Öğle yemeğine çıkmıştı Mican.Bugün çok yorulmuştuve neredeyse hiç oturamamıştı. Şikâyet etmemeliydi ama bacaklarında derman kalmadığını hissetti.Cebinden gelen çağrı sesiyle ayağa fırladı ve hangi bölüm olduğuna baktı.Giray'ın kaldığı odaydı.Koşmaya başladığında olabilecek en kötü ihtimalleri kafasında kuruyordu.Belki nazogastrik tüpten etkilenmişti,ya da iç kanama,aşırı kan kaybı ve buna bağlı olarak dikişlerin ayrılması,ödem,solunum güçlüğü diye düşünürken hızlıca odaya girdi.İki hemşire Giray'ı sakinleştirmeye çalışıyordu.Hemen yanlarına geldi.
"Durum ne, ne oluyor?" diye telaş içinde sordu. Çırpınan genç adam ile gözlerini korku bürüdü.
"Nefes alamıyor ama psikolojik olarak oksijen saturasyonunda herhangi bir düşme görülmedi." Diyerek durumu anlattı hemşire. Bu sırada Giray zorlukla konuşmaya başladı. Adam nefes alamazken bile konuşabiliyor diye düşündü Mican.
"Ne...Ne...Fes...Alamı...Yorum..." diyerek kendini zorladı. Dudakları nefese aç bir şekilde çırpınırken onu sakinleştirmeye çalışacaktı ama hiç de kolay olacak gibi gözükmüyordu.
"Tamam, sakin ol.Sakin ol."diyerek korkusunu azaltmaya çalıştı,ama hiçbir işe yaramıyordu.Giray'ın kollarından tutup gözlerinin içine baktı.kollarının altında sarsılan bedeni o kollardan kurtulmak için çabalıyor ama hiçbir işe yaramıyordu. Vücudu fazlasıyla güçsüz düşmüştü şu anda genç kıza mağlup durumdaydı.
"Sakin ol.Tamam mı?Hemşire hanım oksijen maskesini verin." Diyerek elini uzattığında oksijen maskesini bir çırpıda Giray'ın yüzüne tutu ve ipleri başında sabitledi.Ama Giray sakinleşmek yerine daha çok panik yapıyordu.Giray'ın kollarından tuttu ve son çareyi denemeye başladı. Deli gibi çırpınması ona hiçbir yarar sağlamayacak olmasına rağmen genç adam adeta çıldırmıştı.
"Giray.Giray bana bak.Giray."ama korku esir almıştı genç üsteğmeni.Şu ana kadar hiçbir şeyden korkmayan Giray korkudan gözlerini dahi açamıyordu. Nefes almak için çırpınıyor ama ciğerleri buna izin vermiyordu.
"Giray." Diye bağırdı ama işe yaramadı. Genç adamın dikkatini çekmedi.
"Üsteğmen Giray Atahanlı!"diye bağırdı gözlerinin içine bakarak. İşte bu sefer dikkatini çekmişti. Mavi gözler yeşillere kilitlendiğinde zafer benim edası ile gülümsedi genç doktor. Rütbesiyle hitap etmişti ve bakışlarını Mican'a çevirdi.
"Şimdi birlikte nefes alacağız tamam mı?" diye sakince sordu. Az önce bağıran sesinden eser yoktu. "Nefes al."diyerek seslice nefes aldı Mican,ardından Giray'da aynısını yaptı. Sanki karşısında küçük bir çocuk varmış gibi ona nefes alması gerektiğini gösteriyordu.
"Nefes ver."diyerek seslice dışarı üfledi aldığı nefesi.
"Nefes al." Diyerek içine hava çekti. "Nefes ver." Diyerek dikkatle aldığı nefesi üfledi.
"Nefes al."
"Nefes ver." Diye tekrar ederken sakinleşmiş olması ile gülümsedi. "Evet, işte böyle."
"Tamam, nefes almaya başladın.Sakin ol tamam mı?"Giray yavaşça başını salladı ve maskeyi çıkartmaya yeltendi.Ama Mican ellerini tutup durdurdu."Hayır, bunu çıkartmayacaksın.Beş on dakika kadar kalsın daha sonra hemşireler gelip çıkartır.Sakın dokunma." Diye eline dokunup yanına bırakmasını sağladı.
Mican eline Giray'ın dosyasını aldı ve durumu kaydetti.Giray'a bir damar yolu daha açtı ardından odadan çıkıyordu ki Giray'ın sesi onu durdurdu.
