33

2055 Kelimeler
Pusetlerden biri Gece’de diğeri Kemal’deydi. Ece uyanmış, babasının yakınında olmak istemişti. Kemal de asansörde kızına “Ama bak…” diyordu. Bu kara kız ablan çok güzel, bal gibi gözleri var, insanın baktıkça bakası geliyor. Gece bakışlarını kaçırıyordu, huzursuzca susuyordu. O sustukça da Kemal üsteliyordu. “Sevmedin mi? Ben çok sevmiştim halbuki Ece, sevmeyerek iyi mi yapıyorsun bilmem belli olmaz çünkü buna sen seviyorsun, acı çekiyorsun o unutuyor. Ya da rol yapıyor bilinmez tabii.” Asansörün kapısı açılınca önce Gece çıktı. Adımlarını yere vura vura önden gitti. Ece de babasının söylediklerine şaşkın şaşkın bakıyordu elbette. Kapıyı, Eylül açtı. “Ben alayım Gece Abla,” diyerek elini uzattı. Bu kızla da biraz düzeltiyorlardı sanki arayı. Öykü de onların geldiğini duyunca kalkıp kapıya vardı, Ece’yi kucaklayıp çıkardı pusetten. Küçük kız babaannesini görmüş olmaktan mutluydu. İçeride de müthiş bir kalabalık vardı. Pastanedekiler çıkıp gelmişti. Gece, Kemal’in yoldaki tembihini hatırladı ve Emre’yi kalabalıktan korumak için Eylül’e dedi ki: “Onu odalardan birine alalım mı, abin hastalanır diye endişeleniyor çünkü, zaten ben yolda mamasını verdim. Orada bakalım altına da.” “Ne kadar heveslisin abimin çocuklarına bakmaya…” diyerek mırın kırın etti Eylül. Çünkü Gece hangisini tercih etse diğerini üzecek tehlikeli bir kadındı onun gözünde. İki abisi de onun en çok sevdikleriydi hayatında ve onları koruma iç güdüsü ergen damarlarında çok güçlüydü. Yine de Gece’yi dinledi ve bebeği odaya taşıdı. Bir sürü yemek yaptırıp getirenler olmuştu mutfak ağzına kadar dolmuştu. Emre’yi Eylül’e bırakıp mutfağa geçti. Deniz’in baba tarafından akrabaları vardı. Onunla tanışmak istiyorlardı. Deniz’in karısı ile… Deniz ise salonda bir köşede oturmuş birilerini dinliyordu mütemadiyen. Gece, Deniz’in karısı ile taziyeleri kabul ederken bir yandan da mutfaktaki yemekleri bir yola koymaya çalıştı. Tüm akşam hayallerinden uzak bir karmaşa içinde geçti. Bebeklerin yanına bile gidemedi. Misafirler yavaş yavaş giderken onları kapıdan uğurlarken tüm gece boyunca balkonda oturan Kemal’i göz ucuyla izlediğini fark eden Deniz’i son misafiri gönderirken kapıda burnunun dibinde buldu. “Gelsene sen bir,” dedi kolundan tutarak Gece’nin. Gece anlamıştı bugün acısının hıncını çıkaracak onu bulmuştu. Kolunu Deniz’den kurtararak peşine takıldı. Öykü’nün gözüne takıldı o halleri ve onlar yatak odasına girerken Öykü balkona çıktı. “Ne anlattı sana Gece?” Kemal sigarasını söndürdü o esnada. “Hangi konuda anne?” “Kızı çekiştiriyor. Bir şey mi varmış aralarında?” “Sorun mu? Bana anlatacak hali yok Gece’nin. Deniz öyle davranıyor ama dikkat edersen kız sesini çıkarmıyor diye gelip gidip ona çatıyor.” Öykü dudaklarını kıvırdı, o kadar da değildi sanki ya Gece ne demeye ezdirecekti de kendini. Kemal söylediklerinin üzerine yeni bir görüş daha ekledi. “Psikolojik şiddet!” Kızları yatırmak için eski odalarına yolladı o esnada Öykü, mırın kırın etmeden odalarına girdiler. Ece hala ortalarda oynuyordu. Emre de uyanmıştı şimdi. Kemal içeri kızının yanına girerken Öykü de odadan bebeği getirmeye gitti. Deniz ise yatak odasında “Ne demeye düştün gittin peşine? Asla affetmeyeceğin öfkeden kudurduğun adamın dedesi öldü de teselliye ihtiyacı mı var?” diye hesap