Mesajlar

1029 Kelimeler
İstanbul'a lapa lapa kar yağıyordu. Her ne kadar yağan kar tutmasa da güzel bir görüntü vardı İstanbul'da. Yağan kar belki de uğur getirmişti ona. Şu anda dışarıda yağan kar ona eşsiz bir görüntü verse de yalnızdı sonuç olarak. Giray ona aşkını itiraf etmiş ve işi gereği geri dönmüştü. Hastane kafeteryasında elindeki sıcak kahveyle dışarıyı izliyordu Mican. İstemsizce gülümsedi. Şu yeni yılda ne kadar gelişme vardı onun için. Giray gider gitmez mesaj yollamaya başlamıştı. Oradayken mesajlarıyla meşgul edeceğe benziyordu. Karşısındaki eşsiz manzarayı örten sıcak iki elle düşüncelerinden kurtuldu. Elinde hala kahve olduğundan ellere dokunamadı. "Tamam, seni tahmin edeceğim. İyi alıştım bu oyuna." Diyerek gülümsedi. "Kıvanç?" diye sordu. "Cık." Sesi geldi. "Burak?" diye sordu. "Cık." "E kimsin o zaman?" diyerek merakla sordu. Gözlerini açtığında karşına mor şapkasıyla Sümeyra vardı. Elinden kahveyi alıp içmeye başladı. "Ne çabuk unutulduk Mican Hanım?" unutulmak mı onlar ayrılmaz kardeş gibiydiler. "Sümeyra? Bu sen misin?" sorduğu saçma soruyu fark etti ama şu anda gözlerine inanamıyordu. Zorlukla gülümsedi Sümeyra. Yok, efendim burada mıymış hayır ruhu burada bedeni dünyayı turluyor. "Tabi ki de benim. Valla bak İstanbul seni değiştirmiş ne olmuş kızım sana?" Elini boş ver dercesine salladı. İstanbul'dan ziyade onu değiştiren belliydi. Aklına gelen şeyle gülümsedi Mican. "Senin ne işin var burada?" Suratını astı Sümeyra. Küsmüş gibi. Nasıl sorardı ona bu soruyu sanki git neden geldin dermiş gibi. "Gideyim istersen." diye elleriyle gösterdi kapıyı. "Of aptal mısın sen? Git diyen mi oldu sana. Neden geldiğini merak ettim." Oturduğu koltuğa yayılıp bacağını sanki bir erkek gibi diğer bacağının üstüne attı. Deli bu kız. "Sen olmadan olmuyor be Mican. Hastanede esip gürledim sen gidince. Başhekim bile gönder bu deli kızı dedi o derece yani. Götür beni gittiğin yere Mican." Küçük Emrah moduna girmişti Sümeyra. Ne olmuştu ki ona en fazla kaç gün yanında değildi? "Yaptığın espriyi fark ettim ama şimdilik bir şey demiyorum. Yani burada mı çalışacaksın?" diye sordu hevesle. "Tabi kızım anca beraber kanca beraber." Ellerini sallayıp kafasını başka yöne çevirdi. "Seni İstanbul'un havası bozmuş. Bu ne tavırlar. Karşımda sen olduğunu bilmesem erkek var diyeceğim." "Bıraktığım etki büyük ne yaparsın." "Yesinler senin havanı." Yüzüne pis bir sırıtma yayıp konuşmaya başladı Sümeyra. "Valla benim havamı bırak da seninkinin yüzünde güller açıyordu. Askerler bile mutluydu o derece." Diyerek gülümsedi Sümeyra bir şeyler biliyorum dercesine. Kaşlarını kaldırıp Sümeyra'nın konuşmaya devam etmesini bekledi. "Of. Saf ayağına yatmasana Mican. Diyorum ki o kadar mutluydu ki askerler bile zil çalıp oynayacaktı neredeyse. Sen şimdi diyeceksin bunları nereden biliyorsun diye kısaca özet geçeyim. Kışlaya gittim babanla falan konuştum. Hastane nerede diyerekten. O sırada gördüm. Ama varya bir kanadı eksikti o da olsa kanatlanıp uçacak." Sümeyra'nın bu sözüne daha fazla kayıtsız kalamayıp kahkahayı bastı. Mutluydu demek. O da mutluydu onun gibi. Sümeyra onun bu hareketiyle masaya yaklaşıp konuşmaya başladı. "Neler olduğunu bana anlatacak mısın? İçimdeki meraklı kız bir şeyler tahmin ediyor ama..." Daha fazla gülümsedi. Sümeyra yanında, yeni işi, yeni iliş... Neyse iç sesini susturma zamanıydı. "Sonra anlatırım. Filintaya ne oldu?" Ellerini boş ver dercesine salladı. "Aman. Onu bunu boş ver hastane nasıl?" Elini çenesine koyup düşünüyor gibi yaptı. Biraz merak etsin bakalım. "Söyleyecek misin?" "Karşı komşum bu hastanede doktor. Hastane süper. Onun haricinde bir şey yok." Sümeyra gözlerini fal taşı gibi