"Mican."Dönüp Giray'a baktığında maskesini çıkartmış olduğunu gördü.Yanına gitti ve maskesini taktı. Ne kadar da inat bir adam diye düşündü.
"Az önce ne dedim ben Üsteğmen o maske takılı kalacak." Diyerek büyük bir ciddiyetle konuştu. "Ama"diye çırpındı Giray."Maske takılıykende söyleyebilirsin." Diye kaşlarını çattı.
"O maskeyi takınca kendimi bakıma muhtaç aciz bir hasta gibi hissediyorum." Dediğinde içinden o zaman öyle bir hasta olma dedi. Öyle bir hasta olmayı desene bile başaramazdı Mican'a göre.
"Tamam, ne söyleyeceksen dinliyorum,ama konuşman bitince geri takacaksın."Kısa bir sessizlikten sonra konuşmaya başladı Giray.
"Bana yardım ettin,teşekkür ederim.Ben bu zamana kadar hiçbir şeyden korkmazdım biliyor musun?Ama nefes alamamaktan korktum.Nefes almama yardım ettiğin için tekrar teşekkür ederim." Derken gözlerinin içindeki küçük çocuk konuşmuştu. Ruhundaki genç adam kıza el sallamıştı.
"Teşekkür etmenize gerek yok,bu benim görevim."diyerek maskeyi geri taktı Mican.
"Tekrar geçmiş oldun Giray Bey."Giray hızlıca maskeyi çıkarıp konuşmaya başladı.
"Giray Bey mi?" diye kaşlarını kaldırarak sordu.
"Evet, neden ne oldu ki?"
"Az öncebana Giray,Giray bana bak Giray hatta Üsteğmen Giray Atahanlı diyen kimdi de şimdi Giray bey olduk?" diye şüphe ile sordu. Evet dün uzun bir gündü fakat bugün daha uzun olacak diye düşündü. Uyurken daha bir sakindi bu adam. Hep uyumalıydı Mican'a göre.
"Öncelikle şu maskeyi çıkartmaktan vazgeçmelisiniz.O sizin dikkatinizi üzerime çekmek içindi,ayrıca sizinle nasıl konuşmamı beklerdiniz?Siz bir hastasınız ve bende bir doktorum.Hastalarıma hiç bir zaman senli benli hitap edemem.Yapım gereği böyleyim.Söyleyeceğiniz yada istediğiniz bir şey yoksa..." diyerek kendi yapısından hızlıca bahsetti. Hiç kimseye karşı senli benli konuşamazdı. Hele de hastası ise bu hayatta mümkün olamazdı fakat Giray kıza zincirlerini kırmaya geldim dercesine bakıyordu.
"Hayır var."
"Dinliyorum." Diye hafiften gülümsedi.
"Bana istediğiniz şekilde hitap edebilirsiniz.Bir doktor olduğunuz için bu kadar resmiyete gerek duymuyorum.Ayrıca subay olan benim sizcede benim daha resmi bir şekilde konuşmam gerekmez mi?" diye gayet mantıklı konuşmuş olsa da Mican ben senden daha zekiyim havalarına bürünüp konuşmaya başladı.
"Pekâlâ, size bir ayrıcalık olsun üsteğmen.Sorduğunuz soruya gelirsek bencede sizin daha disiplinli olmanız gerekir ama siz laubali olmayı seçmişsiniz görüyorum ki"diyerek odadan çıktı Mican.Giray ona Üsteğmen diye hitap etti sevinmeli miydi?Yoksa laubali dediği için üzülmeli miydi? Ama suratını aptal bir sırıtış esir almıştı.Bu bir hafta onun için çok eğlenceli geçecek gibi gözüküyordu. En azından Savaş'ın çenesini çekmeyecek olduğu için mutluydu.
Mican odadan çıkınca kendisine sinirlendi.Ne diye öyle sormuştu ki?Aslında tüm suç Giray'ındı.Kendisine ne diye hitap etmeliydi ki?"Giraycığım geçmiş olsun mu?"diyerek kendine söylendi.Yanına Murat gelince içinde olan siniri kusmaya hazırlandı Mican.
"Murat hocam,hani sizde benimle birlikte ameliyata girecektiniz?" diyerek eski meseleyi masaya yatırdı.