soruyordu. “Çocuklar için…” “Bu çocuk zafiyeti sonun olacak senin ben sana söyleyeyim ha Gece. Altay’ı gördün mü evde?” Başını salladı Gece. “Benimle ilgili bir şey dedi mi sana?” Başını iki yana salladı Gece. Bu ikisi de aynı diye düşündü ne kadar abartılı takmışlar birbirlerine. “Konuşmadı ki benimle. Ben sadece bebeklere yardım ettim Deniz. Ne sanıyorsun saçmalama lütfen!” “Sana belli olmaz hiç güven vermiyorsun bana, adamı yarı yolda dan diye bırakırsın sen.” Dan diye yarı yolda. Gece, Deniz ile atışmamak için onu orada bırakıp içeri döndü. Kemal, küçük kızını balkona çıkarmış dışarıda gezinen ne varsa onları gösteriyordu. Börtü böcek kedi köpek… Öykü de Emre’nin altını değiştiriyordu içeride. Onun yanına gidecekti ki Deniz salona döndü, yerde duran Ece’nin oyuncağına bastı o esnada ve canı acıyınca: “Sikerim oyuncağınızı atıp durmayın ortaya,” dedi. Kemal, içeriden başını uzattı. Gece, oyuncakları yerden toplarken Deniz oturdu. “Ne oluyor?” diye geldi kızı kucağında Kemal. Deniz yüzüne bile bakmıyordu. “Al lan kucağına yemez seni…” Ece’yi yaklaştırdı burnunun dibine oturdu. “Bak Ece bu huysuz senin amcan, biraz kucağına gider misin?” Gece merakla gözlerini çocuğa dikti. Çocuk hiç düşünmeden babasının tepesine tırmandı. Gece oyuncak toplarken gülüverdi. “Sen niye gülüyorsun Gece?” “Sen sardın ha bana…” Kucağına aldığı oyuncakları yemek masasının üstüne bırakıverdi. “Çocuk benden korkuyor diye hoşuna gitti gibi.” “Deniz başın sağ olsun canım, getireyim de iki kadeh iç bence sen!” Öykü içeriden seslendi: “Ne oluyorsunuz yahu, bir kere de şöyle kumrular gibi göremeyecek miyim sizi?” “Annem sana iltifat etti bak, kargalığını unutup kumru dedi sana.” “Onu bana dedi,” deyince Gece Kemal de bunun üzerine Gece’ye güldü. Deniz ikisine de şöyle bir baktı. Bunlar bir gidip gelmiş ahbap mı olmuşlardı? Bu salak Gece ne demeye gitmişti ki zaten? Sonra sinirlenince diyorlardı ki ne kadar gerginsin Deniz? “Getir Gece balkona koy içicem.” Gece itirazsız mutfağa yöneldi. Öykü kucağında küçük bebekle girdi içeri. “Hayır efendim bu akşam kimse içmeyecek. Gel buraya Gece.” “Bırakalım içsin Öykü Hanım, yoksa sabaha birimizi uykumuzda boğacak.” “Saçmalama Gece buraya gel lütfen.” Salona açılan mutfak kapısının önünden geri döndü. Deniz, sahiden öfkeli bakıyordu. Geçip onun yanına oturdu Öykü, bebeğin gazını almaya çalışıyordu. Gece de ona versin diye sürekli kadını izliyordu. Bu durumu fark edince Kemal, içi ezilerek Gece’ye bakakaldı. Deniz, abisinin karısına baktığını görüyordu. Annesine dönüp işaret etti abisini. Öykü hiç anlamamış gibi… “Ne diyorsun be Deniz,” deyince Kemal toparlandı onlara döndü. “Yatalım bence,” dedi Kemal. “Uyur mu ki bunlar şimdi?” “Ayağımda sallayacağım ben Eceyi.” “Ben sallayabilir miyim?” diye atıldı Gece. Deniz dişlerini sıktı. “Salla, bir yastık getir hadi beni görürse yatar ayağına belki.” Gece hevesle koşarken yatak odalarının olduğu kısma Deniz dişlerinin arasında tısladı: “Salak bu kız!” dedi. “Oğlum karına hakaret etmeyi bırak! Çok ayıp.” Gece her şeyden habersiz kucağında yastık ile döndü. Yere oturacaktı. Olmaz dedi Kemal, orada rahat olmaz koltuğa otur, uzat ayağını. Sonra Ece’yi güzel ablanın sallayacağını söyledi. “Bu abla zaten güzel değil mi Ece?” Ece, onunla oyun oynayan bu yabancı kadına karşı korku duygusu duymuyordu