açıp inanmıyormuşçasına baka kaldı. "Şaka?" Kafasını hızla sağa sola salladı. "Pes. Cidden. Bir dakika ya eline ne oldu?" O da uzun mesele. Bende kalırsan anlatırım. Ama temelli olarak." Oturduğu koltuğa yaslanıp kafasını hızla sağa sola sallamaya başladı. Görende gel birlikte adam öldürelim dedi sanacak. İkisinde de keçi inadının beden bulmuş hali bulunuyordu. "Olmaz." Onun taktiğini bu sefer o kullanacaktı. Koltuğa yaslanıp ellerini bağladı. "O zaman ağzımdan tek kelime laf alamazsın." Birkaç dakika böyle sessiz kaldılar. Eğer karşısında oturan Sümeyraysa kesinlikle kabul edecek. Meraktan çatlayacaktı aslında Sümeyra doktor değil de gazeteci falan olmalıydı ya da bilim insanı. "Offf. Tamam ya. Kabul. Bu akşam anlatmazsan kafanı kırarım ona göre." Diye çemkirdi. Ayağa kalkıp ilerlemeye başladı. İşte ben diye düşündü benim elimden kim kaçtı ki Sümeyra kurtulsun? "Mesai bitti zaten üstümü değiştirip çıkarız. Sen de birkaç kişiyle tanış." Soyunma odasına gittiler. Önce üstünü değiştirdi. Sümeyra bu sırada etrafa bakınıyordu. Odaya giren birkaç kişi Sümeyrayla bakışınca olaya el koydu. Burak ve gelen kişilere Sümeyrayı tanıttı. "Beyler bu arkadaşım Sümeyra. Çalıştığım diğer hastaneden transfer oldu. Artık burada çalışacak." Tanışma faslını sevmeyen Sümeyraya ölüm gibi gelse de sabretti. Eve taksiyle geçtiler. Ona tüm yaşadığı şeyi yani İstanbul macerasını anlattı. Bazı yerleri kısa kısa anlatarak. Onlar kesinlikle kendisinde kalmalıydı. Hele Arslan'la Giray'ın konuşmalarında resmen yerlere yattı. Tamam, komik olabilir ama bu kadar belli etmeliydi. Akşam yemeği yiyecekleri sırada telefonuna mesaj gelince çantasından çıkarıp baktı. Kimden: Giray *Buralar sensiz çekilmiyor. En yakın zamanda yanında olmaya çalışacağım daha ilk günden böyle olursa. Savaş beynimi yedi resmen. Yanlış bildiğim yolla; herkesle yürüyeceğime, doğru olduğunu bildiğim yolla senle yürürüm. İki hanım efendiye de iyi geceler...* Adam kabadayılıktan romantikliğe geçmişti resmen. Daha önceki sevgililerine de böyle miydi yoksa diye kuruntu yaptı kendince. İçini bir kıskançlık krizi kaplasa da gelince sorarım diyerekten aklına not etti. Kime: Giray *Aynı durum bendede var buradaki de Sümeyra. Ben onu size postalayım sen de buraya gel iki deli kafayı yesin dursunlar.* "Mican hadi gelsene. Bak yemeğe başlıyorum." İçeri avazı çıktığı kadar bağırdı. "Sen başla ben geliyorum." "Tamam. Bak gelmezsen seninkini de yerim." "Benimkini de ye hatta boşan da semerini ye Sümeyra. O da olmazsa gel beni ye." İçeriden ses gelmeyince anladı ki Sümeyra tabağına gömüldü. Elindeki telefon titreyince gelen mesajı okumaya başladı. Kimden: Giray *Savaş bir kız anlattı bana ama bu Sümeyra mı bilemedim. Neyse Savaş'ın saçmalıklarına geri dönmem lazım konuşuruz.* Kime: Giray *Tamam. İyi geceler.* Elindeki telefonu yatağa fırlatıp mutfağa gitti. Yoksa bu gece aç kalabilirdi. Kızın metabolizması hızlı çalışıyor galiba her ne kadar yemek yerse yesin kilo almıyordu diye düşünüp sinirleri bozuldu. Tabağını alıp salona geçti. Arkasından gelen Sümeyrayla koltuğa yerleştiler. Yemek yemeleri bir saati bulunca Giray'la konuşmaya başladı. "Buralar çok soğuk Mican ya. Aptal Savaş soğuk soğuk espri yapıyor zaten." "Bak atkı falan al. Şapka da tak. Eldivenleri mutlaka giyiyor olman lazım." Kahkahalarla gülmüştü Giray. "Tamam anne." "Hasta olursan görürüm ben seni ama. O zaman ayaklarıma kapanma. Sözünü dinlemedim diye." "Ne yani bakmaz mısın bana hasta olsam?" "Hasta olursan bakarım ama sen hasta olup beni uğraştırma. Hastanede yeterince görüyorum böyle vakalar." "Kolay beni kesmiyor diyorsun yani." "Öyle." Diyerek gülümsedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE