"Ne yapmak istiyorsun ne yapmak istiyorsun!?" Cezayir, dudaklarımdan dökülen cümlelerin doğruluğundan emin olmak ister gibi kaşlarını çatmış bütün dikkatini bana vererek söylediğim sözleri bir daha tekrar etmemi istediğini büyük bir öfkeyle belirtmişti. Sessizdi fakat kelimelerin üzerinde ki hakimiyeti olabildiğince sertti. Gözleri gittikçe karanlık bir delhize dönmüş, sıkılı dişleri ile çenesi gerilmiş bakışlarını benden ayırmadan bir cevap bekliyordu. Sabırsızdı. Bunu saniye geçmeden titreyen dizinden anlayabiliyordum. Cezayir büyük bir yüreklilik gösterip isteğimi bir defa daha dile getirmemi istiyordu ama gel gör ki aynı cümleyi tekrar edecek cesaret ben de bulunmuyordu. Bu farkındalık ve pasiflik bir oyuk açtı içime. Haklı dahi olsa hiçbir şeyin karşısında dim dik bir şekilde duramı