Murat içten içe korktu.Mican ya doktorların yada hastaların yanında hocam derdi.En son yan yanayken 'hocam' dediğinde tıbbi terimler sözlüğünü kafasına yemişti.Daha hafif yapmalıydılar diye düşünmüştü o zaman,zaten tuğla gibiydi.O kırmızı defterden nefret ediyordu. Mican'ın eli ağır olsada ona vurmasını yeğlerdi.O kadar ameliyata giriyordu ki kafası ona lazımdı.
"Ououv. Mican acilen çağrı geldi gitmem lazım." Diyerek gözlerini korku ile açıp yavaştan kaçmaya başlarken neden bu kızın bu kadar sinirli olduğunu düşünüyordu. "Ben çağrı sesini neden duymadım Murat hocam?"
"AaaaMican az önce çağrı geldi ya sen bir kulak burun boğaza git, kulakların gitmiş."diyerek hızlı adımlarla Mican'ın yanından uzaklaştı.
Mican yiyemediği öğle yemeğini hatırlayınca yüzünü buruşturdu.Kaferteryadan sert bir kahve alıp terasa çıktı.İstanbul'da olsaydı sıcak olurdu belki yada en azından lodos eserdi.Ama burada dondurucu soğuk vardı ve bu soğuk vücuduna iyi gelmişti.Kahvesini yudumlarken boğazından geçen sıcaklığı hissetti.Bu sırada omzuna dokunan elle irkildi kafasını çevirince gelenin Sümeyra olduğunu gördü.O da onun gibi asistandı.Mican kadar olmasada hırslı ve başarılı bir doktordu. En azından SümeyraMican'a göre daha sosyal bir doktordu. Eve gidince kafasını deftere gömmüyordu.
"Nasılsın Mican.Tebrik ederim bu arada başarılı bir cerrah olduğunu gösterdin." Diyerek gülümsedi. Utangaç bir şekilde karşılık verdi Mican. "İyiyim.Ama daha henüz başarılı bir cerrah olmama var.Sen nasılsın?" diyerek sorusunu yanıtladı.
"Bende iyiyim sağ ol.Bu hafta sonu uygun musun?" diyerek sordu. Sosyal biri olduğu buradan belliydi. Mican kendini kitaplara gömmüş deli gibi uzmanlaşmaya çalışıyordu. Arada başlarım uzmanlığına, TUS'una da diyerek kitabı fırlatsa da tıpış tıpış geri dönüp defteri alıp çalışmaya devam ediyordu.
"Neden ki ne oldu?" diye sordu. İçinden bir ses dışarı çıkma diye bağırırken diğer yanı sen anca kafanı kitaba gömersin diyordu. "Biraz dolaşırız diye düşündüm.Burada da hiç arkadaşım yok,senden başka." Diye hüzünlü bakışlar attı.
"Tamam olur..." derken cebinden gelen çağrı cihazı konuşmasını yarım bıraktırdı.Çağrının Giray'ın odasından geldiğini görünce kahvesini Sümeyra'nın eline verdi. "Sadece bir yudum aldım.Çıkışta haberleşiriz." Diyerek koşmaya başladığında Sümeyra peşinden bağırdı. "Tamam."
Koşarak Giray'ın odasına girdi."Ne oluyor?" diye sorduğunda gayet normal görünüyordu. "Bir şey olmuyor." Diye sakinlikle yanıtladı.
"Nasıl bir şey olmuyor?" diye sinirle sordu. Madem bir şey olmuyordu beni neden çağırmıştı? İki dakika olsun dinlenmesine izin verse olmaz mıydı? "Bildiğin gibi bir şey olmuyor."
"Niye çağırdın o zaman beni?Burası bir hastane kafana göre insanları çağıramazsın." Diye sinirle soludu.
"Kafama göre çağırmıyorum.Sana ihtiyacım var." Diyerek gözlerinin içine baktı genç doktorun. "Benden isteğiniz nedir Üsteğmen Giray Atahanlı?"diye sordu sinirle Mican. Hayda yine geldi mi eski ciddi doktor diye düşündü.
"Tuvalete gitmem gerek." Dediğinde dişlerini birbirine bastırdı. "Hemşireyide çağırabilirdiniz Üsteğmen."
"Canım seni çağırmak istedi belki." Diye gözlerine alay edercesine baktı. "Siz gerçekten askeri okul okuduğunuza emin misiniz?" zira babasının da okumuş olduğu okuldu. Hemen her insanla ciddiyetle konuşurdu ama bu adam ciddiyetten yoksun bir subaydı. Nasıl olurdu aklı almıyordu.
"Adımın Giray olduğu kadar." Diyerek gülümsedi. Bu subay şimdi elimde kalacak diye düşündü Mican.