ama babasından da kopmak istemiyordu. İsteksiz yattı ayağına. Kemal de çocuk huzursuz olmasın diye yere Gece’nin ayağının dibine oturdu yüzünü kızına döndü, elini tuttu. “Uyuyunca ne oluyor bebeklere?” diye sordu. “Büyüyolar,” dedi Ece. “Şuncacık çocuk konuşuyor ya…” diye şaşırdı Deniz. “Geçen Öykü Hanım bize geldiğinde de konuşmuştu ya, fark etmedin mi o zaman?” diye dönüp Deniz’e sordu Gece. Buna şaşırdı Kemal, ne yaparsa yapsın Deniz ona surat asmıyordu. Bir şekilde idare ediyordu onu. Evlatlık işlemleri için mi? Yoksa sahiden çok kıymet verdiğinden mi? Deniz dudaklarını büktü hatırlamıyordu. “Deniz demeyi öğretelim bence biz.” “Sen bunu bize versene abi. Bakarız biz buna.” Kemal gözlerini devirerek kızına kimsenin duyamayacağı ninniyi fısıldamayı sürdürdü. “Hem analı babalı büyür çocuk ne güzel. Değil mi Gece?” “Eşya mı bu Deniz? Söyleyip durma üzüyorsun Kemal’i de.” “Ne oldu canın mı acıdı Kemal’ini üzünce?” Öykü dürtüverdi oğlunu. “Annem de kıyamaz aslan oğluna.” “Kardeş kıskançlığı için fazla büyümedin mi oğlum sen?” Ninniyi bırakıp döndü kardeşine Kemal. “Asabımı bozuyorsun. Sarhoş değilken bile sarhoş lafları ediyorsun. Kızı da sağa sola çekiştiriyorsun. Karın mı kölen mi? Ne senin derdin?” Toparlandı yerden kalktı ayağa. Boş koltuklardan birine oturdu. Ece gözleriyle takip etti babasını. Gece ellerini uzatınca da onunkileri tutup emziğini emerek kapattı gözlerini. “Doğru düzgün davran hayatındaki insanlara.” “Çok pis azar yedim abimden…” diyerek annesine döndü Deniz. “Bu adam kendini benim babam zannediyor.” “Baban kadar emeği var ondandır Deniz’cim. Abin düşmanın değil bak her şeyi kapattık bir aradayız. Deden de böyle olsun isterdi canım benim. Bırak şu öfkeyi kini. Hem Altay’ı da attık o dağ evine tek başına kurtlar köpekler yer belki.” Deniz, kocaman bir kahkaha attı. Kimse ona deden öldü neyin kahkahası bu demedi. Gece’nin Öykü’nün esprisine gülesi tutmuştu. Kemal ise hafif bir tebessümle oturuyordu. Onlar susunca Kemal daha da yumuşattı ortamı. “Zaten arkamızdan bir daha gelmeyecekmişiz gibi bakıyordu. Deniz, hepimizi ondan soğutacak diye acayip korkuyor.” “Gece sen kızlardan başla ben bunları hallederim. Sabaha hepsi düşman olsun Altay’a.” Birbirlerine bakarak güldüler bu defa. Hay Allah dedi iç sesi Kemal’in, bunların arasında zerre büyümüyor mevzular. Şu lafların yarısını etse Kemal, Gece dudaklarını büzer küser bir köşeye otururdu. Gece mi değişmişti? Acı değiştirirdi. Yaşadıkları acı vericiydi onun için. “Kızlar bana olmaz, Eylül gıcık oluyor bana.” “Yok be Gece’cim sana öyle gelmiştir,” diye yatıştırmaya çalıştı bu konuda genç kadını Öykü. “Pek yanılmam ben bu konularda Öykü Hanım ama. Önemli değil ben gücenmiyorum ona.” “Çok anlayışlıdır benim karım.” Deniz, uzandı ve Gece’nin yanağından bir makas aldı. Kemal’in bedenindeki kan dondu. Boğazında bir yumru. Gece ters ters bakarken Deniz’i bunu bilerek yaptığını anladı. Kemal’in yanağından makas aldığını kaç kez görmüştü Allah bilir geçmişte, şimdi de daha öncesindekinde de ölçmek, göze sokmak istediği şeydi bu. Deniz’in oynadığı oyunun ne denli tehlikeli olduğunu Kemal’in yumruğu ile yere yıkıldığı anda görmüştü Gece ancak Deniz’in niyetinin ne denli kötü olduğunu ise şimdi fark ediyordu. Canını yakmak istiyordu abisinin. Gece’nin hisleri ise hiç umurunda