti....
* * *
Lamia:
Geçmiş (Lamia'nın geçmişinden bir kesit)
Güzel kızım benim söyle bakalım ne
yemek istersin
"Senin yaptığın her şey lezzetli annecim ama en çok çikolatalı kekine bayılıyorum"
"Ahaha ve tabi o çikolatayı da yüzüne gözüne sürmeye bayılıyorsun öyle değil mi prensesim "
"Haha öyle sanırım "
"Peki o zaman hadi gel bakalım sen burda otur baştan bende kek yapmaya başlayayım "
annnesi Lamia'yı tezgah üstüne oturtup kek yapmaya başlamıştı ve her zaman mi gibi Lamia uslu durmayıp kaptaki unu annesinin yanağına sürmüş ve anneside onun burnuna sürmüştü birkaç dakika boyunca öylece oynadılar kahkaları birbirine karışmıştı annesi ile mutlu oldukları sayılı anlardan biri idi .
Şimdi ki zaman:
Lamia' nın gözleri yavaşça aralandı, başı zonkluyordu henüz nerede neler olduğu hakkında bir fikri yoktu. Bilinci tamamen yerine geldiğinde ağrıyan başını tutarak ayağa kalktı.
Etrafa bakındığında yabancı bir oda olduğunu anlamak zor olmamıştı ve birden, yaşadığı şeyler bir bir gözünün önünden geçti, kabusu geri gelmişti anlaşılan bu bir rüya değildi
Hepsi gerçekti ve en önemlisi evlendirilmesi, birden panik bütün ruhunu sardı bir an önce burdan çıkmalıydı
kaçmak için kapıyı açtığı gibi birine tosladı babası omuzlarından tutarak odaya itti
"Ne o hanımefendi beni gördüğüne sevinmedin anlaşılan hem daha yeni geldin"
"Ne istiyorsun benden neeee!!!"
"Kapa çeneni zırvalamayı kes ve beni iyi dinle bugün kocan ve ailesi ile tanışacaksın sorun çıkarma aksi takdirde"
"Ne aksi takdirde ne sen şerefsizin teki-"
Tokat sesi
Bu attığı ilk tokat değildi Lamia alışkındı
"Aksi takdirde halanın sevgili ailesi yok olur veya pek kıymetli anneni yaşatmam öldürüm seçim senin ya bencilce kendi hayatına bakarsın geride kalan herkes ölür ya da kaderine razı gelir herkesi yaşatırsın."
Lamia yanağında ağrıyan yeri ovalayarak babasının yüzüne dik dik baktı
"Beni satıyorsun Yavuz kılıçsoy seni Affetmiycem ". . .