Mican sinirlenmemeye çalıştı.Eline aldığı serumu tutarak Giray'ın kalkmasını bekledi.Giray kalkmayınca;
"Ne?" diye sordu. Bu adamla yan yana olmak onu bir hayli saygısız yapmıştı. "Yardım etmeyecek misin?" diye sordu.
"Offff"diyerek Giray'ı doğrulttu ardından ayağa kalkan Giray'ınkolundan tutarak lavaboya ilerletti.Serumu lavabodaki askıya astı ve kapıyı kapatarak çıktı.Kapıda beklerken cebinden gelen çağrı cihazıyla odadan koşarak çıktı.Ne çok çalıyordu şu sıralar çağrı cihazları. Acilden çağrı gelmişti.Koşarak acile gitti.Acile girdiğinde ne olduğu anlayamadan belinden tutularak kafasına doğrulan silahın sıcak namlusuyla irkildi. Bu demek oluyor ki daha önce birisini öldürmüştü silahı tutan kişi. Korku ile bedeni titredi. Arkasında olan düşman mıydı? Terörist olabilir miydi? Aklına gelenler ile gözlerini yumdu.
Birisi belinden tutuyordu ve suratı gözükmüyordu.
"Hey,sakin ol.Bırak beni." Diyerek sakince konuşmaya başladı. Her ne kadar korksa da bunu belli edemezdi.
"Buradan çıkış ihtimalim sensin hiçbir yere bırakmıyorum."Bu sırada elinde serumuyla acile Giray girdi.Mican ve Giray bakışırken bir an bakıştılar.Mican ağzını oynatarak 'uzaklaş' dedi.
Giray dik başlılıkla yerinden dahi kıpırdamadı.Herkes acilde pür dikkat onları izlerken Giray onlara biraz daha yaklaştı.
"Yaklaşma.Yaklaşma yoksa öldürürüm."Bu sırada Giray konuşmaya başladı.
"Tamam,yaklaşmıyorum,tamam ama anlaşabiliriz,doktor hanımı bırak." Diyerek ikna etmeye çalıştı.
"Yok ya,istersen senle değiştirelim madem önümüze seçenek sundun." Bu sırada Mican konuşmaya başladı korkarak.
"Hayır, o hasta ben buradayım işte elinin altındayım."Giray Mican'ın söylediği sözlere şaşırdı. Neden onun yerine kendini feda ettiğini merak etti. Adam konuşmaya başladı.Mican hastasını veremezdi. Öyle bir aptallık yapamazdı. Onu ölümden kurtarmışken ölümün kollarına atamazdı.
"Tamam, şimdi hastanenin kapısına kadar bana eşlik edeceksin. Daha sonra işinin başına dönebilirsin anlaşıldı mı?" diyerek soru soran ima ile yapacaksın diyordu.
"Tamam,tamam kapıya kadar gideriz.İnsanlara zarar verme ama." Diyerek hala daha çevresindekileri düşünüyordu. Bir gün onu ölüme sürükleyecekti insanları koruma dürtüsü. "Sen ters bir şey yapmadığın sürece insanlara zarar gelmez." Diyerek konuştu başının üstündeki ses.
"Bir şey yaptığım yok." Diyerek konuştu.
"O halde gidiyoruz.Herkes uzak dursun yoksa bu doktor burada ölür.Uzak durun."diyerek hızlıca hastanenin kapısına gittiler.Güvenlik görevlileri elindeki silahları adama doğrultarak Mican'ı kurtarmayı amaçlamışlardı ama boşa çıktı. Terörist olduğunu az çok tahmin etmişti. Neden hastaneyi basmıştı ki? Yardıma ihtiyacı olan hastalar varken neden burasıydı diye düşündü.
"Uzak durun yoksa doktor ölür."Güvenlik görevlileri el mahkum olarak kapıdan çekildiler.Hastanenin bahçesine çıktıklarında esen soğuk hava Mican'ı yaprak gibi titretti.Belkide korkudandı bilmiyordu.Hastanenin çıkış kapısına geldiklerinde adam konuşmaya başladı.
"Kurtuldun doktor."dedi ve şarjör kısmını Mican'ın ensesine vurarak bayılması sağladı ve ardından arkasına bakmadan kaçtı.Mican yere düşerken Giray onu yakaladı.Giray nereden çıkmıştı bilmiyordu ama Mican'ın karanlığa gömülmeden gördüğü son şeydi. Giray'ın mavi rengine çalan yeşil gözleri...