değildi. Şimdi hem Öykü hem de Kemal bilirken herkesin gözünde küçük düşürmek vardı onu, her şeyi bildiklerini söylemek. Deniz’i darmadağın etmek. Dedesi öldü dedi içinden bir ses, yapma! “Bunu bir daha yapma,” diyerek başını arkasındaki adama doğru çevirip fısıldadı Gece. Deniz’in yüzündeki ifade kocaman bir kaostan başka bir şey değildi. Birini uykuda boğma ihtimali sahiden vardı sanki. “Sen de…” dedi Deniz. Kemal’in peşine düşüp gitme demekti bu. Ece’nin uykuya derince dalmasının üzerine Kemal Ece’yi alıp aslında Gece’nin uyuduğu yatağa kendi odasına gideceğini söyleyerek yatırdı. Öykü de Emre ile Deniz’in eski odasında yatacaktı. Öykü de Kemal de bile bile onu Deniz’in yatağına mı bırakıyorlardı? Deniz bildiklerini anlamasın diye. Deniz’den korkuyorlardı. Çıkarabileceği her türlü sorun gözlerine büyük geliyordu. Kemal odasından çıktı, “Bebeklerle uyumak güzel olur demiştin ya Gece sen Ece ile yat ben salonda yatarım,” dedi. Gece şükran duygusu ile kalktı. “Sana yastık, çarşaf falan vereyim.” Gece giderken Deniz de ayaklandı. “Gel,” dedi. “Beraber yatalım.” Kemal kaşlarını kaldırdı. “Çocukken az yatmazdık aynı yatakta.” “Çocuktuk abi. Aynı kadını sevmiyorduk.” Sevmiyorduk. Deniz, Gece’yi sevdiğini düşünsün abisi isteyerek etti bu lafı. Neyse abisinin Gece’ye karşı bu kadar yumuşama sebebi onu bozmak istedi. Kemal’in yüzünde ise bocalamadan başka bir şey göremedi. Halinden memnun yatak odasına yöneldi Deniz. Gece kucağında yatak eşyaları ile geri geldi. Çarşafı sererken “Sana Deniz’den de bir şeyler vereyim,” dedi. O esnada çarşafın bir ucundan da Kemal tuttu biraz kısık sesle konuşmaya başladı. “Sen bir şey mi söyledin bizimkine?” “Yoo.” “Niye öyle dedi o zaman?” “Ne dedi?” “Aynı kadını seviyoruz, dedi.” Gece yaptığı işi bıraktı ve öksürmeye başladı. Boğulur gibiydi ve kendini balkona attı. Derin derin nefes alırken Kemal de çıktı o balkona. “Sana hissettirmedi mi hiç?” Başını iki yana salladı Gece. “Mümkün mü peki?” “İnsan sevdiğine böyle davranmaz ki? Bilerek yapıyor. Sana inada.” “Hiç mi hissetmedin böyle bir şey?” Gece, düşünedurdu. Deniz onunla hayatında bazı şeyleri değiştirmişti. Aralarında özellikle de ilk zaman çok sıkı bir dostluk vardı. Özellikle yine bu ilk zamanlar ona karşı müthiş anlayışlı ve yumuşak başlıydı. Tamam hepsi tamam ama bu sevgi hangi sevgiydi… “Boş ver Kemal,” dedi Gece. “Bilmediğin için seni acıtmak istemiştir.” “Böyle bir şey olabilir Gece. O zaman da kalkıştığın şeyin ne olduğunu çok iyi anlarsın. Son pişmanlık zaten fayda etmez.” “Bana akıl verme.” “Akıl verilecek halin mi kalmış senin?” Kemal öfkeyle içeri döndüğünde Gece bir süre daha balkonda kaldı. Sonra yatak odasına girip Deniz yatarken dolaptan pijama benzeri bir şeyler aramaya başladı. Deniz arkasından seslendi: “Dedem öldü Gece.” Gece irkildi, kucağında pijamalarla ona döndü. “Ve ben dedemin en çok sevdiği kişi Kemal miydi ben miydi diye düşünüyorum.” Gece, sağlam bir merhamet duygusu ile koşup sarıldı Deniz’e. Seni ondan daha çok sevmek isterdim demek geçti içinden, alacaksa bu eksikliğini, huzura ereceksen isterdim. Yalnız bunu bile söyleyemedi. Sırtını sıvazladı sadece Kemal’e söylediği sözün ne demek olduğunu da anlamıştı böylece. Deniz, abisine birini ben kazandım diyordu. Öyle sansın istiyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE