Aradan geçen yarım saatin ardından artık kalkmam gerektiğinin farkına varmıştım, buradaki çalışan insanların hakkına giriyordum resmen. Orada öylece oturmuş bir halde iken kimsenin bana bir şey dememesine hafifçe şaşırsam da ağlamamak için verdiğim savaşı kazanmıştım oturarak. Elime bir bez alarak mutfağın çıkışındaki koridora baktım. Yalçın Bey ortada görünmüyordu hızlıca müşterilerin bulunduğu salona doğru yürümeye başladım, sadece birkaç masa dolu idi ve kafenin kapanmasına yarım saate kalmıştı. Diğer garsonlar gibi boş olan masaları temizlemeye başladım. Yaklaşık on dakika sonra bakışlarıma Yalçın Bey girince yine tedirgin olmaya başlamıştım. “Birkaç saat önce çok solgun görünüyordun Mihrimah iyi misin?” sorduğu soruyu gerçekten iyi niyet ile sorduğunu düşünmek istiyordum, sonuçta pa

