Mutluluk, beklentilerimiz yönünde seyir eden ve kesintisiz devam eden bir süreç değildi. Mutluluk, plansız ve kısacık bir duyguydu. Cezayir'in lügatında mutluluk bundan ibaretti. Ne sahipleneceği kadar onundu ne de bir ömür taşıyabileceği kadar uzundu. Diken üzerinde yaşamını idame ettiren Cezayir için mutluluk seyrek, geçici ve gölgede kalmış bir duygu yüküydü. Ne zaman gönlü şen olsa acı bir şekilde hayata döndürülüyordu. Taşlaşmış kalbinin dört bir yanında filizlenen küçük çiçekler bile yetmiyordu bu gerçeğin karşısında dik durmaya. Yüreğinin kıyısında filizlenen incecik ve narin çiçekler yaşadığı hayatın karanlık yüzünden mütevellit hoyrat bir rüzgarla savrulup gidiyordu. Yüreğine kök salan o narin çiçekler solarsa, kalbi hazin bir sona ile kurur giderdi. Cezayir, göğüs kafesini sa

